Seslendirmede Yeni Mecra Ücreti – Yargıtay 11. HD 2026/3306

Bir çocuk çizgi filmi 2009 yılında televizyonda yayımlanmaya başlıyor. Yıllar içinde aynı bölümler farklı kanallarda ve internet platformlarında yeniden gösteriliyor. Karakterlerden birine sesini veren sanatçı ise 2021 yılında dava açarak, kendisinden ayrıca izin alınmadan yapılan bu yeni yayınlar için icracı sanatçı sıfatıyla tazminat istiyor. Uyuşmazlığın merkezindeki soru şu: Seslendirme yapılırken verilen izin, eserin sonradan başka mecralarda yayımlanmasını da kapsar mı?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 08.06.2026 tarihli ve E.2025/6547, K.2026/3306 sayılı kararıyla, seslendirme sanatçısının FSEK 68 ve 70 kapsamındaki maddi ve manevi tazminat ile tecavüzün refi taleplerini reddeden ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararını HMK 370/1 uyarınca oy birliğiyle onamıştır.
🎙️ Bir karakterin sesi ve on iki yıl
Karar metnine göre davacı, çocuklara yönelik çizgi animasyon dizisinde bir karakteri seslendirmiştir. İlk derece mahkemesinin tespitine göre seslendirme 01.11.2009 tarihinden itibaren yapılmıştır; bölge adliye mahkemesi ise eserin 01.12.2009 tarihinden beri yayımlandığını belirtmiştir. Davacı ile yapımcı şirket arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır.
Dizi, sonraki yıllarda çeşitli kanallarda ve internet platformlarında yayımlanmıştır. Davacı 2016 yılında aynı yapımcının bir sinema filminde de seslendirme yapmış; bu film için taraflar yeniden anlaşmış ve davacı 05.09.2016 tarihli muvafakatname ile mali haklarını devretmiştir.
Davacı, yapımcı şirkete 23.12.2019 tarihli bir ihtarname göndermiş, davayı ise 08.06.2021 tarihinde açmıştır. Kararda öne çıkan zaman çizelgesi şöyledir:
- 2009: Seslendirme ve dizinin yayın hayatına başlaması,
- 05.09.2016: Sinema filmi için muvafakatname ile mali hakların devri,
- 23.12.2019: Yapımcıya ihtarname,
- 08.06.2021: Davanın açılması.
🗂️ Tarafların iddia ve savunmaları
Davacı, karakteri seslendirmesi nedeniyle icracı sanatçı olduğunu, eserin kendisinden izin alınmadan çeşitli mecralarda ticari amaçla kullanıldığını ve bunun çoğaltma ile yayma haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. FSEK 68 uyarınca şimdilik 1.000,00 TL, FSEK 70 uyarınca 50.000,00 TL manevi tazminat ile tecavüzün refini talep etmiştir.
Davalılardan yayıncı konumundaki taraf; sessiz kalma yoluyla hak kaybı doğduğunu, yayının 2009’dan beri sürdüğünü ve bu süre boyunca davacının bir talepte bulunmadığını, davanın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunmuş; zamanaşımı ve yetki itirazında bulunmuştur. Davacının rızasıyla seslendirme yaptığını, kendisine ödeme yapıldığını, izin alınması sorumluluğunun yapımcıya ait olduğunu ve yapımcıyla yapılan sözleşme kapsamında eser üzerinde mali hak sahibi olduğunu, ayrıca tazminat ile ref taleplerinin birlikte ileri sürülemeyeceğini belirtmiştir.
Yapımcı şirket ise talebin zamanaşımına uğradığını, davacının 12 yıl boyunca hiçbir talepte bulunmadığını, film yapımcısının mali haklarını bağımsız olarak kullanabileceğini ve tazminat taleplerinin fahiş olduğunu savunmuştur.
⚖️ İlk derece, istinaf ve Yargıtay
İlk derece mahkemesi (İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, 2021/95 E., 2023/251 K.): Mahkeme önce davacının sıfatını incelemiştir. Karakterlerin çocuk olması ve filmin çocuklara yönelik yapılması karşısında, davacının sanatsal becerisi ve seslendirme tekniğiyle çizgi filme hususiyet kattığı; bu nedenle hem bilirkişi raporuna hem de mahkemenin kanaatine göre icracı sanatçı olduğu kabul edilmiştir.
Ancak mahkeme mali hak talebini şu gerekçelerle reddetmiştir:
- Yazılı sözleşme olmasa da taraflar arasında sözlü bir sözleşme kurulmuş ve seslendirme bu sözleşme kapsamında yapılmıştır.
- Dava tarihine kadar geçen 12 yılda seslendirme ücretlerinin alınmadığına dair itiraz, ihtarname veya dava bulunmamaktadır; davacının 2016’da aynı yapımcının sinema filminde de seslendirme yapması dikkate alındığında ücretlerin alındığının kabulü gerekir.
- Sözlü sözleşme ile yapımcıya verilen izin, çizgi filmin başka mecralarda yayımlanmasına da muvafakat anlamına gelir.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/14094 E., 2014/3792 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, icracı sanatçının edimini yerine getirdikten sonra yapımcıya verdiği izin, o tarihteki mevcut ve olağan iletişim ve temsil vasıtaları yoluyla temsil ve umuma iletim haklarını da kapsar.
- Bölümlerin ilk tespitini yapan film yapımcısı, bu tespitler üzerinde müstakil hak sahibidir.
Manevi tazminat talebi bakımından ise seslendirmelerin değiştirilmeden yayımlandığı; umuma arz, adın belirtilmesi ve eserde değişiklik yapılmasını yasaklama gibi manevi hakların ihlal edilmediği belirtilerek FSEK 70 koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Bölge adliye mahkemesi (İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi, 2024/198 E., 2025/1237 K.): Davacının icracı sanatçı sıfatını kabul etmiş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014 tarihli kararına ek olarak aynı Dairenin benzer yöndeki 2024/5863 E., 2025/3855 K. sayılı ve 29.05.2025 tarihli karara da atıf yapmıştır. Aradan 10 yıldan uzun süre geçtiğini ve manevi hak ihlalinin ispatlanamadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi: Davayı, icracı sanatçının eserin çeşitli platformlarda yayımlanmasıyla elde edilen gelir nedeniyle FSEK 68 ve 70 uyarınca tazminat ile tecavüzün refi istemi olarak nitelendirmiş; ilk derece kararında isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurusunun HMK 353/1-b(1) uyarınca esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğuna karar vermiştir. Karar kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
🎭 FSEK 80: İcracı sanatçının komşu hakları
Seslendirme sanatçısının talepleri, eser sahibinin haklarına bağlantılı (komşu) haklara dayanır. FSEK 80/1-A uyarınca, bir eseri sahibinin izniyle özgün bir biçimde yorumlayan icracı sanatçı; icranın tespit edilmesine, bu tespitin çoğaltılmasına, satılmasına, dağıtılmasına ve ses ve görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine izin verme veya yasaklama konusunda münhasıran hak sahibidir. Aynı hüküm, icracı sanatçının bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile yapımcıya devredebileceğini de düzenler.
Kararın ilk önemli yönü, seslendirmenin icracı sanatçılık sayılıp sayılmayacağı meselesidir. Derece mahkemeleri, çocuklara yönelik bir çizgi filmde karaktere ses veren kişinin teknik ve sanatsal katkısıyla esere hususiyet kattığını kabul etmiştir. Dolayısıyla davanın reddi, davacının sıfatsızlığından değil, verilen iznin kapsamından ve tarafların uzun süreli davranışından kaynaklanmıştır.
Manevi haklar yönünden de FSEK 80/1-A(1), icracı sanatçının mali haklarını devretmesinden sonra dahi icrasının sahibi olarak tanıtılmasını ve itibarını zedeleyecek şekilde tahrif edilmesinin önlenmesini isteme hakkını korur. Somut olayda seslendirmenin değiştirilmeden yayımlandığının tespit edilmesi, manevi tazminat talebinin reddinde belirleyici olmuştur.
Fikri haklarda izinsiz kullanım ve tazminat ilişkisine dair farklı bir örnek için haber bülteninde izinsiz kullanılan tez filmi yazısına, hak sahibinin uzun süre sessiz kalmasının etkisi için ise tiyatro eserinde sessiz kalma yazısına bakılabilir.
📡 İznin kapsamı ve sessiz geçen yıllar
Kararın asıl dikkat çekici yönü, “olağan iletişim ve temsil vasıtaları” ölçütüdür. Daire, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin dayandığı içtihat çizgisini onamıştır. Bu çizgiye göre icracı sanatçı, edimini yerine getirip tespite izin verdiğinde, bu izin tespit tarihinde mevcut ve olağan olan iletişim ve temsil yollarıyla yapılacak umuma iletimi de kapsar. 2014 tarihli içtihatta bu yaklaşım, bir TV dizisinin internette gösterilmesi nedeniyle ayrıca oyunculuk ücreti istenemeyeceği sonucuna bağlanmıştır.
Kararda dikkat çeken bir diğer nokta, yazılı sözleşmenin yokluğudur. FSEK 52, mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olmasını ve konusu olan hakların ayrı ayrı gösterilmesini şart koşar. Somut olayda mahkemeler, yazılı sözleşme bulunmamasına rağmen taraflar arasında sözlü bir sözleşme kurulduğunu ve iznin verildiğini kabul etmiş; karar metninde FSEK 52’nin bu sonuca etkisi ayrıca tartışılmamıştır. Bu nedenle kararın, yazılı şekil meselesinden çok, olgulara ve tarafların uzun süreli tutumuna dayandığını belirtmek gerekir.
Karar, dijital yayın platformlarının yaygınlaştığı dönemde eski yapımların yeni mecralarda yeniden yayımlanmasına ilişkin uyuşmazlıklar bakımından önemli bir örnek niteliğindedir. Ancak Daire kararını ayrıntılı gerekçe yazmadan, derece mahkemelerinin gerekçesini benimseyerek vermiştir; farklı sözleşme koşulları veya farklı olgular içeren dosyalarda sonuç değişebilir.
🆕 Mevzuat notu: kısmi dava ve HMK 109
Davacı, FSEK 68 kapsamındaki maddi talebini “şimdilik 1.000,00 TL” olarak ileri sürmüştür. Bu tür taleplerde usul hukukunda yakın tarihli bir değişiklik bulunmaktadır: Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK 107, 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı Kanun’un 20. maddesiyle HMK 109’a eklenen dördüncü fıkraya göre, alacağın yalnız bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Somut dava bu değişiklikten önce açılmış ve sonuçlanmıştır; not bilgi amacıyla eklenmiştir.
❓ Merak edilenler
Çizgi filmde bir karakteri seslendiren kişi icracı sanatçı sayılır mı?
Yazılı sözleşme yoksa seslendirme sanatçısının izni nasıl değerlendirildi?
Eserin sonradan internet platformlarında yayımlanması için ayrıca ücret istenebilir mi?
Manevi tazminat talebi neden reddedildi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer karar değerlendirmelerine ise Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Tarafların, eserin ve karakterin adı kaynakta anonimdir. Kararda aktarılan tespitler ilgili dosyadaki delillere ve sözleşme ilişkisine dayanır; başka yapımlar veya sözleşmeler için genellenemez. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



