Tedarikçiden Borç İsteyen İşçi – Yargıtay 9. HD 2026/4873

Bir işçinin, işverenin çalıştığı bir tedarikçiden “borç” adı altında para istemesi, iki arkadaş arasındaki sıradan bir yardımlaşma mıdır, yoksa işverenin güvenini sarsan bir davranış mı? Para karşılığında iş verildiği ispatlanamadığında, aynı kişiye iş yönlendirmek ve ondan borç istemek tek başına haklı fesih için yeterli olur mu? İzmir’deki bir iş davasında ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi bu sorulara farklı cevaplar vermiş, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise bölge adliye mahkemesinin yaklaşımını onaylamıştır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 21.05.2026 tarihli ve E.2026/1700, K.2026/4873 sayılı kararıyla, kalite kontrol görevlisi olarak çalışan işçinin kıdem, ihbar ve manevi tazminat davasını reddeden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi kararını oybirliğiyle onamıştır.
🏭 Kalite kontrol görevlisi ve tedarikçi
Davacı, yaklaşık yedi buçuk yıl boyunca davalı şirkette çalışmıştır. Dava dilekçesine göre iş sözleşmesi haklı bir neden olmadan feshedilmiş, davacı fesih sırasında işverenin sözlü saldırı ve kötü muamelesine de maruz kalmıştır. Bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatlarının yanında manevi tazminat da talep edilmiştir.
Davalı şirket ise feshin İş Kanunu’nun 25/II maddesi uyarınca haklı nedene dayandığını savunmuştur. Cevap dilekçesindeki iddialar şunlardır:
- Davacı şirkette kalite kontrol görevlisi olarak çalışmaktadır.
- Şirketin tedarik edeceği ürünlerle ilgili olarak şirketten gizli tutulan görüşmeler yapmıştır.
- Bu görüşmelerde kendisine nakdi ve gayri nakdi pek çok menfaat sağlamıştır.
- Şirketin üretim ve mal kabulüyle ilgili gizli tutulması gereken bilgileri dava dışı tedarikçilerle paylaşmıştır.
Kalite kontrol görevi, tedarikçiden gelen ürünlerin kabul edilip edilmeyeceği konusunda doğrudan etkili bir pozisyondur. Uyuşmazlığın ağırlığı da bu görev tanımından kaynaklanmaktadır: Ürünü denetleyen kişi ile denetlenen tedarikçi arasında para ilişkisi kurulması, işveren açısından tarafsızlık sorusunu doğurmaktadır.
📂 İş mahkemesinin kabul gerekçesi
İzmir 5. İş Mahkemesi, 2019/381 E., 2023/396 K. sayılı kararıyla davayı kısmen kabul etmiştir. Mahkeme, işverenin sunduğu WhatsApp ve ses kayıtlarını incelemiş ve şu sonuçlara varmıştır:
- Davacı ile tanık arasında iş verme ve para isteme konularında muhtelif konuşmalar yapılmıştır.
- Ancak konuşma içeriğinde davacının söz konusu paraları borç olarak istediğine dair açıklamalar bulunmaktadır.
- İş verme veya verilmesini sağlama karşılığında menfaat temin edildiği ispatlanamamıştır.
- İspatlanan kısım, işveren açısından işçinin davranışları nedeniyle geçerli sebebe konu olabilecek görüşmelerden ibarettir.
Mahkeme bu nedenle feshin haklı nedene dayanmadığını kabul ederek kıdem ve ihbar tazminatlarına hükmetmiş; manevi tazminat talebini ise davacının manevi zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle reddetmiştir. İlk derece mahkemesinin yaklaşımında belirleyici olan, iş ile para arasında bir karşılık ilişkisinin kanıtlanıp kanıtlanmadığıdır.
