Sekiz Yıllık İhtiyati Haciz Ölçülü mü? – AYM 2023/25236

Bir tazminat davası açılır, dava açıldıktan bir gün sonra davalıların taşınır ve taşınmaz mallarına, üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına teminatsız ihtiyati haciz konulur. Aradan sekiz yılı aşkın süre geçer; hukuk davası hâlâ sürmektedir, çünkü mahkeme davalılar hakkındaki ceza davalarının kesinleşmesini beklemektedir. Haczedilen mal varlığının sahipleri bu sürenin mülkiyet hakkını ölçüsüz biçimde kısıtladığını ileri sürerek Anayasa Mahkemesine başvurur. Mahkemenin yanıt aradığı soru şudur: İhtiyati haczin uzunluğu tek başına ihlal sonucunu doğurur mu, yoksa davanın karmaşıklığı ve bağlantılı ceza yargılamaları bu süreyi açıklayabilir mi?
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 24.12.2025 tarihli ve 2023/25236 başvuru numaralı kararıyla, birleştirilen on yedi başvuru dosyasını birlikte incelemiş ve Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar vermiştir. Bir başvurucu yönünden ileri sürülen makul sürede yargılanma şikâyeti ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
📂 Tazminat davası ve ilk haciz kararı
Karar metnine göre başvurucular hakkında darbe girişimine Akıncı Üssü’nden katıldıkları iddiasıyla ceza davaları açılmış; bu davalarda verilen hükümler bir kısım sanıklar yönünden bozulmuş ve bazıları henüz kesinleşmemiştir.
Ceza davalarından ayrı olarak Millî Savunma Bakanlığı, 7.12.2017 tarihinde Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinde başvurucuların da aralarında bulunduğu 500 kişiye karşı tazminat davası açmıştır. Talep, darbe girişimi sırasında hava meydan komutanlığında meydana gelen 3.729.548,33 TL ve 211.020,26 ABD doları maddi zararın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle müteselsilen tahsiline yöneliktir. Bakanlık aynı dilekçede iki ayrı koruma istemiştir:
- İİK 257 ve devamı maddeleri uyarınca davalıların mal varlığına teminatsız ihtiyati haciz,
- 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 20/A maddesi gereğince ceza soruşturması sırasında konulan tedbirlerin devamı niteliğinde ihtiyati haciz şerhi.
Mahkeme 8.12.2017 tarihli ara kararıyla her iki talebi de kabul etmiştir. Karar Ankara 7. İcra Dairesinde infaz edilmiş; davalıların tüm mal varlığına, OYAK birikimlerine ve üçüncü kişilerdeki alacaklarına haciz konulmuştur.
⏳ Haczin yıllar içindeki seyri
Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesinde belirleyici olan unsurlardan biri, haczin ilk günkü hâliyle donup kalmamasıdır. Karardan çıkan sıra şöyledir:
- 6.9.2019: Davalıların ihtiyati hacze itirazları reddedilmiştir.
- 4.5.2020: Mahkeme haczi dava değeriyle sınırlandırmış; kentsel dönüşüm veya kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazlarda şerhin yeni binadaki paylara aktarılmasına imkân tanımıştır.
- 18.1.2024: Mahkeme, kaçak ve ilanen tebligat yapılan davalılar dışındakiler yönünden haczi taşınır, taşınmaz ve banka hesaplarıyla sınırlamış; OYAK birikimleri, emekli ikramiyeleri, maaş ve ücret alacakları üzerindeki haczi kaldırmıştır.
- 25.9.2024: Daire, ihtiyati haciz infaz edilip icra aşamasına geçildiğinden bu tür taleplerin icra mahkemesinin görevinde olduğunu belirterek 18.1.2024 tarihli ara kararı kaldırmıştır.
- 3.10.2025: Bir kısım davalılar, alacaklının yasal sürede esas takibe geçmediğini ileri sürerek Ankara 22. İcra Hukuk Mahkemesinde şikâyet yoluna gitmiştir; bu dava inceleme tarihinde sürmektedir.
🗣️ Başvurucuların şikâyetleri ve Bakanlık görüşü
Başvurucular üç ayrı şikâyet ileri sürmüştür: ihtiyati haczin uzun süre devam etmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti olmadan tazminata konu fiillerden sorumlu tutulmaları nedeniyle masumiyet karinesinin ve yargılamanın uzunluğu nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği.
Adalet Bakanlığı ise görüşünde, ihtiyati haciz kararının maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığını, İİK 259/1 uyarınca haksız çıkan alacaklıya karşı tazminat davası açılabileceğini ve başvurucuların bu yolu kullanmadan bireysel başvuru yaptığını belirtmiştir.
Anayasa Mahkemesi, olayların hukuki nitelendirmesini kendisinin yaptığını hatırlatarak masumiyet karinesi şikâyetini ayrıca incelememiş; şikâyetlerin özü ihtiyati haczi hedef aldığı için tamamını mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirmiştir.
📏 Mahkemenin kullandığı ölçütler
Karar, ihtiyati haczi devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde ele almaktadır. Mahkemeye göre kamu makamlarının muhtemel bir alacağı güvence altına almak için geniş bir takdir yetkisi vardır; ancak tedbir mülk sahibine kaçınılmaz olanın ötesinde bir külfet yüklememeli, hem kapsam hem süre bakımından orantılı olmalıdır.
Bu genel ilkenin somut olaya uygulanmasında Mahkeme şu unsurları birlikte tartmıştır:
- Teminat altına alınmak istenen alacağın niteliği ve alacaklının haklılığını gösteren delillerin kapsamı,
- Dava konusu alacak tutarına göre haczedilen mal varlığının miktarı ve haczin boyutu,
- Haczin uygulandığı süre,
- Hukuk davasıyla bağlantılı yürütülen ceza yargılamaları ve bunlarda verilecek kararların hukuk davasına etkisi,
- Borçluların hacze karşı iddia ve savunmalarını etkin biçimde ileri sürebilme olanağı.
Son ölçüt bakımından Mahkeme, İİK 265’teki itiraz ve istinaf yolunun işler olduğunu; başvurucuların itirazları sonrasında haczin dava değeriyle sınırlandırıldığını vurgulamıştır.
⚖️ Neden ihlal bulunmadı?
Anayasa Mahkemesi, haczin çeşitli değişikliklerle sekiz yılı aşkın süredir uygulandığını açıkça tespit etmiştir. Buna rağmen ihlal sonucuna ulaşmamasının gerekçeleri kararın 61. paragrafında toplanmaktadır:
- Hukuk davasının yapısı: Yüzlerce davalının bulunduğu, taraf teşkili ve zararın tespiti bakımından farklı boyutları olan karmaşık bir yargılamadır. Her davalının sorumluluğunun belirlenmesi, tebligat güçlükleri ve haczedilecek mal varlığının tespiti süreci uzatmıştır.
- Bağlantılı ceza yargılamaları: Çok sayıda sanık hakkında yürüyen, arka planı karmaşık ceza davaları sürmektedir; bağlayıcı olmasa da bu davalardaki tespitler tazminat davası için belirleyici unsurlar taşımaktadır.
- Keyfîlik bulunmaması: Haciz sürecin niteliği gereği zorunlu bir müdahale aracı olarak görülmüş, yargı makamlarının süreci keyfî biçimde uzattığı kabul edilmemiştir.
- Giderim yolu: Haczin sonunda haksız çıkması hâlinde uğranılan zararın giderilmesine yönelik tazminat yolu hukuk sisteminde mevcuttur.
Bu değerlendirmeler sonucunda Mahkeme, haczin kapsamı ve süresi itibarıyla başvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet yüklenmediğini, kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasındaki adil dengenin bozulmadığını kabul etmiştir. Yargılama giderleri başvurucular üzerinde bırakılmıştır.
Makul süre şikâyeti, 6384 sayılı Kanun’un 5/A maddesindeki Tazminat Komisyonu yolu tüketilmediği için kabul edilemez bulunmuştur. Kararın 22.7.2026 tarihli başka bir Birinci Bölüm kararında (B. No: 2023/104282) aynen izlendiği ve darbe girişimiyle bağlantılı başka bir tazminat davasındaki ihtiyati haciz bakımından da ihlal bulunmadığı görülmektedir.
🔍 İhlal bulunan kararlarla karşılaştırma
Anayasa Mahkemesi kararında, taşınmazın tapu kaydındaki ihtiyati haciz şerhinin yaklaşık 10 yıl 3 ay sürmesini makul bulmayarak ihlal tespit ettiği önceki Genel Kurul kararını (B. No: 2014/17196) bizzat anmıştır. Bununla birlikte, şirketlere kayyım atanmasına ilişkin bir Genel Kurul kararında (B. No: 2019/42188) çok aktörlü ve uluslararası boyutlu bir soruşturmada tedbir süresinin uzunluğunun tek başına ölçüsüz sayılamayacağı yaklaşımına da yer vermiştir. Yani süre, tek başına sonucu belirleyen bir sayı değil; davanın yapısıyla birlikte okunan bir ölçüttür.
