Boşanma Protokolü ve Aldatma – Yargıtay 2. HD 2026/3575

Anlaşmalı boşanmada mahkemenin onayladığı protokol, boşanma kararının eki sayılır ve kararla birlikte kesinleşir. Peki eşlerden biri, protokole yazılan taşınmazın aslında üzerinde anlaştıkları taşınmaz olmadığını, diğer eşin kendisini bilinçli olarak yanılttığını ileri sürerse ne olur? “Aldatma” araması ile bu karara ulaşan okuyucu için baştan belirtmek gerekir: burada aldatma, zina anlamında değil, sözleşme hukuku anlamında hile, yani 6098 sayılı TBK’nın 36. maddesinde düzenlenen irade sakatlığı anlamında kullanılmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02.04.2026 tarihli, 2026/147 E. ve 2026/3575 K. sayılı kararı, boşanma protokolünde aldatma iddiasının kesinleşmiş boşanma kararı karşısında nereye kadar dinlenebileceğini ele almaktadır.
Kararın ayırt edici yönü, ilk derece mahkemesinin “aldatma kastıyla kurulan mizansen” tespitine rağmen Dairenin, protokolde yer almayan bir taşınmazın tescilini kesinleşmiş kararın dışına çıkmak sayarak kabul kararını bozmasıdır.
- Protokole yazılan parsel ile istenen yazlık arasındaki fark
- İlk derece ve istinaf: “aldatma kastıyla kurulan mizansen”
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin bozma gerekçesi
- TBK 36, TMK 166/3 ve HMK 303: üç kuralın kesişimi
- Kesinleşmiş boşanma kararına karşı hangi yol açık?
- Karardan çıkan pratik sonuçlar
- Sıkça sorulan sorular
📝 Protokole Yazılan Parsel ile İstenen Yazlık Arasındaki Fark
Uyuşmazlığın kaynağı, protokolün “mal tasfiyesi” başlıklı 5. bölümünün 4. bendidir. Davacı kadın vekilinin anlatımına göre taraflar, erkek adına kayıtlı 3079 parsel 24 bağımsız bölüm numaralı 3 katlı yazlık evin kadına bırakılması konusunda anlaşmıştır. Ancak protokole bu taşınmaz yerine 3077 parseldeki taşınmaz yazılmıştır. 3077 parsel, sitedeki tüm bağımsız bölüm maliklerinin müştereken paydaş olduğu bir yapıdır; kadına düşen ise bu ortak alandaki 1/50 oranındaki paydır.
Davacı, üç katlı bir yazlık yerine ortak alan payını kabul etmesinin mümkün olmadığını, tapu bilgilerinin davalı ve vekili tarafından protokole sehven ya da baştan itibaren bilinçli biçimde yanlış yazıldığını sonradan anladığını ve iradesinin fesada uğradığını ileri sürmüştür. Talep iki kademelidir: öncelikle yazlığın adına tescili; olmazsa yargılamanın yenilenmesi yoluyla protokolün iptali.
Davalı erkek ise kesinleşmiş bir kararın aynı dereceli başka bir mahkemece ortadan kaldırılamayacağını, irade sakatlığı bulunmadığını ve protokolün birlikte hazırlanıp imzalandığını belirterek davanın öncelikle kesin hüküm nedeniyle usulden, aksi hâlde esastan reddini istemiştir.
⚖️ İlk Derece ve İstinaf: “Aldatma Kastıyla Kurulan Mizansen”
Ankara 9. Aile Mahkemesi, 24.06.2025 tarihli kararında (2023/816 E., 2025/396 K.) önce bir sınır çizmiştir: uyuşmazlık yalnızca taşınmazın devri noktasında düğümlenmektedir; her iki tarafın boşanma iradesi sabit olduğundan taşınmaz kısmının geçersizliği protokolün tümünün ve boşanmanın iptalini gerektirmez.
Taşınmaz bendi yönünden ise mahkeme TBK 36’yı esas almıştır. Tanık beyanları ve dosya kapsamına göre davacı, kendisine verilen 1/50 hisseli ortak alanın ayrı bir tapusu olduğundan haberdar değildir; yalnızca Kuşadası’nda bir tane yazlık tapusu olduğunu düşünmektedir. Çekişmeli boşanma duruşması için adliyede bulunan davacıya protokol davalı tarafça hazır vaziyette sunulmuş, tasfiye maddesini inceleyecek yeterli zamanı olmamıştır. Mahkemeye göre davacı, yazlığın kendisine devri isteğinin kabul edildiği görüntüsü altında, “aldatma kastıyla kurulan mizansen” sonucunda protokolü imzalamıştır; ana taşınmaz yerine 1/50 pay karşılığında boşanmaya razı olunması hayatın olağan akışına uygun bulunmamıştır.
Bu gerekçeyle mahkeme, protokolün 5. bölümünün 4. bendini irade fesadı nedeniyle geçersiz sayıp 3079 parseldeki 24 nolu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar vermiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi tarafından (2025/1478 E., 2025/1402 K.) esastan reddedilmiştir.
🏛️ Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin Bozma Gerekçesi
Davalı erkek vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen 2. Hukuk Dairesi, işe kesinleşmiş boşanma kararının içeriğinden başlamıştır. Taraflar Ankara 8. Aile Mahkemesi’nin 14.07.2021 tarihli, 2021/138 E. ve 2021/1000 K. sayılı kararıyla anlaşmalı olarak boşanmıştır. Kararın 6 numaralı hüküm fıkrasında, erkek adına kayıtlı taşınmazın 2021 Ekim ayı içinde kadına devredileceği ve devir masraflarının erkekçe karşılanacağı anlaşmasının onaylandığı; 8 numaralı fıkrasında ise 14.07.2021 tarihli protokolün onaylandığı ve kararın eki sayıldığı yazılıdır. Hüküm, karşılıklı istinaftan feragatle 26.07.2021 tarihinde kesinleşmiştir.
Daire, bu çerçevede ilk derece mahkemesinin yaklaşımını üç noktada hatalı bulmuştur:
- Vekille temsil ve açık protokol: Taraflar anlaşmalı boşanma davasında kendilerini vekille temsil ettirmiş, protokolü imzalamış; boşanma kararında protokol maddeleri açıkça belirtilmiştir.
- Açıklık ve maddi hata yokluğu: Protokol hükmünde, davacının tescilini istediği taşınmazın devredileceğine dair bir açıklık bulunmadığı gibi maddi hatadan da söz edilemez.
- Kesinleşmiş kararın dışına çıkılması: Protokolde yer almayan, davalı adına kayıtlı başka bir taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi, mahkeme kararının eki sayılan protokol hükümlerinin ve kesinleşmiş mahkeme kararının dışına çıkılması anlamına gelir.
Daire, “davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir” tespitiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.
📚 TBK 36, TMK 166/3 ve HMK 303: Üç Kuralın Kesişimi
Uyuşmazlığı belirleyen üç kural şöyle özetlenebilir:
- TBK 36 – Aldatma: Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. İlk derece mahkemesi protokolün taşınmaz bendini bu hükme dayanarak geçersiz saymıştır. TBK 39’a göre aldatmayı öğrenen taraf, bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır.
- TMK 166/3 – Anlaşmalı boşanma: Evlilik en az bir yıl sürmüşse eşlerin birlikte başvurması ya da birinin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır; hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve malî sonuçlara ilişkin düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Onaylanan protokol bu nedenle kararın eki hâline gelir.
- HMK 303 – Kesin hüküm: Şeklî anlamda kesinleşmiş bir hüküm, tarafları, dava sebebi ve talep sonucu aynı olan sonraki davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturur. Davalı savunmasını bu kurala dayandırmış; Daire de gerekçesini “kesinleşmiş mahkeme kararının dışına çıkılması” ifadesiyle kurmuştur.
Dairenin gerekçesinde dikkat çeken husus, aldatmanın fiilen var olup olmadığını tartışmak yerine, hâkim onayından geçip kesinleşmiş bir protokolün ayrı bir davada TBK 36 üzerinden yeniden yazılamayacağını söylemesidir. Hile iddiasının olağan bir sözleşmede nasıl ele alındığı için 1. Hukuk Dairesi’nin aldatma ile tapu iptali kararına ilişkin yazıya bakılabilir.
🧭 Kesinleşmiş Boşanma Kararına Karşı Hangi Yol Açık?
Davacının dilekçesinde ikinci kademede dile getirdiği talep, kararın işaret ettiği çıkış noktasını göstermektedir: yargılamanın yenilenmesi. HMK 375/1-h, “lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması”nı yargılamanın iadesi sebepleri arasında saymaktadır. Kesinleşmiş hükmün eki olan protokolün hile ile şekillendirildiği iddiası bu hükmün kapsamına girebilecek bir iddiadır; ancak yargılamanın iadesi, kendi koşullarına bağlı olağanüstü bir kanun yoludur.
Somut olayda ilk derece mahkemesi bu yola girmemiş; protokolün bir bendini geçersiz sayıp protokolde hiç yer almayan bir taşınmazın tescilini hükme bağlamıştır. Kesinleşmiş kararın 6 numaralı hüküm fıkrasında belirli bir taşınmazın devri onaylanmışken, aynı derecedeki başka bir aile mahkemesinin bu fıkranın yerine farklı bir taşınmazı koyması, kesin hükmü kaldırmadan içeriğini değiştirmek anlamına gelmektedir. Boşanma davalarında kesin hükmün nasıl işlediğine dair başka bir örnek için aldatmada af olgusu ve kesin hüküm kararına ilişkin yazı incelenebilir.
Protokolün “sehven” yanlış yazıldığı ihtimali de ele alınmıştır: Daire, vekil huzurunda imzalanıp hâkim onayından geçmiş metinde maddi hatadan söz edilemeyeceğini vurgulamıştır.
💡 Karardan Çıkan Pratik Sonuçlar
Karar, protokolün mal paylaşımı hükümlerinden sonradan dönmek isteyenler ve böyle bir iddiayla karşılaşanlar bakımından şu çerçeveyi ortaya koymaktadır:
- Onaylanan protokol kararın ekidir: TMK 166/3 uyarınca hâkimin uygun bulduğu protokol, boşanma kararıyla birlikte kesinleşir ve kesin hükmün korumasından yararlanır.
- Ayrı bir dava ile protokolün içeriği değiştirilemez: Protokolde yer almayan bir taşınmazın tescili, kesinleşmiş kararın dışına çıkmak anlamına gelir; Daire bu nedenle kabul kararını bozmuştur.
- Vekille temsil belirleyicidir: Daire, tarafların vekille temsil edildiğini ve protokol maddelerinin kararda açıkça yazıldığını esas almıştır.
- Parsel numarası maddi hata sayılmamıştır: Protokolde 3077 parselin yazılmış olması Daireye göre maddi hata değildir.
- Hile iddiasının adresi yargılamanın yenilenmesidir: Karara etki eden hileli davranış HMK 375/1-h kapsamında değerlendirilebilecek bir iddiadır; yeni bir tescil davasının konusu yapılamamıştır.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Boşanma ve mal paylaşımına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Boşanma protokolünde aldatma iddiası ile protokol iptal ettirilebilir mi?
İncelenen kararda ilk derece mahkemesi TBK 36’daki aldatma hükmüne dayanarak protokolün taşınmaz bendini geçersiz saymış, ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi onaylanan protokolün kesinleşmiş boşanma kararının eki olduğunu ve ayrı bir davada bu kararın dışına çıkılamayacağını belirterek kararı bozmuştur. Buradaki aldatma, zina değil, sözleşme hukuku anlamında hiledir.
Protokole yanlış parsel numarası yazılması maddi hata sayılır mı?
Bu dosyada hayır. Daire, tarafların vekille temsil edildiğini ve boşanma kararında protokol maddelerinin açıkça belirtildiğini gözeterek maddi hatadan söz edilemeyeceğini belirtmiştir.
Kesinleşmiş anlaşmalı boşanma kararında hile iddiası hangi yolla ileri sürülebilir?
HMK 375/1-h, lehine karar verilen tarafın karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olmasını yargılamanın iadesi sebebi olarak saymaktadır. Daire, bu yola gidilmeden ayrı bir tescil davasıyla kesinleşmiş kararın içeriğinin değiştirilemeyeceğini ortaya koymuştur.
Bozma kararından sonra dosya ne olacak?
Bozma ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Daire davanın reddi gerektiğini belirtmiştir; ancak her dosya kendi koşullarıyla değerlendirilir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır, taraf ve yer bilgileri kaynakta anonimdir ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, talep ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



