Aldatmada Af ve Kesin Hüküm – Yargıtay 2. HD 2025/7409

Boşanma davalarında “aldatma” iddiası çoğu zaman tek bir soruya indirgenir: eşlerden biri diğerini aldattı mı? Oysa uygulamada ikinci bir soru en az bunun kadar belirleyicidir: aldatılan eş, bu olaydan sonra eşini affetti mi? Affeden eşin zina sebebine dayanamayacağı, aldatma olgusunun affedilmişse kusur olarak da yüklenemeyeceği kabul edilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17.09.2025 tarihli, 2025/509 E. ve 2025/7409 K. sayılı kararı, af tartışmasının daha önce görülüp kesinleşmiş bir boşanma dosyasında çözülmüş olması hâlinde, sonraki davada aynı vakıanın yeniden ve farklı biçimde değerlendirilemeyeceğini ortaya koymaktadır. Aldatma araması ile bu karara ulaşan okuyucular için kararın odağı, aldatmanın kendisi değil, aldatma sonrasındaki af iddiasının kesin hükümle ilişkisidir.
- İki boşanma davası, tek af tartışması
- İlk derece ve istinaf mahkemeleri neye karar verdi?
- Yargıtay’ın bozma gerekçesi: kesinleşen tespit yeniden tartışılamaz
- Aldatma ve af: TMK 161 ile kusur belirlemesi arasındaki bağ
- Fotoğraf, “barıştık” beyanı ve çocukların anlatımı
- TMK 166/4’teki değişiklik ve kararın pratik sonucu
- Sıkça sorulan sorular
🗂️ İki Boşanma Davası, Tek Af Tartışması
Karara konu uyuşmazlığın kökü, tarafların ilk boşanma dosyasına uzanmaktadır. Kayseri 9. Aile Mahkemesinin 2020/267 Esas sayılı dosyasında kadın tarafından açılan boşanma davası görülmüş ve dava, ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu dosyada erkek, dava açıldıktan sonra tarafların bir araya geldiklerini bildiren bir beyan dilekçesi sunmuş ve 27.02.2021 tarihinde çekilen fotoğrafları delil olarak dosyaya koymuştur. Kadın ise barışma iddiasını kabul etmemiş, fotoğrafın ortak çocukların ısrarı üzerine bir araya gelinen bir yemek ortamında çekildiğini beyan etmiştir. Mahkeme, fotoğraf dışında af iddiasını destekleyen başka delil bulunmadığını gözeterek af olgusunun gerçekleşmediğini kabul etmiş; ret kararı 11.05.2021 tarihinde kesinleşmiştir.
Taraflar daha sonra bu kez karşılıklı olarak, evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davaları açmıştır. Bu ikinci dosyada kadın, erkeğin kendisini affettiğini ileri sürmüş; erkek ise kadının bir başkasıyla gitmesi olayını kusur olarak yüklemek istemiştir. Böylece ilk dosyada tartışılıp sonuca bağlanan “af” sorusu, ikinci dosyanın kusur belirlemesinin merkezine yerleşmiştir.
⚖️ İlk Derece ve İstinaf Mahkemeleri Neye Karar Verdi?
Kayseri 2. Aile Mahkemesi, kadın tarafından ileri sürülen af olgusunun ispatlanamadığını, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğunu belirterek asıl ve karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer’îlerine karar vermiştir. Karara karşı kadın vekili kusur belirlemesi, af olgusunun kabul edilmemesi, velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi, reddedilen nafaka ve tazminat talepleri ile erkek lehine hükmedilen manevî tazminat yönünden; erkek vekili ise kusur belirlemesi, iştirak nafakası talebinin reddi ve lehine hükmedilen manevî tazminatın miktarı yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin kusur tespitinde hata ettiği sonucuna varmıştır. Bölge adliye mahkemesine göre kadının daha önce açtığı boşanma davasında erkek, tarafların bu olaydan sonra bir araya geldiklerini ileri sürerek fotoğraf sunmuş ve davanın reddini istemiştir; erkeğin bu beyanı kendisini bağlar. Dolayısıyla en azından erkeğin bu olayı affettiğini kabul etmek gerekir ve aldatma eylemi kadına kusur olarak yüklenemez. Bölge adliye mahkemesi ayrıca ortak çocukların tanık olarak dinletilmediğini, sosyal inceleme raporundaki beyanlarının mahkeme huzurunda verilmiş beyan olmadığını ve hükme esas alınamayacağını belirtmiştir. Bu gerekçeyle erkek, birliğin sarsılmasında tam kusurlu sayılmış; erkeğin davası reddedilmiş, kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer’îlerine karar verilmiştir.
Karar, kadın vekili tarafından lehine hükmedilen tazminatların miktarı yönünden; erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, iştirak nafakası ve tazminat taleplerinin reddi ile kadın yararına hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmiştir.
🧩 Yargıtay’ın Bozma Gerekçesi: Kesinleşen Tespit Yeniden Tartışılamaz
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesinin karar gerekçesini yerinde görmemiştir. Daire’nin muhakemesi üç halkadan oluşmaktadır:
- Bölge adliye mahkemesi kararına dayanak yapılan Kayseri 9. Aile Mahkemesi ilamında tarafların af olgusuna ilişkin beyan ve delilleri irdelenip değerlendirilmiştir; erkek “barıştık” demiş olsa da kadın bu beyanı ve barışma olgusunu kabul etmemiştir.
- O dosyada mahkeme, fotoğraf dışında delil bulunmamasını da gözeterek af olgusunun gerçekleşmediğini kabul etmiş ve karar bu gerekçeyle 11.05.2021 tarihinde kesinleşmiştir.
- Kesinleşen bu karar gözetildiğinde, aynı dönem ve aynı vakıa yönünden daha sonra açılan davada af olgusunun gerçekleştiğinin kabulü “doğru ve mümkün” değildir.
Bu tespitler üzerine Daire, af olgusunun gerçekleşmediği gözetilerek istinaf incelemesi yapılmak üzere hükmün bozulmasına, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir. Bozmanın konusu kusur belirlemesi olduğundan, tazminat ve nafaka gibi fer’îlere ilişkin itirazlar bu aşamada ele alınmamıştır; kusur dengesi yeniden kurulduğunda bu talepler de yeniden değerlendirilecektir.
Kararın hukuki dayanağını, 6100 sayılı HMK’nın 303. maddesinde düzenlenen kesin hüküm kurumu oluşturmaktadır. Şeklî anlamda kesinleşmiş bir hükmün başka bir davada maddî anlamda kesin hüküm oluşturması için tarafların, dava sebeplerinin ve talep sonuçlarının aynı olması aranır. Somut olayda Daire, ikinci davanın konusu farklı olsa bile ilk dosyada “af”ın aynı taraflar arasında, aynı dönem ve aynı vakıa üzerinden tartışılıp karara bağlandığını esas almış; bu tespitin sonraki davada tersine çevrilmesine izin vermemiştir.
📐 Aldatma ve Af: TMK 161 ile Kusur Belirlemesi Arasındaki Bağ
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesi zinayı özel boşanma sebebi olarak düzenler ve son fıkrasında açık bir kural koyar: “Affeden tarafın dava hakkı yoktur.” Aynı maddeye göre dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Somut olayda ise davalar zina sebebine değil, TMK 166/1‘deki evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanmaktadır. Bu durumda af, dava hakkını düşüren bir engel olarak değil, aldatma olayının kusur olarak yüklenip yüklenemeyeceğini belirleyen bir olgu olarak gündeme gelir.
Bölge adliye mahkemesinin kabulü de tam olarak bu düzlemdeydi: erkeğin ilk davadaki “barıştık” beyanı affı gösterdiğinden, aldatma kadına kusur olarak yüklenemez ve bu durumda erkek tam kusurlu kalır. Yargıtay bu mantık zincirinin ilk halkasını, yani affın gerçekleştiği kabulünü, kesin hüküm engeline takılması nedeniyle kırmıştır. Sonuç olarak aldatma olayı kusur değerlendirmesine geri dönmüş; kusur dengesinin bu olgu da hesaba katılarak yeniden kurulması gerekmiştir.
Kararın vurguladığı ilke şudur: aldatma sonrasında tarafların barışıp barışmadığı bir kez yargılamaya konu olmuş ve mahkeme bu konuda kesinleşen bir sonuca varmışsa, aynı olay için ikinci bir davada “aslında affetmişti” ya da “aslında affetmemişti” tartışması yeniden açılamaz. Zina ve aldatmanın boşanma davasındaki genel çerçevesi için sitemizdeki zina (aldatma) nedeniyle boşanma yazısına bakılabilir.
🔍 Fotoğraf, “Barıştık” Beyanı ve Çocukların Anlatımı
Dosyada af iddiasını taşıyan üç delil unsuru öne çıkmaktadır ve her biri farklı bir sonuçla karşılaşmıştır:
- 27.02.2021 tarihli fotoğraflar: İlk dosyada erkek tarafından barışmanın kanıtı olarak sunulmuş; kadın bunların çocukların ısrarıyla bir araya gelinen yemekte çekildiğini açıklamış; mahkeme fotoğraf dışında delil bulunmadığını gözeterek affı kabul etmemiştir.
- Erkeğin “barıştık” beyanı: Bölge adliye mahkemesi bu beyanın erkeği bağlayacağını söylemiş; Yargıtay ise beyanın karşı tarafça kabul edilmediğini ve kesinleşen ilamda zaten değerlendirildiğini vurgulamıştır. Tek taraflı bir beyan, karşı tarafın kabulü ve destekleyici delil olmadan af olgusunu kurmaya yetmemiştir.
- Ortak çocukların sosyal inceleme raporundaki anlatımları: Bölge adliye mahkemesi, çocuklar tanık olarak dinletilmediğinden bu anlatımların mahkeme huzurunda verilmiş beyan sayılamayacağını ve hükme esas alınamayacağını belirtmiştir. Yargıtay bozması bu noktaya dokunmamış, bozmayı af olgusuyla sınırlı tutmuştur.
Bu tablo, aldatma ve af tartışmalarında delilin niteliğinin sonucu nasıl belirlediğini göstermektedir. Boşanma davalarında hangi delillerin değerlendirmeye alındığı konusunda boşanma davasında deliller yazısı ile aile hukukunda ispat sorununu farklı bir açıdan ele alan ziynet alacağında ispat ve kusur kararı tamamlayıcı okumalardır.
🆕 TMK 166/4’teki Değişiklik ve Kararın Pratik Sonucu
Karar, ilk boşanma davasının reddedilip kesinleşmesinden sonra açılan ikinci bir dava üzerine verilmiştir. Bu tür “ikinci dava” durumları için kanun koyucu yakın tarihte önemli bir değişiklik yapmıştır: 14.11.2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun ile değiştirilen TMK 166/4 uyarınca, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Bu fıkra, reddedilen ilk davadan sonra ortak hayatın yeniden kurulamadığı evliliklerde boşanmanın yolunu kısaltmakta; ancak kusur, tazminat ve nafaka gibi fer’îlerin belirlenmesinde önceki dosyada kesinleşen tespitlerin bağlayıcılığını ortadan kaldırmamaktadır.
Kararın uygulamaya yansıyan sonuçları şöyle özetlenebilir:
- Kesinleşen af tespiti bağlayıcıdır: İlk davada af olgusunun gerçekleşmediği kesinleşmişse, ikinci davada aynı dönem ve aynı vakıa için affın gerçekleştiği kabul edilemez.
- Tek taraflı barışma beyanı af sayılmaz: Karşı tarafça kabul edilmeyen ve başka delille desteklenmeyen “barıştık” beyanı, aldatmanın kusur olarak yüklenmesini engellememiştir.
- Kusur dengesi yeniden kurulacaktır: Bozma sonrasında bölge adliye mahkemesi, aldatma olgusunu kusur değerlendirmesine dâhil ederek istinaf incelemesini yeniden yapacak; tazminat ve nafaka talepleri bu dengeye göre şekillenecektir.
Boşanma davasında kusur, af ve kesin hüküm ilişkisine dair detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Aldatma sonrasında eşini affeden kişi boşanma davasında bu olaya dayanabilir mi?
TMK 161’e göre affeden tarafın zina sebebine dayalı dava hakkı yoktur. Evlilik birliğinin sarsılmasına dayalı davalarda ise af, aldatma olayının kusur olarak yüklenip yüklenemeyeceğini etkiler. Bu kararda Yargıtay, af olgusunun gerçekleşmediği kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla tespit edildiğinden aldatmanın kusur değerlendirmesine dâhil edilmesi gerektiğini kabul etmiştir.
“Barıştık” beyanı ve birlikte çekilmiş fotoğraf af için yeterli midir?
Somut olayda erkeğin ilk davadaki barışma beyanı kadın tarafından kabul edilmemiş, fotoğrafın çocukların ısrarıyla bir araya gelinen yemekte çekildiği açıklanmış ve mahkeme başka delil bulunmadığından affı kabul etmemiştir. Yargıtay bu kesinleşen tespiti esas almış; tek taraflı beyan ve tek bir fotoğrafla af olgusunun kurulmasını yeterli görmemiştir.
Reddedilen boşanma davasından sonra yeniden dava açılabilir mi?
Evet. Somut olayda ilk dava 11.05.2021’de kesinleşmiş, taraflar daha sonra karşılıklı boşanma davası açmıştır. 7532 sayılı Kanun ile değişen TMK 166/4 uyarınca ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır. Ancak önceki dosyada kesinleşen olgusal tespitler, bu karardaki gibi, sonraki davada da bağlayıcılığını korur.
Bu karar benzer aldatma ve af uyuşmazlıklarında aynı sonucu doğurur mu?
Yargıtay kararları benzer uyuşmazlıklarda yol göstericidir; ancak her dosya kendi delilleri, önceki yargılamaların kapsamı ve somut koşullarıyla değerlendirilir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, talep ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



