Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Ceza HukukuEmsal Kararlar

Gerçeğe Aykırı Tutanakta Kast – Yargıtay CGK 2026/219

Bir sınır karakolunda tutulan tek sayfalık olay yeri tespit tutanağı, bir kişinin sekiz ay tutuklu kalmasına yol açar; aynı tutanak yıllar sonra onu imzalayan karakol komutanını sanık sandalyesine oturtur. Tutanağın olayı gerçekte yaşandığı gibi anlatmadığı tartışmasızdır. Asıl soru başkadır: Belgeyi imzalayan kamu görevlisi, kâğıda geçen anlatımın gerçeğe aykırı olduğunu bilerek ve isteyerek mi hareket etmiştir, yoksa yakalanan kişinin kaçakçılarla bağlantılı olduğuna gerçekten inanarak mı?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 08.04.2026 tarihli ve E.2024/551, K.2026/219 sayılı kararıyla, kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünü, suçun manevi unsuru oluşmadığı için beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle oy çokluğuyla bozmuştur.

Kısa özet: 20.10.2012 tarihinde sınırda pusuda bulunan piyade teğmen ve üç asker, tel engelden geçen ve elinde herhangi bir şey bulunmayan bir yabancı uyruklu kişiyi yakalamıştır. Kısa süre sonra gelen iki kişi, içinde yaklaşık 8 kilogram esrar bulunan kutuyu bırakıp kaçmıştır. Düzenlenen tutanakta ise yakalanan kişinin kutuyla birlikte yakalandığı yazılmıştır. İlk derece mahkemesi teğmeni TCK m.204/2 uyarınca mahkûm etmiş, Yargıtay 11. Ceza Dairesi bozmuş, mahkeme direnmiştir. Ceza Genel Kurulu, sanığın yakalanan kişiyi kaçakçıların öncüsü olarak değerlendirdiğini, tutanağı sahte belge düzenleme bilinç ve iradesiyle imzalamadığını kabul ederek hükmü bozmuştur.

🌙 Sınırda bir akşam: yakalama ve tutanak

Ceza Genel Kurulunun olay ve olgular bölümüne göre sanık, olay tarihinde Kilis ilindeki sınır karakollarından birinin komutanı olarak görev yapan bir piyade teğmendir. 20.10.2012 akşamı üç asker ile birlikte pusuda bulunan sanık ve ekibi, tel örgüdeki açıklıktan Türkiye tarafına geçen bir yabancı uyruklu kişiyi yakalamıştır. Tanık askerlerin anlatımına göre bu kişinin elinde o sırada hiçbir şey yoktur.

Yakalanan kişi, askerlerin isteğiyle telefonla bir yakınıyla görüşmüş ve sınırdan rahatça geçtiğini söylemiştir. Bir süre sonra sınıra gelen iki kişi, askerleri fark edince ellerindeki kutuyu atıp mayınlı bölgeye doğru kaçmıştır. Kutudan esrar çıkmış, kaçanlar yakalanamamıştır. Sanık ve askerler, telefon görüşmesinden kısa süre sonra kutunun gelmesi nedeniyle yakalanan kişinin kaçakçıların öncüsü olduğunu düşünmüştür.

Ancak sanığın da imzaladığı “Olay Yeri Tespit Tutanağı” başlıklı belgede olay farklı anlatılmıştır: Tutanağa göre tel engelden geçen kişi yakalanmış ve “yakalanan şahıs ile birlikte 1 kutu içerisinde brüt 8 kilogram esrar ele geçirilmiştir”. Bu tutanak üzerine yakalanan kişi hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan soruşturma başlatılmış, kişi 21.10.2012 tarihinde tutuklanmıştır.

Sanık, aynı gün alınan bilgi alma tutanağında da yakalanan kişinin yanındaki kutuda esrar ele geçirildiğini anlatmıştır. Kovuşturma aşamasında ise 20.03.2013 ve 18.06.2013 tarihlerinde tanık olarak dinlendiğinde, yakalanan kişinin tek başına ve elleri boş geldiğini, kutunun sonradan gelen iki kişi tarafından bırakıldığını açıklamıştır. Askerlerin anlatımları da bu yöndedir. Bunun üzerine yakalanan kişi 18.06.2013’te tahliye edilmiş, 19.12.2013 tarihinde beraat etmiş; mahkeme, tanık olarak dinlenen teğmen hakkında suç ihbarında bulunmuştur.

Sanık savunmasında, olaydan sonra bölük komutanlığına gittiklerinde bir başçavuşun “bunların hepsi aynı, iş birlikçi” diyerek tutanağın bu şekilde yazılmasını istediğini, bölük komutanının da orada bulunduğunu, kendisinin bir iki aylık teğmen olduğunu ve emre uyduğunu ileri sürmüştür. Ceza Genel Kurulu, suça konu belgede sanık dışında imzası bulunan rütbeli personelin dosyada tanık olarak dinlenmediğini de tespitleri arasında saymıştır.