Sitede daha önce ele alınan dokuz yıl süren tapu tedbiri ve banka hesabında üç yıllık bloke kararlarında Mahkeme ihlal sonucuna ulaşmıştı. 2023/25236 sayılı kararı bunlardan ayıran noktalar özetle şunlardır:
- Haciz, borçluların itirazları sonrasında dava değeriyle sınırlandırılmıştır; ilk derece mahkemesi 2024’te ücret ve ikramiye gibi kalemleri de hacizden çıkarmış, ancak bu ara karar görev gerekçesiyle istinafta kaldırılmıştır.
- Tazminat davasının sonucu, yüzlerce sanıklı ve henüz kesinleşmemiş ceza yargılamalarına bağlıdır.
- Davalı sayısı 500’dür; taraf teşkili ve tebligat başlı başına süre alan işlemlerdir.
📚 İİK’daki ihtiyati haciz düzeni
Kararda dayanılan hükümler, mevzuat.gov.tr’deki güncel metinle karşılaştırılarak aşağıda özetlenmiştir:
- İİK m.257: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarını, alacaklarını ve diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
- İİK m.259: Hacizde haksız çıkan alacaklı, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan sorumludur; tazminat davası haczi koyan mahkemede de görülebilir.
- İİK m.264/3: Haciz alacak davası görülürken konulmuşsa alacaklı, esas hakkındaki hükmün tebliğinden itibaren bir ay içinde takip talebinde bulunmak zorundadır; aksi hâlde haciz hükümsüz kalır.
- İİK m.265: Borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı yedi gün içinde itiraz edebilir; itiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yolu açıktır ve istinaf kararı kesindir.
- 3713 sayılı Kanun m.20/A: Terör suçlarından doğan zararların tazmini amacıyla taşınmaz ve araç kayıtlarına şerh konulabilir; şerh, iki yıl içinde hukuk mahkemesinden devam yönünde ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmezse kendiliğinden terkin edilir.
❓ Merak edilenler
Sekiz yıl süren bir ihtiyati haciz her durumda hukuka uygun mu sayılır?
Hayır. Karar, sürenin bu olayın kendine özgü koşulları içinde tek başına ölçüsüz sayılamayacağını söylemektedir. Anayasa Mahkemesi aynı kararda, tapudaki ihtiyati haciz şerhinin yaklaşık 10 yıl 3 ay sürdüğü başka bir dosyada ihlal bulduğu içtihadını da hatırlatmıştır. Sonuç; davanın karmaşıklığına, haczin kapsamına ve sürecin keyfî biçimde uzatılıp uzatılmadığına göre değişmektedir.
Masumiyet karinesi şikâyeti neden ayrıca incelenmedi?
Mahkeme, olayların hukuki nitelendirmesini kendisinin yaptığını belirtmiş ve bu şikâyetin özünün de ihtiyati haciz kararına yöneldiğini kabul etmiştir. Bu nedenle tüm şikâyetler mülkiyet hakkı başlığı altında değerlendirilmiş, masumiyet karinesi yönünden ayrı bir sonuç kurulmamıştır.
İİK 259’daki tazminat davası bireysel başvurudan önce açılmak zorunda mıydı?
Bakanlık bu yönde görüş bildirmiş olsa da Anayasa Mahkemesi, önceki Genel Kurul içtihadını izleyerek bu davanın ancak alacaklının sonunda haksız çıkması hâlinde açılabildiğini, dolayısıyla haczin uzunluğundan kaynaklanan şikâyet için etkili bir yol olmadığını kabul etmiş ve başvuruyu esastan incelemiştir. Aynı tazminat yolu, esas incelemede ise ölçülülüğü destekleyen bir unsur olarak anılmıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, mülkiyet hakkına ilişkin diğer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümünün Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan 24.12.2025 tarihli bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım karar metnindeki tespitlere dayanır; hukuk davası ve bağlantılı ceza yargılamaları karar tarihinde devam etmekte olup sonuçları karar metninde yer almamaktadır. İhtiyati haczin kapsamı, süresi ve davanın yapısı farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