🔍 Bölge adliye mahkemesinin farklı okuması
Kararı davalı vekili istinaf etmiş, davacı vekili de katılma yoluyla istinafa başvurmuştur. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi (2024/420 E., 2025/2438 K.), davacı ile tanık arasındaki ses kayıtlarının çözümüne ilişkin bilirkişi raporunu esas almıştır.
Daireye göre kayıtlardan şu iki olgu anlaşılmaktadır:
- Davacı, davalı şirketin tedarikçisi olan kişiye iş verilmesi konusunda yönlendirmede bulunmuştur.
- Davacı, aralarında iş ilişkisi bulunan bu kişiden zaman zaman borç para istemiştir.
Bölge adliye mahkemesi bu eylemin 4857 sayılı Kanun’un 25/II-(e) hükmü kapsamında işverenin güvenini kötüye kullanma ve doğruluk ile bağlılığa aykırı davranış niteliği taşıdığını kabul etmiştir. Davalının istinaf başvurusu kabul edilmiş, ilk derece kararı kaldırılarak davanın tamamen reddine karar verilmiş; davacının istinaf başvurusu ise esastan reddedilmiş, manevi tazminatın reddi isabetli bulunmuştur.
İki mahkeme arasındaki fark, olguların tespitinden çok değerlendirme ölçütündedir. İlk derece mahkemesi menfaat karşılığı iş verildiğinin ispatını ararken, bölge adliye mahkemesi iş yönlendirme ile borç isteme davranışlarının bir arada bulunmasını, karşılık ilişkisi ayrıca kanıtlanmasa da güveni sarsmaya yeterli görmüştür.
⚖️ Temyiz itirazları ve onama
Davacı vekili temyiz dilekçesinde şu itirazlara yer vermiştir:
- Davacı tarafından bizzat doğrulanmayan mesaj kayıtlarına göre karar verilmesi hukuka aykırıdır.
- Konuşmalardan davacının tedarikçiye iş verilmesi için yönlendirme yaptığı anlaşılmamaktadır.
- Arkadaş olan kişiler birbirinden borç isteyebilir; bu, haklı fesih sebebi değildir.
- Davacı insanlık dışı muameleye maruz kalmış ve manevi yönden çöküntüye uğramıştır.
- Özel hayata dair yazışmaların dosyaya sunulmasıyla davacının özel hayatına müdahale edilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem, ihbar ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığı meselesi olarak tanımlamıştır. Daire, bölge adliye mahkemesi kararlarının ancak HMK 371’de sayılan sebeplerden birinin varlığı hâlinde bozulabileceğini hatırlatmış; kararın tarafların iddia ve savunmalarına, delillere, uygulanacak hukuk kurallarına ve ispat kurallarına uygun olduğunu, temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirmediğini belirterek HMK 370/1 uyarınca onama kararı vermiştir.
Onama kararı kısa gerekçelidir; Daire, delillerin hukuka uygunluğu ve özel hayat itirazı hakkında ayrı bir değerlendirme yapmamış, bölge adliye mahkemesinin gerekçesini yeterli görmüştür.
📜 25/II-(e) bendinin kapsamı
İş Kanunu’nun 25. maddesi, işverene ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâllerde iş sözleşmesini bildirim süresini beklemeksizin feshetme imkânı tanır. (e) bendine göre işçinin; işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması bu hâllerdendir.
Bentteki sayım örnek niteliğindedir; “gibi” ifadesi, sayılanlarla benzer ağırlıkta olan diğer doğruluk ve bağlılığa aykırı davranışların da kapsama girebileceğini gösterir. Bu dosyada işveren, gizli bilgi paylaşımı ve menfaat temini iddialarını birlikte ileri sürmüştür. Bölge adliye mahkemesi ise menfaat karşılığı iş verildiğine dair kesin bir tespite gitmeden, tespit ettiği iki olguyu (tedarikçiye iş yönlendirme ve aynı kişiden borç isteme) güvenin kötüye kullanılması olarak nitelendirmiştir.
Kararın pratik anlamı şudur: İşçinin görevi gereği karar süreçlerinde etkili olduğu bir tedarikçiyle kişisel para ilişkisine girmesi, paranın “borç” olarak istenmiş olması savunmasına rağmen, işveren açısından haklı fesih sebebi sayılabilmiştir. İlk derece mahkemesinin “olsa olsa geçerli sebep” değerlendirmesi ise üst derecelerde kabul görmemiştir.
İş sözleşmesinin feshine ilişkin sitedeki diğer emsaller arasında, işyeri kamerasına yapılan hareket nedeniyle feshi konu alan kameraya yapılan el hareketi yazısı ile haklı fesih süresine ilişkin altı iş günü ne zaman başlar yazısı bulunmaktadır.
🎙️ Mesaj ve ses kayıtlarının delil değeri
Dosyada işverenin dayandığı temel deliller, davacıya ait WhatsApp yazışmaları ve davacı ile tanık arasındaki ses kayıtlarıdır. İki mahkeme de bu kayıtları değerlendirmeye almış; aralarındaki fark kayıtların içeriğinin yorumlanmasında ortaya çıkmıştır. Bölge adliye mahkemesi, ses kayıtlarının çözümüne ilişkin bilirkişi raporunu belirleyici kabul etmiştir.
Davacı temyizde, kendisi tarafından doğrulanmayan mesajlara dayanılmasını ve özel yazışmaların dosyaya sunulmasını eleştirmiştir. Yargıtay’ın kısa onama gerekçesi bu itirazları ayrıca tartışmamıştır. Bu nedenle karar, işyeri dışındaki özel yazışmaların hangi koşullarda delil olarak kullanılabileceğine ilişkin genel bir ilke ortaya koymaz; yalnızca somut dosyada kayıtlara dayanan değerlendirmenin bozma sebebi görülmediğini gösterir.
Manevi tazminat bakımından da sonuç değişmemiştir: İlk derece mahkemesi davacının manevi zararını ispatlayamadığını kabul etmiş, bu kısım istinaf ve temyiz aşamalarında da aynen korunmuştur.
❓ Sık sorulanlar
Karar, tedarikçiden borç almayı genel olarak yasaklıyor mu?
Hayır. Karar, somut dosyada kalite kontrol görevlisinin tedarikçiye iş yönlendirmesi ile aynı kişiden zaman zaman borç para istemesinin birlikte değerlendirilmesine dayanmaktadır. Görev tanımı, işin niteliği ve ilişkinin içeriği farklı olan dosyalarda değerlendirme de farklı olabilir.
Menfaat karşılığı iş verildiği ispatlandı mı?
İlk derece mahkemesi bunun ispatlanmadığını kabul etmiştir. Bölge adliye mahkemesi ise karşılık ilişkisine dair ayrı bir tespit yapmadan, iş yönlendirme ve borç isteme olgularını güvenin kötüye kullanılması olarak nitelendirmiş; Yargıtay bu değerlendirmeyi yerinde görmüştür.
İşçi kıdem ve ihbar tazminatı alabildi mi?
Hayır. İlk derece mahkemesi bu tazminatları kabul etmişti; ancak bölge adliye mahkemesi feshin haklı nedene dayandığını kabul ederek davayı tamamen reddetmiş, Yargıtay da bu kararı onamıştır.
Fesih sırasında kötü muamele iddiası ne oldu?
Davacı, fesih sırasında sözlü saldırı ve kötü muameleye maruz kaldığını ileri sürerek manevi tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi manevi zararın ispatlanmadığı gerekçesiyle bu talebi reddetmiş, istinaf ve temyiz aşamalarında da red kararı korunmuştur.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar kısa gerekçeli bir onama kararıdır; özel yazışmaların delil olarak kullanılmasına veya tedarikçi ilişkilerine dair genel bir ilke koymaz. Görev tanımı, ilişkinin niteliği ve delil durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



