Emsal Kararlarİş Hukuku

Ayakçı Emlakçıda Hizmet Tespiti – Yargıtay HGK 2026/278

Emlak sektöründe sık rastlanan bir çalışma biçimi vardır: Bir emlak ofisinin masasını, telefonunu ve müşteri trafiğini kullanan ama portföyünü kendisi bulan, komisyonunu kendi işinden kazanan “ayakçı emlakçı”. Bu kişi ilişkinin sonunda ofis sahibine karşı hizmet tespiti davası açtığında, mahkeme bir işçi-işveren ilişkisiyle mi yoksa kendi nam ve hesabına yürütülen bir faaliyetle mi karşı karşıyadır? Davacı, kendisine yöneltilen soruları cevaplamak için duruşmaya hiç gelmezse ne olur?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.04.2026 tarihli ve E.2025/645, K.2026/278 sayılı kararıyla, emlak işyerinde büro elemanı olarak çalıştığını ileri süren davacının hizmet tespiti davasında ilk derece mahkemesinin direnme kararını oy çokluğuyla onamış ve davanın reddini kesin olarak sonuçlandırmıştır.

Kısa özet: Davacı, davalıya ait emlak işyerinde 09.08.2020-09.02.2021 tarihleri arasında büro elemanı olarak çalıştığını ve sigortaya bildirilmediğini ileri sürmüştür. Davalı, davacının ayakçı emlakçı olarak kendi nam ve hesabına çalıştığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ilişkinin niteliğinin davacı dinlenerek araştırılması gerektiği gerekçesiyle bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, iki kez usulüne uygun çağrılmasına rağmen duruşmaya gelmeyen davacının hizmet akdine dayalı çalışmasının ispatlanamadığını kabul ederek direnme kararını onamıştır.

🏠 Büro elemanı mı, ayakçı emlakçı mı?

Davacı, davalıya ait emlak işyerinde 09.08.2020 ile 09.02.2021 arasında büro elemanı olarak çalıştığını, ancak bu çalışmalarının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediğini ileri sürerek hizmetlerinin tespitini istemiştir.

Davalı vekili ise taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını savunmuştur. Savunmaya göre davacı, sektörde ayakçı emlakçı olarak bilinen işi yapmış, davalının işyerini yalnızca kendi müşterileriyle görüşmek için kullanmış ve kendi nam ve hesabına çalışmıştır. Davacının başka emlak işyerlerinde de iş yaptığı, davalının hizmet verdiği kişilerle doğrudan iş yapmaya çalışması üzerine işyerini artık kullandırılmadığı ve davanın bu nedenle kötüniyetle açıldığı ileri sürülmüştür.

Davaya fer’î müdahil olarak katılan SGK da davanın reddini savunmuştur. Kurum kayıtlarına göre davacının en son dava dışı bir enerji şirketinde çalıştığı ve oradan ayrıldığı tarihin, davalı işyerinde işe başladığını ileri sürdüğü 09.08.2020 olduğu, yani tarihlerin çakıştığı belirtilmiştir.

📂 İlk derece, istinaf ve bozma

  • İlk derece (08.06.2023): Davacı tanıklarının yalnızca duyuma dayalı beyanlarıyla sonuca gidilemeyeceği, iddianın bordro ve komşu işyeri tanıklarıyla desteklenmediği ve resen yapılan araştırmada da delil elde edilemediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
  • İstinaf (22.11.2023): Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bularak istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
  • Bozma (08.03.2024): Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. Daireye göre davacı, davetiyenin içeriği ve gelmemenin sonuçları bildirilerek duruşmaya çağrılmalı; çalışmanın ortaklığa ve kendi nam ve hesabına mı yoksa hizmet akdine mi dayandığı ortaya konulmalıdır. Ayrıca dava dönemi öncesine ilişkin seyyar çalışma iddiası da sorulmalı, vergi, oda ve ruhsat kayıtları araştırılmalı, komşu işyeri tanıkları belediye, Kurum ve vergi dairesi kayıtları üzerinden belirlenerek dinlenmelidir.

🛑 Mahkemenin direnme gerekçesi

İlk derece mahkemesi bozma kararına uymamış ve önceki gerekçesini tekrarlayarak direnmiştir. Direnme kararının dayandığı başlıca noktalar şunlardır:

  • Davacıya daha önce iki kez usulüne uygun tebligat yapılmış, ancak davacı duruşmaya gelmemiştir; yeniden davetiye gönderilmesi gerekmez.
  • Kendiliğinden araştırma ilkesinin geçerli olduğu bu davada HMK’daki isticvaba ilişkin hükümler uygulanamaz; davacının duruşmaya katılmamasının sonucu olarak mevcut delil durumuna göre karar verilmelidir.
  • Seyyar çalışma iddiası tespiti istenen dönemden önceye ilişkin olduğundan, bu konudaki araştırmanın davanın sonucuna katkısı olmayacaktır.

Direnme kararını davacı vekili temyiz etmiş, tüm tanık beyanlarıyla çalışmanın kanıtlandığını ve bozmada belirtilen araştırmalar yapılmadan karar verildiğini ileri sürmüştür.

🧱 Hizmet akdinin üç unsuru

Hukuk Genel Kurulu uyuşmazlığı çözerken önce sigortalılığın şartlarını hatırlatmıştır. 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı sayılabilmek için çalışmanın kural olarak hizmet sözleşmesine dayanması, işin işverenin iş organizasyonu içinde yapılması ve çalışanın Kanun’un 6. maddesindeki istisnalardan olmaması gerekir. Hizmet sözleşmesi yoksa sigortalılıktan da söz edilemez.

Kurul, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 8. maddesi ve TBK m.393’teki tanımlardan hareketle hizmet akdinin unsurlarını şöyle açıklamıştır:

  • İş görme: Bir gerçek kişinin ekonomik bakımdan iş olarak değerlendirilebilen her türlü bedensel, düşünsel veya teknik çalışması.
  • Ücret: İşin bir karşılık beklenerek yapılması. Miktarın açıkça kararlaştırılması şart değildir; ancak yardım veya hatır için yapılan çalışma hizmet akdi sayılmaz.
  • Bağımlılık: Ekonomik veya teknik değil, kişisel ve hukuki bağımlılık. İşçi işini işverenin gözetim ve denetimi altında, çalışma yeri, saati ve biçimine ilişkin talimatlarına uyarak yapar.

Kurul, bağımlılığın işin niteliğine göre farklı yoğunlukta olabileceğini, işçinin işveren yararına karar alma yetkisiyle çalışmasının bu unsuru ortadan kaldırmadığını vurgulamıştır. Buna karşılık kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlayan kişiler işçi statüsünde kabul edilemez. Kurul ayrıca 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddesine göre bildirilmeyen çalışmaların hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl içinde iş mahkemesinde ispatlanabileceğini, bu davaların kamu düzenine ilişkin olduğunu ve kendiliğinden araştırma ilkesi nedeniyle ispat yükünün bir tarafa yüklenemeyeceğini belirtmiştir.

🔎 Kurulun somut olaydaki değerlendirmesi

Kurul çoğunluğu, dosyadaki bilgi ve belgeleri şu şekilde değerlendirmiştir:

  • Hizmet cetveline göre uyuşmazlık döneminde davacı adına Kuruma bildirim yapılmamıştır ve davalı işyeri Kanun kapsamında değildir.
  • Davalının kendisi de o dönemde emlak danışmanı olarak kendi adına bağımsız çalışmaktadır.
  • Davacı tanıklarından biri davacının eski eşinin arkadaşıdır ve beyanı duyuma dayanmaktadır; diğer davacı tanıkları ise davacının babası ve eski eşidir. Bu beyanlar bordro veya komşu işyeri tanıklarıyla desteklenmemiştir.
  • Emlakçı olan davalı tanığı, davacının 2021 yılında internet üzerinden emlakçılık yaptığını gördüğünü, ancak onu davalının işyerinde görmediğini söylemiştir.
  • Kamu tanığı, pandemi döneminde yarı zamanlı çalıştıklarını, davacının ne iş yaptığını tam bilmediğini, onu birkaç kez işyerinde otururken ve dışarıda dolaşırken gördüğünü beyan etmiştir.
  • Davacının açtığı işçilik alacağı dosyasında çalışma iddiasını destekleyen bilgi veya belge bulunmamaktadır.
  • Çalışma iddiasının somutlaştırılması için iki kez tebligat çıkarılmış, bunlardan biri davacıya bizzat tebliğ edilmiş, buna rağmen davacı gelmediğinden 13.03.2023 tarihli duruşmada beyanından vazgeçilmiştir. Davacı vekili ne yargılamada ne de istinaf ve temyiz dilekçelerinde bu konuda bir açıklama yapmıştır.

Bu tespitler karşısında Kurul, davacının anılan tarihlerde davalı işyerinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının ispatlanamadığı sonucuna varmış ve direnme kararını onamıştır. Görüşmelerde bazı üyeler, davacının davasını yeterince açıklayamadığını ve eksik araştırmayla karar verildiğini belirterek bozma kararına uyulması gerektiğini savunmuş, ancak bu görüş çoğunlukça benimsenmemiştir.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.04.2026 tarihli, E.2025/645, K.2026/278 sayılı kararına PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

🧭 Kararın hizmet tespiti davalarına yansıması

Hizmet tespiti davalarında hâkimin delilleri kendiliğinden toplama yükümlülüğü bulunduğu genel olarak kabul edilir. Bu karar, bu yükümlülüğün sınırına ilişkin önemli bir değerlendirme içermektedir: Kendiliğinden araştırma ilkesi, iddiasını somutlaştırması için çağrılan ve buna uymayan davacının yerine mahkemenin sınırsız bir araştırma yapmasını gerektirmemiştir. Kurul, mevcut delil durumunu esas alarak verilen ret kararını yerinde görmüştür.

Karar ayrıca emlak sektöründeki “masa kullanma” ilişkilerinin, kendiliğinden hizmet akdi sayılmadığını göstermektedir. Ofisi kullanan kişinin bağımsız olarak portföy oluşturması, internet üzerinden kendi adına emlak işi yapması ve aynı dönemde başka işyerleriyle de çalışması, kişisel bağımlılık unsurunun varlığını tartışmalı hâle getiren olgular olarak değerlendirilmiştir. Benzer bir ayrımın kısmi süreli çalışma bakımından nasıl yapıldığı 8 günlük sözleşmede hizmet tespiti, serbest meslek ile hizmet ilişkisi ayrımı ise ses teknisyeninde hizmet tespiti yazısında ele alınmıştır.

💬 Sık sorulanlar

Ayakçı emlakçı hiçbir durumda sigortalı sayılamaz mı?

Kararda böyle genel bir kural konulmamıştır. Hukuk Genel Kurulu, belirleyici ölçütün kişisel ve hukuki bağımlılık olduğunu, kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlayanların işçi sayılamayacağını açıklamış ve somut dosyada hizmet akdine dayalı çalışmanın ispatlanamadığını tespit etmiştir. Sonuç, dosyadaki delil durumuna dayanmaktadır.

Davacının duruşmaya gelmemesi kararı nasıl etkiledi?

Çalışma iddiasının somutlaştırılması için iki kez tebligat çıkarılmış, bunlardan biri davacıya bizzat tebliğ edilmiştir. Davacı gelmeyince beyanından vazgeçilmiş ve davacı vekili bu konuda hiçbir aşamada açıklama yapmamıştır. Kurul bu durumu, diğer delillerle birlikte çalışma iddiasının ispatlanamadığı sonucunu destekleyen bir olgu olarak değerlendirmiştir.

Tanıkların aile üyesi olması neden önemli görüldü?

Davacı tanıklarından ikisi davacının babası ve eski eşi, diğeri ise eski eşinin arkadaşıdır ve beyanı duyuma dayanmaktadır. Kurul, hizmet tespiti davalarında tanık beyanlarının bordro tanıkları veya komşu işyeri tanıkları gibi yan delillerle desteklenmesi gerektiğine ilişkin yerleşik ilkeyi hatırlatmış, bu desteğin bulunmadığını belirtmiştir.

Bu karara karşı başka bir kanun yolu var mı?

Karar metninde, direnme kararının onanmasına oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verildiği belirtilmektedir. Hukuk Genel Kurulu kararıyla davanın reddine ilişkin hüküm kesinleşmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Bize iletişim sayfası üzerinden ulaşabilir, güncel karar incelemelerini Emsal Kararlar bölümünde bulabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme kararından ve kararda aktarılan ilk derece, istinaf ve Özel Daire aşamalarından derlenmiştir. Kaynakta taraf ve tanık kimlikleri anonimdir; karar metnindeki doktrin atıfları PDF’ten çıkarılmıştır. Hizmet akdinin varlığına ilişkin değerlendirme somut dosyadaki delil durumuna dayanmaktadır; farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud