Aile HukukuEmsal Kararlar

Tanınan Çocukta Babalık Davası – Yargıtay HGK 2026/437

On üç yıla yayılan bir babalık davası düşünün: Adli Tıp raporları, iki ayrı bozma kararı, ulaşılamayan bir anne ve DNA örneği için zor kullanılıp kullanılamayacağı tartışması. Dosya sonunda Hukuk Genel Kuruluna geldiğinde ise asıl soruyu cevapsız bırakan bir gelişme yaşanmıştı: Çocuk, bu sırada başka bir erkek tarafından tanınmış ve nüfusa onun çocuğu olarak tescil edilmişti.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 01.07.2026 tarihli ve E.2025/521, K.2026/437 sayılı kararıyla, babalık davasının görülebilmesi için çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı bulunmaması gerektiğini belirtmiş; çocuk ile dava dışı bir kişi arasında tanıma yoluyla soybağı kurulduğundan, davanın reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi direnme kararını ilave nedenlerle oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: Anne, evlilik dışı ilişkiden doğan çocuğu ile davalı arasında babalığın hükmen tespitini, iştirak nafakasını ve doğum öncesi ve sonrası giderleri talep etmiştir. Adli Tıp raporları davalının biyolojik babalığını reddetmiş, dava reddedilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, raporlara yapılan itirazın karşılanması ve anne, çocuk ile davalının aynı anda örnek vermesi için önce yeniden rapor alınmasını, ardından HMK 292 uyarınca zor kullanılmasını istemiştir. Bölge adliye mahkemesi direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, yargılama sırasında çocuğun başka bir erkekle tanıma yoluyla soybağı kurduğunu ve bunun kesinleştiğini tespit ederek direnme kararını onamıştır.

👶 Annenin talepleri ve davalının savunması

Dava dilekçesine göre davacı anne, üniversitede öğrenciyken davalıyla tanışmış ve taraflar bir süre evlilik dışı ilişki yaşamıştır. Bu birliktelikten bir çocuk doğmuştur. Anne, davalının evlenme taleplerini oyaladığını ve bu sırada başka biriyle evlendiğini, çocuğun doğumundan haberdar olduğu hâlde ilgilenmediğini, hamilelik nedeniyle öğrenimini sürdüremediğini ve gelirinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Talepleri şunlardır:

  • Çocuk ile davalı arasında babalığın hükmen tespiti,
  • Çocuk yararına aylık 500,00 TL iştirak nafakası,
  • Doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim gideri için 3.000,00 TL,
  • Gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler için 8.000,00 TL.

Son iki kalem, TMK 304’te düzenlenen ananın mali haklarına karşılık gelir. Madde, ananın babalık davası ile birlikte veya ayrı olarak doğum giderlerini, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderlerini ve gebelik ile doğumun gerektirdiği diğer giderleri isteyebileceğini öngörür.

Davalı ise davacıyla ilişki yaşadığını kabul etmiş; ancak davacının bir süre sonra hamile olduğunu ve çocuğu aldırdığını söylediğini, davacıyı başka bir erkekle görmesi üzerine görüşmeyi kestiğini ve diğer iddiaların gerçek dışı olduğunu savunmuştur.

⏳ On üç yıllık yargılama

Dava 2013 yılında açılmış, Hukuk Genel Kurulu kararı 2026 yılında verilmiştir. Bu süreçte dosya birçok aşamadan geçmiştir:

  • İlk derece (17.01.2017): İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 2015 ve 2016 tarihli raporlarıyla davalının biyolojik babalığı reddedildiğinden dava reddedilmiştir.
  • Bölge adliye mahkemesi (16.10.2018): Cumhuriyet savcılığınca açılıp birleştirilen iki babalık davası, savcılığın babalık davası açma yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle HMK 114/1-d uyarınca usulden reddedilmiş; asıl davada istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (12.02.2020): İstinaf başvurusu kısmen kabul edildiğinde ilk derece kararının kaldırılıp tüm talepler bakımından yeniden hüküm kurulması gerektiği belirtilerek usulden bozulmuştur.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (16.12.2021): Annenin, rapora esas DNA örneğinin başkasından alınmış olabileceği ve örneklerin çok geç alındığı yönündeki itirazı karşılanmadan karar verildiği; anne, çocuk ve davalının aynı anda sevk edilerek yeniden rapor alınması gerektiği gerekçesiyle bozmuştur.
  • Bölge adliye mahkemesi (21.12.2023): Davalı Adli Tıp Kurumuna sevk edilmiş, ancak anne ve çocuğa çok sayıda adres araştırmasına ve çocuğun okul kaydındaki adrese davetiye gönderilmesine rağmen ulaşılamamıştır. Mahkeme, TMK 6 ve HMK 190/1’i gözeterek davayı yeniden reddetmiştir.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (20.11.2024): HMK 292 uyarınca kan ve doku örneği vermekten kaçınanlar hakkında gerektiğinde yakalama, ihzar ve gözlem altına alma dâhil zor kullanma tedbirlerinin uygulanması gerektiğini belirterek ikinci kez bozmuştur.

