Emsal KararlarForex Hukuku

Hisse Virmanı Rehin mi Ödeme mi? – Yargıtay 11. HD 2026/374

Hisse senetleri yalnızca yatırım aracı değildir; aile ve tanıdık çevresinde verilen borçlar karşılığında güvence ya da ödeme aracı olarak da el değiştirir. Aracı kurum veya banka kanalıyla bir yatırım hesabından diğerine yapılan pay virmanı, kayıtlarda yalnızca “transfer” olarak görünür; bu transferin neden yapıldığı çoğu zaman hiçbir belgeye yazılmaz. Yıllar sonra taraflardan biri “hisseleri rehin olarak vermiştim, borcu ödüyorum, geri verin” dediğinde, diğer taraf ise “hisseler borcun ödemesiydi” diye karşılık verdiğinde mahkeme hangi tarafın anlatımına itibar edecektir? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, yirmi yılı aşkın bir geçmişe dayanan bir uyuşmazlıkta bu sorunun cevabını ispat yükü üzerinden vermiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 22.01.2026 tarihli ve E.2025/3431, K.2026/374 sayılı kararıyla, ödünç alınan paraya karşılık aynı gün davalının yatırım hesabına virmanlanan hisse senetlerinin borcun ifası amacıyla verildiği, rehin olarak verildiği iddiasının ise kesin delille ispatlanamadığı gerekçesine dayanan bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır. Böylece hisselerin aynen iadesi veya bedellerinin ödenmesi talebiyle açılan dava kesin olarak reddedilmiştir.

Kısa özet: Davacı, yurt dışındaki bir aile ihtiyacı için davalıdan 3.000 Alman markı ödünç aldığını, davalı istememesine rağmen 29.03.2001 tarihinde bir miktar hisse senedini teminat olarak banka yoluyla davalının yatırım hesabına virmanladığını ileri sürmüştür. Yaklaşık yirmi yıl sonra borcu ödeyip hisseleri geri almak istediğini, davalının iade etmediğini belirterek hisselerin veya bedellerinin iadesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, hisselerin borca karşılık sayıldığını ve borcun ödendiğini kabul ederek davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi, virmanın borcun ifası amacıyla yapıldığını ve rehin iddiasının kesin delille ispatlanamadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararı oy birliğiyle onamıştır.

🔁 Ödünç para ve aynı gün yapılan hisse virmanı

Karar metnine göre davacı, yurt dışındaki bir aile ihtiyacını karşılamak amacıyla davalıdan 3.000 Alman markı ödünç almıştır. Davacının anlatımına göre davalı istememesine rağmen bu borç karşılığında bir miktar hisse senedi, 29.03.2001 tarihinde teminat olarak banka yoluyla davalının yatırım hesabına virman yapılmıştır.

Aradan yaklaşık yirmi yıl geçtikten sonra davacının eline miras yoluyla para geçmiş; davacı, borcu ödeyerek rehin olarak verdiğini ileri sürdüğü hisse senetlerini geri almak için davalıyla görüşmüş, ancak davalı hisseleri iade etmemiştir. Bunun üzerine Susurluk 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmış ve hisse senetlerinin aynen iadesi, olmadığı takdirde bedellerinin ödenmesi istenmiştir.

Uyuşmazlığın merkezinde, virman sırasında herhangi bir açıklama yapılmamış olması bulunmaktadır. Bölge adliye mahkemesinin tespitine göre hisse senetlerinin gönderilmesine ilişkin havalede bir açıklama yer almamaktadır; yani transferin “teminat” mı yoksa “ödeme” mi olduğu kayıtlardan anlaşılamamaktadır.

🧩 Tarafların tezleri: teminat mı, ifa mı?

İki tarafın anlatımı aynı olgudan tamamen farklı sonuçlar çıkarmaktadır:

  • Davacıya göre: Hisse senetleri ödünç paranın güvencesi olarak, rehin niteliğinde verilmiştir. Borç henüz ödenmemiştir; borç ödendiğinde rehin konusu hisselerin iadesi gerekir.
  • Davalıya göre: Hisse senedi virmanı borcun ödenmesi niteliğindedir. Davacı, yaklaşık 21 yıl önce alınan borca karşılık 2001 yılında gönderilen hisseleri talep etmektedir; dava zamanaşımına uğramıştır. Davalı ayrıca davacının dayandığı ses kaydının rızası dışında alındığını ve iddianın yazılı delille ispatlanması gerektiğini savunmuştur.

Derece mahkemeleri uyuşmazlığı zamanaşımı itirazı üzerinden değil, esastan ve ispat kuralları çerçevesinde çözmüştür. Karar metninde zamanaşımı itirazı hakkında ayrı bir değerlendirmeye yer verilmemiştir.

🏛️ İlk derece mahkemesi: güven teorisi

Susurluk 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2022/200 E., 2023/159 K. sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Mahkemenin gerekçesinde öne çıkan tespitler şunlardır:

  • Davacı, ödünç alınan paranın ödendiğini ispatlayamamıştır.
  • Herkesin kabulüne göre davalı 3.000 markı davacıya peşin olarak vermiştir; davalı bu parayla hisse senedi alıp yirmi yıl bekleseydi elde edeceği kazanç dikkate alınmalıdır.
  • Davalının rehin karşılığı ödünç para verme (ikrazat) işiyle uğraştığı iddia edilmemiştir; davalı rehin istememiş, hisse senetleri davalının haberi olmadan gönderilmiştir.
  • Davacı, borcun alındığı tarihte ailesiyle birlikte yurt dışına gidip orada uzun süre kalacağı izlenimini uyandırmıştır.

Mahkeme bu olgulardan hareketle, davalının kendisinin istemediği hâlde gönderilen hisse senetlerini borca karşılık sayarak borcun ödendiği şekilde hareket etmesinin, borç sözleşmelerinde taraf iradelerinin güven teorisine göre yorumlanmasına uygun olduğu sonucuna varmıştır. Güven teorisinde bir beyan, beyanı alan tarafın dürüstlük kuralına göre anlayabileceği anlamda değerlendirilir. Mahkemeye göre davalı, kendisine açıklamasız biçimde gönderilen hisseleri borcun ödenmesi olarak algılamakta haklıdır; davacının davalıdan alacağı yoktur.

⚖️ İstinaf ve Yargıtay: ispat yükü

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/835 E., 2025/93 K. sayılı kararıyla istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi gerekçesini üç somut olguya dayandırmıştır:

  1. Davacı, 29.03.2001 tarihinde aldığı borca karşılık aynı tarihte hisse senedi vermiştir.
  2. Hisse senetlerinin gönderilmesine ilişkin havalede bir açıklama yoktur.
  3. Yaklaşık yirmi yıl boyunca bu ödünç ilişkisiyle ilgili herhangi bir uyuşmazlık doğmamıştır.

Bu olgular birlikte değerlendirildiğinde bölge adliye mahkemesi, hisse senetlerinin borcun ifası amacıyla davalıya verildiği sonucuna ulaşmıştır. Davacının, gönderdiği hisselerin borcun ödenmesi niteliğinde olmayıp rehin olarak verildiği iddiasını kesin delillerle ispatlayamadığı belirtilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi davayı “ödünç para karşılığında teminat olarak verildiği ileri sürülen hisse senetlerinin aynen iadesi veya bedellerinin tahsili istemi” olarak nitelendirmiş; ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b(1) uyarınca esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğuna karar vermiştir. Karar, HMK m.370/1 uyarınca onanmış ve 22.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle verilmiştir.

📎 Karar metni: Kararın tam metni Yargıtay Karar Arama sisteminden alınmıştır; taraf adları kaynakta anonimdir.

🔎 Senetle ispat ve virmanın açıklamasız kalması

Bölge adliye mahkemesinin “kesin delil” vurgusu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun senetle ispat kuralıyla birlikte okunmalıdır. HMK m.200’e göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemler, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunda gösterilen sınırı geçtiğinde senetle ispat edilmelidir. Aynı maddeye göre senetle ispatı gereken hususlarda tanık ancak karşı tarafın açık muvafakatiyle dinlenebilir.

Somut dosyada davacı, virmanın teminat amacıyla yapıldığını iddia eden taraf olarak bu iddiasını ispat yükü altındadır. Ancak elinde virmanın amacını gösteren yazılı bir belge bulunmamaktadır. Davalının itirazında da belirtildiği üzere davacı ses kaydına dayanmış; davalı bu kaydın rızası dışında alındığını ileri sürmüştür. Derece mahkemeleri, sonuç olarak rehin iddiasını ispatlanmış saymamıştır.

