Yurt Dışı Forex’e Yönlendirme – Danıştay 13. D 2025/159

Yurt içinde Sermaye Piyasası Kurulundan izin almış bir aracı kurum, kendi müşterilerini aynı logoyu taşıyan yurt dışı şirketlere yönlendirirse hangi kurala aykırı davranmış olur? Kaldıraç sınırlamalarının ve başlangıç teminatı şartının yürürlüğe girdiği dönemde yaşanan bir olayda bu soru idari yargının önüne geldi. Danıştay 13. Dairesi, aracı kuruma kesilen 478.846,00 TL’lik idari para cezasına karşı açılan davayı reddeden kararları onadı; ancak karar oyçokluğuyla verildi ve karşı oy, cezanın dayanağı olan Tebliğ hükmünün bu olaya uygulanıp uygulanamayacağını sorguladı.
Danıştay 13. Dairesi, 13.01.2025 tarihli ve E.2022/2647, K.2025/159 sayılı kararıyla, Sermaye Piyasası Kurulunun idari para cezası kararına karşı açılan iptal davasında verilen ret kararını ve bu karara yönelik istinaf başvurusunun reddi kararını onamıştır.
📉 2017 kaldıraç düzenlemesi ve yurt dışına kayış
İdare mahkemesinin kararında aktarılan değerlendirmeye göre Sermaye Piyasası Kurulu, 10.02.2017 tarihli kararıyla kaldıraç oranlarını düşürmüş ve kaldıraçlı alım satım işlemi için aracı kurumlara başvuran kişiler bakımından 50.000,00 TL veya muadili döviz tutarında başlangıç teminatı şartı getirmiştir. Kararda, bu tarihten sonra düşük kaldıraçla işlem yapmak istemeyen yatırımcıların, kaldıraç oranı yüksek ve başlangıç teminatı aramayan yurt dışı şirketlere yöneldiği tespitine yer verilmiştir.
Aynı değerlendirmede, kaldıraçlı işlemlerin ve bunlarla aynı hükümlere tabi türev araçların Türkiye’de yerleşik kişilerce ancak Kurulca yetkilendirilmiş aracı kurumlar aracılığıyla alınıp satılabileceği, kişinin kendi inisiyatifiyle bile olsa yurt dışında yerleşik kuruluşlar aracılığıyla kaldıraçlı alım satım işlemi yapamayacağının kurala bağlandığı belirtilmiştir. Uyuşmazlık, bu çerçevede Türkiye’de faaliyet izni bulunan bir aracı kurumun yurt dışı şirketlerle kurduğu ilişkiden doğmuştur.
🔍 Kurulun aracı kurumda yaptığı tespitler
İnceleme, izinsiz kaldıraçlı işlem faaliyeti kapsamında Yeni Zelanda ve Azerbaycan’da kurulu iki şirket hakkında başlamıştır. Kararda sıralanan başlıca tespitler:
- Aracı kurumun “canlı destek” uygulamasının birden fazla şirket tarafından kullanıldığı ve Türkiye’den yazılan iletilerin diğer şirketlerce de görülebildiği bir yazılım kurgusunun bulunduğu,
- Canlı destek üzerinden ulaşan yatırımcılara müşteri temsilcilerince “Azerbaycan Şubemizle konuşmanız gerekiyor.” denildiği ya da bilgi taleplerinin yurt dışı internet sitesine yönlendirildiği,
- Aracı kurumla aynı logoyu kullanan yurt dışı şirketlere yapılan yönlendirmelerin, müşterilerde işlemlerin yurt içinde sürdüğü algısını oluşturabileceği,
- Mobil uygulamanın yazılımına yurt dışı şirkete yönlendirme imkânı veren bir bağlantının eklendiği,
- Aracı kurumun internet sitesinde, yurt dışı sitelerin arama sonuçlarında öne çıkmasını sağlayan bir kod parçacığının yer aldığı,
- Likidite sağlayıcıya ait sunucuya aracı kurum personelinin yönetici yetkisiyle erişebildiği,
- Aracı kurumda hesabı bulunan 38 müşterinin Yeni Zelanda şirketinin Türkiye’deki bir banka şubesinde bulunan hesabına para yatırıp çektiği,
- 2014-2015 yıllarında bazı müşterilerin paralarının aracı kurum hesabından Azerbaycan şirketi lehine aktarıldığı.
Kararda ayrıca, Yeni Zelanda şirketinin hesap hareketlerine göre 03.07.2017 ile 25.03.2019 arasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarınca bu şirkete 1.605.904,08 ABD Doları gönderildiği, para gönderenler arasında aracı kurum müşterilerinin de bulunduğu ve alınan ifadelerde yurt dışı şirketlerin aracı kurum tarafından tanıtıldığının belirtildiği aktarılmıştır.
🏛️ İdare mahkemesinden Danıştay’a
Aracı kurum, Kurulun idari para cezası kararının iptali için dava açmıştır. Yargılama üç aşamada şu sonuçlarla ilerlemiştir:
- İdare mahkemesi: Aracı kurum aracılığıyla yapılan tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinin, mevzuattaki başlangıç teminatı şartını ve düşürülen kaldıraç oranlarını etkisizleştirdiğini; ihlalin önemi nedeniyle cezanın azami hadden verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını kabul ederek davayı reddetmiştir.
- Bölge idare mahkemesi: İlk derece kararını usul ve hukuka uygun bulmuş, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunu reddetmiştir.
- Danıştay 13. Dairesi: Temyiz nedenlerini İYUK’un 49. maddesinde sayılan bozma sebepleri arasında görmemiş, kararı 13.01.2025 tarihinde kesin olarak ve oyçokluğuyla onamıştır.
Aracı kurum temyizde; 103. maddedeki yaptırımın belirsiz olduğunu, bilirkişi incelemesi yapılmadığını, yöneticileri hakkındaki ceza davasında beraat kararı verildiğini, Tebliğ’in 9. maddesinin yurt dışı kuruluşları düzenlediğini ve cezanın üst sınırdan verilmesinin gerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür. Danıştay bu iddiaları ayrıca tartışmadan ilk derece gerekçesini yeterli görmüştür.
📜 Tebliğ’in 9. maddesi neyi düzenliyor?
Kararın merkezinde, III-37.1 sayılı Tebliğ’in “Yurtdışında yerleşik kuruluşların faaliyetleri” başlıklı 9. maddesi bulunmaktadır. Karşı oyda aynen aktarılan metne göre:
- Birinci fıkra: Türkiye’deki yerleşik kişilere yönelik tanıtım, reklam ve pazarlama gibi faaliyetlerde bulunulmaması şartıyla, Türkiye’de yerleşik kişilerin tamamen kendi inisiyatifleriyle yurt dışında yerleşik finansal kuruluşlardan aldıkları hizmetler ve bu kuruluşlar nezdindeki hesap ve işlemleri Tebliğ’in kapsamı dışındadır.
- İkinci fıkra: Yurt dışı kuruluş tarafından Türkiye’de iş yeri açılması, Türkçe internet sitesi oluşturulması veya Türkiye’de yerleşik kişi ya da kurumlar aracılığıyla ve/veya doğrudan tanıtım ve pazarlama yapılması hâllerinden birinin varlığında, faaliyetin Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik olduğu kabul edilir ve ilgili mevzuat uygulanır.
İlk derece mahkemesi ve onu onaylayan Danıştay çoğunluğu, ikinci fıkradaki “Türkiye’de yerleşik kişi ya da kurumlar aracılığıyla” yapılan tanıtım ve pazarlama ifadesini, yurt içindeki aracı kurumun bu faaliyette araç olarak kullanılması hâlini de kapsayacak biçimde değerlendirmiştir. Böylece yurt dışı şirketin yurt içi ayağı olarak hareket eden lisanslı aracı kurum, Kurul düzenlemelerine aykırı davranmış kabul edilmiştir.
Cezanın dayanağı olan 6362 sayılı Kanun’un 103/1 hükmü, Kanuna dayanılarak yapılan düzenlemelere ve Kurul kararlarına aykırılığa idari para cezası bağlar; 45/1 hükmü ise yatırım kuruluşlarının uyacağı ilke ve esasları belirleme yetkisini Kurula verir.
⚖️ Karşı oyun iki itirazı
Karşı oy iki noktada çoğunluktan ayrılmıştır.
Birinci itiraz – dayanak hükmün kapsamı: Karşı oya göre Tebliğ’in 9. maddesi yurt dışında yerleşik kişilerin faaliyetlerini düzenlemektedir. Kurulca faaliyet izni verilmiş ve geniş yetkili aracı kurum olarak yetkilendirilmiş davacı hakkında bu madde esas alınarak ceza verilmiş, ancak tespit edilen hususlar ikinci fıkranın kapsamına girmemektedir.
İkinci itiraz – üst sınırın gerekçesi: Karşı oy, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrasına dikkat çekmiştir. Bu hükme göre cezanın alt ve üst sınırı kanunda gösterildiğinde, miktar belirlenirken kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur. Karşı oyda ayrıca Kurulun 26.03.2013 tarihli ve 10/363 sayılı ilke kararına göre alt sınırdan uzaklaşılması hâlinde gerekçenin açıkça belirtilmesi gerektiği hatırlatılmış ve idarenin cezanın neden üst sınırdan verildiğini somut bilgi ve belgelerle ortaya koyamadığı belirtilmiştir.
Gerekçe sorununun genel çerçevesi için SPK idari para cezasında gerekçe zorunluluğu yazısı, aracı kurumlara verilen başka bir yaptırım için ise aracı kurumda dış kaynak kullanımı cezası yazısı incelenebilir.
🧩 Teknik deliller ve ispat
Bu dosyada yönlendirme ağırlıklı olarak teknik kayıtlarla ortaya konulmuştur. Kurul; canlı destek görüşmelerini, internet sitesindeki kodları, mobil uygulama yazılımını, işlem platformundaki yönetici tanımlamalarını ve müşteri hesap hareketlerini birlikte değerlendirmiş, mahkeme de bu bulguları bir bütün olarak ele almıştır.
Ceza davasındaki beraat kararına dayanan savunma sonucu değiştirmemiştir. Danıştay, Kurul düzenlemelerine aykırılık üzerinden kurulan ilk derece gerekçesini yeterli bulmuş; ceza yargılaması ile idari yaptırım arasındaki ilişkiye dair ayrı bir açıklama yapmamıştır.
🆕 Yatırımcı açısından kararın anlamı
Karar doğrudan bir yatırımcı davası değildir; bir aracı kurum ile Kurul arasındaki idari uyuşmazlıktır. Bununla birlikte yatırımcılar için önemli bilgiler içerir:
- Yurt içindeki lisanslı bir kurumla aynı logo, aynı canlı destek ekranı ve aynı müşteri temsilcileri üzerinden ilişki kurulması, paranın gerçekte yurt dışı bir şirkete gittiği gerçeğini değiştirmez. Mahkeme, bu durumun “işlemlerin yurt içinde devam ettiği algısını” oluşturabileceğini açıkça kaydetmiştir.
- Kararda aktarılan düzenlemeye göre Türkiye’de yerleşik kişiler kaldıraçlı işlemleri yalnızca Kurulca yetkilendirilmiş aracı kurumlar üzerinden yapabilir.
- Yurt dışı şirkete gönderilen paralarla ilgili özel hukuk talepleri bu kararın konusu değildir; Kurul tespitlerinin hukuk davalarındaki etkisi her dosyanın olgularına bağlıdır.
Yönlendirilen işlemlerin özel hukuk boyutunu ele alan forex’te yönlendirilen işlemlerin ayrıştırılması yazısı bu kararla birlikte okunabilir.
Not: 6362 sayılı Kanun’un 103. maddesinin birinci fıkrasına 7222 ve 7518 sayılı Kanunlarla tüzel kişiler için hasılat ve kâra dayalı cümleler eklenmiştir; kararda bu eklemelere değinilmemiştir.
❓ Merak edilenler
Cezayı alan kim: yurt dışı şirket mi, Türkiye’deki aracı kurum mu?
İdari para cezası, Türkiye’de faaliyet izni bulunan aracı kuruma verilmiştir. Kurul, yurt dışında yerleşik kuruluşlar lehine Türkiye’de tanıtım ve pazarlama yapıldığını ve bunun aracı kurum aracılığıyla gerçekleştiğini kabul etmiştir.
Kendi isteğiyle yurt dışı bir kurumda hesap açmak Tebliğ’e göre nasıl değerlendirilir?
Tebliğ’in 9. maddesinin birinci fıkrası, Türkiye’ye yönelik tanıtım, reklam ve pazarlama bulunmaması şartıyla, kişinin tamamen kendi inisiyatifiyle aldığı hizmetleri Tebliğ kapsamı dışında tutar. Ancak idare mahkemesi kararında, kaldıraçlı işlemler bakımından kişinin kendi inisiyatifiyle bile olsa yurt dışı kuruluşlar aracılığıyla işlem yapamayacağına dair kurala ayrıca yer verilmiştir.
Karar oybirliğiyle mi verildi?
Hayır. Karar oyçokluğuyla verilmiştir. Karşı oy, tespit edilen eylemlerin Tebliğ’in 9. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına girmediğini ve cezanın üst sınırdan verilmesinin somut gerekçeye dayanmadığını belirterek bozma yönünde görüş bildirmiştir.
Yöneticilerin ceza davasında beraat etmesi idari cezayı ortadan kaldırdı mı?
Bu dosyada kaldırmamıştır. Aracı kurum beraat kararını temyiz nedeni olarak ileri sürmüş, ancak Danıştay temyiz nedenlerini bozma sebebi olarak görmemiş ve idari para cezasını hukuka uygun bulan kararları onamıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olgulara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan idare mahkemesi kararının özetine dayanır. Karar bir onama kararıdır ve oyçokluğuyla verilmiştir; yurt dışı şirketlere gönderilen paralara ilişkin özel hukuk talepleri hakkında bir hüküm içermez. Tespitleri, dayanak düzenlemesi ve dönemi farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



