Talebi Aşan İştirak Nafakası – Yargıtay 2. HD 2026/7214

Yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve tedbir nafakası çoğu boşanma dosyasında aynı hükmün içinde yer alır; Yargıtay bozma kararı verdiğinde ise bu kalemlerin her biri ayrı bir kaderi paylaşır. Bir kalem bozulurken diğeri onanabilir, onanan kısım kesinleşir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026/7214 sayılı kararı, bozma sonrasında yeniden kurulan hükümde iki usul hatasını birlikte ele almaktadır: kesinleşmiş tedbir nafakası hakkında yeniden hüküm kurulması ve iştirak nafakasında dava dilekçesindeki talebin aşılması. Aynı kararda yoksulluk nafakasına yönelik temyiz itirazları ise reddedilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 25.06.2026 tarihli ve E.2026/4750, K.2026/7214 sayılı kararıyla, bozma sonrası verilen ilk derece hükmünü tedbir nafakaları ile iştirak nafakası yönünden erkek yararına bozmuş, temyize konu diğer bölümleri onamıştır. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
📂 Dosyanın iki tur temyiz serüveni
Karar metninde olaya ilişkin olgular kısıtlıdır; aktarılan bilgiler ağırlıklı olarak yargılamanın usul aşamalarına ilişkindir. Taraflar birbirine karşı boşanma davası açmıştır. İlk derece mahkemesi kadının davalarını kabul ederek tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer’ilerine hükmetmiş, erkeğin davasını reddetmiştir. Taraf vekillerinin istinaf başvuruları Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
İlk temyiz incelemesinde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi hükmü ikiye ayırmıştır:
- Bozulan kısımlar: iştirak ve yoksulluk nafakaları ile maddî ve manevî tazminatların miktarı.
- Onanan kısımlar: bunların dışında kalan tüm yönler. Karar metnine göre tedbir nafakalarına ilişkin hüküm de bu onama ile kesinleşmiştir.
Dosya ilk derece mahkemesine dönmüş, mahkeme bozma kararı gereğince yeniden hüküm kurmuştur. Bu yeni hükmü davacı-davalı erkek vekili; tedbir nafakasının artırılması, iştirak ve yoksulluk nafakaları ile tazminatların miktarı yönünden temyiz etmiştir.
⚖️ İkinci temyizde Yargıtay’ın kararı
Daire önce genel bir tespit yapmıştır: Temyiz edilen kararda hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında isabetsizlik bulunmamakta ve hüküm bozma kararı gereğince verilmiş bulunmaktadır. Bu nedenle erkeğin, ayrıca ele alınan iki bent dışındaki temyiz nedenleri bozmayı gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Ayrıca ele alınan iki noktada ise ilk derece mahkemesinin usule aykırı davrandığı kabul edilmiştir. Hüküm fıkrası şöyledir:
- İlk derece mahkemesi kararı, tedbir nafakaları ile iştirak nafakası yönünden erkek yararına bozulmuştur.
- Erkek vekilinin sair temyiz itirazları reddedilmiş; bozma kapsamı dışında kalan ve temyize konu olan diğer bölümler HMK 370/1 uyarınca onanmıştır.
- Temyiz peşin harcının istek hâlinde yatırana iadesine ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
🔒 Kesinleşen tedbir nafakası yeniden hükme bağlanamaz
Tedbir nafakası, Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesindeki geçici önlemlerden biridir: Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır. Dava süresince ödenen bu nafaka, boşanmadan sonra ödenecek yoksulluk ve iştirak nafakasından ayrı bir kalemdir. Konunun genel çerçevesi için tedbir nafakası nedir yazısına bakılabilir.
Somut dosyada ilk bozma kararı tedbir nafakalarına dokunmamış, bu yön onanmıştı. Onanan kısım kesinleştiği için bozma sonrası yargılamanın konusu yalnızca bozulan kalemlerle sınırlıydı. İlk derece mahkemesi ise kesinleşmiş tedbir nafakaları hakkında erkek aleyhine yeniden hüküm kurmuştur. Erkeğin temyiz dilekçesindeki “tedbir nafakasının arttırılması” ifadesi, yeni hükümde tedbir nafakasının artırıldığına işaret etmektedir; karar metninde yeni tutar yer almamaktadır.
Daire bu durumu açıkça bozma sebebi saymıştır: Tedbir nafakalarına yönelik hükmün kesinleştiği dikkate alınmadan erkek aleyhine yeniden hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kısaca, kısmi bozmada bozma dışında kalıp onanan kalemler yeniden tartışmaya açılamaz.
📏 Talebe bağlılık: 20.000 TL istenip 35.000 TL verilemez
Kararın ikinci ayağı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesidir. HMK 26/1’e göre hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez, duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hâkimin talebe bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri ise saklıdır (HMK 26/2).
Karar metnindeki olgular şöyledir:
| Aşama | İştirak nafakası |
|---|---|
| Kadının dava dilekçesindeki talebi | 20.000,00 TL |
| Islah talebi | Dosyada bulunmuyor |
| Bozma sonrası ilk derece hükmü | 35.000,00 TL |
| Yargıtay 2. HD 2026/7214 | Talep aşıldığı için erkek yararına bozma |
İştirak nafakası, TMK 182’ye göre velayet kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılma yükümlülüğünden doğar. Nafaka miktarının hesaplanmasında tarafların ekonomik durumu ve çocuğun ihtiyaçları belirleyicidir; ancak Daireye göre bu takdir, dava dilekçesinde istenen tutarın üzerine çıkmak için yeterli değildir. Kadın 20.000,00 TL talep etmiş, bu talebini ıslahla artırmamıştır. Bu durumda 35.000,00 TL’ye hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuştur.
Islah konusunda HMK 177/2 de dikkat çekicidir. Bu hükme göre Yargıtay’ın bozma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, mahkemenin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabilir; ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz. Karar metni, somut dosyada iştirak nafakası yönünden böyle bir ıslah talebinin bulunmadığını tespit etmektedir. Islahla artırılan taleplere ilişkin başka bir 2. HD kararı için boşanmada ıslahla artan talep yazısı incelenebilir.
🧾 Yoksulluk nafakası bu kararda nasıl sonuçlandı?
“Yoksulluk nafakası” araması yapan okuyucular açısından kararın bu yönü önemlidir. İlk temyizde yoksulluk nafakasının miktarı bozulmuş, bozma sonrası ilk derece mahkemesi miktarı yeniden belirlemiştir. Erkek, yeni hükmü yoksulluk nafakası yönünden de temyiz etmiştir. Yargıtay ise bu kalemde bir usul veya esas hatası saptamamış; erkeğin yoksulluk nafakasına ilişkin itirazı “sair temyiz itirazları” arasında reddedilerek bu bölüm onanmıştır.
TMK 175’e göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Karar metninde yoksulluk nafakasının tutarı ve tarafların gelir durumu yer almadığından, onanan miktarın hangi verilere dayandığı metinden anlaşılamamaktadır. Kararın bu kalemdeki anlamı şudur: Bozma kararı gereğince yeniden belirlenen yoksulluk nafakası, Daire denetiminden geçmiştir.
Yoksulluk nafakasının şartlarına ilişkin genel bilgi için yoksulluk nafakası nedir yazısına, dava sırasında işe giren eşin durumuna ilişkin bir başka 2. HD kararı için davada işe giren eşe nafaka yazısına bakılabilir.
🧩 Nafaka kalemlerinin ayrı ayrı izlenmesi
Karar, boşanma hükmündeki nafaka kalemlerinin her birinin kendi usul yolunu izlediğini gösterir:
- Tedbir nafakası (TMK 169): Dava süresince geçerli geçici önlemdir; ilk bozmada onanmışsa kesinleşir ve bozma sonrası yeniden hükme bağlanamaz.
- İştirak nafakası (TMK 182): Miktarı bozulsa bile yeniden belirlenirken dava dilekçesindeki ya da ıslahla artırılmış talep sınırı aşılamaz (HMK 26/1).
- Yoksulluk nafakası (TMK 175): Bu dosyada bozma gereğince yeniden belirlenen miktar onanmıştır.
- Maddî ve manevî tazminat: Miktarları ilk bozmanın konusuydu; ikinci temyizde bu yöndeki itirazlar da reddedilmiştir.
Bozma sonrası yargılama, ilk bozma ilamının çizdiği sınırlar içinde yürür. Hangi kalemin onanıp kesinleştiği, hangisinin yeniden belirleneceği bozma ilamından okunur; dava dilekçesindeki talep tutarları ise yeniden yapılan hesaplamanın üst sınırını oluşturur. Nafaka miktarlarına ilişkin genel bir fikir edinmek isteyen okuyucular nafaka hesaplama aracını inceleyebilir.
❓ Merak edilenler
Bu kararda yoksulluk nafakası bozuldu mu?
Hayır. İkinci temyiz incelemesinde yoksulluk nafakasına ilişkin itirazlar reddedilmiş ve bu bölüm onanmıştır. Bozma yalnızca tedbir nafakaları ile iştirak nafakası yönünden verilmiştir.
Yoksulluk nafakası ile tedbir nafakası arasındaki fark nedir?
Tedbir nafakası TMK 169 kapsamında boşanma davası sürerken alınan geçici bir önlemdir. Yoksulluk nafakası ise TMK 175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla boşanmadan sonra bağlanan süresiz nafakadır. Bu kararda iki kalem farklı sonuçlanmıştır: tedbir nafakası yönünden bozma, yoksulluk nafakası yönünden onama.
Mahkeme istenenden fazla iştirak nafakasına hükmedebilir mi?
Karara göre hayır. HMK 26/1 uyarınca hâkim talep sonucuyla bağlıdır. Dava dilekçesinde 20.000,00 TL iştirak nafakası istenmiş ve ıslah yapılmamışken 35.000,00 TL’ye hükmedilmesi bozma sebebi sayılmıştır.
Bozma kararından sonra nafaka talebi artırılabilir mi?
HMK 177/2’ye göre bozma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, mahkemenin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabilir; ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz. Bu dosyada iştirak nafakası yönünden ıslah talebi bulunmamaktadır.
Kararda yoksulluk nafakasının tutarı belirtilmiş mi?
Hayır. Karar metninde yalnızca iştirak nafakasına ilişkin talep (20.000,00 TL) ve hüküm (35.000,00 TL) tutarları yer almaktadır. Yoksulluk ve tedbir nafakaları ile tazminatların tutarları ve tarafların gelir bilgileri metinde bulunmamaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, benzer kararlar Emsal Kararlar arşivinde bulunmaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar metninde tarafların gelir durumu ile yoksulluk ve tedbir nafakalarının ve tazminatların tutarları yer almadığından değerlendirme metindeki olgularla sınırlıdır. İkinci bozma sonrası yargılamanın sonucu bilinmemektedir. Talep tutarları, ıslah durumu ve bozma kapsamı farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



