Telifte Sessizlik ve Men Davası – Yargıtay 11. HD 2026/2074

Bir tiyatro oyunu on iki yıl boyunca sahnelenir; yazar bunu bilir, ama hiçbir itirazda bulunmaz. Yazarın vefatından sonra da oyun afişlerde, gazetelerde, internetteki bilet sayfalarında görünmeye devam eder. Sonunda mirasçılar harekete geçer ve hem geçmiş yılların telif bedelini hem de oyunun bundan sonra sahnelenmesinin önlenmesini ister. Uzun süren bu sessizlik, eser sahibinin haklarını tamamen ortadan kaldırır mı, yoksa yalnızca geçmişe dönük talepleri mi etkiler?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 16.04.2026 tarihli ve E.2025/5503, K.2026/2074 sayılı kararıyla, mirasçıların arabuluculuğa başvurduğu tarihe kadarki kullanımlar bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluştuğunu kabul eden değerlendirmeyi yerinde bulmuş; ancak arabuluculuk başvurusundan sonraki dönem için muhtemel tecavüzün men’i talebinin de reddedilmesini hatalı görerek Bölge Adliye Mahkemesi kararını oybirliğiyle bozup kaldırmıştır.
🎭 On iki sezonluk temsil ve mirasçıların talepleri
Davacılar, 2013 yılında vefat eden bir yazarın mirasçılarıdır. Dava dilekçesine göre davalı, yazara ait bir tiyatro oyununu 2020 yılında sahneye koymuş; mirasçılar araştırma sonucunda oyunun geçmişte de defalarca oynandığını öğrenmiştir. Davacılar, oyunun 2008’den beri kesintisiz sahnelendiğini, salonların dolu olmasına karşın kendilerine düşük bilet satış rakamları bildirildiğini, yazarın oyunlarında verilen bedelin hasılatın %30-40’ı düzeyinde olduğunu ileri sürmüştür.
Talepler üç başlık altında toplanmıştır:
- Muhtemel tecavüzün önlenmesi: Davalının oyunu yeniden sahneye koyma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle.
- Maddi tazminat: 2008-2021 arasındaki izinsiz temsiller için her yıl ayrı bedel belirlenerek, FSEK 68 uyarınca üç kat olmak üzere şimdilik 2.000.000,00 TL ve avans faizi.
- Manevi tazminat: Eserin izinsiz umuma arzı nedeniyle 200.000,00 TL.
FSEK 68’e göre eseri hak sahibinden yazılı izin almadan temsil edenlerden, sözleşme yapılmış olsaydı istenebilecek bedelin veya rayiç bedelin en çok üç kat fazlası istenebilmektedir.
🛡️ Tiyatro topluluğunun savunması
Davalı, tiyatro oyunculuğu ve eğitmenliği yaptığını, amatör bir üniversite topluluğu olarak başlayan ekibin sonradan bir tiyatro adı aldığını, haftada bir ila üç gün kiralanan 215 kişilik bir salonda temsiller verdiğini açıklamıştır. Savunmanın ana hatları şunlardır:
- Oyun kesintisiz oynanmamıştır; 2016-2017 sezonu dahil pek çok dönemde hiç temsil edilmemiştir ve 01.03.2020’den sonra sahnelenmemiştir.
- Tiyatroda popüler sanatçılar bulunmadığından seyirci sayısı hiçbir zaman yüksek olmamıştır.
- Yazar sağlığında tiyatronun faaliyetlerinden haberdardı ve oyun onun izni ve rızasıyla oynanmıştır.
- Arabuluculuk başvurusu tarihi olan 18.11.2021’den on yıl öncesine dayanan talepler zamanaşımına uğramıştır.
- Mirasçılar oyunun vefattan sonra da oynandığını bilmektedir; sessiz kalma yoluyla hak kaybı söz konusudur.
📜 İlk derece ve istinaf: tüm talepler reddediliyor
Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (E.2022/8, K.2023/21), önce zamanaşımı yönünden bir tespit yapmıştır: Arabuluculuğa başvurulan 18.11.2021 tarihi ve telif tazminatı için uygulanan on yıllık süre dikkate alındığında, 18.11.2011’den önceki döneme ilişkin talepler zamanaşımına uğramıştır.
