Aile Konutu Şerhi Boşanmayla Düşer – Yargıtay HGK 2026/496

Bir daireyi tapuda satın alıyorsunuz, ancak içeride satıcının boşanma davası süren eşi oturuyor ve aile mahkemesi konutu tedbiren ona tahsis etmiş. Yeni malik olarak açtığınız el atmanın önlenmesi davası sürerken boşanma kararı kesinleşiyor. Dava açıldığı gün haklı olmayan bir talep, yargılama sürerken haklı hâle gelirse mahkeme ne yapmalıdır? “Her dava açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirilir” ilkesi, malikin kesinleşmiş boşanmadan sonra da konutunu geri alamaması sonucunu mu doğurur? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mülkiyet hakkı ile aile konutu koruması arasındaki bu zaman sorununu çözmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.09.2026 tarihli ve E.2025/730, K.2026/496 sayılı kararıyla, aile konutu korumasının boşanma kararının kesinleşmesiyle dayanağı ve hukuki sonuçlarıyla ortadan kalktığını, bu tarihten sonra eski eşin konutu kullanmasının haksız hâle geldiğini ve el atma konusunda bir karar verilmesi gerektiğini kabul etmiş; yargılama giderlerinin ise HMK m.331 uyarınca dava tarihindeki haklılık durumuna göre belirlenmesi gerektiğini ilave gerekçe olarak ekleyerek direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.
📅 Tarihler neden belirleyici?
Bu uyuşmazlıkta sonucu hukuk kuralları kadar tarihlerin sıralaması da belirlemiştir. Karardaki olgular şu şekilde sıralanabilir:
- 12.04.2021: Davalı ile tapu maliki eşi arasında boşanma davası açılmıştır.
- 07.05.2021: Boşanma davası kapsamında dava konusu bağımsız bölüm tedbiren davalıya tahsis edilmiş, lehine aile konutu şerhi konulmasına karar verilmiştir.
- 03.06.2021: Tapu maliki eş, Kocaeli’deki mesken nitelikli bağımsız bölümü davacıya satmıştır.
- 06.10.2021: Davacı, el atmanın önlenmesi ve şimdilik 1.000 TL ecrimisil talebiyle eldeki davayı açmıştır.
- 14.12.2022: Kocaeli 2. Aile Mahkemesi eşlerin boşanmasına karar vermiştir.
- 01.02.2023: İlk derece mahkemesi el atma ve ecrimisil davasını reddetmiştir.
- 16.04.2024: Boşanma kararı kesinleşmiştir.
Davacı, taşınmazı satın aldığını, davalının hiçbir hukuki sebebe dayanmadan konutu kullandığını ve tahliye talebine rağmen çıkmadığını ileri sürmüştür. Davalı ise derdest boşanma davasını, konutun kendisine tedbiren tahsisini ve davacının satıcıyla arkadaş olduğu için konutun aile konutu olduğunu bildiğini savunmuş, devrin muvazaalı olduğunu belirtmiştir.
🏛️ Derece mahkemeleri ve Özel Daire
İlk derece mahkemesi (01.02.2023, 2021/492 E., 2023/49 K.), diğer eşin aile konutunu devretmesine yönelik davalının açık rızası bulunmadığını, boşanma hükmü kesinleşmediğinden davalının kullanımının haksız sayılamayacağını ve el atmanın önlenmesi ile ecrimisil şartlarının oluşmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi (20.03.2024, 2023/504 E., 2024/415 K.) davacı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi (03.02.2025, 2024/2122 E., 2025/440 K.) ise dava açıldığı tarihte bağımsız bölümün aile konutu olarak davalıya özgülendiğini ve tanık beyanlarının da bu yönde olduğunu kabul etmekle birlikte, davalının güncel nüfus kaydında eşinden boşandığının görüldüğünü, boşanmayla taşınmazın aile konutu niteliğinin sona erdiğinin gözetilerek el atma konusunda bir karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
İlk derece mahkemesi (2025/100 E., 2025/146 K.) önceki gerekçesine ek olarak; taşınmazın satış ve dava tarihlerinde aile konutu olduğunu, her davanın açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanacağını, boşanmanın dava tarihinden sonra gerçekleştiğini, davacının konutun aile konutu olduğunu bilerek satın aldığını ve davalının haksız işgalci sayılamayacağını belirterek direnmiştir.
🔐 El atmanın önlenmesi: haksızlık şartı
Hukuk Genel Kurulu, değerlendirmesine mülkiyet hakkının çerçevesini çizerek başlamıştır. Anayasa m.35 mülkiyet hakkını güvence altına alır; TMK m.683’e göre malik, hukuk düzeninin sınırları içinde malı üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir ve her türlü haksız el atmanın önlenmesini dava edebilir.
Kurulun el atmanın önlenmesi davasına ilişkin vurguladığı noktalar şunlardır:
- El atma, doğrudan bir insan fiiliyle ya da davalının iradesiyle yarattığı ve malikin hakkını kısıtlayan bir durumla ortaya çıkabilir.
- Müdahalenin haksız olması gerekir; yasadan veya sözleşmeden kaynaklanan aynî ya da şahsî bir hakka dayanan müdahale haksız sayılmaz.
- Davacı aynî hakkını ve el atmayı; davalı ise el atmadığını veya el atmanın haksız olmadığını ispatla yükümlüdür (TMK m.6, HMK m.190/1).
- Davanın amacı, aynî hakka el atmanın sona erdirilmesi veya el atma tehlikesinin önlenmesidir.
Kurul ayrıca İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 25.05.1938 tarihli ve 1937/29 Esas, 1938/10 Karar sayılı kararındaki “fuzulî işgal” tanımına yer vermiştir: Bir hakka, açık veya örtülü bir işleme dayanmaksızın başkasının malını izinsiz ve rızasız işgal veya kullanma.
🏡 TMK m.194 ve şerhin açıklayıcı niteliği
TMK m.194/1’e göre eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Kurul, madde gerekçesindeki tanımı da aktarmıştır: Aile konutu, eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına yön verdiği, anılarla dolu bir alandır.
Kararın bu bölümündeki önemli tespit, aile konutu şerhinin kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğudur. TMK m.194’teki sınırlama tapuya şerh konulduğu için değil, konut aile konutu niteliği taşıdığı için getirilmiştir; şerh bulunmasa da konut aile konutudur. Aile konutunun devrinde açık rızanın nasıl ispatlandığına dair aile konutu satışında açık rıza yazısı da bu kararın tamamlayıcısı niteliğindedir.
⚖️ Hukuk Genel Kurulunun çözümü
Kurul, dava açıldığı sırada taşınmazın aile konutu olarak davalıya özgülendiğini ve davalının o tarihte taşınmaza haksız bir müdahalesinin bulunmadığını kabul etmiştir. Dava tarihinde evlilik devam ettiğinden konutun davalı eş tarafından kullanılmasının haksız ve kötü niyetli sayılamayacağı tartışmasızdır.
Ancak Kurula göre aile konutu şerhi, tarafların boşanması ve boşanma kararının kesinleşmesiyle dayanağı ve hukuki neticeleriyle birlikte ortadan kalkmıştır. Boşanma hükmünün kesinleştiği 16.04.2024 tarihinden itibaren davalının bağımsız bölüme el atmasının geçerli ve hukuki bir sebebi kalmamıştır. Kurul, çözümün anahtarını şu cümleyle ifade etmiştir: El atmanın önlenmesi davasının özü, süregelen bir haksızlığın bitirilmesidir.
Bu nedenle “her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilir” ilkesi, malikin talebini reddetmek için yeterli görülmemiştir. Dava sürerken kullanım haksız hâle geldiğinden, boşanmayla aile konutu niteliğinin sona erdiği gözetilerek el atma hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
🧾 Yargılama giderleri: HMK m.331 ölçütü
Kararı Özel Dairenin bozmasından ayıran unsur, yargılama giderlerine ilişkin ilave gerekçedir. HMK m.326’ya göre yargılama giderleri kural olarak aleyhine hüküm verilen taraftan alınır ve mahkeme bu konuda re’sen karar verir (HMK m.332/1). Esastan sonuçlanmayan davalar için ise HMK m.331/1 özel bir kural içerir: Davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir eder.
Kurul bu çerçevede şu sonuçlara ulaşmıştır:
- Dava açıldığı sırada davalının taşınmaza haksız bir müdahalesi varsa dava haklı olarak açılmış sayılır; somut olayda dava tarihinde böyle bir müdahale bulunmamaktadır.
- Dava tarihinde davalının kullanımı haksız ve kötü niyetli olmadığından davalı doğrudan yargılama giderlerine mahkûm edilemez.
- Yargılama giderlerinden sorumluluk, HMK m.331 uyarınca davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre belirlenmelidir.
Böylece Kurul, mülkiyet hakkını boşanmanın kesinleşmesinden sonrası için korurken, dava açıldığı gün korunan bir hakka dayanan eşin bu nedenle yargılama giderlerini üstlenmemesini sağlamıştır. Direnme kararı, Özel Daire bozma kararında gösterilen ve ilave edilen gerekçelerle HMK m.371 uyarınca bozulmuş, dosya HMK m.373/1 uyarınca ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Boşanmadan sonra konutta kalan eski eşe karşı açılan davada vekâlet ücretinin nasıl hesaplandığına ilişkin farklı bir boyut için eski eşe el atma davasında ücret kararına bakılabilir.
🔎 Merak edilenler
Boşanma davası sürerken satın alınan aile konutunda yeni malik hemen tahliye isteyebilir mi?
Aile konutu şerhi tapuya işlenmezse koruma yok mudur?
Dava tarihindeki duruma göre karar verilmesi ilkesi neden uygulanmadı?
Bu durumda yargılama giderlerini kim üstlenir?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme kararından ve kararda aktarılan ilk derece, istinaf ve Özel Daire aşamalarından derlenmiştir. Tarafların kimliği ve taşınmazın açık konumu kaynakta anonimdir. Değerlendirme, somut dosyadaki tarihlerin sıralamasına ve aile konutu tahsisine dayanmaktadır; farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




