İş Kazasında İşaretçi ve Kusur – Yargıtay HGK 2026/337

Tünelde patlatma yapılmış, çıkan pasa bir yükleyici iş makinesiyle kamyonlara aktarılıyor. Geri manevra yapan makinenin tamponu ile tünel duvarı arasında kalan tünel çavuşu hayatını kaybediyor. Yıllar süren yargılamada kusur raporları birbirini izliyor; bir raporda işçi asli kusurlu, bir diğerinde tali kusurlu görülüyor. Sonunda mesele tek bir soruya düğümleniyor: Makineye yol gösterecek işaretçiyi görevlendirmek kimin işiydi? Bu sorunun cevabı aranmadan kurulan kusur dağılımı hükme esas alınabilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.05.2026 tarihli ve E.2025/17, K.2026/337 sayılı kararıyla, iş kazasında ölen işçinin hak sahiplerinin açtığı maddi ve manevi tazminat davasında ilk derece mahkemesinin direnme kararını oy çokluğuyla bozmuş ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozma kararını benimsemiştir.
🚧 Tünel inşaatında yaşanan kaza
Davacılar vekilinin anlatımına göre işçi, 2007 yılında bir inşaat şirketinde çalışmaya başlamıştır. Kazanın yaşandığı drenaj tüneli işinde bu şirket alt işveren, davalı anonim şirket ise asıl işveren konumundadır. Bir sigorta şirketi de işveren mali sorumluluk poliçesi kapsamında davaya dâhil edilmiştir. İşçi, tünelde yükleyici iş makinesiyle (loder) kamyonlara yapılan yüklemeyi takip eden tünel çavuşu olarak çalışmaktadır.
10.11.2012 tarihinde tünel içinde dinamitle patlatma yapılmış, çıkan pasanın kamyona yüklenmesi sırasında makine operatörü geri manevra yapmış ve işçi, makinenin arka tamponu ile tünel duvarı arasında sıkışarak hayatını kaybetmiştir. Hak sahipleri; işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uymadığını ve olayda tam kusurlu olduklarını ileri sürerek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemiştir.
Davalıların savunmaları birbirinden farklıdır:
- Alt işveren: İş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin yerine getirildiğini, aldığı eğitim ve talimatlara aykırı davranan işçinin kusurlu olduğunu savunmuştur.
- Asıl işveren: İşin anahtar teslim olarak diğer şirkete verildiğini, ceza dosyasında kendisine ve çalışanlarına kusur yüklenmediğini belirtmiştir.
- Sigorta şirketi: Pasif husumet itirazında bulunmuş, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığını ileri sürmüştür.
📊 Birbirini izleyen kusur raporları
Hukuk dosyasında iki ayrı kusur raporu hükme esas alınmıştır. İkisinde de işçiye düşen kusur oranı aynıdır:
- 25.01.2016 tarihli rapor: Asıl işveren %20, alt işveren %55, makine operatörü %5, ölen işçi %20 kusurlu. İlk derece mahkemesi 21.12.2017 tarihinde bu rapora göre davayı kısmen kabul etmiştir.
- Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı (05.07.2018): Tek kişilik bilirkişi raporuna itibar edildiği, ceza dosyasındaki raporlarla oluşan çelişkinin giderilmesi için iş güvenliği alanında üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması ve ceza dosyasının bekletici mesele yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
- 29.01.2019 tarihli heyet raporu: Alt işveren %60 (bunun %5’i şantiye şefine, %5’i makine operatörüne ait), asıl işveren %20, ölen işçi %20 kusurlu. Mahkeme 17.11.2020 tarihinde bu rapor ve aktüerya raporuyla davayı yeniden kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi 30.03.2022 tarihinde istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.
Davalılar temyizde; tünelde aydınlatma ve işaretleme bulunduğunu, operatörün belgesinin ve makinenin ışık ve ses tertibatının yerinde olduğunu, işçinin daha önce benzer işlerde çalıştığını ve operatöre haber vermeden tünele girdiğini, ceza dosyasında asli kusurun işçiye verildiğini ileri sürmüştür.
🧾 Ceza dosyalarındaki tablo
Hukuk Genel Kurulu kararında aynı kazaya ilişkin iki ceza yargılamasına ayrıntılı yer verilmiştir. Bu bölüm, kusur meselesinin neden tartışmalı kaldığını göstermektedir:
- İlk ceza dosyasında alınan raporların bir kısmı işçiyi asli, makine operatörü ile şantiye şefini tali kusurlu bulmuştur.
- Aynı dosyadaki 26.04.2016 tarihli raporda ise tersine işçi tali, şantiye şefi asli, tünel formeni tali kusurlu görülmüş; operatörün kusuru eğitimlerinin tam olup olmamasına bağlanmıştır.
- Bu yargılamada şantiye şefi ile makine operatörü taksirle öldürme suçundan cezalandırılmış, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve karar 14.09.2018 tarihinde kesinleşmiştir.
- İkinci ceza dosyasında tünel formeni, asıl işverenin iş güvenliğinden sorumlu çalışanı ve görevli mühendis hakkında beraat kararı verilmiş; Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği gerekçesiyle bu hükmü bozmuştur.
🔄 Bozma ve direnme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 21.03.2023 tarihli kararıyla hükmü oy çokluğuyla bozmuştur. Dairenin gerekçesi şu tespitlere dayanmaktadır:
- Asıl işverenin sözleşmeyle alt işverene verdiği işte nitelikli işçi çalıştırılması gerekmektedir.
- İşçi, tünel çavuşu olarak işin koordinasyonundan sorumludur.
- Bu nedenle makine çalışırken işaretçi görevi yapacak işçiyi görevlendirme yetkisinin kimde olduğu araştırılmalıdır.
- İşçinin bu yetkiye sahip olduğu ve yükümlülüğü yerine getirmeden tünele girdiği anlaşılırsa, kusurunun raporda belirlenen %20’den daha yüksek olacağı gözetilmelidir.
- Kaza tarihinde uygulanması gereken iş sağlığı ve güvenliği kuralları ile tarafların hangi önlemleri alıp almadığı belirlenmeli, kazanın gerçekleştiği alanda A sınıfı iş güvenliği bilirkişilerinden oluşturulacak heyetten rapor alınmalıdır.
İlk derece mahkemesi ise işçiye verilen kusur oranının oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğunu, görevlendirme yetkisinin bulunup bulunmamasının sonuca ve kusur oranına etkisi olmayacağını belirterek önceki kararında direnmiştir. Direnme kararını asıl ve alt işveren temyiz etmiştir.
🏛️ Hukuk Genel Kurulunun gerekçesi
Hukuk Genel Kurulu önce işverenin iş kazasından doğan sorumluluğunun hukuki niteliğini açıklamıştır. Kurul’a göre hizmet sözleşmesi işverene işçiyi koruma ve gözetme borcu yükler. Gerekçede dayanılan başlıca hükümler şunlardır:
- TBK m.417: İşveren iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla; işçi de alınan önlemlere uymakla yükümlüdür. İşçinin ölümüne bağlı zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.
- 6331 sayılı Kanun m.4, 5 ve 10: İşverenin genel yükümlülüğü, risklerden korunma ilkeleri ve risk değerlendirmesi yapma ya da yaptırma yükümlülüğü.
- 6331 sayılı Kanun m.19: Çalışanların, aldıkları eğitim ve talimatlar doğrultusunda kendilerinin ve işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliğini tehlikeye düşürmeme yükümlülüğü.
Kurul; işverenin mevzuatta öngörülmemiş olsa bile bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı önlemleri almak zorunda olduğunu, tecrübesizlik, ekonomik zayıflık ya da çalışma hayatındaki kötü alışkanlıklar gibi gerekçelerle sorumluluktan kurtulamayacağını vurgulamıştır. Bu nedenle kusur incelemesinde ihlal edilen mevzuat hükümleri ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışın sonuçları ayrıntılı biçimde irdelenmeli, kusurun kime ait olduğu ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Somut olayda Kurul, işin yapımında nitelikli işçi çalıştırılması gerektiğini ve işçinin tünel çavuşu olarak koordinasyondan sorumlu olduğunu dikkate almıştır. İşaretçi görevlendirme yetkisinin kimde olduğu araştırılmadan, bu yönde değerlendirme içermeyen rapora itibar edilmesini yerinde bulmamış; kusur oranlarına ilişkin kabulün eksik araştırma ve incelemeye dayandığını belirterek Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğine karar vermiştir. Direnme kararı HMK m.371 uyarınca bozulmuş, dosya HMK m.373/1 uyarınca ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
Görüşmeler sırasında bazı üyeler, işçinin işaretçi görevlendirme görevi bulunduğunu işverenin ispat etmesi gerektiğini, bu konuda araştırmaya gerek olmadığını; ancak raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden kusur raporu alınması gerektiğini, dolayısıyla kararın değişik gerekçeyle bozulmasını savunmuştur. Bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
🧭 Yeniden yargılamada neler değişecek?
Bozma kararı davayı baştan kurmaz; usule ilişkin kazanılmış haklar korunur. Bozma ilamında ve Hukuk Genel Kurulu kararında belirtildiği üzere:
- Karar davacılar ve davalılardan biri tarafından temyiz edilmediğinden, temyiz eden işverenler lehine işçiye verilen %20 kusur oranı ile hesap raporunda esas alınan bilinen (işlemiş) devre hesabı bakımından usulî kazanılmış hak oluşmuştur.
- Davacılar lehine ise kararda belirtilen davalı yönünden hüküm altına alınan tutarlar bakımından usulî kazanılmış hak gözetilecektir.
- Yeni kusur raporu, işaretçi görevlendirme yetkisine ilişkin araştırmanın sonucunu ve kaza tarihindeki iş sağlığı ve güvenliği kurallarını kapsayacaktır.
Kararın iş kazası davalarındaki önemi, kusur raporunun yalnızca oran vermesinin yeterli görülmemesidir. Çalışanın görev tanımı, koordinasyon sorumluluğu ve kimin hangi önlemi almakla yükümlü olduğu belirlenmeden yapılan dağılım, eksik inceleme sayılabilmektedir. Konuya ilişkin genel bir değerlendirme iş kazasında kusur bilirkişisi raporuna itiraz yazısında, kazanılmış hakkın iş kazası tazminatına etkisi ise usulî kazanılmış hak ve iş kazası yazısında ele alınmıştır.
💬 Soru ve cevaplar
Hukuk Genel Kurulu işçinin kusurunu artırdı mı?
Ceza dosyasındaki mahkûmiyet hukuk mahkemesini bağladı mı?
Asıl işveren anahtar teslim savunmasıyla sorumluluktan kurtuldu mu?
Kararda karşı görüş var mı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme kararından ve kararda aktarılan ilk derece, istinaf ve ceza yargılaması aşamalarından derlenmiştir. Kaynakta taraf ve çalışan kimlikleri anonimdir; karar metnindeki doktrin atfı PDF’ten çıkarılmıştır. Kusur değerlendirmesi somut olayın iş sağlığı ve güvenliği koşullarına ve dosyadaki raporlara dayanmaktadır; farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




