TV Programı Adını Marka Yapmak – Yargıtay 11. HD 2026/4167

Her akşam ekranda aşçılık ve yemek tarifleriyle izleyiciye ulaşan bir televizyon programının adı, bir gıda şirketinin ürün ambalajında görünürse ne olur? Program sahibi markasını televizyon yapım hizmetleri için tescil ettirmiştir; gıda şirketi ise yeme-içmeye ilişkin mallar için başvuru yapmıştır. İlk bakışta mal ve hizmetler birbirinden uzaktır. Ancak marka hukukunda bazen asıl soru benzerlik değil, başvurunun hangi niyetle yapıldığıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 13.07.2026 tarihli ve E.2025/6745, K.2026/4167 sayılı kararıyla, uluslararası bir yemek programının adını kendi çatı markasının yanına ekleyerek gıda sınıflarında tescil ettiren şirketin başvurusunu kötüniyetli bulan ve markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararını oy birliğiyle ve kesin olarak onamıştır.
📺 Ekrandan ambalaja: Uyuşmazlığın doğuşu
Davacı şirket, adı karar metninde anonimleştirilen bir yemek programının marka sahibidir. Dava dilekçesine göre program uluslararası olarak satılmakta, dünya genelinde 250 milyondan fazla izleyici tarafından takip edilmekte ve Türkiye’de bir televizyon kanalında yayımlanmaktadır. Davacının markaları, 41. sınıftaki eğlence hizmetleri ile film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetlerini kapsamaktadır.
Davalı gıda şirketi, kendi çatı markasının yanına programın adını ekleyerek 20.01.2020 tarihinde 2020/07168 sayılı marka başvurusunu yapmıştır. Başvuru, 29. ve 30. sınıflar dâhil olmak üzere yeme-içmeye ilişkin malları kapsamaktadır. Davacının itirazları Kurum tarafından nihai olarak reddedilmiş, bunun üzerine davacı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) 2021-M-8433 sayılı kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemiyle dava açmıştır.
Davacı, talebini 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1, 6/3, 6/5 ve 6/9 hükümlerine dayandırmıştır. Ana iddialar şunlardır:
- Davalı markasında program adının esas unsur olarak yer aldığı ve görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu,
- Eğlence hizmetleri ile yiyecek-içecek ürünlerinin, özellikle bir yemek programı söz konusu olduğunda birbirini tamamlayan alanlar olduğu,
- Ortalama tüketicinin davalıyı davacının lisans verdiği bir işletme sanabileceği,
- Tescil hâlinde davalının, davacı markasının itibarından haksız yarar sağlayacağı.
Davalı şirket ise davacının markasını 29. ve 30. sınıflarda kullandığının ispatlanamadığını ve kullanımın ispatını talep ettiğini, davacının tanınmışlığının kabulü hâlinde bile yalnızca televizyon yapımı sektörüyle sınırlı olduğunu, markalarda ilk sözcüğün dikkate alınacağını, program adının zayıf ve yaygın kullanılan bir ibare olduğunu, başvurunun kötüniyetli olmadığını savunmuştur. Davalı Kurum da kendi kararının hukuka uygun olduğunu bildirmiştir.
🔎 İlk derece: Benzerlik var, karıştırılma yok
Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (E.2021/364, K.2023/15), markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibarıyla görsel ve sesçil benzerlik bulunduğunu kabul etmiş; ancak davayı şu gerekçelerle reddetmiştir:
- Kullanım ispatına konu davacı markası yalnızca “film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri” bakımından kullanılmıştır; bu hizmetler ile başvurunun kapsadığı 29. ve 30. sınıf mallar aynı, benzer veya ilişkili değildir.
- Diğer mesnet marka bakımından da mal ve hizmetler arasında ilişki yoktur; bu nedenle SMK m.6/1 anlamında karıştırılma ihtimali oluşmamıştır.
- SMK m.6/3 kapsamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanamamıştır.
- SMK m.6/5 kapsamındaki tanınmışlık koşulu oluşmamıştır.
- SMK m.6/9 kapsamında kötüniyetli başvuru iddiası ispatlanamamıştır.
🧭 İstinaf: Kötüniyet tespiti
Davacının istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (E.2023/1407, K.2025/1674) farklı bir sonuca ulaşmıştır. Daire, kötüniyet değerlendirmesini dosyadaki somut olgular üzerine kurmuştur:
- Program Türkiye’de 2018 yılında yayına başlamış ve başvuru tarihi olan 20.01.2020 itibarıyla uzun süredir yayındadır.
- Programın reklamları sosyal medya hesaplarından yapılmakta, program hesabı yüz binlerce kişi tarafından takip edilmekte, reytingleri üst sıralarda yer almaktadır.
- Marka ilk olarak 1996 yılında İngiltere’de tescil edilmiş, sonrasında pek çok ülkede tescil edilmiştir.
- Dava konusu YİDK kararında da davacı markasının belirli düzeyde bilinir olduğu kabul edilmiştir.
- Davalı, markasını aynen programda kullanıldığı şekilde tescil ettirmiştir; bu durum davalının başvuru tarihinde davacı markasından haberdar olduğunu göstermektedir.
- Davalı markasındaki diğer ibare davalının çatı markasıdır; dolayısıyla davalı, başkasına ait olduğunu bildiği markayı başvurusunun tek asli unsuru hâline getirmiştir.
- Başvurunun kapsadığı 29. ve 30. sınıf mallar, davacının televizyon programı formatında kullanılan mallardır.
Bu olgulardan hareketle Bölge Adliye Mahkemesi, davalının davacı markasının toplumda oluşturduğu imajı kendi markasına transfer etmek ve davacıya ait olduğunu bildiği markadan haksız olarak yararlanmak amacıyla başvuru yaptığı sonucuna varmıştır. İlk derece kararı kaldırılmış, YİDK kararının iptaline ve 2020/07168 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
🧱 Kötüniyet neden bölünemez?
Kararın en önemli yönlerinden biri, kötüniyetin kapsamına ilişkin kabuldür. Bölge Adliye Mahkemesi, doktrindeki bir görüşe de atıf yaparak kötüniyetin tescilin tamamını kapsayacağını ve bölünemeyeceğini belirtmiştir. Bu nedenle başvurunun yalnızca bazı mallar bakımından değil, bütün sınıflar yönünden reddi şartlarının oluştuğuna hükmedilmiştir.
Bu yaklaşım, karıştırılma ihtimaline dayalı itirazlardan belirgin biçimde ayrılır. SMK m.6/1’de inceleme mal ve hizmet bazında yapılır; benzer olmayan mallar için başvuru ayakta kalabilir. Oysa SMK m.6/9 kapsamında başvurunun kendisi kötüniyetle yapılmışsa, sorun tek tek malların benzerliği değil, başvuru iradesinin kendisidir. Kanun metnine göre de kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
İlk derece mahkemesinin “mallar farklı, karıştırılma yok” tespiti bu nedenle sonucu belirlememiştir. İstinaf dairesi dosyayı kötüniyet ekseninde yeniden değerlendirmiştir.
🏛️ Yargıtay’ın onama kararı
Kararı davalı şirket ve davalı Kurum temyiz etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı, başvuruya nispi ret nedenleriyle yapılan itirazların reddine ilişkin nihai Kurum kararının iptali ile tescil edilmişse marka hükümsüzlüğü istemi olarak nitelendirmiştir.
Daire, Bölge Adliye Mahkemesince HMK m.355 ve devamı maddeleri kapsamında yapılan incelemede, uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön bulunmadığını, HMK m.369/1 ve m.371’in uygulanmasını gerektiren bir neden de olmadığını belirtmiştir. Temyiz itirazları reddedilmiş ve karar HMK m.370/1 uyarınca onanmıştır. Karar 13.07.2026 tarihinde kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
📌 Kararın ortaya koyduğu ölçütler
Onanan istinaf kararı, farklı sınıflarda yapılan başvurularda kötüniyetin hangi olgulardan çıkarılabileceğine dair somut bir örnek sunmaktadır. Dosyada belirleyici görülen unsurlar şöyle sıralanabilir:
- Bilinirlik: Tam anlamıyla SMK m.6/5 tanınmışlığı ispatlanmasa bile, programın yayın süresi, sosyal medya takipçisi ve reytingleri gibi verilerle ulaşılan bilinirlik, davalının markadan haberdar olduğunu göstermeye yetmiştir.
- Birebir alım: İşaretin, programdaki kullanım biçimiyle aynen tescil ettirilmesi, tesadüfi bir benzerlik ihtimalini zayıflatmıştır.
- Tek asli unsur: Davalının kendi çatı markası dışında kalan ve markayı ayırt edici kılan unsurun başkasına ait işaret olması önemli görülmüştür.
- Konu bağlantısı: Başvuru kapsamındaki gıda ürünlerinin, programın formatında kullanılan mallar olması, haksız yararlanma amacını somutlaştırmıştır.
Kötüniyetli marka başvurusuna ilişkin farklı olgulu örnekler sitede daha önce de incelenmiştir: Yabancı markayı Türkiye’de tescil ettiren ithalatçı hakkında ithalatçının tescil ettiği marka, marka yedekleme iddiası hakkında marka yedeklemek kötü niyet mi? ve bir dizi logosu ile kitap adına dayanan itiraz hakkında kitap adı ve dizi logosuyla itiraz yazıları bu kararla birlikte okunabilir.
🙋 Sık sorulan sorular
Mallar farklı sınıflarda olsa bile marka hükümsüz sayılabilir mi?
Kötüniyet sadece benzer mallar için mi aranır?
Davacı markasının tanınmış marka sayılması şart mıydı?
Yargıtay kararına karşı başka bir kanun yolu var mı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanallarına iletişim sayfasından, marka ve fikri mülkiyet alanındaki diğer kararlara Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından ve kararda aktarılan ilk derece ve istinaf aşamalarından derlenmiştir. Kaynakta taraf ve marka adları büyük ölçüde anonimdir; karar metnindeki doktrin atfı PDF’ten çıkarılmıştır. Kötüniyet değerlendirmesi somut olayın olgularına dayanır; farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




