Emsal Kararlarİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Sınır Dışında İncelenmeyen Risk – AYM 2026/23892

Önceki iki davada mahkemeler bir yabancının ülkesine dönerse kötü muameleye uğrayabileceği iddiasını ciddiye almışsa, üçüncü sınır dışı kararını inceleyen mahkeme bu iddiayı hiç tartışmadan davayı reddedebilir mi? Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, ikamet izni süresi dolduğu gerekçesiyle menşe ülkesine gönderilmesine karar verilen bir yabancının başvurusunda bu soruya olumsuz yanıt vermiş; idare mahkemesinin iddialar hakkında hiçbir değerlendirme yapmamasını, kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlali olarak nitelendirmiştir.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 22.07.2026 tarihli ve 2026/23892 başvuru numaralı kararıyla, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine, yeniden yargılama yapılmasına ve bu yargılama sonuçlanıncaya kadar başvurucunun sınır dışı edilmemesine oybirliğiyle karar vermiştir.

Kısa özet: 2014’te Türkiye’ye yasal olarak giren yabancı hakkında 2021’de verilen ilk sınır dışı etme kararı, kötü muamele iddiasının yeterince araştırılmadığı gerekçesiyle idare mahkemesince iptal edilmiştir. İnsani ikamet izni talebinin reddine ilişkin davada da istinaf mercii, iddiaların savunulabilir ve belirli bir ciddiyette olduğunu belirtmiş; başvurucuya 5/1/2025-5/9/2025 arasında geçerli ikamet izni verilmiştir. İzin süresi dolunca 13/11/2025’te yeniden sınır dışı kararı alınmış, bu karara karşı açılan dava iddialar incelenmeden reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi, etkili usul güvencelerinin sağlanmadığını tespit etmiştir.

🧭 Üç ayrı sınır dışı süreci

Karar metnine göre başvurucu, 2014 yılında Türkiye’ye yasal yollardan giriş yapmış bir yabancıdır. Sonraki yıllarda hakkında idari makamlarca farklı tarihlerde işlemler tesis edilmiş ve her biri ayrı bir yargısal süreçle sonuçlanmıştır.

  1. 31/12/2021 tarihli ilk sınır dışı kararı: Başvurucu hakkında M-26 (yasa dışı örgüt faaliyetleri) ve G-87 (genel güvenlik) tahdit kodları bulunduğu gerekçesiyle menşe ülkesine sınır dışı edilmesine karar verilmiştir. Başvurucu, bir dinî cemaate (Tebliğ Cemaati) üye olduğu için Tacikistan’da haksız biçimde ceza soruşturmasına maruz kalacağını ileri sürmüştür. İdare mahkemesi, Tacikistan emniyet makamlarının başvurucunun terör suçu işlediğini ileri sürerek sınır dışı edilmesini talep ettiğine işaret etmiş, ancak benimsediği dinî görüş nedeniyle kötü muameleye uğrayacağı iddiasının yeterince araştırılmadığını belirterek işlemi iptal etmiştir.
  2. 27/3/2023 tarihli insani ikamet izni reddi: Başvurucunun insani ikamet izni talebi reddedilmiş, bu işleme karşı açtığı dava ilk derecede şartların oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. İstinaf mercii ise başvuruyu kabul etmiş ve geri gönderilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalacağına dair iddiaların savunulabilir ve belirli bir ciddiyet seviyesinde olduğunu açıkça belirtmiştir. Bunun ardından başvurucuya 5/1/2025-5/9/2025 tarihleri arasında geçerli ikamet izni verilmiştir.
  3. 13/11/2025 tarihli ikinci sınır dışı kararı: İkamet izninin 5/9/2025’te sona erdiği gerekçesiyle başvurucunun yine menşe ülkesine sınır dışı edilmesine karar verilmiştir. Başvurucu açtığı davada önceki iki yargısal değerlendirmeye dayanmış ve iddialarını yinelemiştir. İstanbul 16. İdare Mahkemesi (E.2025/4770, K.2026/1664) ise bu hususlar hakkında hiçbir somut değerlendirme yapmadan davayı reddetmiştir.

Dikkat çeken yön, önceki iki yargısal değerlendirmeye karşın son davada iddiaların hiç tartışılmamasıdır. İkinci sınır dışı kararının dayanağı da güvenlik değerlendirmesi değil, ikamet izni süresinin dolmasıdır.

📨 Bireysel başvuru ve tedbir

Başvurucu, nihai kararı 18/5/2026 tarihinde öğrenmiş ve 2/6/2026 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun talebi üzerine İçtüzük’ün 73. maddesi uyarınca sınır dışı işleminin durdurulması yönünde tedbir kararı vermiştir. Böylece Anayasa Mahkemesindeki inceleme sürerken başvurucunun ülkesine gönderilmesinin önüne geçilmiş, esas hakkındaki karar ise başvurudan yaklaşık iki ay sonra, 22/7/2026 tarihinde verilmiştir.

Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesi Bölüm tarafından yapılmıştır. Başvurucunun kimliğinin kamuya açık belgelerde gizli tutulması talebi kabul edilmiş, yabancı uyruklu başvurucunun yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu iddiası açıkça dayanaktan yoksun görülmediği için adli yardım talebi de kabul edilmiştir. Başvuru kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.

📎 Karar metni: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümünün kararı, Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan hâliyle derlenmiştir; başvurucunun kimliği kaynakta gizlidir, heyet, raportör ve vekil adları derlemeye alınmamıştır.

⚖️ Anayasa Mahkemesinin ölçütleri

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası, kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağını, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağını düzenler. Anayasa Mahkemesi, bu hükmün yalnızca devletin kendi eylemlerini değil, bir yabancının kötü muamele riski bulunan bir ülkeye gönderilmesini de kapsadığını, Genel Kurulun 2015/3941 başvuru numaralı kararına atıfla yeniden hatırlatmıştır.

Kararda öne çıkan ilkeler şöyle sıralanabilir:

  • Esaslı gerekçe eşiği: Yabancı, gönderileceği ülkede kötü muameleye uğrayacağı konusunda gerçek bir risk bulunduğuna inanılması için esaslı gerekçeler gösterirse sınır dışı edilmesi kötü muamele yasağını ihlal edebilir; çünkü bu durumda riskle karşılaşması devletin tutumunun doğrudan sonucudur.
  • İspat külfeti ve kapsamlı inceleme: İspat külfeti başvurucudadır. Ancak başvurucu bu yükü yerine getirdiğinde idari ve yargı mercilerinin gerçek riskin varlığını kapsamlı biçimde incelemesi gerekir.
  • İncelemenin unsurları: Sınır dışı edilmenin öngörülebilir sonuçları, gönderilecek ülkenin genel durumu, kişinin kendi durumu ve iddia edilen muamelenin asgari ağırlık eşiğine ulaşıp ulaşmadığı dikkate alınır; ulusal veya uluslararası kurum raporlarından yararlanılabilir.
  • Anayasa Mahkemesinin rolü: Kural olarak etkili usul güvencelerinin sağlanıp sağlanmadığını tespit etmektir. Usul güvenceleri sağlanmışsa gerçek risk ayrıca değerlendirilir; Mahkeme istisnai durumlarda riski ilk elden kendisi de inceleyebilir.

🔎 İhlal sonucu ve giderim

Mahkemeye göre başvurucu, iptal davasında yalnızca soyut bir iddia ileri sürmemiş, iddialarına itibar eden önceki idare mahkemesi kararlarını da dayanak göstermiştir. Önceki davalarda ülkesinde zulüm göreceği konusunda bir kanaat oluştuğuna dair değerlendirmeler bulunması, iddialar hakkında açık bir değerlendirme yapılmasını zorunlu kılmıştır. Bu nedenle başvurucunun esaslı gerekçeler gösterdiği kabul edilmiştir.

Buna karşın idare mahkemesi, başvurucunun söz konusu cemaate üye olup olmadığı da dâhil, iddiaları hakkında hiçbir değerlendirme yapmadan sonuca varmıştır. Anayasa Mahkemesi bu tabloyu, başvurucuyu kötü muamele riskiyle karşılaşacağı ülkeye gönderilmeye karşı koruyan etkili usul güvencelerinin sağlanmaması olarak nitelendirmiş ve ihlal kararı vermiştir.

Giderim bölümünde Mahkeme şu sonuçlara ulaşmıştır:

  • İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğundan kararın bir örneği İstanbul 16. İdare Mahkemesine gönderilmiştir.
  • Yeniden yargılama sürerken başvurucunun sınır dışı edilmesi ihlal kararını anlamsız hâle getireceğinden, 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında, yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilmemesine hükmedilmiştir.
  • Yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle tutar belirtilmeden istenen maddi ve manevi tazminat talebi reddedilmiştir.
  • 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine, kararın bir örneğinin Göç İdaresi Başkanlığına ve Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

Mahkeme, ihlal kararının davanın sonucuna ilişkin bir tutum anlamına gelmediğini; delilleri değerlendirme yetkisinin yeniden yargılamayı yapacak mahkemeye ait olduğunu vurgulamıştır.

📘 6458 sayılı Kanun ile bağlantı

Kararda doğrudan Anayasa’nın 17. maddesi ve 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi uygulanmıştır. Bununla birlikte uyuşmazlığın arka planında 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu yer alır. Kanun’un yürürlükteki metninde şu hükümler dikkat çeker:

  • Madde 4 (geri gönderme yasağı): Kanun kapsamındaki hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemez.
  • Madde 55/1-a: Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar hakkında 54. madde kapsamında olsalar dahi sınır dışı etme kararı alınmaz; değerlendirme herkes için ayrı yapılır.
  • Madde 53/3: 7533 sayılı Kanun’la değişik metne göre sınır dışı etme kararına karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurulabilir, mahkemenin bu konudaki kararı kesindir ve yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı, rızası saklı kalmak kaydıyla sınır dışı edilmez.

Mahkeme kararı kesin olduğundan, idare mahkemesinin iddiaları tartışmadan verdiği ret kararına karşı olağan bir kanun yolu kalmamış ve bireysel başvuru tek güvence olarak öne çıkmıştır. Kararın pratik önemi de buradadır: Kanun’un 55. maddesindeki “ciddi emare” değerlendirmesinin yapılıp yapılmadığı, Anayasa Mahkemesinin usul denetimine konu olabilmektedir. Mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarına uyumu konusunda farklı bir örnek için AİHM kararı sonrası yenileme reddi yazısına, yabancılarla ilgili başka bir idari işlem için eşin suçu ve vatandaşlık kararı yazısına bakılabilir.

📌 Kararın sınırları

Karar, okunurken dikkat edilmesi gereken bazı sınırlar taşır:

  1. Anayasa Mahkemesi başvurucunun Tacikistan’da gerçekten kötü muameleye uğrayacağına karar vermemiştir. Tespit, idare mahkemesinin iddiaları hiç değerlendirmemesine ilişkindir.
  2. Tahdit kodlarının yerindeliği veya başvurucu hakkındaki güvenlik değerlendirmesi incelenmemiştir. İkinci sınır dışı kararının dayanağı, kararda belirtildiği üzere ikamet izni süresinin dolmasıdır.
  3. Somut olayda önceki iki yargısal değerlendirmenin başvurucunun iddialarına itibar etmesi, “esaslı gerekçe” eşiğinin aşıldığı sonucunda belirleyici olmuştur. Böyle bir geçmişi olmayan dosyalarda eşiğin aşılıp aşılmadığı ayrıca değerlendirilir.

❓ Sorular ve yanıtlar

Anayasa Mahkemesi neden tazminata hükmetmedi?

Başvurucu tutar belirtmeden maddi ve manevi tazminat istemiştir. Mahkeme, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı sonucuna vararak tazminat talebini reddetmiş, yalnızca 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin ödenmesine hükmetmiştir.

Yeniden yargılama sırasında başvurucu sınır dışı edilebilir mi?

Karara göre edilemez. Mahkeme, yeniden yargılama sürerken sınır dışı işleminin ihlal kararını anlamsız hâle getireceğini belirterek, 6216 sayılı Kanun’un 50/1 maddesi kapsamında sınır dışı etme kararıyla ilgili yargılama sonuçlanıncaya kadar başvurucunun sınır dışı edilmemesine karar vermiştir.

“Etkili usul güvencesi” kararda neyi ifade ediyor?

Kararda bu kavram, kötü muamele riski iddiasının idari ve yargısal makamlarca gerçekten incelenmesini ifade eder. Başvurucu esaslı gerekçeler gösterdiğinde mercilerin gönderilecek ülkenin genel durumunu, kişinin kendi durumunu ve iddia edilen muamelenin ağırlığını değerlendirmesi beklenir. İddiaların hiç tartışılmaması bu güvencenin sağlanmadığı anlamına gelmiştir.

Başvurucunun kimliği neden kararda yer almıyor?

Başvurucu kimliğinin gizli tutulmasını talep etmiş, Mahkeme de kamuya açık belgelerde kimliğin gizli tutulması talebini kabul etmiştir. Bu nedenle karar yalnızca başvuru numarasıyla yayımlanmıştır; bu yazıda da başvurucuya ilişkin hiçbir kimlik bilgisi kullanılmamıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümünün Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Karar, kötü muamele riskinin varlığına değil, bu riske ilişkin iddiaların idare mahkemesince incelenmemesine ilişkin bir usul ihlali tespitidir. Anılan 6458 sayılı Kanun hükümleri yazının hazırlandığı tarihteki metinlerdir ve sonradan değişebilir. Olguları, önceki yargısal değerlendirmeleri ve dayanılan işlem türü farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu