Tavzihle Kesin Hüküm Değiştirilemez – AYM 2022/64583

Kesinleşmiş bir tazminat ilamında bazı kalemlerin yanında “müştereken ve müteselsilen” ibaresi yazılıdır, bazılarının yanında yazılı değildir. Borçlu şirketler bu farka dayanarak icra hukuk mahkemesinde sorumluluk paylarını düşürmeyi başarır. Bunun üzerine alacaklılar, ilamı veren bölge adliye mahkemesine giderek eksik ibarenin “sehven” yazılmadığını söyler ve hükmün tavzihini ister. Mahkeme, borçlulara dilekçeyi bile tebliğ etmeden ibareyi hükme ekler. Anayasa Mahkemesinin yanıtladığı soru şudur: Tavzih adı altında kesin hükümdeki borç ve sorumluluk dağılımı değiştirilebilir mi?
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 22/9/2026 tarihli ve 2022/64583 başvuru numaralı kararıyla, kesinleşmiş hükmü borçlular aleyhine değiştiren tavzih kararının Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine oybirliğiyle hükmetmiş ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyayı ilgili mahkemelere göndermiştir.
🧾 İlamdaki eksik ibare ve icra takibi
Uyuşmazlığın kökü, 20/7/2012 tarihinde yaşanan ve bir kişinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasıdır. Ölen kişinin yakınları, araç sürücüsü, iki sigorta şirketi ve başvurucu konumundaki iki limited şirket aleyhine 7/9/2012 tarihinde Akçadağ Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Dava, bir kaldırma kararı ve yeniden yargılamanın ardından Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 18/11/2020 tarihli kesin kararıyla sonuçlanmıştır.
Bölge adliye mahkemesinin hüküm fıkrası, kararın anlaşılması bakımından belirleyicidir:
- Üçüncü ve dördüncü fıkralar (maddi tazminat): Anne için 33.719,62 TL, baba için 24.365,50 TL ve babanın yaralanması nedeniyle 554,84 TL maddi tazminatın davalılardan “müştereken ve müteselsilen” tahsili.
- Beşinci ve altıncı fıkralar (manevi tazminat): Baba için yaralanma nedeniyle 2.000 TL, anne ve baba için 20.000’er TL, kardeşlerin her biri için 15.000’er TL manevi tazminatın davalılardan “alınarak” verilmesi; ibare yok.
- Sekizinci, on birinci ve on beşinci fıkralar: Yargılama giderleri (4.234,54 TL), 19.188,40 TL vekâlet ücreti ve istinaf giderlerinin davalılardan alınması; ibare yine yok.
Alacaklılar bu ilamla Malatya İcra Dairesinde iki ayrı ilamlı takip başlatmıştır: Biri sigorta şirketini de kapsayan 127.105,69 TL, diğeri başvurucu şirketler ve sürücü aleyhine 258.385,72 TL üzerinden. Takipler, borçluların tamamını her kalemden tüm alacak için sorumlu tutar biçimde yürütülmüştür.
⚖️ İcra hukuk mahkemelerinin pay hesabı
Başvurucu şirketlerden biri, 15/1/2021 tarihinde Malatya 2. İcra Hukuk Mahkemesinde şikâyet yoluna gitmiştir. Şirket, maddi tazminattan müteselsil sorumlu olduğunu kabul etmiş, ancak manevi tazminat ve vekâlet ücreti kalemlerinde ilamda böyle bir ibare bulunmadığını, bu kalemlerden 1/3, yargılama giderlerinden ise 1/4 oranında sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Mahkeme 7/4/2021 tarihinde şikâyeti kabul etmiş ve şirketin sorumlu olduğu miktarı 110.175,62 TL olarak tespit etmiştir. Gerekçede, ibarenin bulunmadığı fıkralarda sorumluluğun sorumlu sayısına bölüneceği açıklanmıştır. Bu karar istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
Diğer şirket de 22/6/2021 tarihinde Malatya 1. İcra Hukuk Mahkemesine başvurmuştur. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 2/1/2023 tarihinde şirketin borç miktarını 21/6/2021 itibarıyla 113.105,72 TL olarak belirleyerek takibin bu şekilde düzeltilmesine kesin olarak hükmetmiştir.
Böylece aynı ilam hakkında iki ayrı yargı mercii, ibarenin bulunmadığı kalemlerde müteselsil sorumluluk olmadığını kabul etmiş durumdaydı. İcra takibinde ilamın yorumlanmasına ilişkin bir başka örnek olarak kooperatif dairesinde kesin hüküm yazısında ele alınan AYM kararına da bakılabilir.
⏱️ İki günde verilen tavzih kararı
Alacaklılar 27/4/2022 tarihinde hükmü veren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine başvurmuştur. Dilekçede, ilgili fıkralarda “müştereken ve müteselsilen” ifadesine yer verilmediği ve bunun hükmün icrasında tereddüt yarattığı belirtilmiş; ayrıca şikâyet sonucunda icra dairesince 111.881,54 TL tutarın iadesinin istendiği aktarılmıştır.
Bölge adliye mahkemesi, dilekçeyi başvurucu şirketlere tebliğ etmeden, dosya üzerinden 29/4/2022 tarihinde “tashih şerhi” başlıklı bir kararla talebi HMK 305/1 uyarınca kabul etmiş; beşinci, altıncı, sekizinci, on birinci ve on beşinci fıkralara “müştereken ve müteselsilen” ibaresini eklemiştir. Gerekçede, maddi tazminat fıkralarında bulunan ibarenin diğer fıkralara “sehven” yazılmadığı ve bu hatanın infazda tereddüde yol açacağı ifade edilmiştir. Karar kesin olarak verilmiştir.
Bu kararla, icra hukuk mahkemelerinin kesinleşmiş pay hesabının dayanağı fiilen ortadan kalkmıştır. Şirketler 11/5/2022 tarihinde kararı öğrenmiş ve 8/6/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
🏛️ Anayasa Mahkemesinin ölçütü
Başvurucular hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesinin, kesin hükme saygı hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi şikâyeti, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelemiştir.
Kararın ilkesel çerçevesi şu adımlardan oluşmaktadır:
- Kesin hükme saygı (res judicata): Yürürlükteki kurallara göre çözümlenen bir konu, kanunun öngördüğü ayrık durumlar dışında ilgililer arasında yeniden incelenemez.
- Bağlayıcılık: Kesin hükümle hükmü veren mahkeme de dâhil bütün mahkemeler ve ilgili kurumlar bağlıdır. Kesin hüküm taraflardan biri açısından işlevsiz hâle getirilirse adil yargılanma güvencelerinin anlamı kalmaz.
- Mutlak olmayan dokunulmazlık: Hükmün tavzihi, tashihi, tamamlanması, yargılamanın yenilenmesi ve kanun yararına temyiz gibi kurumlar istisnai müdahale imkânı tanır.
- Sınır: Bu kurumlar, deliller yeniden değerlendirilerek kesin hükmün esastan yeniden incelenmesi sonucunu doğuramaz; müdahale ancak şartları ve usulü kanunda açıkça düzenlenmiş hâllerde mümkündür.
🔍 Tavzihin sınırı: Açıklamak ile değiştirmek
6100 sayılı HMK’nın 305. maddesi iki fıkradan oluşur. Birinci fıkraya göre hüküm yeterince açık değilse, icrasında tereddüt uyandırıyorsa veya birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını isteyebilir. İkinci fıkra ise kesin bir sınır çizer: Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
Anayasa Mahkemesi, Yargıtayın yerleşik yaklaşımını da aktarmıştır. Buna göre hâkim, sonradan hükmün yanlış veya eksik olduğu kanaatine ulaşsa bile hüküm bozulmadıkça ya da yargılamanın iadesine karar verilmedikçe kararını değiştiremez; unutulan bir hususu karara sonradan ekleyemez. Kararda bu yönde Yargıtay 4., 12. ve kapatılan 13. ve 14. Hukuk Dairelerinin kararlarına atıf yapılmıştır.
Somut olayda belirleyici tespit şudur: İbarenin eklenmesiyle başvurucuların kesinleşen hükümdeki sorumluluk durumları değişmiştir. Pay oranında sorumlu olunan kalemler, tüm alacaktan sorumlu olunan kalemlere dönüşmüştür. Anayasa Mahkemesi, bölge adliye mahkemesinin kanuni dayanağı olmaksızın ve istisnai durumları usul hukukunun öngördüğü kurumlar çerçevesinde objektif biçimde ortaya koymadan hükmü başvurucular aleyhine değiştirdiği sonucuna ulaşmıştır.
Kararın satır arasında dikkat çeken bir başka olgu, tavzih dilekçesinin başvuruculara tebliğ edilmeden iki gün içinde karara bağlanmasıdır. Anayasa Mahkemesi ihlali ayrıca çelişmeli yargılama yönünden incelememiş; ancak olay anlatımında bu hususu açıkça kaydetmiştir.
🔁 Giderim ve yeniden yargılama
Başvurucular ihlalin tespiti, yeniden yargılama ile maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Anayasa Mahkemesi, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılamada hukuki yarar bulunduğunu belirterek kararın bir örneğinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine (E.2019/244, K.2020/1206) iletilmek üzere Akçadağ Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2017/74, K.2018/38) gönderilmesine karar vermiştir. Yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle tazminat talepleri reddedilmiş; 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 40.664,10 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine hükmedilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, ihlal kararından davanın esasına ilişkin bir tutum çıkarılmaması gerektiğini de vurgulamıştır. Yeniden yapılacak yargılamada delilleri değerlendirme yetkisi ilgili mahkemeye aittir. Kararın pratik anlamı, kesinleşmiş bir ilamdaki sorumluluk dağılımında gerçek bir hata bulunsa bile bunun tavzih yoluyla değil, kanunun öngördüğü başka yollarla ele alınabileceğidir. Yargılamanın yenilenmesi sebepleri HMK 375’te sınırlı olarak sayılmıştır; tavzih ise yalnızca kapalılığı ve çelişkiyi gidermeye yarayan dar bir araçtır.
Benzer şekilde kesinleşmiş bir hükmün sonradan aşılıp aşılamayacağı sorusu, AYM iptal kararının etkisi bağlamında AYM iptali kesin hükmü aşmaz yazısında da tartışılmıştır.
❓ Merak edilenler
Hükmün tavzihi hangi durumlarda istenebilir?
Bu davada tavzih kararı neyi değiştirmişti?
Anayasa Mahkemesi neden tazminata hükmetmedi?
İhlal kararı, borçluların sorumluluk payının kesin olarak düştüğü anlamına mı gelir?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Başvurucuların ve yargılamada yer alan gerçek kişilerin kimlik bilgileri yazıya alınmamıştır. İhlal kararı sonrasında yapılacak yeniden yargılamanın sonucu bilinmemektedir. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



