Boşandığı Eşle Yaşama ve Ölüm Aylığı – Yargıtay HGK 2026/205

Boşanma kararı kesinleştikten sonra eski eşlerin hayatı her zaman tamamen ayrılmaz: Ortak çocuklar, aynı apartman, ortak ödenen aidatlar ya da alışkanlıklar sürebilir. Babasından ölüm aylığı alan bir kişinin aylığı, Sosyal Güvenlik Kurumu denetmeninin “boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşıyor” tespitiyle kesilip geriye dönük borç çıkarıldığında, mahkeme bu tespiti nasıl sınayacaktır? Komşuların sözü, aidat listesindeki bir isim ve farklı adres kayıtları karşısında ne kadar araştırma yapılmalıdır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, iki kez bozulan ve sonunda direnilen bir dosyada bu sorulara cevap vermiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 01.04.2026 tarihli ve E.2025/18, K.2026/205 sayılı kararıyla, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamadığı gerekçesiyle ölüm aylığının yeniden bağlanmasına hükmeden ilk derece mahkemesinin direnme kararını, Özel Daire bozma kararında gösterilen eksik araştırma nedeniyle oy birliğiyle bozmuştur.
🏠 Boşanma, aylık ve denetmen raporu
Karar metnine göre davacının babası 14.01.2012 tarihinde vefat etmiştir. Davacı, babasının ölümünden yaklaşık dört yıl sonra, 08.12.2015 tarihinde eşinden boşanmış; boşanma kararı 11.01.2016 tarihinde kesinleşmiştir. Tahsis talebi üzerine 01.02.2016 tarihinden itibaren davacıya babasından dolayı ölüm aylığı bağlanmıştır.
Bir yıl sonra sosyal güvenlik denetmen yardımcısı tarafından düzenlenen 16.02.2017 tarihli raporda şu tespitlere yer verilmiştir:
- Davacının oturduğu apartmanın yöneticisi ve bir komşusu, davacının eski eşiyle birlikte yaşadığını beyan etmiştir.
- Boşanma sonrasına ait aidat listesi ve makbuzlarda eski eşin adı yer almaktadır.
- Beyanı alınan eski eş, boşanmadan sonra reklam ve matbaa işlerini yürüttüğü işyerinde kaldığını, ikamet adresinin işyeri olduğunu ifade etmiştir.
Kurum bu rapor üzerine aylığı kesmiş ve 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi uyarınca borç tahakkuk ettirmiştir. Davacı ise boşanmanın aylık almak için yapılmadığını, eski eşiyle fiili birliktelik yaşamadığını, önyargıyla karşılaşmamak için boşandığını çevresine söylemediğini ve bu nedenle kendi ödediği aidatların eski eşi ödüyormuş gibi gösterildiğini ileri sürmüştür. Ortak çocukları bulunduğundan eski eşinin soyadını kullanmasına mahkemece izin verildiğini, ikamet adreslerinin farklı olduğunu, oturduğu evin aboneliklerinin kendi adına olduğunu ve kirayı kendisinin ödediğini belirterek Kurum işleminin iptalini, aylığın yeniden bağlanmasını ve borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
🔁 İki bozma, bir direnme
| Aşama | Sonuç ve gerekçe |
|---|---|
| İlk derece (22.12.2020, E.2017/1350, K.2020/713) | Kabul: belgeler ve tanık anlatımlarına göre fiilen birlikte yaşama yok |
| Bölge adliye mahkemesi (15.06.2022, E.2021/684, K.2022/1548) | Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddi |
| Yargıtay 10. HD (24.11.2022, E.2022/11596, K.2022/14838) | Bozma: geniş kapsamlı kolluk araştırması, muhtar, komşu, apartman görevlisi ve esnaf tanıkları, banka ve GSM adres kayıtları |
| İlk derece (04.04.2023, E.2023/44, K.2023/127) | Bozmaya uyma; bir tanığın yeniden dinlenmesi ve mevcut kayıtlarla yeniden kabul |
| Yargıtay 10. HD (14.09.2023, E.2023/7861, K.2023/8166) | Yeniden bozma: uyulan bozmanın gerekleri yerine getirilmemiş, araştırma “son derece yetersiz” |
| İlk derece (E.2023/842, K.2024/506) | Direnme |
| Hukuk Genel Kurulu (01.04.2026, E.2025/18, K.2026/205) | Direnme kararının bozulması (oy birliği, kesin) |
Direnme kararının gerekçesi uygulama açısından ilgi çekicidir. Mahkeme; boşanmanın kesinleşmesinden sonra davacının adres değiştirmediğini, eski eşin ise bir ay içinde aynı ilçede farklı bir adrese taşındığını belirtmiştir. Büyük şehirlerin fiziki koşulları ve zayıflayan komşuluk ilişkileri nedeniyle kamu tanıklarının çoğu zaman bilgi sahibi olmadığını, bu araştırmaların sonuca katkı sağlamadığını, usul ekonomisine ve makul sürede yargılanma hakkına aykırı olduğunu, aksi yönde delil aramak için yeniden araştırma yapılmasının re’sen araştırma ilkesinin sınırlarını aşıp silahların eşitliğini zedeleyeceğini ileri sürmüştür.
📘 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesi ne diyor?
Davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Hükme göre eşinden boşandığı hâlde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir; bu kişilere ödenmiş tutarlar 96. madde hükümlerine göre geri alınır.
Hukuk Genel Kurulu bu düzenlemeyi şöyle yorumlamıştır:
- Yeni bir kesme nedeni: Önceki sosyal güvenlik kanunlarında bulunmayan “boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşama” olgusu, hem aylık kesme nedeni hem de aylık bağlama engeli olarak düzenlenmiştir.
- Amaç: Madde gerekçesine göre hakkın kötüye kullanılmasının önlenmesi; kötüye kullanma belirlendiğinde ilgilinin haktan yararlandırılmaması.
- Saik önemsizdir: Kişiyi boşandığı eşiyle birlikte yaşamaya yönelten dürtünün niteliği hukuk düzeni bakımından önem taşımaz.
- Anayasaya uygunluk: Anayasa Mahkemesi 28.04.2011 tarihli ve E.2009/86, K.2011/70 sayılı kararıyla hükmün iptali istemini reddetmiştir. Kurul, Devletin boşanan eşlerin birlikte yaşamasını yasaklayamayacağını, ancak Anayasa’nın 65. maddesi çerçevesinde bu kişileri sosyal sigorta yardımları dışında bırakabileceğini belirtmiştir.
⏳ Zaman bakımından uygulama ve dürüstlük kuralı
Kurul, hükmün yürürlükten önce bağlanmış aylıklara uygulanıp uygulanmayacağını da açıklamıştır. 5510 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi, önceki kanunlara göre bağlanan aylıkların kesilmesinde o kanunların uygulanacağını öngörmektedir ve o kanunlarda böyle bir kesme nedeni yoktur. Buna rağmen Kurul şu sonuçlara varmıştır:
- Kanunların geriye yürümemesi ilkesi gereği 01.10.2008 öncesine ilişkin işlem yapılarak borç tahakkuk ettirilemez; fiili birliktelik daha önce başlamış olsa bile durum değişmez.
- 01.10.2008 tarihinden itibaren fiili birliktelik varsa aylık kesilir ve 96. madde uygulanır.
- Sosyal sigortalar hukukunda kazanılmış haklar dinamik niteliktedir; aylığın 2008 öncesinde bağlanmış olması sonucu değiştirmez.
- TMK 2 uyarınca hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz; fiili birliktelik yeni düzenlemeden sonra sürdürülmüş ya da başlamışsa aylık bağlanmaz veya kesilir.
Kurul, fiili birlikteliğin sona erdiği tarihten itibaren diğer koşullar da varsa aylığın yeniden bağlanabileceğini ayrıca vurgulamıştır. Hakkın kötüye kullanılması tartışmasının iş hukukundaki bir yansıması için kıdem tazminatı için boşanıp yeniden evlenmeye ilişkin 9. HD kararı incelenebilir.
💍 Boşanmanın samimiyeti sorgulanmaz
Kararın aile hukuku bakımından belki de en önemli tespiti, boşanmanın kendisine ilişkindir. Kurula göre 56. madde yalın biçimde “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” kişilerden söz etmekte, boşanmanın amacına veya saikine yönelik bir düzenleme içermemektedir. Bu nedenle:
- Kurum da yargı organları da eşlerin boşanma iradesinin gerçek ya da samimi olup olmadığını, boşanmanın muvazaalı olup olmadığını araştırmamalıdır.
- Kesinleşmiş boşanma kararının geçerliliği sorgulanmamalıdır; bu, başka bir mahkemenin görev ve yetkisindedir.
- TMK’da anlaşmalı boşanma kurumunun bulunduğu da göz önünde tutulmalıdır.
- Belirleyici olan, 01.10.2008 sonrasında eylemli birlikte yaşamanın gerçekleşip gerçekleşmediğidir; boşanma tarihindeki iradenin samimiyeti değil.
Bu yaklaşım, davacının “boşanmam aylık almak için değildi, babamın ölümünden dört yıl sonra boşandım” savunmasını tek başına sonuca etkili olmaktan çıkarmaktadır. Aynı şekilde Kurumun da boşanmanın muvazaalı olduğunu ileri sürerek aylığı kesmesi mümkün değildir; ispat konusu yalnızca fiili birlikteliktir.
🔎 Mahkemeden beklenen araştırma
Hukuk Genel Kurulu, ilk derece mahkemesinin Mernis ve Medula adres kayıtları ile abonelik kayıtlarını getirttiğini, kolluk araştırması yaptırıp tanık dinlediğini kabul etmiş; ancak kolluk araştırmasının ve tanık anlatımlarının yetersiz olduğunu, denetmen raporundaki hususların irdelenmediğini belirtmiştir. Uyulan bozmaya rağmen yalnızca bir tanığın yeniden dinlenmesiyle yetinilmesi de bozma gerekçesine eklenmiştir. Kurulun saydığı araştırma adımları şunlardır:
- Kurum tespitine konu dönemde davacı ve eski eşin tutanaklarda ve adres kayıt sisteminde yer alan adresleri için ayrı ayrı, geniş kapsamlı kolluk araştırması,
- O dönemde görev yapan muhtar ve azalar, yakın komşular, apartman görevlisi ve yöneticileri ile civar esnaftan yeterli sayıda tanık,
- Denetmen raporundaki fiili birlikteliğe ilişkin tespitlerin tek tek değerlendirilmesi,
- Raporun aksinin ispat edilip edilmediğinin belirlenmesi ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi.
Kurul böylece direnme gerekçesindeki “kamu tanığı araştırması sonuç vermiyor” yaklaşımını benimsememiştir. Denetmen raporunun aksi ispatlanabilir; ancak bunun ölçüsü, sistemdeki adres kaydının farklı görünmesi değil, raporda sayılan somut olguların araştırılarak çürütülüp çürütülmediğidir. Dosya HMK 373/1 uyarınca ilk derece mahkemesine gönderilmiş, karar kesin olarak verilmiştir.
🗨️ Sıkça sorulanlar
Hukuk Genel Kurulu davacının eski eşiyle yaşadığını tespit etti mi?
Hayır. Kurul bu konuda bir sonuca varmamış, mevcut delillerle karar verilemeyeceğini belirterek direnme kararını eksik araştırma nedeniyle bozmuştur. Fiili birlikteliğin varlığı, yapılacak araştırmanın sonucuna göre ilk derece mahkemesince belirlenecektir.
Boşanmanın aylık almak amacıyla yapılıp yapılmadığı araştırılır mı?
Karara göre araştırılmaz. 56. madde boşanmanın saikine değil, boşanmadan sonra eski eşle fiilen birlikte yaşanıp yaşanmadığına bakar. Kesinleşmiş boşanma kararının geçerliliği ve eşlerin iradesinin samimiyeti bu davada sorgulanmaz.
Aylık kesildikten sonra yeniden bağlanması mümkün mü?
Kurul, fiili birlikteliğin sona erdiği tarihten itibaren diğer koşulların da bulunması hâlinde gelir veya aylığın yeniden bağlanabileceğinin açık olduğunu belirtmiştir.
2008’den önce bağlanmış aylıklar da kesilebilir mi?
Kurula göre aylığın 01.10.2008 öncesinde bağlanmış olması sonucu değiştirmez; ancak bu tarihten önceki dönem için borç tahakkuk ettirilemez. Kesme ve geri alma, 01.10.2008 sonrasında sürdürülen ya da başlayan fiili birlikteliğe dayanabilir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, boşandıktan sonra babasından ölüm aylığı bağlanan bir kişinin aylığının fiili birliktelik gerekçesiyle kesilmesine ilişkin tek bir dosyaya dayanır; adres kayıtları, tanık anlatımları ve denetim raporu içeriği farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



