Vurulmayan Masadakiler ve Şüphe – Yargıtay CGK 2026/475

Bir çay bahçesinde aynı masada oturan altı gençten üçü ağır yaralanıyor, üçü ise tek bir kurşun bile almadan kaçmayı başarıyor. Ateş eden kişi hakkında yaralananlar yönünden verilen cezalar ayrı bir mesele; asıl soru, hiç isabet almayan üç kişi bakımından da “öldürmeye teşebbüs” suçunun işlenip işlenmediği. Ateş aynı masaya yöneldiğine göre o masadaki herkes hedef midir, yoksa isabet almamış olmaları, failin onları hedef almadığı yönünde ciddi bir şüphe mi doğurur?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 16.09.2026 tarihli ve E.2024/152, K.2026/475 sayılı kararıyla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul etmiş; Özel Dairenin onama kararını kaldırarak isabet almayan üç katılana yönelik öldürmeye teşebbüs mahkûmiyetlerini suçların sabit olmadığı gerekçesiyle bozmuş ve bu cezalar yönünden infazın durdurulmasına karar vermiştir.
☕ Çay bahçesinde ne oldu?
Olay, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı bir beldedeki aile çay bahçesinde, gün içinde yaşanmıştır. Masada oturan gençlerle o sırada masanın yanından geçen sanık arasında bir tartışma başlamış, sanık elindeki poşetten çıkardığı tabancayla masaya doğru ateş etmiştir. Karar metnine aktarılan olay yeri ve bilirkişi tespitleri şöyledir:
- Yaklaşık 10,7 x 18,7 metrelik, branda ile gölgelenen alanda olay masasının çevresinde 12 adet boş kovan ve 3 adet fişek bulunmuştur.
- Güneşlik brandada 7 adet mermi giriş deliği tespit edilmiş; bitişikteki bir kamu binasının duvarında yerden 3,2 metre yükseklikte ve bir aracın kapısında birer isabet izi saptanmıştır.
- Masadaki üç kişi, adli tıp raporlarına göre yaşamsal tehlike geçirecek şekilde yaralanmıştır.
- Aynı masadaki diğer üç kişi ise hiç isabet almamıştır; adli raporlarında darp ve cebir izi bulunmamıştır.
İncelemenin konusu yaralanan üç kişi değil, isabet almayan üç katılana yönelik hükümlerdir; yaralananlara ilişkin hükümler Ceza Genel Kurulunun incelemesinin dışında kalmıştır.
🗣️ Birbirini tutmayan anlatımlar
Dosyanın en dikkat çekici yönü, anlatımların aşamadan aşamaya değişmesidir. Katılanların kolluktaki ilk beyanlarında sanığın tabancayı doğrultup tetiğe bastığı, silahın tutukluk yaptığı, ardından “şaka” diyerek arkasını döndüğü ve tekrar dönerek masaya ateş ettiği anlatılmıştır. Bazı anlatımlarda olaydan önce dövme konusunda bir laf atma ve karşılıklı küfürleşme bulunduğu, bir katılanın çakı çıkardığı belirtilirken, sonraki ifadelerde bu anlatımlardan dönüldüğü, önceki beyanın baskı altında verildiğinin ileri sürüldüğü görülmektedir.
Olayı uzaktan gören bir tanık, sanığın nişan alıp almadığını görmediğini, silah seslerinden sonra o yöne baktığını söylemiştir. Bazı tanıklar ise sanık ile yaralananlardan bazıları arasında önceden bir husumet bulunduğuna işaret etmiştir.
Sanık ise aşamalarda benzer şekilde; dövmesiyle alay edildiğini, katılanların üzerine yürüdüğünü, birinin bıçak çektiğini, önce havaya ateş ettiğini, geri çekilirken de ateş ettiğini, kimseyi hedef almadığını ve öldürme ya da yaralama kastı bulunmadığını savunmuştur.
⚖️ Mahkûmiyetten onamaya uzanan süreç
Uyuşmazlığın derece mahkemelerindeki seyri, isabet almayan üç katılan bakımından şöyle özetlenebilir:
- Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesi (06.02.2020, 44-62): Sanığı üç katılana yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan TCK m.81/1 ve 35/1 uyarınca üç kez 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırmıştır.
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi (15.11.2021, 1992-2464): Duruşma açarak hükümleri kaldırmış; iki katılan yönünden eylemi TCK m.82/1-e kapsamında (çocuğa karşı) nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs kabul ederek, haksız tahrik (TCK m.29/1) indirimiyle iki kez 9 yıl 9 ay hapis cezası vermiş, ancak kazanılmış hak nedeniyle cezaların 9 yıl olarak infazını öngörmüştür. Üçüncü katılan yönünden TCK m.81/1, 35/1 ve 29/1 uyarınca 6 yıl 9 ay hapis cezasına hükmetmiştir.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi (23.03.2023, 3144-1281): Temyiz taleplerini esastan reddederek hükümleri onamıştır.
📜 Başsavcılığın itirazı: kastın bölünmezliği
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 13.09.2023 tarihli itirazında; önceye dayalı bir husumeti ve öldürme nedeni bulunmayan sanığın, vücudundaki dövmeye yönelik aşağılayıcı söz ve hareketlerle kendisine sataşan katılanlara karşı kısa sayılabilecek mesafeden 12 el ateş ettiğini, ani gelişen olayda başlangıçta sayılarını bile bilmediği masadakilerin tümüne yönelik öldürme kastıyla hareket ettiğinin kabulünün “kastın bölünmezliği ilkesi ile açıklanamayacağını” belirtmiştir. Başsavcılık bu katılanlar yönünden beraat istemiştir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 05.03.2024 tarihinde itiraz nedenlerini yerinde görmemiş ve dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir. İtiraz sanık lehine olduğundan süre şartına tabi değildir.
🏛️ Ceza Genel Kurulunun değerlendirmesi
Ceza Genel Kurulu uyuşmazlığı, isabet almayan üç katılana yönelik öldürmeye teşebbüs suçlarının sabit olup olmadığı olarak belirlemiştir. Kararın dayanağı, ceza muhakemesinin en temel güvencelerinden olan “şüpheden sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesidir. Kurul ilkeyi şöyle açıklamıştır:
- Sanığın cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir.
- Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet kurulamaz.
- İsnadın kabulü için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir.
Somut olayda Kurul, tanıkların mahkemedeki ve katılanların kolluktaki ilk beyanlarından, sanığın olaydan önce yaralanan kişilerle bir ihtilafı bulunduğu, olay sırasında doğrudan onlarla tartışmaya girdiği ve atışlarında bu kişileri birden fazla isabetle, yaşamsal tehlike geçirecek şekilde yaraladığı sonucuna ulaşmıştır.
Buna karşılık Kurul’a göre, birkaç metrelik kısa mesafede, aynı masada oturan, sabit ve açık hedef durumundaki diğer üç kişinin hedef alınarak çok sayıda ateş edilmesi hâlinde hiçbir isabet sağlanamamasının izahı mümkün görünmemektedir. Buna, 12 atıştan yedisinin, sanığın havaya ateş ettiği yönündeki savunmasıyla örtüşecek biçimde çay bahçesini gölgeleyen brandaya isabet ettiğinin olay yerindeki delillerle doğrulanması da eklenmiştir.
Bu tespitlerle Kurul, toplanan delillerin şüpheyi tamamen ortadan kaldırmaya ve sanığın isabet almayan üç katılana yönelik suçları işlediğine dair tam bir vicdani kanaat oluşturmaya yeterli olmadığını kabul etmiştir. Sonuç olarak:
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı kabul edilmiştir.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin onama kararı, isabet almayan üç katılana ilişkin hükümler yönünden kaldırılmıştır.
- Bölge Adliye Mahkemesinin bu katılanlara yönelik mahkûmiyet hükümleri, isnat edilen suçların sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
- Bu suçlara ilişkin cezaların infazının durdurulmasına ve başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu değilse sanığın tahliyesine karar verilmiştir.
🔍 Karşı oydaki yaklaşım
Kararın ilk müzakeresinde (01.07.2026) yeterli yasal çoğunluk sağlanamamış, sonuç 16.09.2026 tarihli ikinci müzakerede oy çokluğuyla ortaya çıkmıştır. On bir Genel Kurul üyesi karşı oy kullanmıştır. Karşı oy gerekçesinde öne çıkan noktalar şunlardır:
- Sanık, daha önce tanımadığı ve husumeti bulunmayan kişilerin oturduğu masaya, dövmesiyle alay edildiği gerekçesiyle tabancasıyla gelip tümüne doğru toplam 12 el ateş etmiştir.
- Katılanlardan herhangi birini özellikle seçmeden aynı masadakilere sırayla ateş edilmesi, atış sayısı ve tutukluk yapan silahın yeniden kurularak ateşe devam edilmesi birlikte değerlendirilmelidir.
- İsabet almayan üç kişinin can havliyle kaçarak uzaklaşmış olmaları, onlara yönelik öldürmeye teşebbüs suçlarının sabit olduğunu gösterir.
Çoğunluk isabetsizliği ve havaya yönelen atışları kasta ilişkin ciddi bir şüphe olarak okumuş, karşı oy ise atışın masanın bütününe yönelmesini yeterli saymıştır. Ceza muhakemesinde ispat ölçüsüne ilişkin benzer bir değerlendirme için geç şikâyet ve şüpheden yararlanma yazısına, öldürme kastı ile yaralama kastı ayrımı için öldürme kastı mı yaralama mı yazısına bakılabilir.
🆕 7589 sayılı Kanun ve CMK m.308
Bu dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının olağanüstü itiraz yetkisinin onanmış bir mahkûmiyeti nasıl değiştirebileceğini gösteren bir örnektir. İtiraz yetkisini düzenleyen CMK m.308, 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle değiştirilmiştir. Mevzuat bilgi sistemindeki güncel metne göre:
- Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç tüm kararlarına karşı itiraz yolu açıktır.
- Başsavcı, re’sen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir; sanık lehine itirazda süre aranmaz.
- Maddeye eklenen dördüncü fıkraya göre istem; sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan, katılma isteği karara bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar tarafından yapılır.
İncelenen kararda itiraz 2023 yılında, değişiklikten önce ve sanık lehine yapılmıştır; bu nedenle süre bakımından bir tartışma doğmamıştır.
❓ Merak edilenler
Kararla sanık tamamen mi beraat etti?
Aynı masaya ateş edilmesi herkese yönelik kast için yeterli sayılmadı mı?
Onanmış bir hüküm nasıl yeniden incelenebildi?
İnfazın durdurulması neden kararlaştırıldı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Kaynakta sanık, katılan ve tanıkların kimlikleri anonimdir; yaralanmalara ilişkin tıbbi ayrıntılar yazıya alınmamıştır. Kararda ulaşılan sonuç, somut dosyadaki atış sayısı, mesafe, isabet durumu ve olay yeri tespitlerine dayanmaktadır; farklı delil durumuna sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




