Emsal Kararlarİş Hukuku

Kıdem İçin Yeniden Evlenmek – Yargıtay 9. HD 2026/1982

Kadın işçiye tanınan “evlilik nedeniyle ayrılıp kıdem tazminatı alma” hakkı, iş hukukunun en bilinen istisnalarından biridir. Normalde istifa eden işçi kıdem tazminatı alamaz; ancak kadın işçi, evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi isteğiyle işten ayrılırsa bu tazminata hak kazanır. Kanun bu hak için ayrıca bir gerekçe aramaz. Peki evlilik gerçekten yeni bir aile kurmak için değil de yalnızca bu hakkı doğurmak için kurgulanmışsa? Aynı kişiyle boşanıp birkaç ay sonra yeniden evlenen işçinin talebi nasıl değerlendirilir?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 04.03.2026 tarihli ve E.2026/365, K.2026/1982 sayılı kararıyla, eşinden anlaşmalı olarak boşanıp aynı kişiyle yeniden evlendikten hemen sonra iş sözleşmesini sona erdiren kadın işçinin kıdem tazminatı davasını, fesih hakkının açıkça kötüye kullanıldığı gerekçesiyle reddeden yerel mahkeme ve istinaf kararlarını oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: Davalı işyerinde yaklaşık on iki yıl hemşire olarak çalışan davacı, eşinden anlaşmalı olarak boşanmış; eşinin başka bir ile tayini çıktıktan sonra aynı kişiyle yeniden evlenmiş ve evlilikten bir gün sonra, yıllık izindeyken, evlilik nedeniyle iş sözleşmesini sona erdirdiğini bildirerek kıdem tazminatı istemiştir. İşveren, boşanmanın kıdem tazminatı almak için yapıldığını savunmuştur. Adana 11. İş Mahkemesi, adreslerin hiç değişmemesi, boşanmanın iş arkadaşlarından gizlenmesi ve eşin tayini nedeniyle ayrılığın zaten bilinmesi gibi olguları birlikte değerlendirerek hakkın açıkça kötüye kullanıldığı sonucuna varmış ve davayı reddetmiştir. İstinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Yargıtay da kararı onamıştır.

💍 Evlilik nedeniyle fesih: kanunun tanıdığı ayrıcalık

4857 sayılı İş Kanunu yürürlüğe girdiğinde 1475 sayılı eski İş Kanunu’nun kıdem tazminatını düzenleyen 14. maddesi yürürlükte bırakılmıştır. Bu maddenin birinci fıkrası, kıdem tazminatına hak kazandıran hâlleri sayarken bunlara şu durumu da ekler: kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sözleşmeyi sona erdirmesi.

Düzenlemenin özellikleri şöyle özetlenebilir:

  • Hak yalnızca kadın işçiye tanınmıştır.
  • Fesih, evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır.
  • Kanun, işçinin evlilikten sonra neden çalışmayı bıraktığını ayrıca sorgulamaz; bu yönüyle bir haklı neden ispatı gerekmez.

İşte bu “gerekçe aranmaması” özelliği, dava konusu uyuşmazlığın kaynağıdır. Kanunun şeklen aradığı iki unsur (evlilik ve bir yıl içinde fesih) mevcut olduğunda, hakkın kullanılış biçimi yine de denetlenebilir mi?

📅 Boşanmadan yeniden evliliğe: dört aylık takvim

Davacı, davalı işyerinde 04.12.2009 – 30.07.2021 tarihleri arasında hemşire olarak çalışmıştır. İlk derece mahkemesinin kararında tespit edilen ve Yargıtay’ın onadığı olay sırası şöyledir:

  • 06.04.2021: Davacı ile eşi arasında anlaşmalı boşanma davası açılmıştır.
  • 09.04.2021: Dava, açılışından üç gün sonra karara bağlanmıştır.
  • 17.05.2021: Boşanma kararı kesinleşmiştir.
  • 23.06.2021: Davacının eşinin başka bir ile tayininin çıktığına dair yazı, kurumunca eşe tebliğ edilmiştir.
  • 26.07.2021: Davacı ve boşandığı eşi yeniden evlenmiştir.
  • 26.07.2021 – 30.07.2021: Davacı yıllık izindedir.
  • 27.07.2021: Evlilikten bir gün sonra davacı, eşiyle birlikte işyerine giderek evlenme nedeniyle iş sözleşmesini izin bitimi olan 01.08.2021 itibarıyla feshettiğini bildirmiş ve kıdem tazminatı talep etmiştir.

Kıdem tazminatının ödenmemesi üzerine davacı, alacağın tahsili istemiyle dava açmıştır.

🗣️ İşverenin savunması ve işçinin cevabı

Davalı işveren, zamanaşımı def’inde bulunmanın yanı sıra esasa ilişkin olarak şunu savunmuştur: Davacı, işverenden kıdem tazminatı alabilmek için daha önce evli olduğu eşinden boşanmış ve aynı kişiyle ikinci kez evlenmiştir; boşanma işlemi muvazaalıdır.

Davacı taraf ise temyiz aşamasında şu açıklamaları yapmıştır:

  • Muvazaa iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.
  • Eşler arasında evlilik süresince ciddi sorunlar yaşanmıştır.
  • Yeniden evlenmenin en önemli nedeni müşterek çocuklarıdır.
  • Boşanma döneminde davacı müşterek evde, eşi ise kendi babasının evinde kalmıştır; bu durum tanık beyanlarıyla anlaşılmaktadır.

🏛️ Mahkemeler hangi olgulara dayandı?

Adana 11. İş Mahkemesi (2024/454 E., 2025/237 K.), davayı reddetmiştir. Mahkeme tek bir olguya değil, birbirini tamamlayan bir dizi tespite dayanmıştır:

  1. Anlaşmalı boşanma davası üç gün içinde sonuçlanmış, yeniden evlilik kesinleşmeden yaklaşık iki ay sonra gerçekleşmiştir.
  2. Davacı ile eşinin adresleri, boşanma ve yeniden evlenme sürecinde hiç değişmemiştir.
  3. Davacı, boşanma sürecinden iş arkadaşlarına bahsetmemiştir.
  4. O yıl eşinin tayini nedeniyle davacının şehirden ayrılacağı işyerinde zaten bilinmektedir.
  5. Fesih bildirimi, yeniden evlilikten yalnızca bir gün sonra ve yıllık izin sırasında yapılmıştır.

Mahkeme bu olgular karşısında davacının fesih hakkını açıkça kötüye kullandığı kanaatine varmıştır.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi (2025/1348 E., 2025/1633 K.), ilk derece kararını isabetli bularak davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı “iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı” olarak tanımlamış; kararın taraf iddia ve savunmalarına, delillere, uygulanması gereken hukuk kurallarına ve ispat kurallarına uygun olduğunu, temyiz sebeplerinin bozmayı gerektirmediğini belirterek HMK m.370/1 uyarınca oy birliğiyle onamıştır. Temyiz gideri davacıya yükletilmiştir.

Belirtmek gerekir ki Yargıtay onama kararında ayrıntılı bir gerekçe kurmamış; olgusal değerlendirmeyi yapan ilk derece mahkemesinin gerekçesini yerinde bulmuştur. Kararın emsal değeri, bu olgu tespitlerinin ve “hakkın kötüye kullanılması” nitelendirmesinin Yargıtay denetiminden geçmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

⚖️ TMK m.2 bir kanuni hakkı nasıl sınırlar?

Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi iki cümleden oluşur: Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır; bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

Bu kararda dikkat çeken nokta, işverenin savunmasını “muvazaa” üzerine kurmasına karşın ilk derece mahkemesinin sonucu hakkın açıkça kötüye kullanılması kavramıyla açıklamasıdır. İki kavram arasındaki fark önemlidir:

  • Muvazaa, tarafların gerçek iradelerine uymayan görünüşte bir işlem yapmasını ifade eder. Bu dosyada boşanma, mahkeme kararıyla gerçekleşmiş ve kesinleşmiştir.
  • Hakkın kötüye kullanılması ise işlemin geçerliliğini tartışmaz; geçerli bir evlilik ve şeklen mevcut bir fesih hakkı bulunduğunu kabul eder, ancak bu hakkın somut kullanımının korunmaya değer olmadığını tespit eder.

Dolayısıyla mahkeme, boşanma ve yeniden evliliği geçersiz saymak yerine, bu işlemlerin zamanlaması ve çevresindeki olgular ışığında kıdem tazminatı talebinin amaç dışı bir kullanım olduğunu kabul etmiştir. Eşin tayini nedeniyle zaten ayrılması beklenen bir çalışanın, kendi isteğiyle ayrılması hâlinde normalde kıdem tazminatı alamayacağı da bu değerlendirmenin arka planını oluşturmaktadır.

🧭 Kararın iş hukuku uygulamasındaki yeri

Karar, evlilik nedeniyle feshin kadın işçi bakımından güçlü bir hak olmaya devam ettiğini değiştirmez; olağan bir evlilikten sonra yapılan fesihte kanun işçiden ayrıca gerekçe beklemez. Bu dosyayı farklı kılan, olguların bir araya gelerek oluşturduğu tablodur:

  • Aynı kişiyle yeniden evlilik: Evlilik, önceki evliliğin kısa süreli bir kesintiden sonra devamı görünümündedir.
  • Fiilî birlikteliğe dair işaretler: Adreslerin değişmemesi, mahkemenin değerlendirmesinde ağırlık taşımıştır. Davacı ise ayrı evlerde kalındığını tanıkla ispatlamaya çalışmıştır.
  • Gerçek ayrılma nedeni: Eşin tayini nedeniyle ayrılığın önceden bilinmesi, feshin asıl sebebinin evlilik olmadığı yönündeki kanaati güçlendirmiştir.
  • Zamanlama: Hızlı sonuçlanan anlaşmalı boşanma, tayin yazısının ardından yeniden evlilik ve bir gün sonra fesih bildirimi zincir hâlinde değerlendirilmiştir.

Kıdem tazminatına hak kazandıran diğer özel fesih hâllerinde de benzer bir denetim tartışması gündeme gelebilmektedir; emeklilik sonrası çalışmanın kıdeme etkisi serideki emeklilik sonrası kıdem tazminatı kararında, işçinin ayrılma iradesinin niteliği ise şarta bağlı istifa ve ikale kararında ele alınmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

💡 Soru – cevap

Evlilik nedeniyle ayrılan kadın işçinin ayrıca bir gerekçe göstermesi gerekir mi?

1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi, kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi arzusu ile sözleşmeyi sona erdirmesini kıdem tazminatına hak kazandıran hâller arasında sayar ve ayrıca bir haklı neden aramaz. Bu kararda ret sonucunu doğuran, gerekçe eksikliği değil, hakkın açıkça kötüye kullanıldığı tespitidir.

Aynı kişiyle yeniden evlenmek tek başına kıdem hakkını ortadan kaldırır mı?

Karar böyle genel bir kural koymamaktadır. Mahkeme; boşanmanın hızla sonuçlanması, adreslerin değişmemesi, boşanmanın işyerinde bilinmemesi, eşin tayini nedeniyle ayrılığın zaten beklenmesi ve fesih zamanlamasını birlikte değerlendirmiştir. Sonuç, bu olguların bütününe dayanmaktadır.

İşverenin “muvazaalı boşanma” savunması kabul edildi mi?

İlk derece mahkemesi sonucu muvazaa kavramıyla değil, fesih hakkının açıkça kötüye kullanılmasıyla açıklamıştır. Boşanma ve yeniden evlilik geçersiz sayılmamış; bu işlemlere dayanan kıdem tazminatı talebi TMK m.2 çerçevesinde korunmaya değer bulunmamıştır.

Bu karar kesinleşmiş midir?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararını HMK m.370/1 uyarınca oy birliğiyle onamış ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Onama ile davanın reddine ilişkin hüküm kesinleşmiştir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yayımlanmış oy birliğiyle verilmiş onama kararı ve kararda aktarılan ilk derece mahkemesi tespitlerinden derlenmiştir. Evlilik nedeniyle yapılan feshin değerlendirilmesi her dosyada kendi olguları ve delilleriyle yapılır. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu