BAM Duruşma Açmadan Direnemez – Yargıtay CGK 2026/432

Bir ceza dosyası Yargıtaydan bozularak geri döndüğünde, bölge adliye mahkemesinin önünde iki seçenek vardır: bozmaya uymak ya da önceki kararında direnmek. Uygulamada direnme çoğu zaman “biz önceki görüşümüzü koruyoruz” anlamına geldiği için, mahkemenin bunu dosya üzerinden, tarafları çağırmadan yapabileceği düşünülebilir. Uyuşturucu madde ticareti suçuna ilişkin bir dosyada tam olarak böyle olmuş; bölge adliye mahkemesi, Yargıtay bozmasına duruşma açmadan direnmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise bu dosyada asıl uyuşmazlığa hiç girmeden, öncelikle şu usul sorusunu cevaplamıştır: Bozma kararından sonra direnme kararı vermek için duruşma açmak zorunlu mudur?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.06.2026 tarihli ve E.2026/183, K.2026/432 sayılı kararıyla, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin direnme kararına konu hükmünün gerekçesini isabetli bulmamış ve hükmü, duruşma açılmadan direnme kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesi nedeniyle sair yönleri incelenmeksizin oy birliğiyle bozmuştur.
🔁 Dosyanın Yargıtay ile istinaf arasındaki yolculuğu
Karar metnine göre süreç şu aşamalardan geçmiştir:
- İlk derece hükmü (21.01.2022): Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan TCK’nın 188/3, 43/1, 192/3, 62, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis ve 10.400 TL adli para cezası ile cezalandırmıştır. Hükümde zincirleme suç hükmü olan TCK 43/1 de uygulanmıştır.
- İlk istinaf kararı (05.04.2022): Sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi, zincirleme suça ilişkin kısmı karardan çıkarmış, TCK’nın 188/5. maddesini uygulamış ve istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar vermiştir. Bu karar duruşma açılmadan verilmiştir.
- Özel Daire bozması (07.11.2024): Yargıtay 10. Ceza Dairesi, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesinin maddi vakıaya ilişkin kabulünü değiştirdiğini, TCK 43 uygulamasının çıkarılması ve 188/5’in uygulanması için CMK 280/1-g uyarınca duruşma açılarak delil değerlendirmesi yapılması gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.
- Direnme kararı (03.03.2025): Bölge adliye mahkemesi, bozmaya direnerek önceki hüküm gibi istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar vermiştir. Karar metnine göre direnme kararı da dosya üzerinden verilmiştir.
- Genel Kurula gidiş: Direnme kararı sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bozma istekli tebliğname düzenlemiş, 10. Ceza Dairesi 26.02.2026 tarihinde direnmeyi yerinde görmeyince dosya Ceza Genel Kuruluna gelmiştir.
🧩 Asıl uyuşmazlık ve öne alınan ön sorun
Ceza Genel Kuruluna göre Özel Daire ile bölge adliye mahkemesi arasındaki asıl uyuşmazlık, ilk derece mahkemesinin uyuşturucu madde ticareti suçundan kurduğu mahkûmiyet hükmünün istinaf incelemesinde, bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın zincirleme suça ilişkin kısmın karardan çıkarılmasına ve TCK 188/5’in uygulanmasına karar verilip verilemeyeceğidir.
Genel Kurul bu soruya geçmeden önce, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca bir ön sorunu incelemiştir: Özel Dairenin bozma kararından sonra bölge adliye mahkemesinin CMK 307/1 gereğince duruşma açması gerekip gerekmediği. Ön sorunun cevabı olumlu çıkınca, asıl uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir. Dolayısıyla kararın ortaya koyduğu ilke, uyuşturucu suçlarına özgü değildir; Yargıtay bozmasından sonra bölge adliye mahkemesinin izleyeceği usule ilişkindir.
Somut olayda uygulanan TCK 188/5, uyuşturucu ticareti suçlarının üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağını düzenler. TCK 43 ise bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlenmesi hâlinde tek cezaya hükmedilip bu cezanın artırılmasını öngören zincirleme suç hükmüdür. Bölge adliye mahkemesinin yaptığı değişiklik, bu iki hükmün birinin çıkarılıp diğerinin eklenmesi biçiminde olduğu için Özel Daire bunu maddi vakıanın yeniden değerlendirilmesi olarak görmüştür.
📜 CMK 307: Bozmadan sonra mahkeme ne yapar?
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri” başlıklı 307. maddesinin birinci fıkrası, Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini soracağını düzenler. Maddenin ikinci fıkrası, adreslerine davetiye tebliğ edilemeyen ya da davetiyeye rağmen gelmeyen sanık, müdafi, katılan ve vekili bakımından duruşmaya devam edilerek davanın yokluklarında bitirilebileceğini kabul eder; ancak verilecek ceza bozmaya konu cezadan daha ağırsa sanığın her hâlde dinlenmesi gerekir.
Dördüncü fıkra, bozma kararına karşı bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı olduğunu, direnme kararlarının kararına direnilen daireye gönderileceğini, dairenin direnmeyi yerinde görürse kararını düzelteceğini, görmezse dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndereceğini belirtir.
Genel Kurul bu düzenlemeyi şöyle okumuştur: Bozma kararı üzerine dosyanın gönderildiği mahkeme yeni bir tensip kararıyla duruşma günü belirleyecek, ilgilileri duruşmaya çağıracak, bozmaya karşı diyeceklerini soracak ve ancak bundan sonra bozmaya uyma ya da direnme yönünde karar verecektir.
⚖️ Ceza Genel Kurulunun değerlendirmesi
Kararın gerekçesi kısa ama ilke değeri yüksektir. Genel Kurul üç unsuru birlikte değerlendirmiştir:
- Duruşma zorunluluğu: CMK 307’ye göre Yargıtay bozmasından sonra bölge adliye mahkemesince duruşma açılması ve davetiye çıkarılan tarafların kural olarak dinlenmesi zorunludur.
- Bozma nedeninin türü belirleyici değildir: Bozma gerekçesinin usule ya da esasa yönelik olması, duruşma açma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
- Direnip direnmemek belirleyici değildir: Bölge adliye mahkemesinin bozmaya uyması ile kararında direnmesi arasında, kanuni düzenlemenin açıklığı karşısında bu bakımdan bir fark yoktur.
Bu nedenlerle Genel Kurul, düzeltilerek esastan ret kararının Özel Dairece bozulmasından sonra bölge adliye mahkemesince duruşma açılmadan direnme kararı verilemeyeceği sonucuna varmıştır. Direnme kararına konu hüküm, bu isabetsizlik nedeniyle sair yönleri incelenmeksizin bozulmuş ve dosya CMK 304/2-b uyarınca bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
🔍 İstinafta dosya üzerinden düzeltmenin sınırı
Kararın arka planında, bölge adliye mahkemesinin hangi hâllerde dosya üzerinden karar verebileceği sorusu yatmaktadır. CMK 280/1-a’ya göre bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin hukuka aykırılık, delillerde veya işlemlerde eksiklik bulunmadığını ve ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptarsa istinaf başvurusunu esastan reddeder; CMK 303/1’in (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde ise hukuka aykırılığı düzelterek esastan ret kararı verebilir. Bunun dışındaki hâllerde CMK 280/1-g, davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasını öngörür; 280/2’ye göre de duruşma sonunda mahkeme ya istinaf başvurusunu esastan reddeder ya da ilk derece hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin bozma gerekçesi tam olarak bu ayrıma dayanıyordu: Bölge adliye mahkemesi delil değerlendirmesi yaparak ilk derece mahkemesinin maddi vakıaya ilişkin kabulünü benimsememişse, bunu düzeltme yoluyla değil, duruşma açarak yapmalıdır.
Benzer usul sorunlarına ilişkin olarak sitedeki aleyhe bozmaya karşı sanığın beyanı ve bozmadan sonra savcının esas hakkındaki mütalaası yazıları, direnme duruşmasında hangi işlemlerin atlanamayacağını farklı açılardan ele almaktadır. Bölge adliye mahkemesinin direnirken yeniden hüküm kurma yükümlülüğü için direnmede yeni hüküm yazısına bakılabilir.
🧭 Kararın uygulamaya yansımaları
Kararın sonuçları, Yargıtay bozmasından sonra bölge adliye mahkemesinde görülen tüm ceza dosyaları bakımından şöyle özetlenebilir:
- Direnme de duruşmada verilir: Bozmaya uyma kararı gibi direnme kararı da tensip, davetiye ve bozmaya karşı beyanların alınması aşamalarından sonra verilmelidir. Dosya üzerinden direnme, tek başına bozma nedenidir.
- “Usul bozması” istisnası yoktur: Genel Kurul, bozmanın usule yönelik olmasının duruşma yükümlülüğünü değiştirmediğini açıkça belirtmiştir.
- Esas mesele bekler: Usul hatası tespit edildiğinde Genel Kurul asıl uyuşmazlığa girmemektedir. Bu da dosyanın bir tur daha istinaf ve temyiz aşamasından geçmesi anlamına gelebilir.
Kararın uyuşturucu suçları bakımından doğrudan bir sonuç doğurmadığını da vurgulamak gerekir. Zincirleme suç hükmü ile TCK 188/5’teki artırım nedeni arasındaki tercih, yeniden yapılacak duruşmalı istinaf incelemesinde ele alınacaktır. Uyuşturucu ticareti dosyalarında zincirleme suç tartışmasına ilişkin farklı bir örnek için iki alıcıya satışta zincirleme suç yazısı incelenebilir.
💬 Sık sorulan sorular
Bölge adliye mahkemesi Yargıtay bozmasına direnebilir mi?
Direnme kararı dosya üzerinden verilebilir mi?
Ceza Genel Kurulu zincirleme suç ve TCK 188/5 konusunda ne dedi?
Bu bozma kararından sonra dosyada ne olacak?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Sanığın kimliği kaynakta anonimdir. Karar bir usul bozması niteliğindedir; esasa ilişkin uyuşmazlık değerlendirilmemiş, dosya yeniden inceleme için bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir ve nihai sonuç bu yargılamaya bağlıdır. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