Kararın uygulamaya yansıyan dersi, yatırım hesapları arasında yapılan pay transferlerinde transferin hukuki sebebinin kayıtlara yansımasının sonradan doğabilecek uyuşmazlıklarda belirleyici olabileceğidir. Açıklamasız bir virman, özellikle borç ilişkisiyle aynı güne denk geliyorsa ve yıllarca itirazsız kalmışsa, mahkemelerce ödeme olarak yorumlanabilmektedir.

Benzer bir ispat sorununun farklı bir görünümü için serideki hisse vaadiyle gönderilen paranın ispatına ilişkin karar incelenebilir.

📘 Pay rehni ile pay devri arasındaki fark

Pay rehni ile pay devri, sonuçları bakımından birbirinden çok farklıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 954. maddesine göre başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar rehnedilebilir; aksine bir hüküm bulunmadıkça bunların rehni hakkında teslime bağlı rehin hükümleri uygulanır. Rehinde mülkiyet rehin verende kalır; rehin alacaklısı yalnızca borç ödenmezse rehinli değerden alacağını karşılama hakkı kazanır. Borç ödendiğinde rehin konusu değerin iadesi gerekir.

Devirde ise pay, devralanın malvarlığına geçer. Borcun ifası amacıyla yapılan bir devirde (ifa yerine edim) borç sona erer ve devreden, sonradan para ödeyerek payları geri isteyemez. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta “rehin mi, ifa mı” sorusu, davanın sonucunu doğrudan belirlemiştir:

  • Rehin kabul edilseydi: Borç ödendiğinde hisselerin veya bedellerinin iadesi gündeme gelebilecekti.
  • İfa kabul edildiği için: 3.000 marklık borç 2001’de hisselerle kapanmış sayılmış, davacının iade talebinin hukuki dayanağı kalmamıştır.

İlk derece mahkemesinin gerekçesindeki bir tespit de dikkat çekicidir: Mahkeme, hisse senetlerinin yirmi yılda çoğalıp değer kazandığını, buna karşılık davalının parayı vermeyip aynı tutarla hisse senedi alsaydı elde edeceği kazancın da hesaba katılması gerektiğini belirtmiştir. Bu tespit, uzun süre sonra yapılan iade taleplerinde değer artışının kime ait olacağı sorusunun hakkaniyet boyutuna işaret etmektedir.

❓ Merak edilenler

Borçla aynı gün yapılan hisse virmanı neden ödeme sayıldı?

Bölge adliye mahkemesi; virmanın borçla aynı gün yapılmasını, havalede herhangi bir açıklama bulunmamasını ve yaklaşık yirmi yıl boyunca uyuşmazlık çıkmamasını birlikte değerlendirerek hisselerin borcun ifası amacıyla verildiği sonucuna varmıştır. Yargıtay bu değerlendirmeyi onamıştır.

Rehin iddiasını ispat yükü kimdedir?

Bu kararda ispat yükü, hisselerin rehin olarak verildiğini ileri süren davacıya yüklenmiştir. Bölge adliye mahkemesi, davacının bu iddiasını kesin delillerle ispatlayamadığını belirtmiş; Yargıtay da sonucu yerinde bulmuştur.

Davalının zamanaşımı itirazı ne oldu?

Davalı cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Ancak derece mahkemeleri davayı, hisselerin borcun ödenmesi amacıyla verildiği ve rehin iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle esastan reddetmiştir; karar metninde zamanaşımına ilişkin ayrı bir değerlendirme yer almamaktadır.

Bu karara karşı başka bir kanun yolu var mı?

Karar metnine göre Yargıtay 11. Hukuk Dairesi onama kararını 22.01.2026 tarihinde kesin olarak ve oy birliğiyle vermiştir. Böylece hisselerin iadesi talebiyle açılan dava, ret yönünde sonuçlanmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgilerine iletişim sayfasından, serideki diğer kararlara Emsal Kararlar bölümünden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan karar metninden derlenmiştir. Karar, bölge adliye mahkemesi kararını onaylayan ve kısa gerekçeli bir temyiz kararıdır; olaya ilişkin ayrıntılar ilk derece ve istinaf kararlarının karar metninde aktarılan gerekçelerine dayanmaktadır. Yatırım hesapları arasında yapılan pay transferlerinin rehin mi yoksa ödeme mi sayılacağı; transferin kayıtlara yansıyan açıklamasına, taraflar arasındaki yazılı belgelere, sürenin uzunluğuna ve tarafların davranışlarına göre her dosyada farklı sonuç doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu