Emsal KararlarForex Hukuku

Pay Alım Teklifinde Elde Tutma – Danıştay 13. D 2025/469

Halka açık bir şirketin kontrolü el değiştirdiğinde küçük pay sahiplerine tanınan zorunlu pay alım teklifi, yıllarca süren bir yargı süreci sonunda geç işletilirse kimler bu tekliften yararlanır? Muafiyet kararının iptal edildiği tarihte payı olan herkes mi, yoksa yalnızca teklif günü payını hâlâ elinde tutanlar mı? Danıştay 13. Dairesi, bir medya şirketinin kontrol devrinden doğan uyuşmazlıkta Sermaye Piyasası Kurulunun “portföyde tutmaya devam etme” şartını hukuka uygun bulan kararları onadı. Tetkik hâkimi ise bu şartın bir bölümüne karşı çıkarak bozma önermişti.

Danıştay 13. Dairesi, 30.01.2025 tarihli ve E.2023/2690, K.2025/469 sayılı kararıyla, Kurul kararının ilgili kısmının iptali istemiyle açılan davayı reddeden idare mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi kararını oybirliğiyle onamıştır.

Kısa özet: Halka açık bir gazetecilik şirketinin sermayesinin %77,67’sini temsil eden payların devriyle yönetim kontrolü el değiştirmiştir. Kontrolü devralan şirkete Kurulun 16.08.2018 tarihli kararıyla zorunlu pay alım teklifinden muafiyet tanınmış, bu karar yargı kararıyla iptal edilmiştir. Kurul, iptal kararını uygularken teklifin 16.08.2018 tarihinde pay sahibi olanlara ve bunların o tarihteki paylarından teklif tarihinde hâlâ portföylerinde bulunan kısma yöneltilmesine karar vermiştir. Davacı, “portföyde tutmaya devam etme” şartının iptalini istemiş; idare mahkemesi davayı reddetmiş, istinaf başvurusu reddedilmiş, Danıştay kararı onamıştır.

🗓️ Devirden teklife: dört yıllık kronoloji

Karar metninde, özellikle tetkik hâkiminin düşüncesinde aktarılan olaylar şu sırayla gelişmiştir:

  1. 16.05.2018: Şirket sermayesinin %77,67’sini temsil eden 428.732.788,05 TL nominal değerli payların bir medya yatırım şirketine devri ve yönetim kontrolünün el değiştirmesi kamuya açıklanmıştır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca diğer ortakların paylarını satın almak üzere zorunlu pay alım teklifi yükümlülüğü doğmuştur.
  2. 23.05.2018: Kontrolü devralan şirket, II-26.1 sayılı Pay Alım Teklifi Tebliği’nin 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında muafiyet talep etmiştir.
  3. 16.08.2018: Kurul, 990/38 sayılı kararıyla, şirkete 2018 yılı sonuna kadar 40.000.000,00 TL sermaye konulması taahhüdü şartıyla muafiyet talebini kabul etmiştir.
  4. Yargı süreci: Muafiyet kararına karşı çok sayıda dava açılmış; idare mahkemesinin ret kararı istinafta kaldırılarak Kurul kararının muafiyete ilişkin kısmı iptal edilmiştir. Bu karara yönelik temyiz başvurusu Danıştay 13. Dairesinin 06.10.2021 tarihli ve E.2021/3822, K.2021/3196 sayılı kararıyla reddedilmiş ve iptal kesinleşmiştir.
  5. 11.11.2021: Kurulun verdiği süre içinde kontrolü devralan şirket Kurula başvurmuş ve teklifin 16.05.2018 tarihinde pay sahibi olup paylarını elinde tutmaya devam eden yatırımcılarla sınırlı tutulmasını istemiştir.
  6. 10.02.2022: Kararda fiilen pay alım teklifinin yapıldığı tarih olarak belirtilmiştir.

📌 Kurulun iki kriteri

Kurul, iptal kararını uygulamak için verdiği kararda şirketin 16.05.2018 talebini kabul etmemiş, iki ayrı kriter belirlemiştir:

  • Tarih kriteri: Tekliften yararlanacak pay sahipliğinde esas alınacak tarih, iptal edilen muafiyet kararının tarihi olan 16.08.2018’dir.
  • Elde tutma kriteri: 16.08.2018’de pay sahibi olan yatırımcıların o tarihte sahip oldukları paylardan, ancak pay alım teklifi tarihinde portföylerinde tutmaya devam ettikleri kısım teklife konu edilebilir.

Davacı, Kurul kararının yalnızca bu ikinci kriteri içeren kısmının iptalini istemiştir. Temyiz dilekçesinde; mevzuatta pay alım teklifi fiilen gerçekleşinceye kadar payları elde tutma yükümlülüğü bulunmadığını, aleyhe bir düzenlemenin geçmişe etkili uygulanamayacağını ve muafiyetin iptal kararının gereklerinin yerine getirilmediğini ileri sürmüştür.

🏛️ İdare mahkemesinin gerekçesi

İdare mahkemesi iki kriteri ayrı ayrı incelemiş ve ikisini de hukuka uygun bulmuştur.

Tarih yönünden: Mahkemeye göre kontrol devrinin kamuya açıklandığı 16.05.2018’den sonra teklif beklentisiyle pay alan yatırımcıların haklı beklentisinin korunması gerekir. Teklif yapılmayacağının belli olduğu muafiyet tarihine, yani 16.08.2018’e kadar pay sahibi olanlar bu beklenti içindedir. Ayrıca iptal kararları, işlemi tesis edildiği andan itibaren ortadan kaldırır ve geriye yürür. Bu nedenle tekliften yararlanacaklar, iptal edilen kararın tarihi olan 16.08.2018’de pay sahibi olanlardır. Mahkeme, 16.05.2018 yerine 16.08.2018’in esas alınmasının yatırımcılar aleyhine olmadığını da belirtmiştir.

Elde tutma yönünden: Mahkeme, pay alım teklifinin amacının kontrol değişikliğinden sonra ortaklara paylarını satarak şirketten ayrılma imkânı tanımak olduğunu vurgulamıştır. Şirkette kalmak istemeyen ortaklar paylarını borsada kendi iradeleriyle satabilir. Ancak teklif süreci, ancak elde tutulan paylar yönünden işletilebilir; teklif tarihinde mevcut olmayan bir pay için teklif süreci yürütülemez. Bu nedenle 16.08.2018’den sonra portföyden çıkarılan payların teklife konu edilmesi mahkemeye göre fiilen ve hukuken mümkün değildir.

Bölge idare mahkemesi istinaf başvurusunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddetmiş, Danıştay da temyiz nedenlerini İYUK’un 49. maddesindeki bozma sebepleri arasında görmeyerek kararı onamıştır.

📎 Karar metni: Danıştay 13. Dairesinin kararı, Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir, doktrin atıfları çıkarılmıştır.

🔎 Tetkik hâkiminin farklı görüşü

Kararı ilginç kılan, Daire önüne gelen tetkik hâkimi düşüncesinin kısmen farklı olmasıdır. Tetkik hâkimi, tarih kriterini (16.08.2018) yerinde bulmuş; 16.08.2018’den sonra pay alanların, muafiyet kararı karşısında teklif beklentisiyle pay aldıklarının kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

Elde tutma kriterinde ise ayrıntılı bir ayrım yapmıştır:

  • 10.02.2022’de hiç payı olmayan bir kişinin satabileceği bir pay bulunmadığından, bu kişiler bakımından iptal kararının uygulanması imkânsızdır.
  • Buna karşılık 16.08.2018’deki pay miktarıyla sınırlı olmak üzere, sonraki dönemde paylarının bir kısmını veya tamamını satıp yeniden pay satın alan kişiler yönünden iptal kararının uygulanmasına bir engel yoktur.
  • Bu kişilerin teklif tarihinde satabilecekleri payları bulunduğundan, şartın onları dışarıda bırakan kısmı hukuka aykırıdır.

Tetkik hâkimi bu gerekçeyle bozma önermiştir. Danıştay 13. Dairesi ise bu görüşe katılmamış ve ilk derece kararını oybirliğiyle onamıştır. Kararda Daireye ait ayrı bir gerekçe bulunmadığından, onanan gerekçe idare mahkemesinin gerekçesidir.

🎯 Zorunlu pay alım teklifinin amacı

6362 sayılı Kanun’un 26. maddesinin birinci fıkrası, halka açık ortaklıklarda yönetim kontrolünü sağlayan payların veya oy haklarının iktisabı hâlinde diğer ortakların paylarını satın almak üzere teklif yapılmasını zorunlu tutar ve teklif ile muafiyetin usul ve esaslarını belirleme yetkisini Kurula bırakır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre oy haklarının yüzde ellisinden fazlasına sahip olunması yönetim kontrolünün elde edilmesi sayılır.

Tetkik hâkiminin düşüncesinde kurumun amacı geniş biçimde açıklanmıştır: azınlıkta kalan pay sahiplerine ortaklıkta kalma veya çıkma tercihi tanımak, kontrol için ödenen primden yalnızca kontrol sahibinin değil diğer pay sahiplerinin de yararlanmasını sağlamak ve pay sahipleri arasında eşitliği korumak. Bu amaç, uyuşmazlığın iki tarafını da beslemektedir. Kurul ve mahkeme, çıkış hakkının ancak elde tutulan pay üzerinden kullanılabileceğini öne çıkarmış; tetkik hâkimi ise aynı amaçtan hareketle, satıp yeniden alan yatırımcının da korunabileceğini savunmuştur.

Kanun ayrıca yaptırımları da düzenlemektedir: 26. maddenin altıncı fıkrasına göre zorunluluğu süresinde yerine getirmeyenlerin oy hakları kendiliğinden donar; 103. maddenin üçüncü fıkrasına göre ise teklif zorunluluğunu yerine getirmeyenlere teklife konu payların toplam bedeline kadar idari para cezası verilebilir.

Borsa şirketlerinde pay sahiplerinin haklarına ilişkin başka bir uyuşmazlık için genel kurula alınmayan hissedar yazısı, Danıştay 13. Dairesinin pay satışlarına dair başka bir kararı için ise ilişkili şirketlerin pay satışı yazısı incelenebilir.

🆕 2020 değişikliği ve geçiş dönemi

Uyuşmazlığın arka planında önemli bir kanun değişikliği bulunmaktadır. Tetkik hâkiminin düşüncesine göre 25.02.2020 tarihli ve 31050 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7222 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle 26. maddenin birinci fıkrasına “söz konusu payların veya oy haklarının iktisabının kamuya açıklandığı tarihte pay sahibi olan” ibaresi eklenmiştir. Maddenin güncel metni de bu ibareyi içermektedir.

Düşüncede aktarıldığına göre değişiklikten önce Kurul, tekliften yararlanacakları belirlerken istikrarlı biçimde “pay alım teklifinin yapıldığı” anda pay sahibi olmayı esas almaktaydı. Bu uygulama, devrin kamuya açıklanmasından sonra pay alan kişilerin de tekliften yararlanmasına yol açıyordu. Bu dosyada ise kontrol devri 2018’de, kanun değişikliği 2020’de, muafiyetin iptali 2021’de ve fiili teklif 2022’de gerçekleşmiştir. Kurul ve mahkeme, bu geçiş dönemine özgü durumu haklı beklenti ilkesi ve iptal kararının geriye yürümesi üzerinden çözmüştür.

Kararın sınırlarını doğru belirlemek gerekir:

  • Uyuşmazlık, bir muafiyet kararının yargı kararıyla iptalinden sonra teklifin geç işletildiği özel bir duruma ilişkindir.
  • Danıştay’ın onadığı gerekçe, teklif tarihinde mevcut olmayan paylar için teklif sürecinin işletilemeyeceği yönündedir.
  • Satıp yeniden alan yatırımcıların durumu tetkik hâkimi düşüncesinde ayrıca tartışılmış, Daire bu ayrımı benimsememiştir.
  • Güncel 26. madde metni, yararlanacakları kamuya açıklama tarihindeki pay sahipleri olarak tanımlamaktadır; 2020 sonrası devirlerde başlangıç noktası doğrudan kanundan belirlenir.

❓ Sorular

Neden 16.05.2018 değil de 16.08.2018 esas alındı?

İdare mahkemesine göre teklifin yapılmayacağı ancak muafiyet kararıyla belli olmuştur. 16.05.2018 ile 16.08.2018 arasında teklif beklentisiyle pay alanların haklı beklentisi korunmuş; iptal kararı da muafiyet kararını tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırdığı için bu tarih esas alınmıştır.

Payını 2019’da satan yatırımcı tekliften yararlanabildi mi?

Onanan karara göre teklif tarihinde portföyden çıkmış paylar teklife konu edilemez. Mahkeme, teklif sürecinin yalnızca elde tutulan paylar için işletilebileceğini kabul etmiştir.

Tetkik hâkiminin görüşü kararı etkiler mi?

Tetkik hâkiminin düşüncesi bağlayıcı değildir. Bu dosyada tetkik hâkimi kısmi bozma önermiş, Daire ise oybirliğiyle onama kararı vermiştir. Düşüncedeki ayrım, kararın hangi noktada tartışmaya açık olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

Muafiyet kararı neden iptal edilmişti?

Muafiyet kararının iptal gerekçesi bu kararın konusu değildir. Karar metninde yalnızca muafiyetin bölge idare mahkemesince iptal edildiği ve buna yönelik temyiz başvurusunun Danıştay 13. Dairesinin 06.10.2021 tarihli kararıyla reddedilerek iptalin kesinleştiği belirtilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olgulara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan idare mahkemesi kararının özeti ile tetkik hâkimi düşüncesine dayanır. Karar bir onama kararıdır; muafiyet kararının iptal gerekçesi ve teklif fiyatı hakkında bir hüküm içermez. Kontrol devrinin tarihi, uygulanan kanun metni ve pay sahipliği durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu