Öğretim Üyesine Muayenehane İzni – Danıştay 10. D 2026/472

Üniversite hastanesinde profesör olarak görev yapan bir hekim, mesai saatleri dışında kendi muayenehanesini açmak için il sağlık müdürlüğüne başvuruyor. Başvuru cevapsız kalıyor ve zımnen reddediliyor. Hekimin itirazı tek bir cümlede toplanıyor: “Benimle aynı unvana sahip meslektaşlarım muayenehanelerini işletmeye devam ediyor; neden ben açamıyorum?” Uyuşmazlığın düğümü, 18/01/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6514 sayılı Kanun ve Anayasa Mahkemesinin bu Kanun’a ilişkin iptal kararlarının yarattığı geçiş rejimidir.
Danıştay 10. Dairesi, 09/02/2026 tarihli ve E.2022/5707, K.2026/472 sayılı kararıyla, 18/01/2014 tarihi itibarıyla usulüne uygun açılmış bir muayenehanesi bulunmayan öğretim üyesinin muayenehane açma başvurusunun reddinde hukuka aykırılık bulunmadığına hükmederek, aksi yöndeki bölge idare mahkemesi kararını oy çokluğuyla bozmuştur.
🩺 Başvuru, ret ve iki farklı mahkeme görüşü
Davacı, bir devlet üniversitesinin tıp fakültesinde profesör unvanıyla öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. 28/04/2021 tarihinde il sağlık müdürlüğüne muayenehane açma izni için başvurmuş, başvurusuna cevap verilmeyince zımni ret işleminin iptali istemiyle dava açmıştır.
İlk derece mahkemesi davayı reddetmiştir. Gerekçesi, aynı akademik unvanda bulunmanın her anlamda eşit statüde olmak anlamına gelmediği, 18/01/2014 tarihi itibarıyla muayenehane faaliyetinde bulunmayan davacının 2547 sayılı Kanun’un 36. maddesi uyarınca muayenehane açmasının hukuken mümkün olmadığıdır. Mahkemeye göre bu durumda eşitlik ilkesine veya hakkaniyete aykırı bir yön de yoktur.
Bölge idare mahkemesi ise farklı düşünmüştür. Daireye göre 6514 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte öğretim üyesi kadrosunda bulunan ve bu kadro nedeniyle muayenehane açma hakkı bulunan davacı, hukuki güvenlik, hukuki belirlilik ve eşitlik ilkeleri gereği bu tarihten sonra da serbest meslek icra edebilmelidir. Başvurunun, muayenehane uygunluk şartları bakımından değerlendirilmesi gerekirken doğrudan reddedilmesi hukuka aykırıdır. Bu gerekçeyle ilk derece kararı kaldırılmış ve işlem iptal edilmiştir.
Davalı idare temyizinde, mesleki faaliyete devam edebilmek için 18/01/2014 tarihi itibarıyla serbest meslek faaliyetinde bulunmanın veya özel kuruluşlarda çalışmanın şart olduğunu, davacının bu tarihte böyle bir faaliyetinin bulunmadığını ileri sürmüştür.
📜 Tam gün düzenlemesinin kısa tarihi
Danıştay, kararında uyuşmazlığın arka planını oluşturan yasama ve anayasa yargısı sürecini ayrıntılı biçimde aktarmıştır. Bu süreç, öğretim üyesi hekimlerin muayenehane hakkının neden “tarihe bağlı” bir mesele hâline geldiğini açıklamaktadır:
- 5947 sayılı Kanun (2010): 2547 sayılı Kanun’un 36. maddesi değiştirilerek öğretim elemanlarının üniversitede devamlı statüde görev yapacağı, başka yerde iş göremeyecekleri ve serbest meslek icra edemeyecekleri düzenlenmiştir.
- AYM E.2010/29, K.2010/90: Serbest meslek yasağını içeren cümle, bilimsel özerklik ve Anayasa’nın 130. maddesi gerekçesiyle iptal edilmiştir.
