6284 Tedbirine İtirazda Gerekçe – AYM 2023/101733

6284 sayılı Kanun’un en çok tartışılan cümlelerinden biri, koruyucu tedbir kararı için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmayacağını söyleyen 8. maddenin üçüncü fıkrasıdır. Bu kural, tehlike anında hızlı koruma sağlamak için konmuştur. Peki aynı kural, tedbire itiraz eden kişinin sunduğu mesaj kayıtlarını ve somut itirazlarını hiç tartışmadan reddetmek için de yeterli midir? Anayasa Mahkemesi, boşanmış iki meslektaş arasındaki bir uzaklaştırma dosyasında bu soruya açık bir yanıt vermiştir: Delil aranmaması, gerekçe gösterilmemesi anlamına gelmez.
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 15.09.2026 tarihli ve 2023/101733 başvuru numaralı kararıyla, 6284 sayılı Kanun uyarınca verilen tedbir kararına karşı yapılan itirazın esaslı iddialar karşılanmadan reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesi kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Masumiyet karinesine ilişkin şikâyet ise açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur.
👥 Boşanmadan sonra gelen tedbir talebi
Karar metnine göre taraflar 2019 doğumlu bir çocuğun anne ve babasıdır ve 22.07.2022 tarihinde kesinleşen kararla boşanmıştır. Boşanmadan yaklaşık bir yıl sonra, 19.09.2023 tarihinde eski eşlerden biri aile mahkemesine başvurarak diğeri hakkında koruyucu tedbir istemiştir.
Talep dilekçesinde öne sürülen başlıca vakıalar şunlardır:
- Müşterek çocuk ve ortak ev nedeniyle sürekli sorun yaşandığı,
- Mesajlar yoluyla hakaret, aşağılama ve küçük düşürme içeren söz ve davranışlarda bulunulduğu,
- Çalıştığı kurumda ve sosyal çevresinde “rezillik çıkarılacağı” yönünde tehdit mesajları gönderildiği,
- Bu nedenle yapılan suç duyurusu üzerine devam eden bir ceza soruşturması bulunduğu,
- Karşı tarafın avukat olması nedeniyle sürekli adliyeye gelip gittiği ve işyerinde karşılaşmaları hâlinde huzursuzluk çıkmasının kuvvetle muhtemel olduğu.
Dosyayı sıradan bir uzaklaştırma talebinden ayıran nokta, tarafların mesleğidir. İtiraz dilekçesinde belirtildiğine göre tedbir isteyen eski eş hâkim olarak, aleyhine tedbir istenen başvurucu ise bir kurumun avukatı olarak çalışmaktadır. Yani “işyerine yaklaşmama” tedbiri, burada her iki tarafın da günlük olarak bulunduğu adliyeyi ilgilendirmektedir.
📋 Verilen beş tedbir
Aile mahkemesi talebi aynı gün, 19.09.2023 tarihinde kabul etmiş ve başvurucunun “tedbire konu eylemleri gerçekleştirdiği anlaşılmakla” ifadesiyle, üç ay süreyle uygulanmak üzere 6284 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasındaki şu tedbirlere hükmetmiştir:
- (a) bendi: Şiddet, tehdit, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmama,
- (c) bendi: Korunan kişiye, bulunduğu konuta, okula ve işyerine yaklaşmama,
- (d) bendi: Kişisel ilişkiye dair hâller saklı kalmak üzere korunan kişinin yakınlarına, tanıklarına ve çocuklarına yaklaşmama,
- (f) bendi: Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmeme,
- (g) bendi: Bulundurulmasına ve taşınmasına izin verilen silahları kolluğa teslim etme.
Kararda, hangi mesajın veya olayın hangi tedbiri gerektirdiğine ilişkin bir değerlendirme bulunmamaktadır. AYM de kararının 13. paragrafında, ilk derece kararında başvurucunun iddialarıyla ilgili bir değerlendirme ve gerekçe bulunmadığını tespit etmiştir.
✉️ İtiraz ve tek cümlelik ret
Başvurucu, 6284 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca itiraz yoluna gitmiştir. İtiraz dilekçesindeki başlıca argümanlar şunlardır:
- Asıl tehdit ve tacize uğrayanın kendisi olduğu; bu konuda suç duyurusunda bulunduğu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine ve Adalet Bakanlığına başvurduğu,
- Sunduğu mesaj kayıtlarına göre karşı tarafa kendisiyle iletişim kurmamasını ve uzak durmasını defalarca bildirdiği,
- Karşı tarafın nüfuzunu kullanarak aleyhine uzaklaştırma kararı aldığı,
- Kanun’un amacının şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kişiyi korumak olduğu, karşı tarafın böyle bir tehlike altında bulunmadığı,
- Gerekçesiz karar nedeniyle görevini yapmasını engelleyecek biçimde adliyeden dahi uzaklaştırıldığı.
İtiraz mercii olan diğer aile mahkemesi 26.09.2023 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. Gerekçe özetle şudur: 6284 sayılı Kanun’a göre koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil ya da belge aranmayacağından verilen tedbir kararları usul ve yasaya uygundur. Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca itiraz üzerine verilen kararlar kesin olduğundan başvurucu, 15.11.2023 tarihinde doğrudan bireysel başvuruda bulunmuştur.
⚖️ Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi
AYM, başvurucunun çalışma hürriyetine ilişkin şikâyetini de içine alacak biçimde iddiaları gerekçeli karar hakkı çerçevesinde incelemiştir. Mahkeme, daha önce benzer olaylarda belirlediği ilkeyi hatırlatmıştır: Gerekçeli karar hakkı, itiraz merciinin başvurucunun beyan ve delillerini etkili şekilde incelemesini ve karşılamasını gerektirir.
Kararın en önemli yanı, 6284 sayılı Kanun’un kendine özgü yapısını dikkate alarak bu ilkeyi uygulamasıdır. AYM, Kanun’un amacını, 2. maddedeki şiddet, şiddet uygulayan ve şiddet mağduru tanımlarını ve 8. maddenin üçüncü fıkrasındaki delil aranmaması kuralını tek tek aktarmıştır. Ardından somut dosyada şu tespitleri yapmıştır:
- İlk derece kararı, başvurucunun iddialarına ilişkin bir değerlendirme içermemektedir.
- Başvurucu itirazında kendisinin de tehdit ve tacize maruz kaldığını ileri sürmüş, mesaj kayıtları sunmuştur.
- İtiraz mercii, tedbirlerin gerekliliği hakkında somut bir değerlendirme yapmamıştır.
- Tedbir isteyenin işyerine, yani adliyeye yaklaşmama tedbiri, avukatlık yapan başvurucunun mesleki faaliyetini doğrudan etkilemektedir.
Mahkemeye göre bu son durum, itirazın daha ayrıntılı incelenmesini ve “olumlu ya da olumsuz daha yüksek standartta gerekçe” gösterilmesini gerektirmektedir. Oysa itirazın neden reddedildiği asgari düzeyde dahi açıklanmamıştır. Sonuç olarak gerekçeli karar hakkı ihlal edilmiştir.
Burada dikkat çeken ayrım şudur: AYM, delil aranmaması kuralını sorgulamamış, tedbir kararının yerinde olup olmadığı konusunda da görüş bildirmemiştir. Kararın 22. paragrafında, ihlal kararının davanın kabulü ya da reddi gerektiği anlamına gelmediği ve delilleri değerlendirme yetkisinin ilgili mahkemelere ait olduğu açıkça vurgulanmıştır. Eleştirilen şey sonuç değil, sonuca giden yolun gösterilmemesidir.
🔍 “Şüpheli” ifadesi ve masumiyet karinesi
Başvurucu ayrıca itiraz merciinin kararında kendisinden “şüpheli” diye söz edilmesinin masumiyet karinesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Gerçekten de itiraz kararında “şüphelinin hakkında verilen tedbir kararına itirazı”, “şüphelinin itiraz dilekçesi” gibi ifadeler yer almaktadır.
AYM bu şikâyeti kabul etmemiştir. Mahkemeye göre “şüpheli” kelimesi, suç soruşturması altındaki kişi için kullanılan bir terimdir; başvurucunun suç işlediği yönünde kesin bir kanaat oluşturmamakta ve suçlu olduğuna dair bir değerlendirme içermemektedir. Bu nedenle başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur. Terminoloji hatası tek başına masumiyet karinesi ihlali sayılmamış; belirleyici olan, kararın kişiyi suçlu gösteren bir değerlendirme içerip içermediği olmuştur.
📚 İlgili 6284 hükümleri
- m.5/1: Hâkimin şiddet uygulayan hakkında verebileceği önleyici tedbirleri sayar; liste örnekleyicidir ve “uygun görülecek benzer tedbirler” de verilebilir.
- m.8/2: Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir; şiddet tehlikesinin devam ettiği anlaşılırsa süre ve şekil değiştirilebilir.
- m.8/3: Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı geciktirilmeksizin verilir.
- m.9: Tedbir kararına tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir; itiraz mercii bir hafta içinde karar verir ve itiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
Bu tablo, itiraz incelemesinin önemini açıklar. Tedbir çoğu kez karşı taraf dinlenmeden, hızlıca verilir ve itiraz kararı kesindir. Dolayısıyla itiraz, tedbir aleyhine olan kişinin iddialarını anlatabildiği neredeyse tek aşamadır.
🧭 Kararın uygulamaya yansıması
Karar, beklemeden koruma ihtiyacı ile tedbirin kişinin çocuğu, konutu ve mesleği üzerindeki ağırlığını birlikte gözetir. Başlıca sonuçları şöyle özetlenebilir:
- “Delil aranmaz” kuralı, itiraz merciini gerekçe gösterme yükümlülüğünden kurtarmamaktadır.
- Tedbirin kişinin mesleğini, işyerine girişini veya çocukla ilişkisini etkilediği dosyalarda AYM daha yüksek bir gerekçe standardı aramaktadır.
- Karşılıklı taciz iddiası ve sunulan yazışmalar, itiraz kararında tartışılması gereken esaslı iddialar arasında görülmüştür.
- Giderim olarak tazminat değil, yeniden inceleme öngörülmüştür; karar itiraz merciine iletilmek üzere ilk derece aile mahkemesine gönderilmiştir.
Başvurucunun 50.000 TL manevi tazminat talebi reddedilmiş, 2.220,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 42.220,60 TL yargılama giderinin ödenmesine hükmedilmiştir. Gerekçe eksikliğine ilişkin AYM içtihadının aile hukukundaki bir başka uygulaması için velayet davasında gerekçesiz kaldırma kararına, tedbir niteliğindeki kısıtlamalarda gerekçe arayışı için konutu terk etmeme adli kontrolü kararına bakılabilir.
❓ Merak edilenler
AYM bu kararla 6284 tedbirinin haksız olduğunu mu söyledi?
Hayır. AYM, tedbirin yerinde olup olmadığına dair bir sonuca varmamıştır. Kararın 22. paragrafına göre ihlal kararı, uyuşmazlığın sonucundan bağımsızdır ve yeniden yapılacak incelemede delilleri değerlendirme yetkisi ilgili mahkemeye aittir. Tespit edilen ihlal, itirazın gerekçesiz reddedilmesidir.
Delil aranmaması kuralı bu kararla değişti mi?
Kanun’un 8. maddesinin üçüncü fıkrası yürürlüktedir ve AYM bu kuralı sorgulamamıştır. Kararda yalnızca bu kuralın, itiraz merciine esaslı iddiaları karşılamadan ret yetkisi vermediği kabul edilmiştir. Kural, tedbirin hızla verilebilmesine ilişkindir; itirazın incelenme biçimine ilişkin gerekçe yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır.
İtiraz kararı kesinse bireysel başvuru süresi ne zaman başlar?
Bu dosyada itiraz kararı 26.09.2023 tarihinde verilmiş, başvurucu kararı 17.10.2023 tarihinde öğrenmiş ve 15.11.2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. AYM başvuruyu süresinde kabul ederek esasa girmiştir; yani süre, kesin kararın öğrenildiği tarih esas alınarak değerlendirilmiştir.
Tedbir süresi bittiği hâlde yeniden inceleme neden istendi?
Üç aylık tedbir süresi bireysel başvuru incelenirken dolmuş olsa da AYM, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğunu belirtmiştir. Bu nedenle tazminat yerine yeniden inceleme yolu yeterli giderim olarak görülmüş ve manevi tazminat talebi reddedilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan taraf iddialarına ve derece mahkemesi kararlarının özetine dayanır; tarafların iddialarının doğruluğu hakkında bir değerlendirme içermez. Karar, itiraz merciinin gerekçe yükümlülüğüne ilişkindir ve tedbirin yerindeliği konusunda sonuç bildirmez. Yeniden incelemenin sonucu karar metninde yer almamaktadır. Tedbirin türü, süresi ve itirazda ileri sürülen iddialar farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



