GYO’nun Helikopter İştiraki – Danıştay 13. D 2025/880

Gayrimenkul yatırım ortaklıkları, halka açık yatırımcı parasıyla gayrimenkul portföyü işletmek üzere kurulan özel statülü şirketlerdir. Böyle bir ortaklık, yöneticilerinin şehirler arası toplantılara gidebilmesi için helikopter sahibi bir limited şirkete ortak olursa ne olur? Ortaklık, bunun bir yatırım değil, maliyeti paylaşılan bir ulaşım çözümü olduğunu savunabilir mi? Danıştay Onüçüncü Dairesi, Sermaye Piyasası Kurulunun bu nitelikteki bir iştirak nedeniyle verdiği idari para cezasını hukuka uygun bulan derece mahkemesi kararlarını onamıştır.
Danıştay 13. Dairesi, 24.02.2025 tarihli ve E.2024/41, K.2025/880 sayılı kararıyla, bir gayrimenkul yatırım ortaklığının Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliği’nin (III-48.1) 28. maddesine aykırı iştiraki nedeniyle verilen 27.047,00 TL idari para cezasına karşı açılan davayı reddeden İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararını onamıştır.
🚁 Yüzde 25’lik iştirak ve helikopter
Davacı, unvanında “Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı” ibaresi bulunan bir anonim şirkettir. Karar metnine göre davacı, 17.06.2015 ile 21.09.2017 tarihleri arasında, ana faaliyet konusu yat işletmeciliği ve turizm, otomotiv, elektrik ve elektronik ile organizasyon işleri olan bir limited şirketin sermayesinin %25’ine sahip olmuştur.
İdare Mahkemesinin tespitleri, iştirak edilen şirketin varlık yapısını ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır:
- Şirketin varlıklarının %97-99’unu duran varlıklar oluşturmaktadır.
- Duran varlıklar içinde en büyük kalem “Hava Araçları”dır.
- Hava araçlarının 18.039.109,51 TL’lik kısmını (%97), davacının da aralarında bulunduğu ortakların iştirak tarihinden sonra yaptığı sermaye avansı ödemeleriyle satın alınan helikopter oluşturmaktadır.
- Helikopter, davacı ile davacının halka kapalı bir başka iştirakinin sermaye yatırımlarından sonra satın alınmıştır.
- Şirketin, helikopterden önce önemli nitelikte bir varlığı, gayrimenkulü veya gayrimenkule dayalı hakkı bulunmamaktadır.
- Davacı, iştirak döneminde ücretli veya ücretsiz olarak şirketin helikopter hizmetinden herhangi bir şekilde yararlanmamıştır.
Sermaye Piyasası Kurulu bu tablo karşısında iştirakin Tebliğ’in 28. maddesine aykırı olduğuna karar vermiş ve davacıya 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 103. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 27.047,00 TL idari para cezası uygulamıştır. Davacı, Kurul kararının bu kısmının iptali istemiyle dava açmıştır.
🗣️ Ortaklığın açıklaması
Kurul, inceleme aşamasında aykırılığa ilişkin olarak davacıdan açıklama istemiştir. İdare Mahkemesi kararındaki özete göre davacı, aykırılığa ilişkin bir açıklama yapmaksızın iki husus ileri sürmüştür:
- Şirkete iştirak ederken amaç, şirketin sahip olduğu helikopterden faydalanmaktır.
- Sivil havacılık kuralları gereği, hissedar olmadan şirketin helikopter hizmetinden yararlanmak mümkün değildir.
Temyiz aşamasında bu savunma genişletilmiştir. Davacı; farklı yerlerdeki toplantı ve çalışmalara katılması gerektiği için helikoptere ihtiyaç duyduğunu, helikopter kiralamak yerine maliyetin paylaşılabileceği bir sistem geliştirdiğini, işlemin özünün yatırım amacıyla iştirak değil maddi duran varlık edinimi olduğunu ve eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür.
⚖️ İdare Mahkemesi ve Danıştay
İdare Mahkemesi davayı reddetmiştir. Mahkemeye göre davacı, Tebliğ’in 28. maddesinde tahdidi olarak sayılan şirketlerin özelliklerini taşımayan bir şirketin sermayesine iştirak etmiştir. Mahkeme bu sonuca ulaşırken şirketin varlıklarının %97’sinin duran varlıklardan oluştuğunu, en büyük kalemin hava araçları olduğunu, helikopterden önce şirketin önemli bir varlığının bulunmadığını ve davacının iştirak süresince helikopter hizmetinden yararlanmadığını birlikte değerlendirmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi, istinaf başvurusunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca reddetmiştir. Davalı Kurul temyiz aşamasında istemin reddini savunmuş, Danıştay Tetkik Hâkimi de onama yönünde görüş bildirmiştir.
Danıştay 13. Dairesi, bölge idare mahkemesi kararlarının ancak 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde sayılan sebeplerden birinin varlığı hâlinde bozulabileceğini belirtmiş; temyizen incelenen kararın usul ve hukuka uygun olduğuna, temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirecek nitelikte bulunmadığına karar vererek kararı onamıştır. Temyiz giderleri davacı üzerinde bırakılmış; karar 24.02.2025 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle verilmiştir.
📋 Tebliğ’deki sınırlı sayı ilkesi
6362 sayılı Kanun’un 48. maddesi yatırım ortaklıklarını, sermaye piyasası araçları, gayrimenkul, girişim sermayesi yatırımları ile Kurulca belirlenecek diğer varlık ve haklardan oluşan portföyleri işletmek amacıyla paylarını ihraç etmek üzere kurulan anonim ortaklıklar olarak tanımlar. Aynı maddenin ikinci fıkrası, faaliyet esaslarının ve portföy sınırlamalarının Kurulca belirleneceğini öngörür. Gayrimenkul yatırım ortaklıkları bakımından bu düzenleme III-48.1 sayılı Tebliğ’dir.
Tebliğ’in “İştirak” başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası, bugünkü metniyle, ortaklıkların sadece şu şirketlere iştirak edebileceğini sayar:
- İşletmeci şirketler,
- Diğer gayrimenkul yatırım ortaklıkları,
- Yap-işlet-devret projeleri kapsamında kurulan şirketler,
- Belirli gayrimenkullerin portföye alınması amacıyla sınırlı olarak faaliyet konusu yalnızca gayrimenkul olan yurt dışında kurulu şirketler ve bu amaçla kurulan özel amaçlı şirketler,
- Gayrimenkullerin ya da gayrimenkule dayalı hakların değerinin, finansal tablolarındaki aktif toplamının devamlı olarak en az %75’ini oluşturduğu Türkiye’de kurulu şirketler,
- Portföydeki gayrimenkullere ilişkin yol, su, elektrik, gaz, kanalizasyon gibi hizmetlerin yasal zorunluluk gereği yalnızca bu amaçla kurulmuş şirketlerce yerine getirilmesi gereken hâllerde bu şirketler.
Davaya konu şirket bu kategorilerin hiçbirine uymamaktadır. Türkiye’de kurulu bir şirket için ölçüt, gayrimenkul veya gayrimenkule dayalı hakların aktif toplamın devamlı olarak en az %75’ini oluşturmasıdır. Somut olayda ise varlıkların %97’si duran varlıklardan, bunun da büyük kısmı bir hava aracından oluşmaktadır. Mahkemenin “tahdidi olarak sayılan” ifadesi, listenin örnek niteliğinde olmadığını, listede yer almayan bir şirkete iştirakin amaç ne olursa olsun mümkün olmadığını vurgular.
Tebliğ’in 23. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi de ortaklıkların, Tebliğ’de izin verilen işlemler dışında ticari, sınai veya zirai faaliyette bulunamayacağını düzenler. Bu hüküm kararda doğrudan uygulanmamıştır; ancak gayrimenkul yatırım ortaklıklarının faaliyet alanının dar tutulduğunu gösteren genel çerçevenin bir parçasıdır.
🎯 Amaç savunması neden sonuç vermedi?
Davacının temel savunması, iştirakin bir yatırım değil, helikopter kullanımı için zorunlu bir araç olduğudur. Derece mahkemesinin tespitleri bu savunmayı iki yönden zayıflatmıştır.
Birincisi, olguların sırası savunmayla örtüşmemektedir. Davacı, şirketin “sahip olduğu helikopterden” yararlanmak için iştirak ettiğini söylemiş; oysa mahkeme, helikopterin iştirak tarihinden sonra ve davacının da katıldığı sermaye avansı ödemeleriyle satın alındığını, iştirak öncesinde şirketin önemli bir varlığının bulunmadığını tespit etmiştir. Başka bir deyişle, ortaklığın kaynakları, gayrimenkul portföyüne değil, bir hava aracının edinilmesine yönelmiştir.
İkincisi, ileri sürülen kullanım amacı fiilen gerçekleşmemiştir. Mahkeme, davacının iştirak döneminde helikopter hizmetinden ücretli veya ücretsiz hiçbir şekilde yararlanmadığını belirlemiştir. Kullanılmayan bir ulaşım aracı için yapıldığı söylenen iştirak, “maliyet paylaşımı” savunmasını desteklememiştir.
Danıştay kısa gerekçeli onama kararında bu iddiaları ayrıca tartışmamış, temyiz nedenlerini bozmayı gerektirecek nitelikte görmemiştir. Kararın verdiği mesaj, Tebliğ’deki iştirak listesinin amaç değerlendirmesine yer bırakmayan sınırlı bir liste olarak uygulandığıdır. İzahnameye aykırı fon kullanımı nedeniyle verilen bir başka SPK cezasına ilişkin Danıştay kararı için halka arz fonu ve izahname yazısına bakılabilir.
👥 Halka açık yatırımcı açısından anlamı
Gayrimenkul yatırım ortaklığı payı alan yatırımcı, şirketin kaynaklarını Tebliğ’de tanımlanan gayrimenkul odaklı portföye yönlendireceği beklentisiyle hareket eder. Portföy ve iştirak sınırlamaları bu beklentinin hukuki güvencesidir. Bir hava aracına ya da gayrimenkulle ilgisi bulunmayan bir işletmeye aktarılan kaynak, bu çerçevenin dışına çıkar.
Kararda ceza tutarı 27.047,00 TL’dir. 6362 sayılı Kanun’un 103. maddesinin birinci fıkrası, Kanun’a dayanılarak yapılan düzenlemelere aykırı hareket edenlere Kurul tarafından idari para cezası verileceğini düzenler; maddede yazılı alt ve üst sınırlar, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Aynı fıkra, yükümlülüğe aykırılık dolayısıyla menfaat temin edilmesi hâlinde cezanın bu menfaatin iki katından az olamayacağını da öngörür. Karar metninde bir menfaat hesabına yer verilmemiştir.
SPK idari para cezalarında aykırılığın süreklilik gösterdiği dosyalarda cezanın nasıl belirleneceğine ilişkin bir Danıştay kararı için SPK cezasında kesintisiz fiil yazısı incelenebilir.
❓ Sorular ve cevaplar
Ceza hangi kanun maddesine dayanıyor?
Ceza, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 103. maddesinin birinci fıkrasına dayanmaktadır. Bu hüküm, Kanun’a dayanılarak yapılan düzenlemelere ve Kurul kararlarına aykırı hareket edenlere idari para cezası verilmesini öngörür. Somut olayda aykırılık, III-48.1 sayılı Tebliğ’in 28. maddesine ilişkindir.
İştirak oranının yüzde 25 olması sonucu etkiledi mi?
Karar metninde iştirak oranına bağlı ayrı bir değerlendirme bulunmamaktadır. Mahkeme, iştirak edilen şirketin Tebliğ’in 28. maddesinde sayılan şirketlerden olmamasını esas almıştır. Tebliğ’in bugünkü metnine göre 22. maddedeki %5 oy/sermaye sınırı, 28. madde kapsamındaki iştiraklere uygulanmaz; yani 28. madde kapsamındaki bir şirkete daha yüksek oranda iştirak mümkündür, kapsam dışındaki bir şirkete ise oran ne olursa olsun bu madde yoluyla iştirak edilemez.
Helikopterin ortaklık tarafından kullanılmış olması farklı bir sonuç doğurur muydu?
Kararda bu ihtimal tartışılmamıştır. İdare Mahkemesi, kullanımın bulunmadığını tespit ettikten sonra bunu diğer olgularla birlikte değerlendirmiştir. Ancak mahkemenin dayandığı asıl ölçüt, iştirak edilen şirketin Tebliğ’de sınırlı olarak sayılan şirketlerden olmamasıdır.
Karar hangi tarihteki Tebliğ metnine göre verildi?
Aykırılık dönemi 17.06.2015 – 21.09.2017’dir. Tebliğ’in 28. maddesi 23.01.2014 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle bugünkü yapısını almış; maddenin yurt dışı şirketlere ilişkin (ç) bendi ise sonradan, 2019 yılında yeniden düzenlenmiştir. Türkiye’de kurulu şirketler için %75 ölçütünü içeren (d) bendi, olay döneminde de yürürlüktedir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin Adalet Bakanlığı Bedesten kaynağında yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar kısa gerekçeli bir onama kararıdır; olgulara ilişkin tespitler İdare Mahkemesi kararının Danıştay kararındaki özetine dayanır. Yazıda aktarılan Tebliğ hükümleri bugünkü metinlerdir ve olay tarihinden sonra değişiklik görmüş bentler içerebilir. İştirak edilen şirketin varlık yapısı ve faaliyet konusu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