Mahkeme esas yönünden ise şu olgulara dayanmıştır: El ilanına göre oyun ilk kez 06.05.2008’de temsil edilmiş; yazar 28.09.2013’te vefat etmiştir. Sunulan deliller ve tanık beyanlarıyla yazarın tiyatro topluluğundan ve temsillerden haberdar olduğu, sağlığında temsili engellemek için bir adım atmadığı anlaşılmıştır. Mirasçılar da vefattan arabuluculuk tarihine kadar bir hukuki girişimde bulunmamıştır. Bu nedenle sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluştuğu kabul edilerek dava tümüyle reddedilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (E.2023/884, K.2025/1357) istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Gerekçede, yazarın vefatından sonra da oyunun 2020’ye kadar sahnelendiği, bu konuda basında çok sayıda haber yer aldığı ve biletlerin internette satıldığı, dolayısıyla mirasçıların durumu en azından bilmeleri gerektiği vurgulanmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, muhtemel tecavüzün men’i talebinin reddini de isabetli bulmuştur.
🔍 Yargıtay: sessizlik geçmişi kapsar, geleceği değil
Daire uyuşmazlığı “eser sahipliğine dayalı maddi, manevi tazminat ve muhtemel tecavüzün önlenmesi istemi” olarak nitelendirmiş ve kararını iki bentte kurmuştur.
Birinci bent: İlk derece mahkemesinin kararında isabetsizlik bulunmadığı, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b(1) uyarınca esastan reddinin yerinde olduğu belirtilerek, ikinci bent dışında kalan temyiz itirazları reddedilmiştir. Böylece tazminat taleplerinin reddine ilişkin sonuç bu aşamada korunmuştur.
İkinci bent: Daire, arabuluculuğa başvuru tarihine kadar olan kullanımlar bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluştuğunu kabul etmenin doğru olduğunu teyit etmiş; ancak mirasçıların arabuluculuğa başvurdukları tarihten itibaren eserden doğan hakların kullanılmasını men etme iradelerini ortaya koyduklarını tespit etmiştir. Daire bu görüşünü, kendi önceki emsal kararlarına (26.01.2010 tarihli E.2008/4135, K.2010/806 ve 24.02.2014 tarihli E.2013/15173, K.2014/3319) dayandırmıştır.
Sonuçta, arabuluculuk başvurusundan sonraki dönem için muhtemel tecavüzün men’ine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi bozma nedeni sayılmış; Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozularak kaldırılmış ve dosya HMK 373/1 uyarınca ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Duruşmalı inceleme nedeniyle davacılar lehine 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretine hükmedilmiştir.
🚫 Tecavüzün men’i davasının niteliği
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, eser sahibine farklı amaçlara hizmet eden davalar tanır. Kararın anlaşılması için bu ayrım önemlidir:
| Dava | Yöneldiği zaman dilimi | Bu dosyadaki sonuç |
|---|---|---|
| Tecavüzün ref’i (FSEK 66) | Mevcut tecavüzün giderilmesi | Talep edilmemiştir. |
| Tecavüzün men’i (FSEK 69) | Gelecekte muhtemel tecavüz | Arabuluculuk sonrası dönem için kabulü gerektiği belirtilerek bozma. |
| Üç kat bedel (FSEK 68) | Geçmişteki izinsiz kullanım | Ret sonucuna yönelik itirazlar reddedilmiştir. |
FSEK 69’a göre mali veya manevi haklarında tecavüz tehlikesine maruz kalan eser sahibi muhtemel tecavüzün önlenmesini dava edebilir; vaki olan tecavüzün devamı veya tekrarı muhtemel görülen hallerde de aynı hüküm uygulanır. Madde, FSEK 66’nın ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarına atıf yapar; bu fıkralardan birine göre tecavüz edenin kusuru şart değildir.
Daire’nin yaklaşımı, men davasının geleceğe yönelik yapısıyla uyumludur: Geçmişteki hoşgörü, o döneme ait parasal talepleri etkileyebilir; ancak hak sahibi itiraz iradesini açıkça ortaya koyduktan sonra, kullanımın devamına onay verdiği varsayılamaz. Eser sahipliği ve işleme eser iddialarında ispat yükünü ele alan farklı bir uyuşmazlık serideki işleme eser iddiasında ispat yazısında incelenmiştir.
🤝 Arabuluculuk başvurusu neden dönüm noktası sayıldı?
Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, hakkını bildiği veya bilmesi gereken kişinin uzun süre harekete geçmemesi ve bunun karşı tarafta haklı bir güven oluşturması hâlinde, hakkın sonradan ileri sürülmesinin dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağı düşüncesine dayanır. Bu dosyada derece mahkemeleri, yazarın ve mirasçıların uzun süre tepkisiz kalmasını bu kapsamda değerlendirmiştir.
Yargıtay’ın kararı ise bu güvenin sınırsız olmadığını göstermektedir. Karar metninden çıkan tespitler şöyle özetlenebilir:
- Hak kaybı, sessizliğin sürdüğü dönemle sınırlıdır; bu dosyada o dönem 18.11.2021’deki arabuluculuk başvurusuna kadar uzanmaktadır.
- Arabuluculuğa başvurmak, mirasçıların eserin kullanılmasını engelleme iradesini dışa vuran bir işlem olarak kabul edilmiştir.
- Bu iradenin açıklanmasından sonra, davalının geçmişteki sessizliğe dayanarak gelecekte de eseri temsil etmeye devam edebileceği yönündeki güveni korunmamıştır.
- Davalı oyunu 01.03.2020’den sonra sahnelemediğini savunmuştur; Yargıtay bu savunmayı ayrıca tartışmadan men talebinin kabulü gerektiğini belirtmiştir. FSEK 69 da tekrar ihtimalini kapsamaktadır.
Bozma sonrasında ilk derece mahkemesinin, men talebini arabuluculuk başvurusundan sonraki dönemle sınırlı olarak yeniden değerlendirmesi beklenmektedir. Tazminat talepleri yönünden ise Yargıtay’ın birinci bentte itirazları reddetmiş olması, bu kısmın dosyadaki olgulara göre korunduğunu göstermektedir.
🙋 Sorular ve yanıtlar
Mirasçılar geçmiş yılların telif bedelini alabildi mi?
Bu dosyada hayır. İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, arabuluculuk tarihine kadarki kullanımlar için sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluştuğunu kabul ederek tazminat taleplerini reddetmiş; Yargıtay da bu kısma yönelik temyiz itirazlarını reddetmiştir. Ayrıca 18.11.2011’den önceki dönem için zamanaşımı tespiti yapılmıştır.
Yazarın temsillerden haberdar olması neden önemliydi?
Derece mahkemeleri, yazarın sağlığında tiyatro topluluğundan ve temsillerden haberdar olduğunu, buna rağmen temsili engellemek için bir girişimde bulunmadığını tespit etmiştir. Bu tespit, mirasçıların da vefattan sonra uzun süre harekete geçmemesiyle birlikte sessiz kalma yoluyla hak kaybının temelini oluşturmuştur.
Oyun artık sahnelenmiyorsa men davası açılabilir mi?
FSEK 69, yalnızca mevcut tehlikeyi değil, gerçekleşmiş bir tecavüzün devamı veya tekrarı muhtemel görülen halleri de kapsar. Bu dosyada davalı oyunun 01.03.2020’den sonra sahnelenmediğini savunmuştur; Yargıtay ise arabuluculuk başvurusundan sonraki dönem için men talebinin kabulü gerektiğini belirtmiştir.
Kararın ardından dosya nereye gönderildi?
Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozularak kaldırılmış ve dosya HMK 373/1 uyarınca Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Kararın bir örneği de Bölge Adliye Mahkemesine iletilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Karar Arama sisteminde yayımlanan kısmen bozma niteliğindeki kararından derlenmiştir. Karar, belirli bir tiyatro eserinin uzun yıllar boyunca sahnelenmesine ve eser sahibi ile mirasçılarının bu süreçteki tutumuna ilişkin somut olgulara dayanmaktadır; bilgi sahibi olma, itiraz zamanı ve kullanım biçimi farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Bozma sonrası yargılama henüz sonuçlanmamıştır. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



