Ceza HukukuEmsal Kararlar

Şirket Paylarına TMSF Kayyımı – AYM 2019/42188

Bir şirketin paylarına sahip olmak, o şirketin yönetimine ve mal varlığı üzerindeki tasarruflara katılma imkânı da demektir. Ceza soruşturması sırasında şirket yönetiminin tümüyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredilmesi, pay sahibinin elindeki hisselerin ekonomik anlamını fiilen askıya alır. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, havacılık sektöründe faaliyet gösteren bir şirket grubunun ortağı ve yöneticisi olan başvurucunun bu yöndeki şikâyetini incelerken iki soruya cevap aramıştır: Ortaklık payları mülk müdür ve yıllarca süren bir kayyım tedbiri, pay sahibinin mülkiyet hakkını ölçüsüz biçimde sınırlar mı?

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 31.07.2025 tarihli ve 2019/42188 başvuru numaralı kararıyla, şirket paylarının Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülk olduğunu kabul etmiş; ancak somut olayda CMK 133 uyarınca atanan TMSF kayyımının mülkiyet hakkını ihlal etmediğine oybirliğiyle karar vermiştir. Sulh ceza hâkimliklerinin yapısına ilişkin şikâyet ise açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur. Karar, 30.12.2025 tarihli ve 33123 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Kısa özet: Başvurucu, havacılık alanında faaliyet gösteren bir ana şirketin ve üç grup şirketinin pay sahibidir. Silahlı terör örgütüne üyelik ve terörizmin finansmanı iddialarıyla yürütülen soruşturmada sulh ceza hâkimlikleri, 2017 yılında bu şirketlere 674 sayılı KHK’nın 19. maddesi ve CMK 133 uyarınca TMSF’yi kayyım olarak atamış, yönetim organının tüm yetkilerini kayyıma devretmiştir. Başvurucunun itirazları reddedilmiştir. AYM, ortaklık paylarını mülk saymış; müdahaleyi mülkiyetin kullanımının kontrolü olarak nitelendirmiş; kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük ölçütlerinin karşılandığına, tedbirin süresinin de soruşturmanın karmaşıklığı karşısında ölçüsüz olmadığına hükmetmiştir.

📈 Pay sahipliği neden mülkiyet hakkı konusu?

Kararın yatırım hukuku bakımından en net cümlesi şudur: “Sermaye şirketlerinin ortaklık paylarının Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülk olduğunda kuşku bulunmamaktadır.” AYM bu tespiti yaparken hisse senetlerinin mülk teşkil ettiğine ilişkin önceki içtihadına atıf yapmıştır.

Mahkeme ardından şirket yönetiminin önemine dikkat çekmiştir. Sermaye şirketlerinin idaresi, şirketin ekonomik faaliyetleri, mal varlığı ve gelirleri üzerinde tasarruf yetkisi tanır. Bu nedenle yönetimin kamu gücü kullanılarak kayyıma devredilmesi, ortak ve yönetici konumundaki başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki tasarruf yetkisini kısıtlar.

Ancak AYM, bu kısıtlamanın mülkten yoksun bırakma olmadığını vurgulamıştır. Kayyım atama, suç isnadı kapsamındaki bir yargılamada uygulanan geçici bir koruma tedbiridir; başvurucu mevcut aşamada paylarından yoksun bırakılmış değildir ve tedbire muhtemel bir müsaderenin sonuçsuz kalmaması için gerek duyulmuştur. Bu yüzden müdahale, mülkiyetin kullanımının kontrolüne ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmiştir.

✈️ Hangarlardan kayyıma: süreç

Kararda aktarılan olaylar özetle şöyledir:

  • Ana şirket, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda hangar yeri ihalesini kazanmış ve DHMİ ile 2013’te sözleşme imzalamıştır. Darbe girişiminden kısa süre önce, 27.06.2016’da başvurucunun eşi ana şirketteki tüm paylarını başvurucuya devretmiş; şirket tek ortaklı anonim şirkete dönüşmüştür.
  • DHMİ, Eylül 2016’da 667 sayılı KHK’nın 8. maddesine dayanarak hangar ve konteyner kira sözleşmelerini tek taraflı feshetmiştir. Başvurucu Ekim 2016’da gözaltına alınıp tutuklanmış, Şubat 2017’de tahliye edilmiştir.
  • Mart 2017’deki aramada şirket binasında, apron ile kontrollü bölge arasında insan ve eşyanın denetimsiz geçişine imkân verebilecek bir güzergâh tespit edildiği tutanağa bağlanmıştır.
  • İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği 16.05.2017’de ana şirkete, İstanbul 14. Sulh Ceza Hâkimliği 02.08.2017’de diğer üç şirkete TMSF’yi kayyım olarak atamıştır. Yönetim organının tüm yetkileri kayyıma devredilmiştir.
  • Başvurucunun Kasım 2019’daki itirazı ve buna karşı yaptığı ikinci itiraz Aralık 2019’da reddedilmiş; bireysel başvuru 17.12.2019’da yapılmıştır.
  • Başvurudan sonra MASAK raporu dosyaya girmiş, başsavcılık 02.01.2025’te dört şirketin tüm mal varlığının müsaderesi talebiyle iddianame düzenlemiştir. İddianamede, müflis bir katılım bankasına mevduat desteği ve örgütle irtibatlı kişi ve kurumlarla para transferleri gibi iddialara yer verilmiştir.

Bu iddiaların doğru olup olmadığı, AYM kararının konusu değildir. Mahkeme de başvurucunun sorumluluğu, şirketlerin hukuki durumu ve müsadere gerekip gerekmediğinin yapılacak yargılamada belirleneceğini açıkça belirtmiştir.

🚪 Başvuru yolları tüketilmiş miydi?

Adalet Bakanlığı, CMK 141 uyarınca devlete karşı tazminat davası açılabileceğini, bu yol kullanılmadan başvurunun incelenemeyeceğini savunmuştur. AYM bu itirazı kabul etmemiştir. Gerekçesi şöyledir:

  1. Mülkiyet hakkına ilişkin başvurularda giderimde asıl olan eski hâle getirmedir; tazminat ancak bu mümkün değilse etkili bir yol olur.
  2. CMK 141’deki yol yalnızca tazminat sağladığı için devam eden elkoyma veya kayyım tedbirleri bakımından bu aşamada etkili sayılamaz.
  3. Başvurucunun kayyım kararlarına itirazları reddedilmiş ve tedbir devam etmektedir. Bu nedenle başvuru yolları usulünce tüketilmiştir.

🧮 Üç aşamalı denetim

Kanunilik: Tedbir CMK 133 ve 674 sayılı KHK’nın 19. maddesine dayanmaktadır. CMK 133, suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğuna dair kuvvetli şüphe ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için gereklilik hâlinde kayyım atanmasına izin verir. AYM, rapor, tespit ve iddianame karşısında bu şartın karşılandığını kabul etmiştir.

Meşru amaç: Soruşturmanın etkinliği, delillerin muhafazası, suç gelirlerinin kullanılmasının önlenmesi, terörizmin finansmanının engellenmesi ve muhtemel bir müsaderenin işlevsiz kalmaması amaçları kamu yararına dayalı meşru amaçlar olarak görülmüştür.

Ölçülülük: AYM’ye göre tedbir amaca elverişli ve gereklidir. Orantılılık incelemesinde belirleyici olan, başvurucunun itirazlarının kategorik biçimde reddedilip reddedilmediğidir. Mahkeme; hâkimlik kararlarının soyut ifadelerle sınırlı kalmadığını, soruşturmadaki somut tespitlere atıf yaptığını, itiraz mercilerinin de dosyadaki delillere dayandığını ve başvurucunun avukatla temsil edilerek itiraz hakkını fiilen kullandığını tespit etmiştir. Bu nedenle kayyım kararlarının keyfî veya öngörülemez olmadığı sonucuna varmıştır.

Elkoyma tedbirlerinde gerekçe eksikliği nedeniyle ihlal sonucuna ulaşılan farklı bir örnek için sitedeki gerekçesiz elkoyma ve eşlerin malları kararı incelenebilir.

📎 Karar metni: Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun kararı, Kararlar Bilgi Bankası’nda yayımlanan hâliyle derlenmiş; heyet, raportör, başvurucu ve vekil bilgileri ile şirket unvanları çıkarılmıştır.

⏳ Tedbirin süresi

Kayyım tedbiri 2017’den beri sürmektedir. AYM süreyi değerlendirirken şu unsurlara ağırlık vermiştir:

  • Darbe girişiminden kısa süre önce yapılan pay devri, soruşturmanın merkezindeki maddi olgulara doğrudan etki eden bir unsurdur; payları devreden eşin yurt dışında bulunması incelemeyi sınırlamıştır.
  • Havalimanındaki geçiş güzergâhına ilişkin tespitler, soruşturmayı sivil havacılık güvenliği boyutuyla genişletmiştir.
  • Yurt dışı para transferleri ve çok şirketli ortaklık ilişkilerinin MASAK raporuyla incelenmesi doğası gereği zaman alıcıdır.

Bu nedenlerle sürenin tek başına ölçüsüz olmadığı, tedbirin keyfî biçimde uzatılmadığı kabul edilmiştir. AYM, kayyım tedbirinin süresinin ileride ölçüsüz hâle geldiği düşünülürse yeniden başvuru yapılabileceğini ayrıca not etmiştir. Uzun süren elkoymada ihlal sonucuna ulaşılan bir karar için sitedeki uzun süren elkoyma yazısına bakılabilir.

📜 CMK 133 ve pay sahibinin elindeki yollar

CMK 133’ün birinci fıkrasına göre atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlandığı ya da yönetim organının yetkilerinin, gerekirse ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkileriyle birlikte tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir ve karar ticaret sicili gazetesinde ilan edilir. İkinci fıkraya göre, kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilmesi hâlinde şirket bütçesinden ödenen kayyım ücreti, kanuni faiziyle Hazineden karşılanır.

Kararda pay sahibinin hukuki korumaları şöyle sayılmıştır:

  • Kayyım kararına CMK 267 uyarınca itiraz,
  • Kayyımın işlemlerine karşı CMK 133/3 uyarınca görevli mahkemeye başvuru,
  • Koşulları oluşmadan elkonulan veya amaç dışı kullanılan mal varlığı değerleri için CMK 141/1-j uyarınca devlete karşı tazminat,
  • Tedbirin süresi ölçüsüzleşirse yeniden bireysel başvuru.

674 sayılı KHK’nın 19. maddesi ise mali durum, ortaklık yapısı veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut hâlin sürdürülemeyeceğini tespit etmesi durumunda TMSF’ye şirketin ya da varlıklarının satışı veya tasfiyesi yetkisi tanır. Bu yetki, pay sahibi açısından kayyımlığın salt geçici bir yönetim değişikliğinden ibaret kalmayabileceğini gösterir; kararda bu yetkinin somut olayda kullanıldığına dair bir bilgi bulunmamaktadır.

🗂️ Sorular ve cevaplar

AYM şirket hisselerini mülk olarak kabul ediyor mu?

Evet. Kararda sermaye şirketlerinin ortaklık paylarının Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülk olduğunda kuşku bulunmadığı açıkça belirtilmiştir.

Kayyım atanması payların elden alınması anlamına mı geliyor?

AYM’ye göre hayır. Kayyım tedbiri pay sahibini mevcut aşamada mülkünden yoksun bırakmayan, tasarruf yetkisini sınırlayan geçici bir koruma tedbiridir. Mülkiyetin akıbeti, açılan müsadere talepli davada belirlenecektir.

Karar başvurucunun suçlu olduğunu mu gösteriyor?

Hayır. AYM, başvurucunun sorumluluğu, şirketlerin hukuki durumu ve müsadere gerekip gerekmediği hususlarının yapılacak yargılama sonunda hükme bağlanacağını belirtmiştir. İncelenen yalnızca tedbirin Anayasa’ya uygunluğudur.

Tazminat davası açılmadan AYM'ye gidilebilir mi?

Bu kararda AYM, CMK 141’deki tazminat yolunun yalnızca parasal giderim sağladığını, bu nedenle devam eden kayyım tedbirleri bakımından o aşamada etkili sayılamayacağını kabul etmiş ve başvuruyu esastan incelemiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun Kararlar Bilgi Bankası’nda ve Resmî Gazete’de yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım kararda aktarılan bilgilere dayanır; soruşturma ve iddianamedeki iddialar yargılama sonucunda değerlendirilecek iddialardır. Başvurucunun ve şirketlerin kimliği yazıya alınmamıştır. AYM kararı yalnızca kayyım tedbirinin mülkiyet hakkı bakımından değerlendirilmesine ilişkindir; ceza yargılamasının sonucu hakkında bir tespit içermez. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu