Murisin Malı Sorgusu ve KVKK – Yargıtay 12. HD 2026/2820

Borçlusunun malvarlığında haczedilebilir bir şey bulamayan alacaklı, bazen gözünü borçlunun vefat etmiş yakınının mirasına çevirir. Tapuda hâlâ ölen kişi adına kayıtlı bir taşınmaz, intikal işlemi yapılmadığı için borçlunun sorgu ekranında görünmez. Alacaklının icra müdürlüğünden “borçlunun murisi adına UYAP üzerinden sorgu yapılsın, çıkan mala haciz konulsun” diye istemesi, bu noktada kişisel verilerin korunması hukukuyla doğrudan karşılaşır: İcra dosyasının tarafı olmayan bir kişinin malvarlığı bilgisi, icra dairesince istenebilir mi?
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 27.04.2026 tarihli ve E.2026/217, K.2026/2820 sayılı kararıyla, bu talebi reddeden icra müdürlüğü işlemine karşı yapılan şikâyetin reddine ilişkin ilk derece kararını ve istinaf başvurusunu esastan reddeden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi kararını oy çokluğuyla onamıştır. Kararın ayrıntılı gerekçesi, onama yönündeki çoğunluk görüşünden çok, ilk derece ve istinaf gerekçelerini aktaran karşı oy yazısında görülmektedir.
📂 Alacaklının icra dairesinden istediği
Dosyadaki takip, alacaklının borçlu aleyhine başlattığı bir icra takibidir. Karşı oy yazısındaki anlatıma göre şikâyetçi alacaklı vekili, icra müdürlüğünden iki şey istemiştir: Önce, borçlunun murisinden borçluya malvarlığı intikal edip etmediğinin UYAP üzerinden sorgulanması; sonra, böyle bir malvarlığı tespit edilirse bunun üzerine haciz konulması.
Talebin ilginç yanı, sorgulanması istenen kişinin icra dosyasında hiçbir sıfatının bulunmamasıdır. Murisin malvarlığı, mirasçılar arasında paylaştırılmadıkça ve intikal kaydı yapılmadıkça tapu ve diğer sicillerde ölen kişinin adına görünmeye devam eder. Alacaklının kendi elindeki sorgu imkânları borçlunun adına kayıtlı mallarla sınırlı olduğundan, ölen kişi adına yapılacak bir araştırmayı icra dairesi aracılığıyla yaptırmak istemiştir.
İcra müdürlüğü bu talebi reddetmiştir. Alacaklı, ret işlemini icra mahkemesinde şikâyet konusu yapmıştır.
🔐 İcra mahkemesinin KVKK gerekçesi
İcra mahkemesi şikâyeti reddetmiştir. Karşı oyda aktarılan gerekçeye göre mahkeme üç dayanağa başvurmuştur:
- İstenen bilgiler, icra dosyasının tarafı olmayan üçüncü kişiye aittir ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 3/1-d maddesi kapsamında kişisel veri niteliğindedir.
- Aynı Kanun’un 28/1-d maddesinde yargısal makamlara tanınan istisna, ancak uyuşmazlığın tarafları açısından geçerlidir; dosya dışındaki kişilere uzanmaz.
- Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını temel hak olarak güvenceye almıştır ve bu hakkın daraltılması mümkün değildir.
Bu gerekçelerle bilgilerin icra müdürlüğünce istenmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Alacaklı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi de istinaf istemini reddetmiştir.
🏛️ Yargıtay: oy çokluğuyla onama
Bölge adliye mahkemesi kararını alacaklı temyiz etmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, temyiz itirazlarını yerinde görmemiş; şikâyetçinin iddialarına, dayandığı belgelere ve bölge adliye mahkemesi kararındaki gerekçelere göre kararın usul ve kanuna uygun olduğunu belirtmiştir.
Daire, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK m.364/2’nin göndermesiyle uygulanan 6100 sayılı HMK m.370 uyarınca kararı ONAMIŞ, 732,00 TL temyiz harcının mahsup sonrası eksik kısmının temyiz edenden alınmasına hükmetmiştir. Karar 27.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla verilmiştir.
Çoğunluk ayrı bir ilke cümlesi kurmamıştır; onama, istinaf kararındaki gerekçeyi benimseme biçimindedir. Bu nedenle kararın içtihat değeri, onanan gerekçe ile karşı oy arasındaki gerilimde aranmalıdır.
🗣️ Karşı oy: ölenin özel hayatı yoktur
Bir üyenin karşı oy yazısı, ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiğini savunmaktadır. Karşı oyun akışı şu adımlarla ilerler:
- Alacaklının kendi sorgu yetkisi sınırlıdır: İİK m.8/a alacaklıya borçluya ait malvarlığını sorgulama ve tespit ettiği mala haciz koyma yetkisi verir. Maddenin altıncı fıkrasındaki “veya sorgulaması talep edilebilir” ibaresi 22.07.2020 tarihli kanun değişikliğiyle kaldırıldığından, alacaklının borçlunun malvarlığının sorgulanmasını icra dairesinden isteme yetkisi bulunmamaktadır. Karşı oy, değişikliğin Adalet Komisyonu gerekçesine de atıf yapar: sorgulama imkânı doğrudan alacaklıya tanındığı için icra müdüründen talep edilmesine gerek kalmamıştır.
- Ancak murisin malı bu sistemin dışında kalır: Alacaklının sorgu yetkisi borçlunun malvarlığıyla sınırlıdır; borçluya henüz intikal etmemiş murise ait malvarlığını sorgulama yetkisi yoktur. Alacağına kavuşabilmesi için bu yönde bir sorgu yapılmasını ve tespit edilen mala haciz konulmasını istemesi zorunluluktan doğar. Karşı oya göre böyle bir talebin icra dairesine yöneltilmesine hukuki engel yoktur.
- Kişilik ölümle sona erer: Kişilik tam ve sağ doğumla başlar, ölümle biter. Vefat etmiş murisin özel hayatı bulunmadığı ve ortada üçüncü bir kişiye ait malvarlığı sorgusu da olmadığı için Anayasa m.20’deki kişisel verilerin korunması hakkının ihlalinden söz edilemez.
- Külli halefiyet: Murisin vefatıyla malvarlığı mirasçıya geçer; intikal kaydı yapılmamış olsa bile bu malvarlığının sorgulanmasında alacaklının hukuki yararı vardır.
Bu gerekçelerle karşı oy, bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ve şikâyetin kabulü yönünde ilk derece kararının bozulması gerektiğini, çoğunluğun onama görüşüne katılmadığını belirtmektedir.
🧭 Sorgu talebi ile somut haciz talebi ayrımı
Kararın önemini artıran nokta, aynı Dairenin birkaç ay önce verdiği ve farklı sonuca ulaşan bir kararla birlikte okunduğunda ortaya çıkar. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 20.01.2026 tarihli, E.2025/7201, K.2026/224 sayılı kararında, alacaklının borçlunun murisinden intikal eden belirli bir taşınmazdaki borçlu hissesine haciz konulmasını istediği bir dosyayı incelemiştir. O dosyada icra müdürlüğü, takipte borçlu olmayan kişilerin dosyaya taraf olarak kaydedilmesinin kişisel verilerin korunması ilkesine aykırı olacağı gerekçesiyle talebi reddetmiş, icra mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi de bu görüşü paylaşmıştı.
Daire o kararda; haciz talebinin ada ve parsel numarasıyla açıkça somutlaştırıldığını, herhangi bir araştırma gerektirmediğini ve ilgisiz bir kişiyle ilgili olmadığını, bu nedenle talebin kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında kalmadığını belirterek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece kararını bozmuştu.
İki karar yan yana konduğunda ortaya çıkan çizgi şöyle özetlenebilir:
- Somut taşınmaz gösterilerek haciz istenmesi: Alacaklı hangi taşınmazdaki miras hissesinin haczedileceğini açıkça bildirmişse, icra dairesinin bir araştırma yapmasına gerek kalmaz; 12. HD 2026/224 kararında bu talep KVKK engeline takılmamıştır.
- Murisin malvarlığının genel olarak sorgulanması: Alacaklı, ne bulunacağını bilmeden murisin adına UYAP üzerinden genel bir sorgu yapılmasını istemişse, 12. HD 2026/2820 kararında onanan gerekçeye göre bu bilgi talebi, dosyanın tarafı olmayan kişiye ait kişisel verilere ilişkindir ve icra müdürlüğünce istenemez.
Bu ayrım, iki kararın birbiriyle çelişmediğini, talebin niteliğine göre farklı sonuca varıldığını göstermektedir. Yine de 2026/2820 sayılı kararın oy çokluğuyla verilmiş olması, sorgu talebi konusunda Daire içinde de tartışmanın sürdüğüne işaret etmektedir.
Kişisel verilerin resmî sistemler üzerinden sorgulanmasının ceza hukukundaki görünümü için görev şifresiyle tapu sorgusu kararına; mirasçı borçlunun durumunun başka bir yönü için tek mirasçının istihkak davası kararına bakılabilir.
📌 Uygulamaya yansıyan sonuçlar
Karar, icra takiplerinde mirasın henüz paylaştırılmadığı veya intikal kaydının yapılmadığı durumlarda alacaklıların karşılaştığı pratik bir boşluğa ışık tutmaktadır. Bu çerçevede şu tespitler yapılabilir:
- İİK m.8/a’daki sorgu sistemi borçlunun kendi adına kayıtlı malvarlığına yöneliktir; icra dairesinden borçlu adına sorgu yapılması talebi ise 2020 değişikliğiyle metinden çıkarılmıştır.
- Onanan gerekçeye göre KVKK m.28/1-d’deki yargısal istisna, takibin tarafı olmayan bir kişinin verilerine genel bir araştırma yapılmasını kapsamamaktadır.
- Karşı oy ise ölen kişinin kişisel verilerinin korunması meselesini kişiliğin ölümle sona ermesi ve külli halefiyet ilkesi üzerinden farklı değerlendirmektedir; bu görüş, ileride Dairenin veya Hukuk Genel Kurulunun yaklaşımını etkileyebilecek bir tartışmayı kayda geçirmiştir.
- Somutlaştırılmış bir taşınmaz üzerindeki miras hissesine haciz talebi, Dairenin 2026/224 sayılı kararında farklı değerlendirilmiştir; bu nedenle talebin kurgulanış biçimi sonucu belirleyici olabilmektedir.
❓ Merak edilenler
Alacaklı, borçlunun ölen yakınının malvarlığını icra dairesine sorgulatabilir mi?
Ölmüş bir kişinin bilgileri de kişisel veri sayılır mı?
Belirli bir taşınmaz gösterilirse sonuç değişir mi?
Karar neden oy çokluğuyla verildi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; icra takibi ve kişisel veri uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararı ve karşı oy yazısından derlenmiştir. Çoğunluk kararı ayrı gerekçe içermediğinden ilk derece ve istinaf gerekçeleri karşı oydaki aktarımdan özetlenmiştir; karşılaştırılan 2026/224 sayılı karar da aynı sistemde yayımlanan metne dayanır. Benzer görünen bir takipte sonuç; talebin genel sorgu mu, belirli bir mala haciz mi olduğuna, intikal durumuna ve dosyadaki diğer koşullara göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




