Aile Hekimliğinde Emekli Aylığı – Yargıtay HGK 2026/116

Serbest hekimlik yaparken yaşlılık aylığı bağlanan bir doktor, birkaç yıl sonra aile hekimliği sözleşmesi imzalayarak yeniden çalışmaya başlıyor. Yaklaşık sekiz yıl boyunca hem aile hekimi ücretini hem de yaşlılık aylığını alıyor. Ardından Sosyal Güvenlik Kurumundan gelen bir yazıyla aylığı durduruluyor ve 111.855,42 TL yersiz ödeme borcu çıkarılıyor. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi hekimi haklı buluyor; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ise farklı düşünüyor. Son sözü söyleyen Hukuk Genel Kurulu, uzun bir tartışmanın ardından iki ayrı soruya iki ayrı cevap veriyor: Aylığın kesilmesi yerindedir, ancak geri istenecek tutar Kurumun hatalı işlemi kuralına göre belirlenmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.02.2026 tarihli ve E.2025/23, K.2026/116 sayılı kararıyla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin direnme kararını Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle bozmuştur. İlk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamamış, karar ikinci görüşmede oy çokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir.
🩺 Serbest hekimlikten aile hekimliğine
Karar metnine göre davacı, serbest hekim olarak çalışırken 2002 yılında 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı almaya başlamıştır. Aile hekimliği uygulamasının yaygınlaşmasıyla birlikte 06.12.2008 tarihinde Gümüşhane İl Sağlık Müdürlüğü ile aile hekimliği sözleşmesi imzalamış, daha sonra yine sözleşmeli aile hekimi olarak İstanbul’da çalışmasını sürdürmüştür.
Kurum, 10.05.2016 tarihli yazıyla emeklilerin kamu sektöründe 4/1-a kapsamında çalışmaları hâlinde 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesi gereği aylıklarının kesilmesi gerektiğini belirtmiş, davacının aylığını çalışmaya başladığı 06.12.2008 tarihinden itibaren durdurmuş ve yersiz ödenen aylıklar toplamı olarak 111.855,42 TL borç çıkarmıştır. Davacının 09.06.2016 tarihli itirazı reddedilince dava açılmıştır.
Davacı tarafın başlıca dayanakları şunlardır:
- 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesinde yapılan değişiklikle Sağlık Bakanlığının tabip kadrolarına atananlar, aylığı kesilecekler arasından çıkarılmıştır.
- 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun 3. maddesine göre sözleşmeli çalışmaya başlayanların daha önce bağlı oldukları sosyal güvenlik kuruluşlarıyla ilişkileri aynı şekilde devam eder.
- Kurumun itirazı 2011/58 sayılı Genelgeye dayanarak reddetmesi hukuka aykırıdır.
Kurum ise davacının 4/1-a kapsamında çalıştığının tespit edildiğini, işlemlerin Genelge ve Kanun’a uygun olduğunu savunmuştur.
⚖️ Mahkemeler arasındaki görüş ayrılığı
- İlk derece mahkemesi (06.11.2018, E.2017/55, K.2018/355): 5258 sayılı Kanun’un 3. maddesi karşısında aylığın kesilmesini gerektiren bir şart bulunmadığını, çalışmalar destek primine tâbi olduğundan Kurumun bir kaybının da olmadığını belirterek davayı kabul etmiştir.
- Bölge adliye mahkemesi (31.05.2019, E.2019/200, K.2019/820): Aile hekimlerinin Bakanlık kadrosunda olmadığını, sözleşmeyle hizmet sunan, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan ve personelinin işvereni konumundaki kişiler olduğunu kabul etmiştir. Yalnız vekâlet ücreti yönünden ilk derece kararını kaldırıp davayı yeniden kabul etmiştir.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (20.12.2023, E.2022/533, K.2023/13146): Oy çokluğuyla bozmuştur. Daireye göre aile hekimleri 30. maddenin dördüncü fıkrasındaki istisnalardan olmadığından aylık alırken bu kapsamda çalışamaz; ancak davacının kasıtlı veya kusurlu davranışı bulunmadığından alacak 96/b maddesine göre hesaplanmalıdır.
- Bölge adliye mahkemesi (E.2024/1045, K.2024/1612): Bozmaya direnmiş ve Yargıtay kararları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini de vurgulamıştır.
- Hukuk Genel Kurulu (25.02.2026): Direnme kararını bozmuştur.
📜 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesindeki yasak
Kurul, maddeyi üç katmanlı bir yapı olarak okumuştur:
- Birinci fıkra (açıktan atama yasağı): Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar, sayılan kamu idarelerinin kadrolarına açıktan atanamaz. Cumhurbaşkanınca atananlar, TBMM’nin seçtikleri, öğretim üyeliği ve Sağlık Bakanlığının tabip kadrolarına yapılacak atamalar bu yasağın dışındadır.
- İkinci ve üçüncü fıkra (aylık kesilmeden çalışma yasağı): Aylık alanlar, bu aylıkları kesilmeksizin kamu kurum ve kuruluşlarında herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz; aksine izin veren diğer kanun hükümleri uygulanmaz.
- Dördüncü fıkra (aylık kesilmeden çalışabilecekler): Cumhurbaşkanlığına seçilenlerden Türkiye Kızılay Derneği çalışanlarına kadar sınırlı sayıda istisna tek tek sayılmıştır.
Kurulun vurguladığı kritik nokta, Sağlık Bakanlığı tabip kadrolarına ilişkin istisnanın yalnızca birinci fıkrada yer almasıdır. Bu istisna emekli hekimin kadroya açıktan atanabilmesini sağlar; ancak aylığın kesilmeden çalışmaya devam edebilmesi için dördüncü fıkradaki sınırlı listede yer almak gerekir. Kurul, istisnaların sınırlı sayı ilkesine göre düzenlendiğini ve yorum yoluyla genişletilemeyeceğini belirtmiştir.
Kurul ayrıca, 5510 sayılı Kanun’un 105. maddesinde sayılan uygulanmayacak hükümler arasında 30. maddenin bulunmadığını ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümediğini gözeterek, düzenlemenin 01.01.2005’ten itibaren kesintisiz yürürlükte olduğunu kabul etmiştir.
🏥 Aile hekimliği neden kamu görevi sayıldı?
Bölge adliye mahkemesinin temel argümanı, aile hekiminin bağımsız çalışan, hatta işveren olduğuydu. Hukuk Genel Kurulu bu yaklaşımı benimsememiştir. Gerekçede Anayasa Mahkemesinin 21.02.2008 tarihli ve E.2005/10, K.2008/63 sayılı kararından uzun bir alıntı yapılmıştır. Bu karara göre aile hekimliği hizmetleri:
- Belli bir mekânda, tam gün ve kapsamlı biçimde sunulan, ertelenemez ve ikame edilemez nitelikte hizmetlerdir.
- İdare ile imzalanan sözleşme idari hizmet sözleşmesidir ve ücret idarece ödenir.
- Aile hekimlerinin düzenlediği belgeler resmî belge niteliğindedir; hekimler Bakanlık ve sağlık idaresinin denetimine tâbidir.
- Bu nedenle aile hekimliği, Anayasa’nın 128. maddesindeki asli ve sürekli kamu görevidir; sözleşmeyle çalışanlar “diğer kamu görevlisi” kapsamındadır.
Kurul, Anayasa’nın 56. maddesine de değinerek sağlık hizmetinin kamu hizmeti olduğunu tekrarlamıştır. Sonuçta yaşlılık aylığı aldığı dönemde aile hekimliği sözleşmesi imzalayan ve bu kamu hizmetini yürüten davacının, dördüncü fıkradaki istisnalar arasında bulunmadığı için aylığı kesilmeksizin çalışamayacağı sonucuna varılmıştır.
Emekli olduktan sonra yeniden çalışmanın başka bir boyutu, sitedeki emeklilik sonrası çalışmada kıdem tazminatı yazısında iş sözleşmesi yönünden ele alınmıştır.
💰 Geri ödemede 96/1-b farkı
Kararın uygulamada en çok hissedilecek yönü, iade edilecek tutarın hesabıdır. 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi yersiz ödemeleri iki ayrı rejime bağlar:
| Ölçüt | 96/1-a (kasıt veya kusur) | 96/1-b (Kurumun hatası) |
|---|---|---|
| Geriye dönük süre | Tespit tarihinden geriye en fazla 10 yıl | Tespit tarihinden geriye en fazla 5 yıl |
| Faiz | Ödeme tarihlerinden itibaren kanuni faiz | Tebliğden itibaren 24 ay içinde ödenirse faizsiz; sonrası için 24 aylık sürenin sonundan itibaren kanuni faiz |
Hukuk Genel Kurulu, Kurumun aylığı kesmesini yerinde bulmakla birlikte, durumun davacının kasıtlı veya kusurlu davranışından kaynaklanmadığını kabul etmiş ve yersiz aylıklar konusunda 96/1-b maddesine göre uygulama yapılması gerektiğini belirtmiştir. Gerekçede Anayasa Mahkemesinin B. No: 2013/679 sayılı bireysel başvuru kararına atıfla, Kurumun hatalı işleminden doğan ödemelerin yaptırımının hafifletildiği hatırlatılmıştır.
Dosyada aylık 2008’de başlayan çalışmadan itibaren durdurulmuş ve borç 2016’da çıkarılmıştı. 96/1-b uygulandığında geri istenebilecek tutar, tespit tarihinden geriye beş yıllık dönemle sınırlanacaktır. Kesin tutar karar metninde yer almamaktadır; hesap bölge adliye mahkemesinin yapacağı yargılamaya bırakılmıştır.
🗣️ Kurulda ileri sürülen karşı görüş
Karar metninde Kurul içindeki karşı görüş de aktarılmıştır. Bu görüşe göre:
- Aile hekimliği, kamuya atanma veya klasik sözleşmeli çalışma olarak nitelendirilemeyecek kendine özgü bir yapıdadır; bu nedenle 30. madde kapsamına girmez.
- 5258 sayılı Kanun’un 3. maddesinin altıncı fıkrası, sözleşmeli aile hekimlerinin önceki sosyal güvenlik kuruluşlarıyla ilişkilerinin aynı şekilde devam edeceğini öngörmektedir.
- Bu nedenle aylığın kesilmesine yönelik Kurum işlemi hatalıdır ve direnme kararı onanmalıdır.
Bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. İlk görüşmede yeterli çoğunluğun sağlanamamış olması, meselenin Kurul içinde de tartışmalı olduğunu göstermektedir. Dosya, HMK 373/2 uyarınca kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.
❓ Merak edilenler
Sağlık Bakanlığı tabip kadroları istisnası neden davacıyı korumadı?
Kurula göre bu istisna 30. maddenin yalnızca birinci fıkrasındaki açıktan atama yasağına ilişkindir. Aylığın kesilmeden çalışmaya izin verilmesi ise dördüncü fıkradaki sınırlı listeye bağlıdır ve aile hekimleri bu listede yer almamaktadır.
Destek primi ödenmesi aylığın kesilmesini engeller mi?
İlk derece mahkemesi, çalışmaların destek primine tâbi olması nedeniyle Kurumun kaybı olmadığını gerekçeye almıştı. Hukuk Genel Kurulu bu gerekçeyi belirleyici saymamış; sonucu 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesindeki yasak ve istisnaların kapsamına göre belirlemiştir.
Davacı yersiz aylıkların tamamını faiziyle mi ödeyecek?
Kararda yersiz ödemenin davacının kasıtlı veya kusurlu davranışından kaynaklanmadığı kabul edilmiş ve 96/1-b maddesinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Bu hükümde geriye dönük süre beş yılla sınırlıdır ve tebliğden itibaren 24 ay içinde yapılan ödemeler faizsizdir. Kesin tutarı yeniden yapılacak yargılama belirleyecektir.
Bölge adliye mahkemesi yeniden direnebilir mi?
Hukuk Genel Kurulunun direnme üzerine verdiği bozma kararı kesin niteliktedir. Dosyanın gönderildiği bölge adliye mahkemesinin, karar metnine göre Kurulca benimsenen Özel Daire bozma kararı doğrultusunda yeniden hüküm kurması beklenir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan taraf iddiaları ve derece mahkemesi kararlarının özetine dayanır. Karar oy çokluğuyla verilmiş olup yeniden yapılacak hesaplamanın sonucu karar metninde yer almamaktadır. Çalışma statüsü, sözleşme türü ve yersiz ödemenin nedeni farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



