Kooperatif Payı Devrinde Zamanaşımı – Yargıtay HGK 2026/261

Kooperatif üzerinden konut edinmek isteyen biri, üyelik hakkını ve ona bağlı bağımsız bölümü bedelini ödeyerek devralır. Ancak devir için kooperatife gittiğinde, devredenin aslında kayıtlı bir üyeliği bulunmadığını öğrenir. Devreden kişi üyeliğini mahkeme kararıyla tespit ettirene kadar yıllar geçer; karar kesinleştiğinde ise hisseyi devralana değil, kooperatifin kendisine devreder. Devralan bedelini istediğinde karşısına çıkan savunma tektir: Sözleşmenin üzerinden on yıl geçmiştir. Hukuk Genel Kurulunun yanıtladığı soru, bu on yılın hangi günden başlayacağıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.04.2026 tarihli ve E.2025/245, K.2026/261 sayılı kararıyla, zamanaşımının sözleşmenin imzalandığı tarihten değil, devredenin kooperatif üyeliğini tespit eden kararın kesinleştiği tarihten başlayacağını kabul etmiş; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.
🏘️ 2005 sözleşmesi ve var olmayan üyelik
Davacı şirket ile davalı arasında 17.11.2005 tarihinde bir hisse devri sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmeye göre davalı, dava dışı bir konut yapı kooperatifindeki B blok 3. kat 5 numaralı bağımsız bölüm ile üyelik hakkını, sözleşmede yazılı bedel karşılığında davacıya devretmiştir. Davalı devir bedelini nakden almış; devralanın kooperatife üye kaydedilmesine, evrakın onun adına düzenlenmesine ve tüm ilişkilerin onun adına yürütülmesine muvafakat etmiştir.
Devir işlemleri için kooperatife başvuran davacıya ise kooperatif yetkilileri, davalı adına kayıtlı bir kooperatif hissesi bulunmadığını bildirmiştir. Bunun üzerine davalı adına, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde kooperatif üyeliğinin tespiti davası açılmıştır. Davacının anlatımına göre bu davanın masraflarını da kendisi karşılamıştır.
Yargılama sonunda davalının kooperatif üyesi olduğu ve üyeliğine karşılık gelen bağımsız bölümün B blok 3. kat 5 numara olduğu tespit edilmiş, karar Yargıtay incelemesinden geçerek 08.08.2011 tarihinde kesinleşmiştir.
Ne var ki davalı hisseyi davacıya devretmemiştir. Özel Daire kararında aktarıldığı üzere davalı, 06.02.2014 tarihli sözleşmeyle kooperatif hissesini bedelsiz olarak, bu hisse karşılığı bağımsız bölümdeki haklarını ise 82.500,00 TL bedelle kooperatife devretmiştir. Davacının 06.04.2016 tarihli ihtarnamesine verdiği 14.04.2016 tarihli cevapta da hissenin kendisine ait olduğunu ve mülkiyeti devretmeyeceğini bildirmiştir.
⚖️ Davacının istemi, davalının zamanaşımı defi
Davacı, davalının kooperatiften aldığı 82.500,00 TL üzerinden Antalya 4. İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatmış; davalının itirazı üzerine takip durmuştur. Ardından itirazın iptali ve alacak davası açılmıştır. Davacı;
- itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatına,
- bağımsız bölümün karar tarihine en yakın rayiç değerinden takipteki asıl alacak düşüldükten sonra kalan tutar için, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 30.000,00 TL‘nin tahsiline
karar verilmesini istemiştir.
Davalı ise talep konusu alacağın sözleşmenin düzenlendiği 17.11.2005 tarihinde muaccel olduğunu, davacının alacağını ilk kez 06.04.2016 tarihli ihtarnameyle istediğini ve bu tarihte on yıllık genel zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmuştur. Davalı ayrıca sözleşmeyi kabul etmediğini de bildirmiştir.
🧮 İlk derece: 177.760,77 TL’lik güncel değer
İlk derece mahkemesi 09.02.2021 tarihli, 2017/552 Esas, 2021/91 Karar sayılı kararıyla zamanaşımı defini reddetmiştir. Mahkemeye göre sözleşme tarihinde davalı kooperatif üyesi olmadığından üyelik devrinin ifa olanağı yoktu; bu olanak üyelik tespiti kararının kesinleştiği 2011 yılında doğmuştur ve 2016 takibine kadar on yıl geçmemiştir.
Esas yönünden mahkeme şu değerlendirmeleri yapmıştır:
- Sözleşme fiilen yerine getirilmemiş, davalı hissesini kooperatife devrettiği için sözleşmenin uygulanma olanağı kalmamıştır; taraflar verdiklerini ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri alabilir.
- Davacı bağımsız bölümün rayiç bedelini değil, yalnız ödediği bedelin güncellenmiş karşılığını isteyebilir. Sözleşmeye göre ödenen tutar 60.000,00 TL’dir ve davalı aksini ispatlayan yazılı delil sunmamıştır.
- Bu tutarın denkleştirici adalet ilkesine göre 26.09.2016 takip tarihindeki değeri 177.760,77 TL‘dir. Takipteki 82.500,00 TL düşüldüğünde kalan 95.260,77 TL’dir; ancak davacı alacak davasında 30.000,00 TL istemiş ve talebini artırmamıştır.
Mahkeme itirazın iptali istemini asıl alacak yönünden kısmen kabul etmiş, işlemiş faiz talebini reddetmiş, icra inkâr tazminatına hükmetmiş; alacak istemini de 30.000,00 TL üzerinden dava tarihinden itibaren yasal faizle kabul etmiştir.
🔁 İstinaf, bozma ve direnme
Davalının istinafı üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 25.05.2023 tarihli kararıyla ilk derece kararını kaldırmıştır. Daireye göre davacı, ödediği bedelin iadesini sözleşme tarihinden itibaren her zaman isteyebilirdi; davalının açtığı üyelik tespiti davası bu talebe engel değildi. Zamanaşımı 17.11.2005’te başlamış ve 06.04.2016 tarihli ilk talepten önce dolmuştur. Dava, HMK m.353/1-b-2 uyarınca zamanaşımı nedeniyle reddedilmiştir.
Davacının temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 03.07.2024 tarihli, 2023/2927 Esas, 2024/2435 Karar sayılı kararıyla hükmü bozmuştur. Özel Daireye göre kooperatif davalının üyeliğine karşı çıktığından sözleşme kooperatif nezdinde ifa edilememiştir; zamanaşımı sözleşme tarihinden değil alacağın muaccel olduğu tarihten başlar ve üyelik tespiti davası sürerken, sözleşmenin bu davanın sonucuna göre ifa edileceği umudu taşındığı için zamanaşımı işlememiştir. Davalının bu davayı açması, üyeliğin devredileceği beklentisini pekiştiren bir davranıştır.
Bölge adliye mahkemesi bu bozmaya direnmiştir. Direnme gerekçesine göre davacı, dava dilekçesindeki kendi anlatımıyla da sözleşmeden hemen sonra kooperatife başvurduğunda davalı adına hisse bulunmadığını öğrenmiş, yani ifanın mümkün olmadığını baştan bilmektedir; bu nedenle on yıllık süre dolmuştur.
🏛️ Hukuk Genel Kurulu: muacceliyet 2011’de
HGK uyuşmazlığı, zamanaşımının 17.11.2005 sözleşme tarihinde mi yoksa üyelik tespiti kararının kesinleştiği 08.08.2011 tarihinde mi başlayacağı ve buna göre on yıllık sürenin dolup dolmadığı olarak belirlemiştir.
Genel Kurul önce zamanaşımının niteliğini hatırlatmıştır: Zamanaşımı alacağı ortadan kaldırmaz, onu dava edilemeyen eksik bir borca dönüştürür ve bu sonuç için borçlunun def’i ileri sürmesi gerekir. TBK m.146 uyarınca kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. TBK m.149’a göre süre alacağın muaccel olduğu tarihten işlemeye başlar; TBK m.90’a göre ise ifa zamanı kararlaştırılmamışsa borç doğumu anında muaccel olur.
Somut olaya bu ilkeleri uygulayan HGK’ya göre sözleşme tarihinde davalı kooperatif üyesi değildi ve üyeliğin devrine ilişkin sözleşmenin ifa olanağı yoktu. İfa olanağı, başka bir anlatımla devir sözleşmesine konu bağımsız bölümün istenebilir hâle gelmesi, üyelik tespiti kararının kesinleştiği 08.08.2011 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu tarihten başlayan on yıllık süre, icra takibinin başlatıldığı 26.09.2016 tarihinde de, davanın açıldığı 06.09.2017 tarihinde de dolmamıştır.
Bu nedenle bölge adliye mahkemesinin zamanaşımı defini reddederek işin esasını incelemesi gerektiği belirtilmiş, Özel Daire bozmasına uyulması gerekirken direnilmesi doğru bulunmamıştır. Direnme kararı HMK m.371 uyarınca BOZULMUŞ, dosyanın HMK m.373/2 gereğince bölge adliye mahkemesine gönderilmesine 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verilmiştir.
🔎 Kararın dayandığı ilkeler
- Başlangıç anı imza değil, istenebilirliktir: Sözleşmeden doğan alacakta zamanaşımı, borcun ifasının istenebilir olduğu günden işler. Devredenin henüz sahip olmadığı bir üyelik hakkının devri, o hak hukuken tespit edilmeden istenebilir hâle gelmemiştir.
- Alacaklının bilgisi belirleyici değil: Direnme kararı, davacının ifa imkânsızlığını baştan bildiğine dayanmıştı. HGK ise TBK m.149 bağlamında ölçütün alacaklının ne bildiği değil, alacağın ne zaman muaccel olduğu olduğunu esas almıştır.
- Tespit davasının etkisi: Özel Daire, devredenin üyelik tespiti davası açmasını sözleşmenin ifa edileceği beklentisini pekiştiren bir davranış olarak görmüş; HGK bu bozma gerekçesini benimsemiştir.
- Esas inceleme bölge adliye mahkemesinde: HGK yalnız zamanaşımı meselesini çözmüştür. Davacının rayiç bedel mi yoksa ödediği bedelin güncel karşılığı mı isteyebileceği, istinaf incelemesinde ele alınacaktır.
Kooperatif konutlarına ilişkin uyuşmazlıkların başka yönleri için kooperatif üyesinin arsa sahibine karşı tapu davası ve kooperatiften çıkan ortağın konutu kararlarına bakılabilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü, uyuşmazlığın kooperatif ile üye arasında değil, üyelik hakkını devreden ile devralan arasında ve zamanaşımının başlangıcı üzerinde yoğunlaşmasıdır.
💡 Sorular ve yanıtlar
Kooperatif hissesi devrinden doğan alacak kaç yılda zamanaşımına uğrar?
Süre neden sözleşme tarihinden başlatılmadı?
Devralanın baştan sorun olduğunu bilmesi sonucu etkiledi mi?
Davacı sonunda hangi tutarı alacak?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; taşınmaz ve kooperatif uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme bozma kararından derlenmiştir. Karar yalnız zamanaşımının başlangıcına ilişkindir; alacağın miktarı ve niteliği bölge adliye mahkemesinin yapacağı esas incelemeye bırakılmıştır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; sözleşmenin içeriğine, üyeliğin tespit tarihine, kooperatifle yapılan sonraki işlemlere ve tarafların yazışmalarına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




