Miras Kalınca Nafaka Kalkar mı? – Yargıtay 2. HD 2026/7879

Boşanmadan yıllar sonra nafaka alacaklısı kadına miras yoluyla birden fazla taşınmaz kalıyor. Eski eş, bu gelişmeyle yoksulluğun sona erdiğini ileri sürerek nafakanın kaldırılmasını istiyor; kadın ise tam tersine, ekonomik koşullar nedeniyle nafakanın artırılmasını talep ediyor. İlk derece mahkemesi mirası yeterli görüp nafakayı kaldırıyor. Yargıtay’ın cevapladığı soru şudur: Tapuda taşınmaz sahibi olmak, kendi başına yoksulluğun sona erdiği anlamına gelir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 09.09.2026 tarihli ve E.2026/5087, K.2026/7879 sayılı kararıyla, nafaka alacaklısına sadece miras kalmış olmasının yoksulluk nafakasının kaldırılması için tek başına yeterli olmadığını belirterek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.
👥 İki dava, tek dosya
Karar metnine göre taraflar daha önce boşanmış, boşanma kararıyla kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Sonrasında iki ayrı talep aynı yargılamada birleşmiştir:
- Asıl dava: Davacı-karşı davalı kadın, yoksulluk nafakasının artırılmasını istemiştir.
- Karşı dava: Davalı-karşı davacı erkek, yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep etmiştir.
İstanbul 4. Aile Mahkemesi (E.2023/682, K.2025/429), tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını değerlendirmiş; boşanma kararının kesinleşmesinden sonra kadına İstanbul ilinde birden çok taşınmazın miras kaldığını, malvarlığının arttığını ve yoksulluk hâlinin ortadan kalktığını kabul etmiştir. Kadının nafakanın artırılmasını gerektiren bir duruma düştüğünü ispat edemediği gerekçesiyle artırım davası reddedilmiş, erkeğin davası kabul edilerek nafaka kaldırılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi (E.2025/1597, K.2025/1954), istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, nafakanın kaldırılmasına ilişkin kısımda kaldırılan nafakanın yıllık tutarının karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırının altında kaldığını belirterek bu kısım yönünden kararın kesin olduğunu da açıklamıştır. Kadın vekili hem artırım davasının reddini hem de nafakanın kaldırılmasını temyiz etmiştir.
🚪 Önce usul: Kesinlik sınırı aşılmadan temyiz
Kararın ilk dikkat çekici yönü, esasa geçilmeden önce verilen usul kararıdır. 6100 sayılı HMK’nın 362. maddesi, bölge adliye mahkemelerinin belirli kararlarını temyiz dışında tutar; birinci fıkranın (a) bendinde miktar veya değeri belirli bir tutarı geçmeyen davalara ilişkin kararlar sayılır (bugünkü metinde bu tutar kırk bin Türk lirası olarak yer almaktadır). Bölge adliye mahkemesi, kaldırılan nafakanın yıllık tutarını bu sınırla karşılaştırarak nafakanın kaldırılmasına ilişkin kısmı kesin saymıştı.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu yaklaşımı benimsememiştir. Dairenin gerekçesinde şu ilkeler sayılmıştır:
- Aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunan asıl ve karşı davaların tek bir yargısal süreçle çözümlenmesi,
- Hükmün bölünerek karşı talebin denetim dışı bırakılmasının usul ekonomisine aykırılığı,
- Hakkaniyet ve adil yargılanma,
- Yargısal bütünlük ve çelişkili hüküm kurma yasağı,
- Hükmün bölünmezliği.
Bu ilkeler gözetildiğinde verilen kararın kesin nitelikte olmayacağı kabul edilmiş ve temyiz dilekçesi kabul edilerek inceleme yapılmıştır. Gerçekten de aynı malvarlığı olgusu, bir davada “nafaka artırılmalı mı” sorusunu, diğerinde “nafaka kaldırılmalı mı” sorusunu belirlemektedir. İki sorunun ayrı denetim rejimlerine tabi tutulması, aynı olgu hakkında farklı sonuçlara yol açma riski taşır.
🏠 Bozma gerekçesi: Miras tek başına yetmez
Daire, ilk derece mahkemesinin mirası esas alan değerlendirmesini yetersiz bulmuştur. Gerekçeye göre dosyanın içeriğinden kadına ait taşınmazların hisseli olup olmadığı, alım satım kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığı, gelir getirip getirmediği ve somut değerleri anlaşılamamaktadır.
Kararın çekirdek cümlesi şudur: Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre nafaka alacaklısına sadece miras kalmış olması yoksulluk nafakasının kaldırılması için tek başına yeterli bir sebep teşkil etmez. Önemli olan, bu malvarlığının nafaka alacaklısını muhtaçlıktan tamamen kurtaracak nitelikte sürekli, düzenli ve güvenceli bir gelir sağlayıp sağlamadığıdır.
Bu yaklaşım, yoksulluğun yalnızca malvarlığının görünen büyüklüğüyle değil, o malvarlığının kişinin geçimine fiilen ne kadar katkı sağladığıyla ölçüldüğünü göstermektedir. Örneğin paylı mülkiyetteki bir taşınmaz payı, tek başına satılması veya kiraya verilmesi kolay olmayan, hiç gelir getirmeyen bir değer olabilir. Kararda bu tür ihtimallerin araştırılmadan sonuca gidilmesi “eksik araştırma ve hatalı hukuki nitelendirme” olarak değerlendirilmiştir.
🔍 Mahkemeden istenen araştırma
Yargıtay, bozma ile birlikte yerel mahkemeye ayrıntılı bir yol haritası çizmiştir. Buna göre mahkemece kadının ekonomik ve sosyal durumuna yönelik yeniden araştırma yapılarak şu hususlar tespit edilmelidir:
- Kadının sahip olduğu taşınmazların güncel değeri ve hisse durumları,
- Bu taşınmazların likidite, yani nakde çevrilme imkânları,
- Taşınmazlardan sürekli ve düzenli gelir elde edilip edilmediği,
- Kadının tüm gelir kalemleri,
- Gerekirse bu tespitler için bilirkişi incelemesi.
Daire ayrıca ülkenin değişen ekonomik şartlarının ve paranın satın alma gücünün de gözetilmesini istemiştir. Bütün bu veriler ışığında kadının yoksulluğunun tamamen ortadan kalkıp kalkmadığı ve nafakanın artırılmasının gerekip gerekmediği, asıl ve karşı dava birlikte değerlendirilerek karara bağlanmalıdır.
Bozmanın kapsamı da dikkat çekicidir. Daire yalnızca kaldırma hükmünü değil, artırım davasının reddini de bozmuştur. Çünkü iki talep aynı soruya, yani kadının güncel ekonomik durumuna bağlıdır. Mirasın getirdiği gerçek katkı belirlenmeden ne nafakanın kaldırılması ne de artırılmaması yönünde sağlıklı bir sonuca ulaşılabilir.
📚 TMK 175 ve 176 çerçevesi
Yoksulluk nafakasının dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesidir. Hüküm, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebileceğini, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağını düzenler.
Nafakanın sonradan değiştirilmesi ise TMK 176’da yer alır. Maddeye göre irat biçiminde ödenen nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise ancak mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına da karar verilebilir.
Somut dosyada erkek, “yoksulluğun ortadan kalkması” sebebine dayanmıştır. Yargıtay’ın kararı, bu sebebin ispatında mirasla edinilen malvarlığının varlığını göstermenin yetmediğini, malvarlığının nafaka alacaklısını muhtaçlıktan çıkaracak düzenli bir gelire dönüşüp dönüşmediğinin araştırılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Boşanma davası sırasında çalışmaya başlayan eşin nafaka durumunu ele alan bir başka karar için davada işe giren eşe nafaka yazısına, nafakanın ödenme biçimi için irat nafakanın toptan ödemeye çevrilmesi yazısına bakılabilir.
🆕 Gündem: Süresiz nafakaya ilişkin iptal kararı
Karar, yoksulluk nafakası rejiminin yeniden şekillendiği bir döneme denk gelmektedir. Anayasa Mahkemesi, 04.06.2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla TMK 175’in birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir. Karar 30.09.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış olup iptal hükmü yayımdan başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu nedenle Bedesten’deki güncel kanun metninde ibare hâlen yer almaktadır. Ayrıntılar için süresiz yoksulluk nafakasının iptali yazısına bakılabilir.
İptal kararı, nafakanın süresine ilişkindir; TMK 176’da düzenlenen kaldırma ve değiştirme sebepleri ise yerinde durmaktadır. Dolayısıyla incelenen 2. Hukuk Dairesi kararındaki “yoksulluğun gerçekten ortadan kalkıp kalkmadığı” testi, yeni düzenleme döneminde de nafakanın kaldırılması taleplerinde önemini koruyacak bir ölçüt niteliğindedir.
💡 Soru ve cevaplar
Nafaka alacaklısına miras kalması yoksulluk nafakasını kendiliğinden sona erdirir mi?
Mahkeme miras kalan taşınmazlarla ilgili neleri araştırmalıdır?
Kaldırılan nafakanın yıllık tutarı kesinlik sınırının altındaysa temyiz mümkün mü?
Nafaka artırım davası ile kaldırma davası neden birlikte değerlendirilmeli?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde bulunmaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Bozma kararı sonrasında yerel mahkemenin yapacağı araştırmanın sonucu bilinmemektedir; nafakanın kaldırılıp kaldırılmayacağı somut dosyadaki ekonomik verilere bağlıdır. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