🛑 Direnme kararı ve uyuşmazlık

Bölge adliye mahkemesi ikinci bozmaya direnmiştir. Direnme gerekçesine göre:

  • Dava, re’sen takibi gereken davalardan değildir.
  • Somut olayda babalık karinesi bulunmadığından HMK 292 uygulanamaz.
  • Çocuk ile davalının aynı anda Adli Tıp Kurumuna sevk edilememesinin sebebi davacı annedir.
  • Hükme esas alınan ikinci rapora anne yalnızca tanık beyanına dayanarak itiraz etmiş, teknik ve kabul edilebilir bir vakıa ileri sürmemiştir.

Hukuk Genel Kurulu uyuşmazlığı şöyle tanımlamıştır: Anne tarafından açılan babalık davasında, annenin çocukla birlikte mahkemeye başvurmadığı ve kendisini vekille temsil ettirdiği hâlde kendisine ulaşılamadığı gözetildiğinde, çocuktan DNA örneği alınması için HMK 292/1 uyarınca zor kullanılıp kullanılamayacağı.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.07.2026 tarihli, E.2025/521, K.2026/437 sayılı kararının resmî metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

🏛️ Hukuk Genel Kurulunun gerekçesi

Genel Kurul önce soybağının bir temel hak olduğunu ve kamu düzeniyle ilgili bulunduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle hâkim, soybağı davalarında doğru sonuca ulaşmak için tüm maddi olguları re’sen araştırmalı ve DNA incelemesi gibi bilimsel gelişmelerin sunduğu bütün olanaklardan yararlanmalıdır.

Ancak karar, uyuşmazlığın esasına girmeden, yargılama sırasında nüfus kaydına yansıyan iki gelişme üzerine kurulmuştur:

  • Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (20.05.2025): Adli Tıp raporuna göre dava dışı bir kişinin %99,99 ihtimalle çocuğun biyolojik babası olabileceği belirlenmiş ve çocuğun nüfus kaydında baba hanesinde yer alan ismin terkinine karar verilmiştir.
  • Afyonkarahisar 1. Aile Mahkemesi (07.10.2025): Dava dışı bu kişi ile çocuk arasında TMK 295 uyarınca tanıma yoluyla soybağı kurulmuş, karar 14.01.2026 tarihinde kesinleşerek nüfusa tescil edilmiştir.

Genel Kurula göre çocuk ile babası arasında soybağı kurulması amacıyla açılan babalık davasının görülebilmesi için çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisinin bulunmaması gerekir. Somut olayda çocuk ile dava dışı kişi arasında tanıma yoluyla soybağı kurulduğundan, davanın reddine ilişkin direnme kararı isabetli bulunmuştur. Bu nedenle karar, bölge adliye mahkemesinin gerekçesiyle değil, Genel Kurulun eklediği bu ilave nedenle onanmış ve kesin olarak verilmiştir.

📖 TMK’da soybağı sistemi

Kararda hatırlatıldığı üzere TMK 282’ye göre çocuk ile ana arasındaki soybağı doğumla; çocuk ile baba arasındaki soybağı ise ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur. Soybağı evlat edinme yoluyla da kurulabilir. Evlilik, tanıma ve evlat edinmede babanın rızası bulunur; rıza yoksa soybağı ancak hâkim kararıyla, yani babalık davasıyla kurulabilir.

Babalık davası TMK 301 ila 304 arasında düzenlenmiştir. TMK 301’e göre çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilir; dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Babalık davası Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar edilir. Bu düzenleme, bölge adliye mahkemesinin savcılık tarafından açılan davaları neden usulden reddettiğini de açıklamaktadır: Kanun savcıya dava açma hakkı değil, davanın ihbar edileceği bir konum tanımıştır.

