Boşanma HukukuEmsal Kararlar

Tanıksız Açılan Boşanma Davası – Yargıtay HGK 2025/637

Boşanma davası dilekçesinde tanık deliline hiç dayanılmamış, cevaba cevap dilekçesi de verilmemiştir. Buna rağmen mahkeme yargılama sırasında davacıya tanık listesi için süre vermiş, tanıklar dinlenmiş ve dava bu beyanlarla kabul edilmiştir. Karşı taraf tanıkların dinlenmesine itiraz etmemiş, istinafta ise yalnızca “iddialar ispatlanamadı” demiştir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi, istinaf dilekçesinde açıkça ileri sürülmeyen usul hatasını kendiliğinden ele alıp davayı reddedebilir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu soruya hayır cevabını vermiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.10.2025 tarihli ve E.2024/760, K.2025/637 sayılı kararıyla, usulüne uygun dayanılmayan tanıkların dinlenmesinin nispi bir istinaf sebebi olduğunu, istinaf dilekçesinde açıkça gösterilmedikçe bölge adliye mahkemesince kendiliğinden incelenemeyeceğini belirtmiş ve direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

Kısa özet: Davacı kadın, evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK 166/1) nedeniyle boşanma davası açmış, dilekçesinde tanık deliline dayanmamıştır. İlk derece mahkemesi HMK 240 uyarınca tanık listesi için süre vermiş, tanıkları dinleyerek davayı kabul etmiştir. Bölge adliye mahkemesi, usulüne uygun gösterilmeyen tanık beyanlarıyla kusur yüklenemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiş, 2. Hukuk Dairesinin bozmasına da direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bu usul hatasının nispi istinaf sebebi olduğunu ve istinaf dilekçesinde açıkça ileri sürülmediğini belirterek direnme kararını bozmuştur.

📝 Dilekçede tanık yok, duruşmada tanık var

Taraflar 11.11.1999 tarihinde evlenmiş, iki çocukları dünyaya gelmiştir. Davacı kadın, eşinin eve bakmadığını, birlik görevlerini yerine getirmediğini ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını ileri sürerek Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca boşanma davası açmıştır. Davalı erkek iddiaları inkâr etmiş, eşinden ve çocuklarından ayrı kalmak istemediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Hukuk Genel Kurulunun dosya incelemesine göre davacı, dava dilekçesinde tanık deliline dayanmamış, cevaba cevap dilekçesi de sunmamıştır. Buna karşın yargılama şu şekilde ilerlemiştir:

  1. 29.01.2021: Mahkeme, hazır bulunan taraflara 2 numaralı ara kararla HMK 240 uyarınca tanık listesi sunmaları için süre vermiştir.
  2. 04.02.2021: Davacı, dinletmek istediği tanıkları bir dilekçeyle bildirmiştir.
  3. 17.03.2021: Her iki tarafın hazır olduğu duruşmada davacı tanıkları dinlenmiştir. Davalı, tanık beyanlarının aleyhe yönlerini kabul etmediğini ve boşanmak istemediğini söylemiş, ancak tanıkların dinlenmesine itiraz etmemiştir.
  4. 05.04.2021: Davalı vekilinin dilekçesinde de tanık deliline usulüne uygun dayanılmadığından söz edilmemiştir.
  5. 07.04.2021: Davalı vekili boşanma koşullarının ispatlanmadığını belirterek davanın reddini istemiş; mahkeme aynı duruşmada davayı kabul etmiştir.

🏛️ İlk derece, istinaf ve Özel Daire

İlk derece mahkemesi, 07.04.2021 tarihli ve E.2020/367, K.2021/267 sayılı kararıyla davalı erkeği boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu bularak tarafların boşanmalarına karar vermiştir.

Davalı vekili 30.06.2021 tarihli istinaf dilekçesinde, dinlenen tanık beyanlarına göre müvekkiline yüklenen kusurlu davranışların ispatlanmadığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 18.01.2023 tarihli ve E.2021/2167, K.2023/113 sayılı kararıyla istinaf başvurusunu kabul etmiştir. Gerekçeye göre davacı tanık deliline dayanmadığı ve cevaba cevap dilekçesi de vermediği için usulüne uygun dayanılmayan tanık beyanlarıyla davalıya kusur yüklenemezdi. Bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesinin güven sarsıcı davranışa ilişkin kabulünü de yerinde görmemiş, ilk derece kararını kaldırarak davayı reddetmiştir.

Davacının temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.12.2023 tarihli ve E.2023/2444, K.2023/6371 sayılı kararıyla bu hükmü bozmuştur. Özel Daireye göre davalının istinaf dilekçesinde, dilekçeler aşamasında kadının tanık deliline dayanmadığına ilişkin bir istinaf talebi yoktu. HMK 355 uyarınca kamu düzenine aykırılık dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesindeki sebeplerle sınırlıdır; bölge adliye mahkemesi bu sınırı aşarak karar vermişti.

↩️ Bölge adliye mahkemesinin direnme gerekçesi

Bölge adliye mahkemesi E.2024/279, K.2024/768 sayılı kararıyla önceki kararında direnmiştir. Direnme gerekçesi şu noktalara dayanmaktadır:

  • HMK 33 uyarınca hâkim hukuku resen uygular.
  • Davacı tanık deliline usulüne uygun dayanmamış, buna rağmen kusur tanık beyanlarına göre belirlenmiştir.
  • Davalı, “ispatlanamayan davanın reddi gerektiğini” ileri sürerek hükmün tamamına karşı istinafa başvurmuştur; bu durumda inceleme maddi hukuk ve usul hükümlerinin tamamını kapsar.
  • HMK 355’in Özel Dairenin bozmasındaki gibi dar yorumlanması hakkaniyete aykırı olur.
📎 Karar metni: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf ve tanık adları kaynakta anonimdir, sağlık verisi niteliğindeki ifadeler ile doktrin atıflarındaki yazar bilgileri PDF’ten çıkarılmıştır.

🧭 Hukuk Genel Kurulunun üçlü ayrımı

Kurul, uyuşmazlığı “tanık deliline dayanılmaksızın açılan boşanma davasında tanık beyanlarının hükme esas alınıp alınamayacağı” olarak tanımlamış, ancak çözümü hâkimin hukuku resen uygulaması ile istinaf sebeplerine bağlılık arasındaki ilişkide aramıştır. Gerekçe, istinaf sebeplerini üç gruba ayırmaktadır:

  1. Maddi vakıaya ilişkin sebepler: Delillerin yanlış değerlendirilmesi veya vakıaların yanlış tespiti. Kurula göre bu sebepler bakımından istinaf sebepleriyle bağlılık her hâlde geçerlidir.
  2. Maddi hukukun yanlış uygulanması: Hâkim Türk hukukunu resen uyguladığından (HMK 33), bu tür bir hata istinaf sebebi yapılmasa veya yanlış gösterilse bile bölge adliye mahkemesi kendiliğinden değerlendirme yapar; bağlılık burada geçerli olmaz.
  3. Usul hukukuna ilişkin hatalar: Kurul bunları da ikiye ayırmıştır. Mutlak istinaf sebepleri, ağır usul hataları olup belirtilmese dahi kendiliğinden dikkate alınır; Kurul bu konuda HMK 371/1-b ve c bentleri ile HMK 353/1-a bendini yol gösterici saymıştır. Nispi istinaf sebepleri ise HMK 371/1-ç’deki “karara etki eden yargılama hatası veya eksiklikleri” kapsamındaki diğer usul ihlalleridir. Bunlara dayanan taraf, sebebi belirtmek ve hatanın karara nasıl etki ettiğini açıklamak zorundadır; bölge adliye mahkemesi bu bağlantıyı kendisi kuramaz.

Kurul ayrıca HMK 342/2-e uyarınca istinaf dilekçesinde başvuru sebeplerinin gerekçeleriyle açıkça gösterilmesi gerektiğini, vakıa ve taleplerin hâkimi bağladığını (HMK 25-26) hatırlatmıştır.

🔎 Somut olaya uygulama

Kurul, ilk derece mahkemesinin usul hatası yaptığını açıkça kabul etmiştir: davacı tanık deliline usulüne uygun dayanmadığı hâlde ona süre verilerek tanık listesi sunması sağlanmış ve tanık beyanları hükme esas alınmıştır. Bu, HMK 371/1-ç kapsamında “karara etki eden yargılama hatası”dır.

Ne var ki Kurula göre bu hata nispi bir istinaf sebebidir. Davalı, dinlenen tanıklara yargılamanın hiçbir aşamasında itiraz etmemiş; istinaf dilekçesinde de bu usul hatasını açıkça belirtmemiş ve karara nasıl etki ettiğini açıklamamıştır. İstinaf dilekçesindeki itiraz, tanık beyanlarının kusuru ispata yetmediğine yönelikti. Nispi istinaf sebepleriyle bağlı olan bölge adliye mahkemesinin bu hususu kendiliğinden gözeterek karar vermesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, Özel Daire bozmasına uyulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Böylece Kurul, “tanık beyanı hükme esas alınabilir mi?” sorusunu soyut bir delil yasağı olarak değil, istinaf incelemesinin sınırları bakımından ele almıştır. Boşanma kararının kesinleşmesi ile istinaf kapsamı arasındaki ilişki sitede daha önce kusura yönelik istinafta boşanmanın kesinleşmesi kararında da farklı bir açıdan incelenmişti.

🗳️ Kurulda tartışılan karşı görüş

Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Görüşmeler sırasında bazı üyeler, ilk derece mahkemesinin davalı erkeğe yüklediği kusurlu davranışları usulüne uygun dayanılmayan tanık beyanlarına dayandırdığını, davalının da istinaf dilekçesinde tanık beyanlarının yeterli ve somut olmadığını ileri sürdüğünü, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiğini savunmuştur. Bu görüş, gerekçede açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

İki görüş arasındaki fark, istinaf dilekçesinin nasıl okunacağıdır: Azınlık “tanık beyanları yetersizdir” itirazını usul hatasını da kapsayan genel bir itiraz olarak görmüş, çoğunluk ise usul hatasının ayrıca ve açıkça ileri sürülmesini aramıştır.

📚 Dayanılan HMK ve TMK hükümleri

  • HMK m.33: Hâkim, Türk hukukunu resen uygular.
  • HMK m.119/1-f: Dava dilekçesinde iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği gösterilir.
  • HMK m.240/2: Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve tanıkların adı, soyadı ve adreslerini içeren listeyi sunar.
  • HMK m.342/2-e: İstinaf dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesi bulunur.
  • HMK m.355: İnceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlıdır; kamu düzenine aykırılık resen gözetilir.
  • HMK m.371/1: Hukukun yanlış uygulanması, dava şartlarına aykırılık, delillerin kanuni sebep olmaksızın kabul edilmemesi ve karara etki eden yargılama hatası bozma sebepleridir.
  • TMK m.166/1: Evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

❓ Sık sorulanlar

Dilekçede gösterilmeyen tanığın dinlenmesi hata mıdır?

Hukuk Genel Kurulu bu dosyada, tanık deliline usulüne uygun dayanılmadığı hâlde süre verilip tanık dinlenmesini ve beyanların hükme esas alınmasını HMK 371/1-ç kapsamında bir yargılama hatası olarak nitelendirmiştir. Ancak bu hatanın istinafta incelenebilmesi, istinaf dilekçesinde açıkça ileri sürülmesine bağlı tutulmuştur.

Mutlak ve nispi istinaf sebebi arasındaki fark nedir?

Kurula göre mutlak sebepler ağır usul hatalarıdır ve istinaf dilekçesinde belirtilmese bile bölge adliye mahkemesince kendiliğinden dikkate alınır. Nispi sebepler ise karara etki eden diğer usul ihlalleridir; bunlara dayanan taraf hatayı belirtmeli ve karara etkisini açıklamalıdır.

Bu kararla boşanma kesinleşti mi?

Hayır. Hukuk Genel Kurulu yalnız direnme kararını bozmuş ve dosyayı Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine göndermiştir. Bölge adliye mahkemesi, istinaf dilekçesindeki sebeplerle sınırlı olarak yeniden inceleme yapacaktır.

Davalının tanıklara itiraz etmemesi neden önemliydi?

Kurul, davalının tanıkların dinlenmesine yargılamanın hiçbir aşamasında itiraz etmediğini ve sonraki dilekçesinde de bu konuya değinmediğini özellikle vurgulamıştır. Bu tespit, usul hatasının istinafta ayrıca ve açıkça ileri sürülmediği sonucunu destekleyen olgulardan biri olarak kullanılmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, aile hukukuna ilişkin diğer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Taraf ve tanık adları kaynakta anonimdir; karar metnindeki sağlık verisi niteliğindeki ifadeler yazıya ve PDF’e alınmamıştır. Bölge adliye mahkemesinin direnme kararının tarihi Hukuk Genel Kurulu kararında yer almamaktadır. Karar oy çokluğuyla verilmiş olup istinaf dilekçesinin içeriği, tarafların yargılama sırasındaki tutumu ve usul hatasının niteliği farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu