Forex Hedge Pozisyonunda Teminat – Danıştay 13. D 2025/1144

Kaldıraçlı alım satım hesabında aynı parite üzerinde birbirinin tam tersi iki pozisyon açılır. Yatırımcıya göre ikinci pozisyon için hesabında yeterli teminat yoktur ve aracı kurum bu işleme hiç izin vermemeliydi. Aracı kuruma göre ise iki pozisyonun kârı ve zararı birbirini sıfırladığı için ikinci pozisyon ayrıca teminat gerektirmez. Yatırımcı bu ve başka iddialarla Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) başvurur. Kurul, iddialardan biri için aracı kuruma idari para cezası verir, diğerleri için işlem yapılmasına gerek görmez. Dava, bu “işlem yapılmasına gerek yok” kararının iptali için açılır ve Danıştay’a kadar gider.
Danıştay 13. Dairesi, 11.03.2025 tarihli ve E.2023/1667, K.2025/1144 sayılı kararıyla, davanın reddine ilişkin ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden bölge idare mahkemesi kararını onamıştır. Karar kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
🧭 Yatırımcının seçtiği yol: SPK şikâyeti
Kaldıraçlı işlemlerde zarar eden yatırımcının önünde genellikle iki ayrı yol bulunur. Birincisi, aracı kuruma karşı tazminat istemiyle açılan hukuk davasıdır. İkincisi, aracı kurumun sermaye piyasası mevzuatına aykırı işlemleri nedeniyle SPK’dan idari yaptırım uygulanmasını istemektir. Bu dosyada yatırımcı iki yolu da kullanmıştır.
İlk derece kararında aktarıldığına göre yatırımcının açtığı hukuk davasında maddi tazminat talebi kabul edilmiş ve zararının tazminine karar verilmiştir. SPK’ya yapılan başvuru üzerine ise Kurul, aracı kurum hakkında bir başlıkta yaptırım uygulamış, diğer başlıklarda “işlem yapılmasını gerektirir bir durumun bulunmadığına” karar vermiştir. Yatırımcı, Kurul kararının bu ikinci kısmının iptalini istemiştir.
Davanın konusu bu nedenle dardır: Mahkeme, aracı kurumun yatırımcıya tazminat ödeyip ödemeyeceğini değil, SPK’nın şikâyet edilen başlıklarda yaptırım uygulamama kararının hukuka uygun olup olmadığını denetlemiştir.
📋 Şikâyet edilen başlıklar
Karar metninden çıkan şikâyet başlıkları ve Kurulun yaklaşımı şöyle özetlenebilir:
- Kaldıraç oranı: 11-16.01.2018 tarihleri arasında çerçeve sözleşmede taraflarca belirlenenden yüksek oranda kaldıraç uygulandığı tespit edilmiş ve aracı kuruma 30.961,00 TL idari para cezası verilmiştir. Bu kısım davanın konusu değildir.
- Teminat olmadan pozisyon açılması: Yatırımcıya göre teminat fazlası pozisyon açılmış, teminat olmadığı hâlde işlem yapılmıştır. Kurul ve mahkeme, bu pozisyonların hedge pozisyonu olduğunu kabul etmiştir.
- Başlangıç teminatı: Teminat yatırma işlemlerinin usulüne uygun olmadığı ve başlangıç teminatının gerekenden fazla alındığı ileri sürülmüştür.
- Uygunluk testi: Testin çerçeve sözleşme imzalandıktan sonra yaptırıldığı iddia edilmiştir.
- Risk bildirim formu: Formun çerçeve sözleşmeden sonra imzalatıldığı ileri sürülmüştür.
Temyiz aşamasında yatırımcı ayrıca bilgisayar programının hileli ayarlandığını, şirket personelinin yazılımsal bir açık bulunduğunu kabul ettiğini, deneme hesabının mevzuata aykırı olduğunu, bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verildiğini ve mazeret dilekçesinin kabul edilmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
⚖️ Hedge pozisyonunda teminat sorusu
Kararın en öğretici kısmı, teminat hesabına ilişkin değerlendirmedir. İlk derece mahkemesinin tespitlerine göre teminat olmadan açıldığı iddia edilen pozisyonlar, aynı enstrümanda aynı büyüklükte ve zıt yönde açılmış hedge pozisyonlarıdır. Mahkeme şu noktaları belirlemiştir:
- Hedge uygulamasına ilişkin Kurul mevzuatında bir düzenleme bulunmamaktadır; hedge pozisyonlarında alınacak teminat aracı kurumların takdirine bırakılmıştır.
- Sektörde farklı uygulamalar vardır: her iki pozisyon için ayrı teminat hesaplanması, yalnız birisi için hesaplanması ya da hiçbiri için hesaplanmaması.
- Somut olayda aracı kurum, ilk pozisyon için teminat gereksinimini hesaplamış, ters pozisyonun kâr ve zararı ilk pozisyonunkini sıfırladığı için ikinci pozisyonda teminat aramamıştır.
- Alım ve satım fiyatları arasındaki fark açılmadığı sürece teminat hesabında bir değişiklik olmaz; bu yöntem küresel borsaların kaldıraca izin verdiği vadeli işlem ve opsiyon pazarlarında da kullanılmaktadır.
Mahkemeye göre bu durum mevzuata aykırı bir işlem anlamına gelmez; piyasada uygulanan yöntemlerden biri tercih edilmiştir. Kararda dikkat çeken bir cümle de, kaldıraçlı işlem yapan yatırımcıların bu konuyu araştırarak diledikleri aracı kurumla sözleşme yapabileceklerine ilişkindir. Başka bir deyişle, mevzuatın boş bıraktığı alanda aracı kurumun seçtiği teminat politikası, tek başına idari yaptırım sebebi sayılmamıştır.
Risk bildirim formunun 19. maddesinde hedge pozisyonunun ne anlama geldiği ve alım satım fiyat farkları açıldığında hedge pozisyonlarının bozulabileceği yatırımcıya açıklanmıştır. Mahkeme bu bilgilendirmeyi de dikkate almıştır.
📝 Uygunluk testi ve risk bildirim formu
Yatırımcının usule ilişkin iki iddiası, belgelerin tarih sırasına dayanıyordu. Mahkemenin tespitleri şunlardır:
- 29.12.2016: Genel nitelikli yatırım hizmetleri çerçeve sözleşmesi yapılırken ilk uygunluk testi uygulanmıştır.
- 13.12.2017: Kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçeve sözleşmesi ve risk bildirim formu imzalanmıştır. Formda yatırımcının el yazısıyla “kaldıraçlı alım satım işlemleri risk bildirim formunu okudum, anladım ve bir suretini aldım” beyanı ve imzası yer almaktadır.
- 15.12.2017: İkinci uygunluk testi yapılmıştır.
- 11-16.01.2018: Sözleşmede belirlenenden yüksek kaldıraç uygulanan dönemdir.
Mahkeme, risk bildirim formunun çerçeve sözleşmeden sonra imzalandığına dair bir bulgu bulunmadığını ve işlemlere başlamadan önce zorunlu risk bildirimlerinin yapıldığını kabul etmiştir. Uygunluk testi bakımından ise III-39.1 sayılı Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ’in 33. maddesi uyarınca testin çerçeve sözleşme imzalanmadan önce yapılmasına ilişkin bir zorunluluk bulunmadığını belirtmiştir.
Tebliğ’in 33. maddesi uygunluk testini, yatırım kuruluşunun pazarladığı ya da müşterinin talep ettiği ürün veya hizmetin müşteriye uygun olup olmadığını değerlendirmek amacıyla, müşterinin bu ürün veya hizmetin risklerini anlayacak bilgi ve tecrübeye sahip olup olmadığının tespiti olarak tanımlamaktadır. Bu dosyada tartışma testin yapılıp yapılmadığı değil, zamanlamasıdır; mahkeme, ikinci testin sözleşmeden iki gün sonra yapılmasını SPK yaptırımı gerektiren bir aykırılık olarak görmemiştir.
🏛️ Danıştay’ın denetimi
Bölge idare mahkemesi, istinaf başvurusunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca reddetmiştir. Danıştay ise temyiz incelemesinde, bölge idare mahkemesi kararlarının ancak aynı Kanun’un 49. maddesinde sayılan sebeplerden birinin varlığı hâlinde bozulabileceğini hatırlatmış, kararı usul ve hukuka uygun bulmuştur.
Daire, davacının duruşma istemini 2577 sayılı Kanun’un 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yerinde görmemiştir. Temyiz dilekçesindeki yazılım hatası, deneme hesabı ve bilirkişi incelemesi yapılmaması gibi iddialar ayrıca tartışılmamış; tetkik hâkiminin onama yönündeki düşüncesi doğrultusunda karar verilmiştir. Böylece ilk derece mahkemesinin hedge, teminat ve uygunluk testi hakkındaki gerekçesi, Danıştay onamasıyla kesinleşmiştir.
🔀 Hukuk davası ile idari dava arasındaki fark
Bu dosya, aynı olaydan iki farklı yargı yolunun nasıl farklı sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir. Hukuk mahkemesinde yatırımcının maddi tazminat talebi kabul edilmiştir. İdari yargıda ise SPK’nın bazı iddialar için yaptırım uygulamaması hukuka uygun bulunmuştur. İki sonuç birbiriyle çelişmez: Hukuk davası özel hukuk ilişkisindeki sorumluluğu ve zararı, idari dava ise düzenleyici kurumun yaptırım takdirini konu alır. Kararda hukuk davasının hangi gerekçeyle kabul edildiği aktarılmamıştır.
Uygunluk testine ilişkin farklı bir tablo, sitede daha önce ele alınan forex’te uygunluk testi yazısında yer almaktadır. Orada test sonucunun yatırımcı için olumsuz çıkmasına rağmen işlemlere devam edilmesi bir hukuk davasında tartışılmıştı. Bu kararda ise mesele testin zamanlamasıdır ve SPK yaptırımı açısından değerlendirilmiştir. Kaldıraçlı işlemlerde teminat yetersizliği hâlinde yatırımcının sorumluluğu için kaldıraçlı işlemde teminat açığı yazısına bakılabilir.
❓ Sık sorulan sorular
Hedge pozisyonu için ayrıca teminat alınması zorunlu mu?
İlk derece mahkemesinin tespitine göre Kurul mevzuatında hedge pozisyonlarının teminatına ilişkin bir düzenleme bulunmamakta ve uygulama aracı kurumların takdirine bırakılmaktadır. Bu dosyada ilk pozisyon için teminat hesaplanıp ters pozisyon için hesaplanmaması mevzuata aykırı görülmemiş, karar Danıştay tarafından onanmıştır.
Uygunluk testi sözleşmeden sonra yapılırsa işlem geçersiz olur mu?
Mahkeme, III-39.1 sayılı Tebliğ’in 33. maddesinde testin çerçeve sözleşmeden önce yapılmasına ilişkin bir zorunluluk bulunmadığını kabul etmiştir. Karar, SPK’nın yaptırım uygulayıp uygulamayacağı açısından verilmiştir; sözleşmenin geçerliliği ya da tazminat sorumluluğu bu davanın konusu değildir.
SPK’nın aracı kuruma ceza vermesi yatırımcıya para kazandırır mı?
Bu dosyada Kurulun kaldıraç oranı aşımı nedeniyle verdiği 30.961,00 TL idari para cezası aracı kuruma yönelik bir yaptırımdır. Yatırımcının zararının tazmini ise ayrı açılan hukuk davasında karara bağlanmıştır. İdari yaptırım ile tazminat farklı yargı yollarında incelenmiştir.
Kararın bağlayıcılığı ne düzeydedir?
Danıştay 13. Dairesi kararı kesin olarak vermiştir. Ancak Daire kendi gerekçesini yazmamış, ilk derece kararını 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi çerçevesinde onamıştır. Somut tespitler, bu dosyadaki belgelere ve SPK incelemesine dayanmaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde özetlenen ilk derece mahkemesi tespitlerine ve taraf iddialarına dayanır; Danıştay ayrıca gerekçe yazmadan onama kararı vermiştir. Yatırımcının açtığı hukuk davasının ayrıntıları karar metninde yer almamaktadır. Teminat politikası, sözleşme hükümleri ve işlem tarihleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