⏳ On dört yıla yayılan yargılama

Dosyanın aşamaları, ceza yargılamasında direnme ve Özel Daire incelemesinin nasıl işlediğini de gösterir niteliktedir:

  • 17.09.2015 – İlk hüküm: Kilis 1. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçundan TCK m.204/2 ve 62 uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırmış, hak yoksunluğuna hükmetmiştir.
  • 10.06.2021 – Bozma: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, “sahtecilik bilinç ve iradesi ile hareket etmediği anlaşılan sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi” gerekçesiyle hükmü oy çokluğuyla bozmuştur.
  • 19.01.2022 – Direnme: Yerel mahkeme bozmaya uymamış, önceki hüküm gibi mahkûmiyet kararı vermiştir.
  • 16.10.2024 – CMK m.307 incelemesi: Başsavcılığın bozma istemli tebliğnamesinden sonra dosya önce 11. Ceza Dairesine gönderilmiş; Daire, oy çokluğuyla direnme kararını yerinde görmemiş ve dosya Ceza Genel Kuruluna gelmiştir.
  • 08.04.2026 – Ceza Genel Kurulu: Direnme hükmü, beraat yerine mahkûmiyet kurulduğu gerekçesiyle oy çokluğuyla bozulmuştur.

Ceza Genel Kurulunun belirlediği uyuşmazlık, tek bir noktaya indirgenmiştir: Sanığa isnat edilen kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığı. Belgenin resmî belge olduğu, sanığın görevi gereği düzenlemeye yetkili bulunduğu ve içeriğin gerçeği yansıtmadığı konusunda ciddi bir tartışma yoktur. Tartışma, kastta düğümlenmiştir.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2026 tarihli, E.2024/551, K.2026/219 sayılı bozma kararı PDF olarak buradan okunabilir.

⚖️ Daire üyelerinin karşı oyu: kast vardı

Kararı ilginç kılan yönlerden biri, 11. Ceza Dairesinin 2021 tarihli bozma kararına iki üyenin ayrıntılı karşı oy yazmış olmasıdır. Karşı oy gerekçelerinin ana hatları şöyledir:

  • Sahtecilik suçlarında manevi unsur genel kasttır; özel bir kast aranmaz (TCK m.21/1).
  • 5237 sayılı TCK’da sahtecilik bir tehlike suçudur; suçun oluşması için ayrıca zarar doğması gerekmez, hukuki konu kamu güvenidir.
  • Sanık, tutanaktaki bilginin doğru olmadığını ve bundan bir zarar doğabileceğini bilmektedir; bilgi alma tutanağında aynı yanlış anlatımı sürdürmesi neticeyi istediğini göstermektedir.
  • Gerçeğe aykırı tutanak nedeniyle bir kişinin tutuklanarak yargılanmasına sebep olunmuş, kişisel zarar da gerçekleşmiştir.

Ceza Genel Kurulunda da üç üye aynı yönde düşünerek direnme gerekçesinin isabetli olduğu ve mahkûmiyetin onanması gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır. Dolayısıyla mesele, Yargıtay içinde de oybirliğiyle çözülmüş değildir.

🧭 Ceza Genel Kurulunun ölçütü

Ceza Genel Kurulu önce genel çerçeveyi çizmiştir. TCK m.204/2, görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi için üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Genel Kurul, karşı oydaki tespitle aynı başlangıç noktasından hareket etmiştir: Bu suç için genel kast gerekli ve yeterlidir; kanun özel bir kast ya da saik aramaz. Failin, bir olayı kanıtlama gücü bulunan ve hukuki sonuç doğurmaya elverişli bir resmî belgeyi bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı düzenlemesi hâlinde kastla hareket ettiği kabul edilir.

Ayrışma, bu ölçütün somut olaya uygulanmasında ortaya çıkmıştır. Genel Kurul şu değerlendirmeleri öne çıkarmıştır:

  • Sanık, yakalanan kişi hakkında yürütülen davanın kovuşturma evresindeki tanıklığında ve kendi yargılamasında istikrarlı biçimde aynı anlatımı sürdürmüştür: yakalanan kişinin yanında suç unsuru yoktu, kutuyu sonradan gelen iki kişi bıraktı, bu nedenle ilk geleni öncü olarak değerlendirdik.
  • Bu anlatım, olay yerindeki askerlerin beyanlarıyla doğrulanmıştır.
  • Sanık, yakalanan kişiyi, uyuşturucuyu getiren ve yakalanamayan iki kişiyle iştirak ilişkisi içinde görmüştür.
  • Kaçanlar yakalanamadığı için tutanakta onlardan söz edilmemiş; tutanak, yakalanan kişinin kaçan iki kişiden bağımsız olarak da yargılanması gerektiği kanaatiyle hazırlanmıştır.

Genel Kurul bu tespitlerden, tutanağın “sahte evrak tanzim etme bilinç ve iradesiyle” imzalanmadığı, dolayısıyla sanığın bir resmî belgeyi bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı düzenlediğinden söz edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır. Suç unsurları itibarıyla oluşmadığından sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması isabetsiz bulunmuş ve hüküm bozulmuştur.

🔍 Kararın tartışılan yönleri

Karar, kamu görevlilerinin düzenlediği tutanaklarla ilgili sahtecilik dosyalarında kastın nasıl değerlendirileceğine dair önemli bir örnektir. Kararda öne çıkan noktalar şöyle özetlenebilir:

  • Gerçeğe aykırılık tek başına yetmemiştir. Tutanağın olayı yanlış anlattığı kabul edilmiş, buna rağmen manevi unsur ayrıca incelenmiştir. Belgenin içeriğinin yanlış olması ile failin bu yanlışlığı sahtecilik iradesiyle yaratması aynı şey sayılmamıştır.
  • Failin olay anındaki değerlendirmesi belirleyici olmuştur. Sanığın, yakalanan kişiyi kaçakçılık eyleminin bir parçası olarak görmesi ve tutanağı bu kanaatle imzalaması, kastın yokluğuna gerekçe yapılmıştır.
  • Sonraki davranış dikkate alınmıştır. Sanığın, yakalanan kişinin yargılandığı davada tanık olarak gerçeği anlatması ve bunun tahliye ile beraate yol açması, savunmanın istikrarı bakımından önem taşımıştır.
  • Doğan zarar kastı kendiliğinden kanıtlamamıştır. Karşı oyda ağırlık verilen sekiz aylık tutukluluk, çoğunluk görüşünde kastın varlığını gösteren bir olgu olarak değerlendirilmemiştir.

Karşı oy ise farklı bir yere vurgu yapar: Sahteciliğin tehlike suçu olması ve failin en azından zarar ihtimalini öngörmesinin yeterli sayılması. Çoğunluk görüşü, tutanağın neden o şekilde düzenlendiğine ilişkin açıklamayı ve bu açıklamanın tanıklarla desteklenmesini ön plana çıkarmıştır.

Sahtecilik suçlarının farklı görünümleri için resmî belgede sahtecilik suçu yazısına ve değiştirilmiş araç belgelerinde ayrı suç meselesini ele alan change araçta sahtecilik kararına bakılabilir. Direnme sürecinde istinaf aşamasına ilişkin usul tartışması ise duruşma açmadan direnme kararında yer almaktadır.

💬 Merak edilenler

Tutanağın gerçeği yansıtmaması neden mahkûmiyet için yeterli görülmedi?

Ceza Genel Kurulu, TCK m.204/2’deki suç için genel kastın gerekli ve yeterli olduğunu kabul etmekle birlikte, failin resmî belgeyi bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı düzenlemesini aramıştır. Somut olayda sanığın, yakalanan kişiyi kaçan iki kişiyle bağlantılı görerek tutanağı imzaladığı ve sahte belge düzenleme bilinç ve iradesiyle hareket etmediği kabul edilmiştir.

Kararda kaç üye karşı oy kullandı?

Ceza Genel Kurulunda üç üye, direnme gerekçesinin isabetli olduğu ve mahkûmiyetin onanması gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır. Bundan önce 11. Ceza Dairesinin 2021 tarihli bozma kararında da iki üye ayrıntılı gerekçeli karşı oy yazmıştır.

Sanığın sonradan tanık olarak gerçeği anlatması kararda nasıl değerlendirildi?

Genel Kurul, sanığın yakalanan kişinin yargılandığı davanın kovuşturma evresinde ve kendi yargılamasında istikrarlı biçimde aynı açıklamayı yaptığını, bu açıklamanın olay yerindeki askerlerin beyanlarıyla doğrulandığını belirtmiştir. Bu istikrar, tutanağın hangi kanaatle imzalandığının değerlendirilmesinde dayanak olarak kullanılmıştır.

Dosya Ceza Genel Kuruluna doğrudan mı geldi?

Hayır. Yerel mahkemenin direnme kararı temyiz edildikten sonra dosya, CMK m.307 uyarınca önce bozma kararını veren 11. Ceza Dairesine gönderilmiştir. Daire 16.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla direnmeyi yerinde görmeyince dosya Yargıtay Birinci Başkanlığı aracılığıyla Ceza Genel Kuruluna ulaşmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; ceza ve diğer alanlardaki karar değerlendirmeleri Emsal Kararlar sayfasında bulunabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Kararda adı geçen kişilerin kimlik bilgileri kaynakta anonimdir ve yazıya alınmamıştır. Bozma kararı sonrasında dosya yerel mahkemece yeniden ele alınacaktır. Sahtecilik suçlarında kastın varlığı; belgenin düzenlenme koşullarına, failin olay anındaki bilgisine, tanık anlatımlarına ve savunmanın tutarlılığına göre her dosyada ayrıca değerlendirilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud