Komisyon İadesi Zarardan Düşülür – Yargıtay 11. HD 2025/1554

Bir müşteri, bankadaki döviz hesabından iki milyon doları başka bir bankaya aktarmak ister; aktarım gerçekleşmez, hesaplar kontrol edilince bildirilen bakiyeler ile banka kayıtları arasında fark çıkar. Banka teftiş incelemesi başlatır, inceleme henüz bitmeden müşteriye “komisyon iadesi” açıklamasıyla 150.000 USD ödenir ve aynı gün ibraname imzalanır. Yıllar sonra, talimatsız yapılan opsiyon işlemleri nedeniyle açılan tazminat davasında şu soru belirleyici hâle gelir: Bankanın o gün yaptığı ödeme, mahkemenin hükmedeceği zarardan düşülecek mi? İlk derece mahkemesi “hayır” demiş, Yargıtay ise aksi görüşle hükmü bozmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 06.03.2025 tarihli ve E.2024/1010, K.2025/1554 sayılı kararıyla, davacı müşterinin bütün temyiz itirazlarını reddetmiş, davalı bankanın temyizini ise kabul ederek ibraname günü yapılan 150.000 USD’lik ödemenin zarardan düşülmemesini sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı gerekçesiyle oy birliğiyle bozmuştur.
🏦 Gerçekleşmeyen transfer ve teftiş süreci
Davacı, davalı bankanın bir şubesinde TL, euro ve USD hesaplarına sahiptir. Bu hesaplar üzerinden başta opsiyon ve vadeli işlemler olmak üzere çeşitli türev işlemler yapmaktadır. Banka, çalışanlarından birini davacının müşteri temsilcisi ve türev işlemler yetkilisi olarak görevlendirmiştir. Davacı, gün içinde telefonla bu çalışandan bakiye bilgisi alarak risk değerlendirmesi yapmakta ve işlemlerini buna göre yürütmektedir.
Piyasada türev işlemler nedeniyle bazı kişilerin zarara uğradığını duyan davacı, 27.09.2011 tarihinde vadesi dolan hesabındaki mevduatın 2.000.000 USD’lik kısmını başka bir bankadaki hesabına göndermek istemiş, ancak transfer gerçekleşmemiştir. Bunun üzerine şube müdürü ve müşteri temsilcisiyle yapılan toplantıda hesaplar kontrol edilmiş ve davacıya bildirilen tutarlar ile banka kayıtları arasında ciddi fark bulunduğu görülmüştür.
Davacının şikâyeti üzerine bankanın teftiş kurulu 28.09.2011 tarihinde inceleme başlatmıştır. İnceleme sürerken, 07.10.2011 tarihinde davacının hesabına “komisyon iadesi” açıklamasıyla 150.000 USD aktarılmış ve davacı aynı gün ibranameler imzalamıştır. Soruşturma raporu ise 03.11.2011 tarihinde tamamlanmıştır. Bankanın kendi raporunda 618 adet imzasız işlem tespit edilmiştir.
⚖️ Tarafların iddia ve savunmaları
Davacı tarafın dava dilekçesindeki başlıca iddiaları şunlardır:
- Banka çalışanının yanlış yönlendirme ve bilgilendirmeleriyle davacı, aslında yapmayacağı işlemleri yapmıştır.
- Çalışan, davacının talimatı dışında türev işlemler yaparak zarara yol açmıştır.
- Hesap ekstrelerinde eksik bilgi verilmiş, bazı işlemlerde sözleşmedeki oranların üzerinde komisyon alınmıştır.
- Banka personeli işlemler için çifte kayıt tutmuştur.
- İbranameler, banka yönetiminin baskı ve telkinleri sonucunda imzalatılmıştır.
Zarar miktarını belgeler kendisine verilmediği için belirleyemediğini belirten davacı, belirsiz alacak davası olarak 10.000 TL talep etmiş, 17.01.2019 tarihli dilekçesiyle talebini 493.966 TL olarak belirlemiştir.
Davalı banka ise davacının başvurusu üzerine hesap hareketlerinin incelendiğini, karşılıklı mutabakatla ibraname imzalandığını, daha önce de taraflar arasında ibranameler bulunduğunu, davacının ibranameden sonra da bankada işlem yapmayı sürdürdüğünü savunmuştur. Bankaya göre davacının ticari geçmişi ve bilgisi dikkate alındığında baskı iddiası yerinde değildir ve bütün işlemler davacının bilgisi dahilinde yapılmıştır.
🔍 Bilirkişinin bulduğu zarar
Dosya daha önce Yargıtay’a gelmiş, Daire 09.03.2021 tarihli kararıyla hükmü bozmuştu. Bu bozma kararının iki bendi sonraki yargılamayı belirlemiştir. Birinci bende göre dava, banka çalışanının fazla komisyon almak amacıyla yaptığı usulsüz işlemlere dayandığından 01.01.2010 tarihinden önceki işlemlerin incelenmemesi usulsüz değildir. İkinci bende göre ise bankanın ödediği 150.000 USD’nin zarardan düşülüp düşülmeyeceği değerlendirilmelidir.
Bozmaya uyan ilk derece mahkemesinin (E.2022/570, K.2023/736) aldırdığı bilirkişi raporlarından şu tespitler hükme yansımıştır:
- Davacının 27.09.2011’de hesabından 2.010.610 USD çekmesinden sonra teminat yetersizliği gerekçesiyle bazı pozisyonlar onayı alınmadan kapatılmış, izleyen günlerde yeniden açılmıştır. Banka, mevduat çıkışının teminat eksikliği yaratacağı konusunda davacıyı uyarmıştır.
- Opsiyon işlemleri için teyit formları her işlemden sonra alınmamış, bir kısmı için toplu teyit formu alınmıştır.
- Talimatsız satılan opsiyonlardan doğan zarar, opsiyon primleri düşüldükten sonra 265.975 USD olarak hesaplanmıştır. Teminat eksikliği gerekçesiyle yapılan talimatsız işlemlerden ayrıca 1.482 USD zarar doğmuştur.
- Komisyon oranı taraflar arasında yazılı ya da sözlü olarak belirlenmediğinden, genellikle 1,8-2 tik ile çalışılırken bazı işlemlerde 5 veya 7 tik uygulanması davacı lehine bir hak doğurmamıştır.
- Çifte kayıt tutulduğuna ilişkin bir tespit yapılamamıştır.
📋 İlk derece mahkemesinin mahsup reddi
Mahkeme, 150.000 USD’lik ödemenin zarardan düşülmemesi gerektiği sonucuna varırken birkaç olguya dayanmıştır. İbra ve mutabakat metinlerinde bu ödemeyle davacının şikâyetinin giderildiğinden söz edilmemiş, ödeme ile ibra arasında bağ kuran bir ifadeye yer verilmemiştir. Ödemenin gerekçesi ibra metninde, ödeme açıklamasında ya da kurum içi bir tutanakta belgelenmemiştir. Mahkeme bu nedenle ödemeyi, hesabında mutabık olmayan müşteriyle uzlaşmak için fazladan alınan komisyonların iadesi olarak nitelendirmiştir.
Mahkemeye göre ödeme, teftiş incelemesi sonuçlanmadan yapılmış ve olası hukuki süreçlerden kaçınmayı amaçlamıştır. Banka bu tutarı daha sonra ilgili çalışanından tahsil etmiştir. İbraname tarihinden sonra ortaya çıkan ses kayıtları da işlemlerin müşteri onayı olmadan yapıldığını, yanlış ve eksik bilgilendirme bulunduğunu göstermiştir. Mahkeme bu gerekçelerle mahsubu hakkaniyete aykırı bulmuş ve davayı kısmen kabul ederek 492.843,01 TL’nin 07.10.2011 tarihinden itibaren faiziyle bankadan tahsiline karar vermiştir.
🧾 Yargıtay neden bozdu?
Daire, davacının temyiz itirazlarını bozmaya uyularak hüküm kurulduğu ve delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiş, bankanın itirazları bakımından ise bozma ilamının ikinci bendine dönmüştür. Bu çerçevede tarafların iddia ve savunmaları, ibranameler, komisyon iadesi belgesi ve diğer deliller ile bozma ilamını birlikte değerlendirmiştir. Bu değerlendirmeye göre davacının şikâyeti üzerine taraflar bir araya gelerek karşılıklı mutabakata varmış, davacı 07.10.2011 tarihli ibranameleri imzalamış ve aynı tarihte hesabına 150.000 USD “komisyon iadesi” adıyla ödeme yapılmıştır.
Daire bu tabloda komisyon iadesinin zarardan düşülerek sonuca göre karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi kabulün, aynı zarar için hem ödeme alan hem de tazminata hükmedilen davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını vurgulamıştır.
📚 Kararın dayandığı kavramlar
- Sebepsiz zenginleşme (TBK m.77): Haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Daire, ödenen tutarın düşülmemesini bu sonuca yol açacak bir durum olarak görmüştür.
- Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk (TBK m.116): Borçlu, borcun ifasını yanında çalışanlara bırakmış olsa bile, onların işi yürütürken diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Kararda madde numarası anılmamakla birlikte, uyuşmazlık bankanın çalışanının işlemlerinden doğan zarara ilişkindir.
- Tazminatın belirlenmesi (TBK m.51): Hâkim, tazminatın kapsamını durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. İlk derece mahkemesinin “hakkaniyet” gerekçesi bu takdir alanına dayanmaktadır; Yargıtay ise takdirin, aynı zararın iki kez karşılanmasına varamayacağını kabul etmiştir.
Kararın dikkat çeken yönü, ödemenin “komisyon iadesi” olarak adlandırılmasının belirleyici sayılmamasıdır. İlk derece mahkemesi ödemenin açıklamasına ve ibra metninde ödemeden söz edilmemesine ağırlık vermişti. Daire ise ödeme ile ibranamelerin aynı gün, aynı şikâyet üzerine yapılmasını esas almıştır. Davacının ibranamelerin baskıyla imzalatıldığı iddiası, Daire kararında ayrıca tartışılmamıştır; kararın sonucu ibranamelerin davayı tümüyle sona erdirdiği yönünde değil, ödenen tutarın hesaptan düşülmesi yönündedir.
Banka çalışanı aracılığıyla yapılan türev işlemlerde bilgilendirme yükümlülüğü sitede daha önce altın türev işlemlerinde eksik risk bildirimi yazısında, komisyon amaçlı işlem yaptırma ise aşırı işlem yaptırmada iade yazısında ele alınmıştı. Bu karar, zarar hesabı aşamasına, yani önceden yapılmış bir ödemenin hükmedilecek tutara etkisine odaklanmasıyla onlardan ayrılır.
🆕 Belirsiz alacak davası artık yok
Davacı, zarar tutarını belgelere erişemediği için belirleyemediğini ileri sürerek davayı HMK m.107’deki belirsiz alacak davası olarak açmış ve talebini bilirkişi incelemesinden sonra artırmıştır. 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle HMK m.107 yürürlükten kaldırılmıştır.
Aynı Kanun’un 20. maddesiyle HMK m.109’a eklenen dördüncü fıkraya göre, alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; bu durumda zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Karar bu değişiklikten önce verildiği için yeni düzenleme kararda tartışılmamıştır. Değişiklikten önce açılmış davalara hangi hükmün uygulanacağı ise geçiş hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.
❓ Merak edilenler
İbraname imzalandığı için dava tümüyle reddedildi mi?
Hayır. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, Yargıtay da davacının temyiz itirazlarını reddederek bu kabulün temelini korumuştur. Bozma, yalnızca ibraname günü yapılan 150.000 USD ödemenin hükmedilen zarardan düşülmemesine ilişkindir.
Ödemenin “komisyon iadesi” diye adlandırılması sonucu değiştirdi mi?
İlk derece mahkemesi bu adlandırmaya ve ibra metninde ödemeden söz edilmemesine önem vermişti. Daire ise ödemenin, şikâyet üzerine varılan mutabakat ve aynı gün imzalanan ibranamelerle birlikte yapıldığını esas almış ve tutarın zarardan düşülmesi gerektiğine karar vermiştir.
Fazla tik alınması neden zarar sayılmadı?
Bilirkişi incelemesine dayanan ilk derece kabulüne göre taraflar arasında komisyon oranını belirleyen yazılı ya da sözlü bir anlaşma bulunmamaktadır. Bu nedenle ortalamanın üzerinde tik uygulanan işlemlerin davacı lehine bir hak doğurmadığı kabul edilmiş, davacının bu yöndeki temyiz itirazları da Yargıtay’da reddedilmiştir.
Bozmadan sonra davacıya ne kadar ödenecek?
Kesin tutar Yargıtay kararında yer almamaktadır. Dosya ilk derece mahkemesine geri gönderilmiştir; mahkeme, 150.000 USD’lik ödemeyi zarardan düşerek yeniden hüküm kuracaktır. Hesaplamanın hangi kur ve tarih esas alınarak yapılacağı da kararda açıklanmamıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve ilk derece mahkemesi kabullerine dayanır; tarafların ve banka çalışanının kimliği kaynakta anonimdir. Bozma sonrasında verilecek yeni hükmün içeriği bu yazının konusu değildir. HMK m.107’yi kaldıran ve HMK m.109’a ek fıkra getiren 7589 sayılı Kanun karar tarihinden sonra yürürlüğe girmiştir. İşlem türü, ibra metninin içeriği ve ödemenin niteliği farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