- 650 sayılı KHK (2011): Benzer kısıtlamalar KHK ile yeniden getirilmiş; ancak AYM E.2011/113, K.2012/108 sayılı kararla bu hükümler yetki kanunu kapsamında olmadığı için iptal edilmiştir.
- 6514 sayılı Kanun (18/01/2014): 2547 sayılı Kanun’un 36. maddesine eklenen fıkrayla hekim ve diş hekimi öğretim elemanları 657 sayılı Kanun’un 28. maddesine tabi kılınmış; profesör ve doçentler için yalnızca kurumsal sözleşmeyle ve belirli şartlarla mesai dışı çalışma imkânı tanınmıştır. Geçici 64. madde ise o tarihte serbest meslek icra edenlere faaliyetlerini üç ay içinde sona erdirme yükümlülüğü getirmiştir.
- AYM E.2014/61, K.2014/166: 36. maddeye eklenen fıkra Anayasa’ya uygun bulunmuş, geçici 64. madde ise iptal edilmiştir.
- 6569 sayılı Kanun (2014) ve AYM E.2016/13, K.2016/127: Mesai dışı çalışmaya devam edenlere üniversite ödeneği ve ek ödeme ödenmemesini öngören kurallar da iptal edilmiştir.
🏛️ Anayasa Mahkemesi neyi korudu?
Uyuşmazlığın kilit noktası, geçici 64. maddenin iptal gerekçesidir. Danıştay’ın aktardığı gerekçeye göre Anayasa Mahkemesi, mesai sonrasında serbest çalışmaya devam eden öğretim üyelerinin bu statüyü kazanılmış hak olarak ileri süremeyeceklerini kabul etmiştir. Ancak yargı kararlarına güvenerek üniversite dışındaki çalışmalarını planlayan, ekonomik ve sosyal hayatlarını buna göre kuran öğretim üyelerinin, bu durumun belli bir süre devam edeceğine ilişkin meşru bir beklentisi olduğunu ve bu beklentinin hukuki güvenlik ilkesi gereği korunması gerektiğini belirtmiştir.
Danıştay bu gerekçeden iki sonuç çıkarmıştır:
- 18/01/2014 tarihi itibarıyla mevzuata uygun olarak muayenehane işleten öğretim üyeleri, geçici 64. maddenin önce yürürlüğünün durdurulması, sonra iptali üzerine bu faaliyetlerine devam edebilir.
- O tarihte muayenehanesi bulunmayan ya da özel bir sağlık kuruluşunda çalışmayan öğretim üyesi tabipler geçici 64. maddenin kapsamında değildir; bunlar 6514 sayılı Kanunla değişik 36. madde hükmüne tabidir ve 18/01/2014 sonrasında serbest meslek icra etmelerine hukuki olanak yoktur.
⚖️ Danıştay’ın bozma gerekçesi
Bölge idare mahkemesinin dayandığı eşitlik argümanına Danıştay, benzer bir uyuşmazlıkta verilen İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/04/2022 tarihli ve E.2021/3791, K.2022/1545 sayılı kararıyla cevap vermiştir. Kurul kararından aktarılan ilkeler şunlardır:
- Eşitlik ilkesi, ancak aynı durumda olan kişilere aynı kuralların uygulanmasını zorunlu kılar.
- Bu uyuşmazlıkta statüyü belirleyen husus “hekim olmak” veya “profesör olmak” değil, 18/01/2014 tarihi itibarıyla usulüne uygun olarak muayenehane faaliyetinde bulunmaktır.
- O tarihte muayenehane faaliyeti bulunmayıp sonradan talepte bulunan hekimler bakımından “var olan durum”dan söz edilemez; bu nedenle haklı beklentileri de yoktur.
- Haklı beklenti her hekim için değil, yargı kararları sonucu var olan durumun devamı beklentisiyle planlama yapan hekimler için kabul edilmiştir; aksi yorum Anayasa Mahkemesinin gerekçesiyle bağdaşmaz.
Daire bu ilkeleri somut olaya uygulamıştır: Davacının profesör unvanıyla öğretim üyesi olduğu ve 18/01/2014 tarihi itibarıyla usulüne uygun açılmış bir muayenehanesinin bulunmadığı dosyadan anlaşılmaktadır. Bu durumda 2547 sayılı Kanun’un 6514 sayılı Kanunla değişik 36. maddesi gereği muayenehane işletmesi hukuken mümkün değildir ve zımni ret işleminde hukuka aykırılık yoktur. İşlemi iptal eden bölge idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiş, davalı idarenin temyiz istemi kabul edilerek karar bozulmuş ve dosya yeniden karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine gönderilmiştir.
Haklı beklenti ilkesinin idare hukukundaki başka bir uygulaması için dikey geçişte haklı beklenti kararına bakılabilir.
🗳️ Karşı oy ve tartışmanın sınırları
Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oy yazısında, işlemi iptal eden bölge idare mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, temyiz dilekçesindeki nedenlerin bozmayı gerektirecek nitelikte görülmediği ve kararın onanması gerektiği belirtilmiştir. Karşı oy ayrıca gerekçe geliştirmemiş, bölge idare mahkemesinin hukuki güvenlik ve eşitlik temelli değerlendirmesini yeterli bulmuştur.
Bu ayrışma, meselenin özünde iki farklı eşitlik okumasının bulunduğunu göstermektedir. Bir yaklaşım, 18/01/2014 öncesinde aynı hukuki imkâna sahip olan bütün öğretim üyelerini eşit statüde sayar. Çoğunluk ve İdari Dava Daireleri Kurulu ise eşitliği, Anayasa Mahkemesinin koruduğu beklentinin kaynağına bağlar: Korunan şey bir unvan değil, fiilen kurulmuş bir düzendir. Kararın bu yönü, haklı beklentinin soyut bir hak imkânından değil, somut bir hukuki durumdan doğduğu görüşünü yansıtmaktadır.
🧭 Bugünkü düzenleme: mesai dışı çalışmanın tek yolu
2547 sayılı Kanun’un 36. maddesinin 6514 sayılı Kanunla eklenen fıkrası, mevzuat.gov.tr’deki güncel metinde de aynı şekilde yer almaktadır. Buna göre hekim ve diş hekimi öğretim elemanları, kanunlarda belirtilen hâller dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 28. maddesine tabidir. Profesör ve doçent kadrosunda olanlar ise şu şartlarla mesai dışında özel hastanelerde veya vakıf üniversitesi hastanelerinde çalıştırılabilir:
- Her anabilim dalındaki kadrolu profesör ve doçent sayısının yüzde 50’sini geçmemek,
- Bir yıla kadar kurumsal sözleşme yapılmak ve gelir üniversite döner sermayesi hesabına kaydedilmek,
- İlgilinin muvafakati alınmak ve önceki yılın performans kriterlerine göre belirlenmek.
Bu kapsamda çalıştırılanlar aynı anda birden fazla sözleşmeyle çalıştırılamaz, belirli idari görevlerde bulunamaz ve 5510 sayılı Kanun’un 73. maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ilave ücret alarak hizmet veremez. Kısacası mevcut sistemde mesai dışı mesleki faaliyet, bireysel muayenehane üzerinden değil, üniversitenin yaptığı kurumsal sözleşme üzerinden yürümektedir. Danıştay kararı, 2014 öncesinden kalan muayenehaneler için tanınan istisnanın genişletilemeyeceğini ortaya koymaktadır.
💬 Sıkça sorulanlar
Öğretim üyesi hekimler muayenehane açabilir mi?
Aynı unvandaki meslektaşın muayenehanesi olması eşitlik ilkesine aykırılık yaratır mı?
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı herkese muayenehane hakkı tanıdı mı?
Karar kesin mi, bundan sonra ne olacak?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 10. Dairesinin Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden yayımlanan bozma kararından ve kararda aktarılan yasama ve anayasa yargısı sürecinden derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir; davacının görev yaptığı kurum ve birime ilişkin ayrıntılar yazıya ve PDF derlemesine alınmamıştır. Değerlendirme, kararın verildiği tarihteki mevzuata dayanmaktadır; farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