Tanıma ise TMK 295’te düzenlenir. Tanıma; babanın nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu ya da resmî senette veya vasiyetnamesinde yapacağı beyanla olur. Maddenin son fıkrasına göre başka bir erkek ile soybağı bulunan çocuk, bu bağ geçersiz kılınmadıkça tanınamaz. Hukuk Genel Kurulunun vardığı sonuç, aynı mantığın babalık davası için de geçerli olduğunu göstermektedir: Kurulmuş bir soybağı ortadan kaldırılmadıkça çocuk için ikinci bir baba belirlenemez. Nüfus kaydındaki soybağı uyuşmazlıklarını ele alan diğer kararlar için nüfus kaydı düzeltme ile soybağının reddi ve kimliksiz çocukta babalık davası yazılarına bakılabilir.

🔬 Cevapsız kalan soru: HMK 292

HMK 292/1, uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu ve bilimsel verilere uygun olmak, ayrıca sağlık yönünden tehlike oluşturmamak şartıyla herkesin soybağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorunda olduğunu; haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde hâkimin incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar vereceğini düzenler.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Hukuk Genel Kurulunun 2023 tarihli bir kararına atıfla bu hükmün somut dosyada da işletilmesi gerektiğini kabul etmişti. Bölge adliye mahkemesi ise annenin kendi davasında hazır olmamasını ve babalık karinesinin bulunmamasını öne çıkarmıştı. Hukuk Genel Kurulu, ulaştığı sonuç karşısında bu tartışmayı karara bağlamamış; uyuşmazlığı çocuğun başka bir erkekle soybağı kurmuş olması üzerinden çözmüştür. Dolayısıyla davacı tarafın kendi davasında örnek vermekten kaçınması hâlinde zor kullanılıp kullanılamayacağı sorusu, bu kararla Genel Kurul düzeyinde cevaplanmış değildir.

Kararın uygulamaya bir başka yansıması, babalık davasının görülebilmesi şartının yargılama boyunca aranmasıdır. Dava açıldığında çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı bulunmasa bile, yargılama sırasında kurulan ve kesinleşen bir soybağı, Yargıtay aşamasında dahi davanın sonucunu belirleyebilmektedir.

💬 Soru ve cevaplar

Çocuk başka bir erkek tarafından tanınmışsa babalık davası görülebilir mi?

Hukuk Genel Kurulu bu kararında, babalık davasının görülebilmesi için çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisinin bulunmaması gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda çocuk ile dava dışı bir kişi arasında tanıma yoluyla soybağı kurulup kesinleştiğinden davanın reddi isabetli bulunmuştur.

Babalık davasını kimler açabilir?

TMK 301’e göre çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilir. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır ve Cumhuriyet savcısı ile Hazineye ihbar edilir. Bu dosyada savcılık tarafından açılan davalar, savcılığın dava açma yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmiştir.

Babalık davasında DNA örneği vermekten kaçınana zor kullanılabilir mi?

HMK 292/1, haklı bir sebep olmaksızın kan veya doku örneği vermekten kaçınılması hâlinde hâkimin incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar vereceğini öngörür. Bu dosyada Yargıtay 2. Hukuk Dairesi zor kullanma tedbirlerinin uygulanmasını istemiş; ancak Hukuk Genel Kurulu, çocuğun başka bir erkekle soybağı kurmuş olması nedeniyle bu soruyu karara bağlamamıştır.

Ananın mali hakları babalık davasıyla birlikte istenebilir mi?

TMK 304’e göre ana, babalık davası ile birlikte veya ayrı olarak doğum giderlerini, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderlerini ve gebelik ile doğumun gerektirdiği diğer giderleri baba veya mirasçılarından isteyebilir. Bu dosyada da anne babalık talebiyle birlikte bu giderleri istemiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde bulunmaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Tarafların ve çocuğun kimliği kaynakta anonimdir. Karar, yargılama sırasında kesinleşen tanıma kararına dayanmakta olup HMK 292 kapsamında zor kullanma meselesini çözmemektedir. Soybağı davalarının sonucu; mevcut nüfus kaydı, kesinleşmiş kararlar ve bilimsel inceleme sonuçları gibi somut verilere bağlıdır. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud