Emsal KararlarForex HukukuForex Mahkeme Kararları

Teminatı Aşan Forex Zararı – Yargıtay 11. HD 2025/3733

Bir gece içinde kaldıraçlı hesap kârdan milyonlarca dolarlık eksi bakiyeye dönerse, aracı kurum bu açığı müşterinin başka bir bankadaki mevduatından karşılayabilir mi? Müşteri hesabındaki teminatı kaybettikten sonra, teminatı aşan zarar için de borçlu sayılır mı? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 15.01.2015 tarihinde kapanan kaldıraçlı pozisyonlar sonrasında yatırımcının banka hesabındaki mevduat ve tahvillerinin aracı kuruma aktarıldığı bir dosyada, aktarılan değerlerin iadesine hükmeden ve aracı kurumun teminatı aşan zarar talebini reddeden kararı onamıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 27.05.2025 tarihli ve E.2024/3925, K.2025/3733 sayılı kararıyla, yatırımcının açtığı itirazın iptali davasını kabul eden ve aracı kurumun karşı davasını reddeden İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularını esastan reddeden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi kararını onamıştır.

Kısa özet: Davacının bir aracı kurumda kaldıraçlı işlem hesabı vardır. 15.01.2015 tarihinde pozisyonları kapatılmış, aynı gün hesabında 132.261,03 ABD Doları varlık bulunduğu bildirilmiş; gece yarısından sonra gönderilen e-postada ise hesapta 7.649.895,33 ABD Doları eksi bakiye olduğu bildirilmiştir. Davacının bir bankadaki mevduat ve tahvilleri, talimatı olmadan aracı kuruma aktarılmıştır. Davacı, 2.594.200,00 TL asıl alacak için başlattığı takibe itiraz edilince itirazın iptali davası açmış, aracı kurum da teminatı aşan zarar için karşı dava açmıştır. İlk derece mahkemesi asıl davayı kabul, karşı davayı ret etmiş; istinaf ve temyiz aşamalarında bu karar korunmuştur.

🌙 İki e-posta arasındaki gece

Dava dilekçesinde aktarılan olaylar şöyledir: Davacının davalılardan bir yatırım şirketinde, yani aracı kurumda hesabı bulunmaktadır. 15.01.2015 günü saat 10.30 sularında davacıya gönderilen e-postada kaldıraçlı işlem pozisyonunun kapatıldığı ve hesapta 132.261,03 ABD Doları varlık bulunduğu bildirilmiştir. Ertesi gün, 16.01.2015 saat 00.00.33’te gönderilen ikinci e-postada ise hesapta 7.649.895,33 ABD Doları eksi bakiye bulunduğu bildirilmiştir.

Davacı, diğer davalı bankadaki hesabından para çekilmesi ya da başka bir hesaba havale yapılması yönünde bir talimatı olmadığı hâlde, bu bankadaki mevduat ve tahvillerinin aracı kuruma aktarıldığını öğrenmiştir. Bunun üzerine:

  • 22.01.2015 tarihinde her iki davalıya ihtarname göndererek işlemleri kabul etmediğini bildirmiştir.
  • 06.02.2015 tarihinde davalılar hakkında Sermaye Piyasası Kuruluna başvurmuştur.
  • Varlıkları iade edilmeyince davalılar aleyhine ilamsız icra takibi başlatmış, davalılar takibe itiraz etmiştir.

Davacı, Sermaye Piyasası Kurulunun III-37.1 sayılı Tebliği’ndeki, kaldıraçlı işlemlerde yatırılan teminatı aşan kayba uğratacak şekilde işlem yaptırılamayacağı ve piyasa koşulları nedeniyle teminatı aşan zararın yatırımcıdan talep edilemeyeceği yönündeki düzenlemeye dayanarak itirazın iptalini istemiştir. Dava 04.03.2015 tarihinde açılmıştır.

🛡️ Banka ve aracı kurumun savunmaları

Davalı banka, hesapta yapılan tüm işlemlerin taraflar arasındaki sözleşmeler ve davacının talimatları çerçevesinde yapıldığını, bankacılık mevzuatından doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı aracı kurum ise önce, işlemler diğer davalı bankadaki hesaplarda yapıldığından kendisine husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürmüştür. Esas yönünden, işlemlerin sözleşmelere ve mevzuata uygun olduğunu, kaldıraçlı alım satım hizmetinin çerçeve aracılık sözleşmesi ile kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçeve sözleşmesi kapsamında sunulduğunu savunmuştur.

Aracı kurum ayrıca karşı dava açmıştır. Karşı davada, davacının pozisyonlarının 15.01.2015 tarihindeki gelişmeler nedeniyle sistem tarafından otomatik olarak kapatıldığını, bu tarihte hesaptaki teminatı aşan bir zarar oluştuğunu ileri sürmüş; fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 10.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiştir.

🔍 Bilirkişi raporları ve ilk derece hükmü

İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi (2018/186 E., 2020/673 K.) hükmünü iki ayrı bilirkişi heyeti raporuna dayandırmıştır. Raporlardaki ve hükümdeki temel tespitler şunlardır:

  1. Davacının bankadaki mevduat ve tahvillerinin onay ve talimatı olmadan aracı kuruma aktarılması usul ve yasaya uygun değildir.
  2. Bu aktarımlar, mevduat rehin sözleşmesi ve otomatik virman talimatı çerçevesinde gerçekleştirilemez.
  3. Davalılar, dava açıldıktan sonra 09.07.2015 tarihinde davacının banka hesabına 2.838.324,62 TL yatırmıştır; aynı tarihli icra dosyası kapak hesabında bakiye borç 2.914.601,54 TL’dir.
  4. Takibe konu 2.594.200,00 TL asıl alacak için, mevduat ve tahvillerin aktarıldığı 16.01.2015 tarihinden 20.02.2015 takip tarihine kadar kanuni faiz istenmesi yerindedir.
  5. Hesabın kapatıldığı tarihte yürürlükte olan III-37.1 sayılı Tebliğ’in 19. maddesinin (d) bendi uyarınca aracı kurum, müşteriden teminatından fazlasını zarar olarak talep edemez.

Mahkeme bu gerekçelerle asıl davayı kabul etmiş, 2.838.324,62 TL’lik ödemenin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla infaz aşamasında dikkate alınmasına karar vermiştir. Alacağın likit ve itirazın haksız olduğunu kabul ederek asıl alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmetmiş, karşı davayı reddetmiştir.

İcra inkâr tazminatının dayanağı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesidir. Maddeye göre itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse, borçlu alacaklının talebi üzerine hükmolunan miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.

🏛️ İstinaf ve Yargıtay aşaması

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi (2021/464 E., 2024/477 K.), ilk derece kararını usul ve esas yönünden hukuka uygun bularak tarafların istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Kararı aracı kurum ve banka temyiz etmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı, asıl davada itirazın iptali, karşı davada alacak istemi olarak nitelendirmiştir. Daire, ilk derece kararında bir isabetsizlik bulunmadığını, bu nedenle istinaf başvurusunun HMK 353/1-b(1) uyarınca esastan reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararı HMK 370/1 uyarınca onamıştır. Davalılardan alınarak davacıya 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücreti verilmesine hükmedilmiştir. Karar kesin olarak ve oybirliğiyle verilmiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir.

📉 Teminatı aşan zarar kuralı

Kaldıraçlı işlemlerde yatırımcı, yatırdığı teminatın katları büyüklüğünde pozisyon açabilir. Ani ve sert fiyat hareketlerinde pozisyonlar zarar kesme seviyelerinde kapatılamazsa zarar teminatı aşabilir ve hesap eksi bakiyeye düşebilir. Somut dosyada aracı kurumun karşı davası tam olarak bu eksi bakiyenin tahsili amacına yöneliktir.

Kararda bu konuda iki düzenlemeye atıf yapılmaktadır:

  • Davacı, III-37.1 sayılı Tebliğ’in 24. maddesindeki, teminatı aşan kayba uğratacak şekilde işlem yaptırılamayacağı ve piyasa koşulları nedeniyle oluşan teminatı aşan zararın yatırımcıdan talep edilemeyeceği yönündeki hükme dayanmıştır.
  • İlk derece mahkemesi karşı davayı, hesabın kapatıldığı tarihte yürürlükte olan aynı Tebliğ’in 19. maddesinin (d) bendine dayanarak reddetmiştir.

Her iki atıf da aynı ilkeye işaret eder: kaldıraçlı alım satım işlemlerinde aracı kurum, piyasa koşulları nedeniyle teminatı aşan zararı yatırımcıdan isteyemez. Karar metninde davacının dayandığı madde ile mahkemenin uyguladığı madde farklı numaralarla anılmaktadır; Yargıtay, hükmün dayandığı ilk derece gerekçesinde bir isabetsizlik görmemiştir.

Bu kural, borsada işlem gören vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden farklıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, VİOP işlemlerinde teminat açığını takas kuruluşuna ödeyen aracı kurumun bu tutarı müşteriden isteyebileceğine dair bir kararı da onamıştır; bu ayrım için kaldıraçlı işlemde teminat açığı yazısına bakılabilir. Ani fiyat hareketlerinde pozisyon kapatma tartışmasına ilişkin bir istinaf kararı için ise negatif petrolde stop-out yazısı incelenebilir.

🏦 Rehin ve virman talimatının sınırı

Kararın ikinci önemli yönü, aracı kurumun eksi bakiyeyi kapatmak için yatırımcının başka bir bankadaki varlıklarına başvurmasıdır. Davalı banka işlemlerin sözleşmelere ve talimatlara uygun olduğunu savunmuş, aracı kurum ise işlemlerin bankadaki hesaplarda yapıldığı gerekçesiyle husumet itirazında bulunmuştur. Bu savunmalar sonuç doğurmamıştır.

Bilirkişi heyetleri, aktarımların mevduat rehin sözleşmesi ve otomatik virman talimatı çerçevesinde gerçekleştirilemeyeceğini tespit etmiş; ilk derece mahkemesi bu tespiti hükme esas almıştır. Sonuçta hem banka hem aracı kurum, aktarılan değerlerin iadesi yönünden itirazın iptali hükmünün muhatabı olmuş ve hüküm Yargıtay’da onanmıştır. Karardan çıkan sonuç şudur: Teminatı aşan zarar yatırımcıdan istenemiyorsa, bu zararın yatırımcının başka bir kurumdaki varlıklarından rehin ya da virman yoluyla tahsil edilmesi de karardaki somut olgular bakımından hukuka uygun bulunmamıştır.

Kararın kapsamı da doğru okunmalıdır. Yargıtay’ın kısa onama gerekçesi, rehin sözleşmelerinin genel geçerliliği hakkında bir değerlendirme içermez; değerlendirme bu dosyadaki sözleşme ve talimatların içeriğine ilişkin bilirkişi tespitlerine dayanır. Aracı kurum hesabındaki eksi bakiyenin farklı bir boyutu için eksi bakiyede süren işlemler yazısına da bakılabilir.

❓ Sık sorulanlar

Aracı kurumun karşı davası neden reddedildi?

Aracı kurum, pozisyonların otomatik kapatılması sonucunda teminatı aşan zarar oluştuğunu ileri sürerek 10.000,00 TL talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, hesabın kapatıldığı tarihte yürürlükte olan III-37.1 sayılı Tebliğ hükmü uyarınca aracı kurumun müşteriden teminatından fazlasını zarar olarak talep edemeyeceğini belirterek karşı davayı reddetmiş; bu sonuç istinaf ve temyizde korunmuştur.

Dava sırasında yapılan ödeme ne oldu?

Davalılar, dava açıldıktan sonra 09.07.2015 tarihinde davacının banka hesabına 2.838.324,62 TL yatırmıştır. Mahkeme bu ödemenin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla infaz aşamasında dikkate alınmasına karar vermiştir; yani ödenen tutar ikinci kez tahsil edilmeyecek, hükmedilen alacaktan düşülecektir.

Faiz hangi tarihten itibaren hesaplandı?

Takipte, mevduat ve tahvillerin aracı kuruma aktarıldığı 16.01.2015 tarihinden 20.02.2015 takip tarihine kadar kanuni faiz istenmiştir. İlk derece mahkemesi bu talebi yerinde görmüştür.

Davacının SPK’ya başvurması davayı etkiledi mi?

Davacı 06.02.2015 tarihinde davalılar hakkında Sermaye Piyasası Kuruluna başvurduğunu belirtmiştir. Kararda bu başvurunun sonucuna veya davaya etkisine ilişkin bir değerlendirme bulunmamaktadır; hüküm, bilirkişi raporları ve Tebliğ hükmü üzerine kurulmuştur.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar kısa gerekçeli bir onama kararıdır; olgulara ilişkin tespitler ilk derece mahkemesinin hükmüne ve bilirkişi raporlarına dayanır. Kararda anılan Tebliğ hükümleri olay tarihindeki metinlerdir ve sonradan değişmiş olabilir. Sözleşme içeriği, rehin ve virman talimatları ile işlem türü farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu