Davadan Önce Satılan Araç – Yargıtay 2. HD 2026/4884

Boşanma sürecinde mal paylaşımı hesaplanırken ilk bakılan yer, mal rejiminin sona erdiği gün eşlerin elinde ne bulunduğudur. Edinilmiş mallara katılma rejiminde bu an, boşanma davasının açıldığı tarihtir. Peki eşlerden biri, dava dilekçesi mahkemeye verilmeden birkaç gün önce adına kayıtlı araçları üçüncü kişilere satarsa ne olur? Dava tarihinde artık o eşin malvarlığında görünmeyen bu araçlar, diğer eşin katılma alacağı hesabından tamamen çıkar mı?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 30.04.2026 tarihli ve E.2025/1911, K.2026/4884 sayılı kararıyla, boşanma davasının açılmasından yalnızca beş ve sekiz gün önce üçüncü kişilere devredilen iki aracın TMK m.229 anlamında “eklenecek değer” olarak kabul edilmesi gerektiğine hükmetmiş; bu araçlar yönünden talebi reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur. Aynı kararda, katılma yoluyla istinafın sınırlarına ilişkin önemli bir usul tespiti de yer almaktadır.
📆 Mal rejimi hangi gün sona erer?
Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesinin ikinci fıkrasına göre, mahkemece evliliğin boşanma sebebiyle sona erdirilmesine karar verilmesi hâlinde mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Tasfiyenin temel kuralı da buna bağlanmıştır: mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (TMK m.235/1).
Bu kural tek başına uygulandığında şöyle bir boşluk doğabilir: Dava açılmadan hemen önce elden çıkarılan bir mal, dava tarihinde eşin malvarlığında bulunmadığı için hesaba hiç girmeyebilir. Kanun koyucu bu riski öngörmüş ve TMK m.229 ile bazı değerlerin, mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye katılmasını öngörmüştür. Kararda da vurgulandığı üzere artık değere katılma alacağı, eklenecek değerler ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar dâhil olmak üzere edinilmiş malların toplam değerinden borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin yarısı üzerinden hesaplanır.
Dosyada ayrıca ispat yüküne ilişkin iki kurala yer verilmiştir: Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden bunu ispatla yükümlüdür (TMK m.222/1) ve bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılır (TMK m.222/3). Genel ispat kuralı olarak TMK m.6 ile HMK m.190 da kararda anılmıştır.
🚗 Dosyadaki tarih sırası
Kararda aktarılan ve kayıtlarla sabit olduğu belirtilen olgular şöyledir:
- 1998: Taraflar evlenmiştir.
- 07.12.2007: Araçlardan biri erkek eş adına tescil edilmiştir.
- 04.07.2013: Diğer araç erkek eş adına tescil edilmiştir.
- 05.11.2013: 2007’de tescil edilen araç, satış suretiyle üçüncü kişiye devredilmiştir (davadan 8 gün önce).
- 08.11.2013: 2013’te tescil edilen araç, satış suretiyle üçüncü kişiye devredilmiştir (davadan 5 gün önce).
- 13.11.2013: Boşanma davası açılmıştır; mal rejimi bu tarih itibarıyla sona ermiştir.
- 24.05.2016: Boşanma kararı kesinleşmiştir.
Davacı kadın, katılma alacağının yanı sıra ziynet alacağı da talep etmiştir. İlk derece mahkemesi olarak Göynük Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi (2016/274 E., 2023/5 K.) 19.01.2023 tarihinde karar vermiş, katılma alacağı ve çeyiz eşyası alacağı davalarında kabul hükmü kurmuş, ziynet alacağı davasını ise reddetmiştir. Karara karşı davalı, katılma alacağı ve çeyiz eşyası alacağının kabulü yönünden istinaf yoluna başvurmuş; davacı ise katılma yoluyla hem katılma alacağı hem de reddedilen ziynet alacağı yönünden istinaf talebinde bulunmuştur. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi (2024/38 E., 2025/56 K.) ziynet alacağı yönünden de esasa girerek istinaf başvurusunu esastan reddetmiş; temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararında iki araca ilişkin katılma alacağı talebi de reddedilmiş durumdadır.
🏛️ Yargıtay’ın değerlendirmesi ve bozma kararı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, davacı vekilinin araçlara ilişkin temyiz itirazlarını yerinde bulmuştur. Kararın bu bölümdeki gerekçesi özetle şöyledir:
- Her iki araç da evlilik birliği içinde erkek eş adına tescil edilmiştir.
- Araçlar, boşanma davası açılmadan 5 ve 8 gün önce satış suretiyle üçüncü kişilere devredilmiştir.
- Bu devirlerin boşanma davasından çok kısa süre önce yapılması hayatın olağan akışına aykırıdır ve davacının alacağını azaltma kastıyla yapıldığı anlaşılmaktadır.
- Bu nedenle araçların eklenecek değer olarak kabul edilip katılma alacağının bu araçlar yönünden de hesaplanması gerekirken davanın reddi hatalıdır.
Sonuç olarak Daire; ziynet alacağına ilişkin hükmü HMK m.369/1 uyarınca, katılma alacağı davasını ise iki araç yönünden bozmuş, davacının bozma kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarını reddetmiş ve dosyayı Bölge Adliye Mahkemesine göndermiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
⚖️ TMK m.229: iki ayrı “eklenecek değer” türü
TMK m.229, edinilmiş mallara değer olarak eklenecek iki ayrı kalem öngörür. Bunların şartları birbirinden farklıdır ve karar, ikinci kaleme dayanmaktadır:
- Bir yıllık karşılıksız kazandırmalar (m.229/1-1): Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde, diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar. Burada ayrıca kast aranmaz; süre, karşılıksızlık ve rıza yokluğu belirleyicidir.
- Azaltma kastıyla yapılan devirler (m.229/1-2): Mal rejiminin devamı süresince, diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler. Bu kalemde bir yıllık süre sınırı yoktur; buna karşılık kast unsurunun ortaya konması gerekir.
Somut olayda devirler “satış suretiyle” yapılmıştır. Satış, görünüşte karşılıklı bir işlem olduğundan ilk kalemdeki “karşılıksız kazandırma” niteliğini doğrudan taşımayabilir. Yargıtay bu nedenle sonucu ikinci kaleme, yani katılma alacağını azaltma kastına dayandırmıştır. Bu ayrım, benzer uyuşmazlıklarda hangi olguların tartışılacağını da belirler.
Maddenin son fıkrası ayrıca bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin mahkeme kararının, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebileceğini düzenler. Karar metninde üçüncü kişilere ihbar konusunda bir değerlendirme bulunmamaktadır; ancak düzenleme, eklenecek değer tartışmalarında üçüncü kişinin konumunu da gündeme getirmektedir.
Mal rejimi uyuşmazlıklarında eşlerin tutum ve beyanlarının sonuca etkisi, serideki “paylaşacak malımız yok” beyanı kararında; kişisel mal iddiasının nasıl ispatlanacağı ise kişisel mal savunmasına ilişkin HGK kararında ele alınmıştır.
🔍 Azaltma kastı nasıl ortaya konur?
Kast, bir iç iradedir ve doğrudan delille ispatı çoğu zaman güçtür. Bu kararın dikkat çeken yanı, Yargıtay’ın kastı zamanlamaya ve hayatın olağan akışına dayanarak kabul etmesidir. Kararda başka bir delil, örneğin satış bedelinin düşüklüğü veya alıcının yakın akraba olduğu gibi bir olgu anılmamıştır; belirleyici olan, iki ayrı aracın birkaç gün arayla ve davadan hemen önce elden çıkarılmasıdır.
Kararın kurduğu değerlendirme şu unsurlar üzerinden okunabilir:
- Yakınlık: Devirler ile dava tarihi arasında yalnızca 5 ve 8 gün bulunmaktadır.
- Tekrar: Tek bir işlem değil, birbirine yakın tarihli iki ayrı devir söz konusudur.
- Malın niteliği: Araçların evlilik birliği içinde edinildiği ve erkek eş adına tescilli olduğu kayıtlarla sabittir; TMK m.222/3 karinesi gereği edinilmiş mal kabul edilirler.
- Kayıt delili: Tescil ve devir tarihleri resmî kayıtlarla ortaya konmuştur; tarihler bakımından tanık beyanına ihtiyaç duyulmamıştır.
Karşılaştırma için: Aynı Daire, 06.11.2025 tarihli E.2024/7440, K.2025/9632 sayılı kararında, boşanma dava tarihinden yaklaşık iki yıl önce banka hesabından çekilen para yönünden TMK m.229’daki amaç ve doğrultuda bir kazandırma veya devrin ispatlanamadığını belirterek o hesap bakımından talebin reddi gerektiğine hükmetmiştir. Bu nedenle sonuç her dosyada, devir ile dava tarihi arasındaki süre, işlemin niteliği ve taraflar arasındaki geçimsizliğin başladığı dönem birlikte değerlendirilerek belirlenmektedir. Bu kararda kısa süre, kastın kabulü için yeterli görülmüştür.
📑 Kararın usul boyutu: katılma yoluyla istinaf
Kararın ilk bölümü, esasa ilişkin tartışmadan bağımsız ama uygulamada sık karşılaşılan bir usul sorununu çözmektedir. HMK m.348/1’e göre istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, cevap dilekçesiyle istinaf yoluna başvurabilir. Bu, katılma yoluyla istinaftır.
Yargıtay’a göre katılma yoluyla istinaf, asıl istinaf talebine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu dosyada davalı, yalnızca katılma alacağı ve çeyiz eşyası alacağının kabulü yönünden istinaf yoluna başvurmuş; ziynet alacağına yönelik bir başvurusu olmamıştır. Bu durumda davacı, ziynet alacağı davasını katılma yoluyla istinafa taşıyamaz. Bölge Adliye Mahkemesinin bu kısım için başvuruyu usulden reddetmesi gerekirken esasa girip esastan ret kararı vermesi, kanunun açık hükmüne aykırı bulunmuş ve HMK m.369/1 uyarınca bozma sebebi sayılmıştır.
Bu tespit, aynı dosyada birden fazla talebin (katılma alacağı, ziynet, çeyiz) birlikte görüldüğü aile hukuku davalarında önem taşır: Katılma yoluyla başvuru, karşı tarafın istinafa taşıdığı dava ve talepler çerçevesinde değerlendirilmektedir.
❔ Sıkça sorulan sorular
Dava tarihinde eşin elinde olmayan bir mal tasfiyeye girebilir mi?
Kural olarak mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir. Ancak TMK m.229’da sayılan karşılıksız kazandırmalar ve katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler, mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi hesaba katılır. Bu kararda davadan birkaç gün önce satılan iki araç bu kapsamda değerlendirilmiştir.
Araç bedeli karşılığında satıldıysa yine de eklenecek değer sayılır mı?
Kararda devirler “satış suretiyle” yapılmıştır. Yargıtay sonucu karşılıksız kazandırma kalemine değil, katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler kalemine dayandırmıştır. Bu kalemde işlemin satış olması tek başına belirleyici görülmemiş, zamanlama ve hayatın olağan akışı esas alınmıştır.
Azaltma kastı için bir yıllık süre sınırı var mıdır?
TMK m.229’un bir yıllık süre koşulu, karşılıksız kazandırmalara ilişkin birinci bent içindir. Katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler ise “mal rejiminin devamı süresince” yapılan devirler olarak düzenlenmiştir. Bu bentte süre yerine kast unsuru öne çıkmaktadır.
Bozma kararından sonra dosyada ne olacak?
Dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir. Bozma gerekçesine göre iki araç eklenecek değer olarak kabul edilerek bu araçlar yönünden katılma alacağının hesaplanması, ziynet alacağı bakımından ise katılma yoluyla yapılan istinaf başvurusu hakkında usule ilişkin karar verilmesi gerekmektedir. Karar kesin bir alacak miktarı belirlememiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; seriye ait diğer yazılar Emsal Kararlar bölümündedir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; özet, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yayımlanmış bozma kararı ve kararda aktarılan olgulardan derlenmiştir. Karar, dosyanın bozma sonrası yeniden görülmesini öngörmekte olup nihai alacak miktarını belirlememektedir. Eklenecek değer ve kast değerlendirmesi her dosyada kendi olguları ve delilleriyle yapılır. Yazı esas alınarak yapılan işlem ve başvurulardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



