Chargeback’te İhtiyati Haciz – İzmir BAM 11. HD 2026/1256

Kart hamili bir harcamaya itiraz eder, kart çıkaran banka parayı geri alır ve zincirin sonunda POS hizmeti veren banka bu tutarı üye işyerinden ister. Kâğıt üzerinde basit görünen bu “ters ibraz” zinciri, mahkemeye geldiğinde şu soruyu doğurur: Bankanın elindeki kayıtlar, işyerinin malvarlığına daha dava bitmeden haciz konulmasına yeter mi?
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 13.07.2026 tarihli ve E.2026/831, K.2026/1256 sayılı kararıyla, chargeback (ters ibraz) işlemlerinden doğduğu ileri sürülen 1.345.020,35 TL’lik alacak için verilen ihtiyati haciz kararını kaldırmış ve talebi reddetmiştir. Daireye göre işyerinin sözleşmeyi ihlal edip etmediği, bankanın zararının doğup doğmadığı ve kusur dağılımı yargılamayı gerektirdiğinden yaklaşık ispat koşulu bu aşamada sağlanmamıştır.
💳 POS, harcama itirazı ve bankanın talebi
Uyuşmazlığın tarafları, POS hizmeti veren bir banka ile bu bankadan üye işyeri sözleşmesi kapsamında POS cihazı alan bir limited şirkettir. Şirket, istinaf dilekçesindeki anlatıma göre turizm ve seyahat hizmetleri sunmaktadır. Kart hamilleri, bu işyerinde yaptıkları harcamalara kendi bankaları nezdinde itiraz etmiş; itirazlar ters ibraz yoluyla POS bankasına yansımıştır.
Bankanın anlatımına göre süreç şöyle ilerlemiştir:
- Ödeme: Kart hamillerinin işleme itirazı ve iade işlemleri sonucunda banka, 29.06.2025 tarihinde 1.154.174,00 TL ödemek zorunda kalmıştır.
- İhtar: Şirkete 07.10.2025 tarihinde muacceliyet ihtarı ve hesap özeti gönderilmiştir.
- Takip: Ödeme yapılmayınca İzmir Banka Alacakları İcra Müdürlüğünde ilamsız takip başlatılmış, borçlunun itirazıyla takip durmuştur.
- Arabuluculuk ve dava: Arabuluculukta anlaşma sağlanamamış, banka itirazın iptali ile %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı istemiyle dava açmıştır.
- İhtiyati haciz talebi: Banka 14.04.2026 tarihli dilekçesiyle, öncelikle teminatsız, olmadığı takdirde teminat karşılığında, 1.345.020,35 TL için şirketin taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczini istemiştir.
🏛️ İlk derece mahkemesinin iki ara kararı
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2026/75), talebi iki aşamada değerlendirmiştir.
16.04.2026 tarihli ara karar: Mahkeme, İİK m.257 uyarınca ihtiyati haciz talebini %15 oranında teminat karşılığında kabul etmiş ve şirketin malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının 1.345.020,35 TL’ye yetecek kadarının, yasal sınırlamalar gözetilerek ihtiyaten haczine karar vermiştir.
13.05.2026 tarihli ara karar: Şirketin itirazı üzerine duruşma açılmıştır. Mahkeme, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının ihtiyati haciz isteyebileceğini, bunun için alacağın varlığına ilişkin yaklaşık ispatın gerektiğini hatırlatmıştır. Ardından İİK m.265’teki itiraz sebeplerinin sınırlı olduğunu, bunların ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin bulunduğunu, itiraz edenin ileri sürdüğü hususların bu sebeplerden olmadığını, teminat miktarının makul olduğunu ve itiraz konusunun yargılamayı gerektirdiğini belirterek itirazı reddetmiştir.
📑 İşyerinin istinaf gerekçeleri
Aleyhine ihtiyati haciz verilen şirket vekili, bu ara karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Dilekçede öne çıkan itirazlar şunlardır:
- Yaklaşık ispat koşulu oluşmamıştır ve alacak likit değildir.
- Haciz, bankanın tek taraflı kayıtlarına ve ters ibraz iddialarına dayanmaktadır.
- Alacak bir sözleşmeden ya da kesin bir borç ikrarından değil, teknik ve hukuki açıdan karmaşık bir süreç olan ters ibraz işlemlerinden kaynaklanmaktadır; işlemlerin yerinde olup olmadığı ancak kapsamlı yargılama ve bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkabilir.
- Şirket, turizm ve seyahat hizmetlerini eksiksiz ve zamanında ifa etmiştir.
- Banka, uluslararası kart kuruluşu kurallarına ve dürüstlük kuralına aykırı biçimde, şirketin savunmasını almadan ve hizmetin ifa edilip edilmediğini araştırmadan kart hamillerinin tek taraflı beyanlarıyla iade yapmıştır.
- Usulüne uygun hesap kat ihtarı veya muacceliyet ihbarı gönderilmemiş, temerrüt oluşmamıştır.
- Haciz, şirketin bankalar nezdindeki itibarını zedelemiş ve nakit akışını durdurmuştur.
⚖️ Bölge Adliye Mahkemesinin değerlendirmesi
Daire, incelemeyi HMK m.355 uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzeniyle sınırlı yapmıştır. Gerekçenin omurgasını İİK m.258/1’in ikinci cümlesi oluşturur: Alacaklı, alacağı ve gerektiğinde haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermek zorundadır. Daireye göre bu düzenleme, alacağın tam ve kesin ispatını aramaz; kanaat oluşturacak delil yeterlidir. Kimin maddi hukuka göre haklı olduğu ise İİK m.264 kapsamında açılacak menfi tespit, itirazın iptali veya istirdat davasında araştırılacaktır.
Daire bunun devamında önemli bir usul notu düşmüştür: Talep tarihinde deliller tam toplanmamışsa, yargılama sırasında delillerin toplanıp incelenmesinden sonra mahkeme, yeniden talep hâlinde yaklaşık ispat çerçevesinde yeni bir değerlendirme yapabilir.
Somut olaya gelince Daire, ilk derece mahkemesinin yalnızca borcun vadesinin geçtiği ve rehinle temin edilmediği gerekçesiyle talebi kabul ettiğini tespit etmiş ve şu hususların açık olmadığını vurgulamıştır:
- Davalı işyerinin üye işyeri sözleşmesindeki yükümlülüklerini ihlal edip etmediği,
- Bankanın zararının doğup doğmadığı,
- Zarar doğmuşsa tarafların hangi oranda kusurlu olduğu.
Bu hususların yargılamayı gerektirdiği, alacağın varlığı ve miktarı yönünden yaklaşık ispatı sağlayacak derecede delil bulunmadığı ve davalı tarafın mal kaçırma eylemine yönelik bir iddia ya da delil de olmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle ihtiyati haciz talebinin reddi gerekirken kabulünde isabet görülmemiştir.
Daire, yeniden yargılamaya gerek görmediğinden HMK m.353/1-b-2 uyarınca istinaf başvurusunu kabul etmiş, itirazın reddine ilişkin ara kararı kaldırmış, itirazı kabul ederek 16.04.2026 tarihli ihtiyati haciz kararını da kaldırmış ve bankanın ihtiyati haciz talebini reddetmiştir. Karar, HMK m.362/1-f uyarınca kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
🔍 Yaklaşık ispat ölçüsü ve chargeback
Kararın asıl katkısı, ters ibraz kaynaklı alacaklarda “ödeme yapıldı, borç muaccel oldu” anlatımının tek başına ihtiyati haciz için yeterli görülmemesidir. Bankanın kart hamillerine ödeme yapmış olması, bu ödemenin üye işyerine rücu edilebileceğini kendiliğinden göstermez. Rücu hakkının varlığı, işyerinin sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığına ve itirazların haklı olup olmadığına bağlıdır.
Karardan çıkan değerlendirme ölçütleri şöyle özetlenebilir:
- Vade ve rehinsizlik yetmez: İİK m.257’nin şekli koşullarının bulunması, alacağın varlığına ilişkin yaklaşık ispatın yerine geçmemiştir.
- Kusur dağılımı yargılama işidir: Zararın doğup doğmadığı ve tarafların kusur oranı, geçici hukuki koruma aşamasında çözülecek sorular olarak görülmemiştir.
- Mal kaçırma iddiası önemlidir: Daire, gerekçesinde davalının mal kaçırma eylemine yönelik iddia ve delil bulunmadığını ayrıca not etmiştir.
- Kapı kapanmış değildir: Deliller toplandıktan sonra, yeniden talep hâlinde mahkeme yaklaşık ispat yönünden yeni bir değerlendirme yapabilir.
Kart ödemelerine itiraz meselesi sitede farklı yönleriyle de ele alınmıştı: chargeback talebi reddedilen kart hamilinin bankaya karşı durumu ve MASAK blokesi ile chargeback ilişkisi bu yazılardandır. Bu karar ise zincirin öteki ucuna, yani bankanın işyerine rücu ederken başvurduğu geçici korumaya odaklanmaktadır.
📘 Kararda uygulanan hükümler
Daire ve ilk derece mahkemesi, kararlarında aşağıdaki hükümlere dayanmıştır (metinler mevzuat.gov.tr’deki yürürlükteki hâliyle özetlenmiştir):
- İİK m.257/1: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
- İİK m.258: İhtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme karar verir; alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.
- İİK m.265: Borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı yedi gün içinde itiraz edebilir. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir; bölge adliye mahkemesi başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.
- HMK m.353/1-b-2: Daire, yeniden yargılama gerektirmeyen hâllerde kararı kaldırarak yeniden esas hakkında karar vermiştir.
İlk derece mahkemesi, itirazda ileri sürülen hususları İİK m.265’teki sınırlı sebepler dışında görmüştü. Daire ise itirazı, ihtiyati haczin dayandığı sebebin, yani alacağın yaklaşık ispatının bulunmadığı yönünden değerlendirerek sonuca ulaşmıştır.
❓ Sorular ve cevaplar
Bu karar bankanın alacağının olmadığı anlamına mı geliyor?
Hayır. Karar yalnızca ihtiyati haciz talebine ilişkindir. Daire, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiğini belirtmiş; itirazın iptali davasının esası hakkında bir sonuca varmamıştır.
İlk derece mahkemesi hangi gerekçeyle hacze karar vermişti?
Mahkeme, borcun vadesinin geçtiğini ve rehinle temin edilmediğini esas alarak İİK m.257 uyarınca %15 teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı vermiş, itirazdaki hususların İİK m.265’te sayılan itiraz sebeplerinden olmadığını kabul etmişti.
Banka aynı talebi ileride yeniden ileri sürebilir mi?
Kararın gerekçesinde, deliller tam toplanmamışsa yargılama sırasında delillerin toplanıp incelenmesinden sonra mahkemenin, talep üzerine yaklaşık ispat çerçevesinde yeniden değerlendirme yapabileceği belirtilmiştir.
Karara karşı Yargıtay yolu açık mı?
Hayır. Karar, HMK m.362/1-f uyarınca kesin olarak verilmiştir. İİK m.265 de itiraz üzerine verilen karara karşı istinaf incelemesinde bölge adliye mahkemesinin kararının kesin olduğunu düzenlemektedir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin Bedesten sisteminde yayımlanan ve Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan istinaf kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan talep, ilk derece ara kararları ve istinaf dilekçesine dayanır; tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Karar geçici hukuki korumaya ilişkin olup davanın esası hakkında bir tespit içermez. Sözleşme hükümleri, itiraz edilen işlemlerin niteliği ve sunulan deliller farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



