Gerekçesiz Elkoyma ve Eşlerin Malları – AYM 2020/20470

Bir ceza soruşturmasında savcılığın talebiyle şüphelilerin ve eşlerinin tüm taşınmazlarına, banka hesaplarına ve diğer mal varlığına aynı gün el konulabilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128. maddesi buna imkân tanır; MASAK raporu da çoğu zaman bu tür kararların dayanağı olarak dosyaya girer. Peki hâkimlik kararında “tüm mal varlığına el konulmasına” denilip başka hiçbir açıklama yapılmazsa ve itiraz da “usul ve yasaya uygun” ifadesiyle reddedilirse, mülkiyet hakkı açısından ne olur?
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 28.05.2025 tarihli ve 2020/20470 başvuru numaralı kararıyla bu soruyu yanıtlamıştır. Mahkeme, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma iddiasıyla yürütülen bir soruşturmada iki şüpheli ile eşlerinin mal varlığına uygulanan elkoyma tedbirinin hem kararında hem itirazın reddinde ilgili ve yeterli gerekçe bulunmadığını tespit etmiş ve mülkiyet hakkının (Anayasa m.35) ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Yurt dışı çıkış yasağına ilişkin şikâyet ise kabul edilemez bulunmuştur.
- Şikâyetin kaynağı: işveren ile eski yöneticiler
- MASAK raporu ne tespit etmişti?
- Aynı hafta içinde iki tedbir
- Anayasa Mahkemesinin ölçütü: eylem ile tedbir arasındaki bağ
- Savcılığın sonradan yaptığı daraltma neden yetmedi?
- Yurt dışı çıkış yasağı neden incelenmedi?
- Giderim: yeniden yargılama yerine tazminat
- Sıkça sorulanlar
🏭 Şikâyetin kaynağı: işveren ile eski yöneticiler
Olayın arka planında bir tekstil işletmesi ile bu işletmenin uzun yıllar çalışan iki eski yöneticisi bulunmaktadır. Şikâyetçi şirket; eski çalışanlarının, eşleriyle birlikte, bir tekstil firmasıyla ortak hareket ettiğini, şirketin kendi fabrikasında üretebileceği ürünleri daha yüksek maliyetle bu firmaya yaptırdığını ve böylece şirketin kârını engelleyerek elde edilen haksız kazançla taşınmaz edinildiğini ileri sürmüştür.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, iki şüpheli hakkında ticari sır niteliğindeki belgeyi açıklama, nitelikli dolandırıcılık ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından soruşturma başlatmıştır. İlk aşamada, kamu davası açılmasını gerektirecek delil bulunamadığı gerekçesiyle 28.11.2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş; ancak şikâyetçinin itirazı üzerine Bakırköy 4. Sulh Ceza Hâkimliği 10.01.2020 tarihinde bu kararı kaldırmış ve eksik araştırmanın tamamlanmasını istemiştir.
🧾 MASAK raporu ne tespit etmişti?
Soruşturmada Mali Suçları Araştırma Başkanlığından alınan 24.10.2019 tarihli rapor, kararda ayrıntılı biçimde aktarılmıştır. Raporda öne çıkan tespitler şunlardır:
- Şüphelilerden birinin 2004-2019, diğerinin 2007-2019 yılları arasında şikâyetçi şirkette çalıştığı; birinin bir dönem üst düzey yönetici olduğu,
- Prime esas kazançların yıllara göre 85.995 TL (2014) ile 182.657 TL (2018) arasında değiştiği,
- İki şüpheli arasında 2016’da 26.790 TL, 2017’de 6.166 TL tutarında para transferi yapıldığı,
- Şüphelilerden birinin 2016’dan sonra bir tarla ve bir villa edindiği, 2017’de 1.400.000 TL kredi çekip büyük kısmını ödediği, 2018’de eşiyle arasında yaklaşık 1.000.000 TL değerinde iki transfer bulunduğu,
- Kesin sonuçlara ancak verilerin asıl kaynağı olan kurumlarla yazışma sonucunda ulaşılabileceği.
Raporun son cümlesi önemlidir: MASAK, kendi tespitlerinin kesin sonuç niteliğinde olmadığını açıkça belirtmiştir. Hâkimliğin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırırken eksik belgelerin tamamlanmasını istemesi de bu tabloyla uyumludur.
⏱️ Aynı hafta içinde iki tedbir
Başsavcılık, şüphelilerin yurt dışına kaçacaklarına dair duyum alındığını belirterek önce adli kontrol, ardından mal varlığına elkoyma talep etmiştir. Süreç kararda şu şekilde aktarılmıştır:
| Tarih | İşlem | Kapsam |
|---|---|---|
| 21.02.2020 | CMK 109 uyarınca adli kontrol | İki şüpheli hakkında yurt dışına çıkma yasağı |
| 25.02.2020 | CMK 128 uyarınca elkoyma | İki şüphelinin şüpheli, eşlerinin “malen sorumlu” sıfatıyla tüm mal varlığı |
| 11.03.2020 | Bakırköy 7. Sulh Ceza Hâkimliği | İtirazlar “usul ve yasaya uygun” denilerek kesin olarak reddedildi |
| 22.11.2021 | Başsavcılık kararı | 2016 sonrası edinilen taşınmazlar dışındaki tedbirler ölçüsüz bulunarak kaldırıldı |
| 18.04.2025 | Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesi | Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma iddiasından beraat (istinaf aşamasında) |
Elkoyma kararında yalnızca başvurucuların taşınmazlarına, banka hesaplarına ve tüm mal varlığı değerlerine el konulmasının talep edildiği belirtilmiş, başka bir gerekçeye yer verilmemiştir. Bu arada şüphelilerden biri hakkında 17.04.2023 tarihinde tüm suçlardan, diğerleri hakkında ise dolandırıcılık ve ticari sır suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş; dava, yalnızca hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma iddiasıyla açılmıştır.
⚖️ Anayasa Mahkemesinin ölçütü: eylem ile tedbir arasındaki bağ
Mahkeme incelemesini üç aşamada yürütmüştür. Kanunilik yönünden sorun görmemiştir; tedbir CMK 128’e dayanmaktadır. Meşru amaç da açıktır: yeni suçların önlenmesi, caydırıcılık ve muhtemel bir müsaderenin güvence altına alınması. Ölçülülüğün ilk iki unsuru olan elverişlilik ve gereklilik de sağlanmıştır; Mahkeme, suçla mücadelede kamu makamlarının geniş takdir yetkisi bulunduğunu ve başvurucuların daha uygun bir araç gösteremediğini kaydetmiştir.
Sonucu belirleyen, orantılılık değerlendirmesidir. Mahkemeye göre mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri şunları gerektirir:
- Malike, tedbire karşı iddia ve savunmalarını etkin biçimde ortaya koyma olanağı tanınması,
- Savunulabilir nitelikteki itirazların kamu makamlarınca geniş biçimde değerlendirilmesi,
- Bu değerlendirmenin ilgili ve yeterli gerekçeyle ortaya konulması,
- Dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma soruşturmasında, etkin bir itiraz imkânı için başvurucunun eylemi ile tedbir kararı arasındaki bağlantının gösterilmesi.
Somut olayda başvurucular vekilleri aracılığıyla itiraz edebilmiştir; ancak Mahkeme, itirazın yalnızca “usul ve kanuna uygun” denilerek reddedilmesinin itirazları ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılamak anlamına gelmediğini vurgulamıştır. MASAK raporunda şüpheli para transferlerinden söz edilmesi ve raporun kesin sonuç için başka yazışmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtmesi, hâkimlik kararlarındaki gerekçe eksikliğini gidermemiştir. Sonuçta adil denge başvurucular aleyhine bozulmuş, müdahale ölçüsüz bulunmuştur.
🔁 Savcılığın sonradan yaptığı daraltma neden yetmedi?
Dosyada dikkat çekici bir gelişme vardır: Başsavcılık 22.11.2021 tarihinde, suçların 2016’dan itibaren işlendiğinin iddia edildiğini, dolayısıyla 2016 öncesi edinilen mal varlığına ve tacir olan başvurucuların banka hesaplarına tedbir uygulanmasının ölçülü olmadığını kendisi değerlendirmiş ve tedbiri yalnızca 2016 sonrası edinilen taşınmazlarla sınırlamıştır. 23.01.2024 tarihli iddianamede de bu daraltma açıklanmıştır.
Anayasa Mahkemesi bu sınırlamayı not etmekle birlikte, başvurucuların şikâyetinin tedbirin devamına veya süresine değil, 25.02.2020 tarihinde gerekçesiz şekilde uygulanmasına yönelik olduğunun altını çizmiştir. Başka bir deyişle, sonradan yapılan ölçülülük değerlendirmesi, tedbirin başlangıçta ve itiraz aşamasında gerekçesiz bırakılmasının yarattığı usuli eksikliği geriye dönük olarak tamamlamamıştır.
Bu yaklaşım, aynı ilkelerin farklı bir görünümünü ele alan ve kovuşturma bittikten sonra 13 yıl süren tedbiri inceleyen uzun süren elkoyma kararından ayrılmaktadır: Orada sorun tedbirin süresi ve devamı iken, burada sorun tedbirin kurulduğu andaki gerekçe yoksunluğudur.
🛂 Yurt dışı çıkış yasağı neden incelenmedi?
İki şüpheli, CMK 109 uyarınca uygulanan yurt dışına çıkma yasağının da keyfî ve gerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür. Mahkeme, bu tedbirin esas olarak yerleşme ve seyahat hürriyeti kapsamında kaldığını, Türkiye’nin (4) No.lu Protokol’e taraf olmadığını hatırlatmış; yasağın ancak kişinin sosyal, mesleki, ekonomik veya ailevi ilişkileri üzerindeki olumsuz etkileri ortaya konulursa özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenebileceğini belirtmiştir.
Başvurucular, bu tedbirden ne tür somut bir zarar gördüklerine dair bilgi, belge veya açıklama sunmadığından, şikâyetin bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun bulunarak kabul edilemez sayılmıştır. Yasak 24.01.2022 tarihinde kaldırılmıştır.
💰 Giderim: yeniden yargılama yerine tazminat
Mahkeme, ihlalin mahkeme (hâkimlik) kararından kaynaklandığını, ancak ihlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığını değerlendirmiştir. Bu nedenle etkin giderim yolu olarak tazminatı seçmiş ve şu hükümleri kurmuştur:
- Her bir başvurucuya ayrı ayrı net 34.000 TL manevi tazminat ödenmesi (talep, her biri için 100.000 TL idi),
- 446,90 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 30.446,90 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesi,
- Kararın bir örneğinin Bakırköy 1. Sulh Ceza Hâkimliğine ve Adalet Bakanlığına gönderilmesi.
Kararın kapsamı da doğru okunmalıdır. Mahkeme, elkoyma tedbirinin hiç uygulanamayacağını ya da başvurucuların suçsuz olduğunu söylememiştir; ceza davası karar tarihinde istinaf aşamasındadır. İhlal, tedbirin gerekçesiz kurulması ve itirazın gerekçesiz reddedilmesi üzerine kurulmuştur. Elkoyma ve bloke nedeniyle tazminat konusunu ele alan haksız blokede tazminat yazısı da bu kararla birlikte okunabilir.
❓ Sıkça sorulanlar
Anayasa Mahkemesi elkoyma tedbirinin kaldırılmasına mı karar verdi?
Hayır. Mahkeme mülkiyet hakkının ihlal edildiğini tespit etmiş, yeniden yargılamada hukuki yarar görmediği için giderimi tazminatla sağlamıştır. Kararda, tazminatın tedbirin kaldırılması anlamına gelmediği açıkça belirtilmiştir.
MASAK raporu bulunması elkoymayı kendiliğinden haklı kılar mı?
Bu kararda kılmamıştır. CMK 128, elkoyma için ilgisine göre MASAK, SPK veya BDDK gibi kurumlardan rapor alınmasını öngörür; ancak Mahkeme, raporun varlığına rağmen hâkimlik kararlarında başvurucuların eylemi ile tedbir arasındaki bağlantının gösterilmediğini ve itirazların gerekçeyle karşılanmadığını esas almıştır. Somut raporda kesin sonuçlar için başka yazışmalar gerektiği de belirtilmişti.
Şüphelilerin eşlerine ait mallara el konulması ayrıca değerlendirildi mi?
Eşler, hakkında soruşturma bulunmadığı hâlde “malen sorumlu” sıfatıyla mal varlıklarına el konulduğundan yakınmıştır. Mahkeme dört başvurucu bakımından tek bir değerlendirme yapmış ve ihlali gerekçe yoksunluğuna dayandırmıştır. Kararda, eşler hakkında sonradan aynı suçlardan soruşturma başlatıldığı ve bunlardan biri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği de aktarılmıştır.
Ceza davasında verilen beraat kararı Anayasa Mahkemesinin sonucunu etkiledi mi?
Kararın gerekçesi beraate dayanmamaktadır. Asliye ceza mahkemesi 18.04.2025 tarihinde beraat kararı vermiş, dosya istinaf aşamasındadır. Anayasa Mahkemesinin incelemesi, 25.02.2020 tarihli elkoyma kararı ile 11.03.2020 tarihli itirazın reddi kararındaki gerekçe eksikliğiyle sınırlıdır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine verdiği ve resmî kaynakta yayımlanan ihlal kararından derlenmiştir. Değerlendirme, belirli bir işveren şikâyetine dayalı soruşturmada, belirli tarihlerde verilen elkoyma ve adli kontrol kararlarının gerekçe içeriğine ilişkindir; tedbir kararının gerekçesi, delil durumu ve sürecin seyri farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



