Haksız Mal Edinmede Eşin Tapusu – Yargıtay CGK 2026/1

Beş yıllık bir dönemde bir kamu görevlisinin ve ailesinin mal varlığı, bilirkişi hesabına göre aile gelirinden tasarruf edilebilecek tutarın on katını aşan bir hızla büyümüştür. Taşınmazların bir kısmı görevlinin kendi adına değil eşi adına kayıtlıdır; alımların önemli bölümü nakit ödemeyle yapılmış, mal bildirimleri ise hem geç verilmiş hem de gerçek değerin altında doldurulmuştur. Savunma, artışın eşe kalan miras ve yıllar içindeki birikimle açıklanabileceğini ileri sürmüştür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu tabloda haksız mal edinme suçunun oluştuğunu kabul etmiş ve eş adına kayıtlı taşınmazların zoralımını da yerinde bulmuştur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.01.2026 tarihli ve E.2025/397, K.2026/1 sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesinin haksız mal edinme suçundan verdiği mahkûmiyet ve zoralım hükmünü oy çokluğuyla onamıştır.
📜 3628 sayılı Kanun’da haksız mal edinme
3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu, kamu görevlilerinin mal varlığındaki açıklanamayan artışları ayrı bir suç tipi olarak düzenler. Kanun’un 4. maddesine göre kanuna veya genel ahlaka uygun olarak sağlandığı ispat edilmeyen mallar ya da ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından geliriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar şeklinde ortaya çıkan artışlar haksız mal edinme sayılır.
Suçun yaptırımları birkaç maddeye dağılmıştır:
- Madde 13: Kanunun daha ağır bir cezayı gerektirmediği hâllerde haksız mal edinene üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ve ayrıca para cezası öngörülür; haksız edinilen malı kaçıran veya gizleyene de aynı ceza verilir.
- Madde 14: Haksız edinilen malların zoralımına hükmolunur. Malın elde edilememesi veya bir malın tümünün haksız edinme konusu olmaması nedeniyle zoralım mümkün değilse, haksız edinilen değere eşit bedelin Hazineye ödenmesine karar verilir.
- Madde 15: 13. madde uyarınca cezalandırılanlar hakkında müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanma cezası hükmolunur.
Bu yapı, suçun ispatında belirleyici olanın tek tek işlemlerden çok, belirli bir dönemdeki gelir-gider dengesi ile mal varlığı artışı arasındaki açıklanamayan fark olduğunu gösterir. İncelenen kararda da Genel Kurul, bu farkı bilirkişi hesaplarına ve mal bildirimlerindeki eksikliklere dayanarak değerlendirmiştir.
🗂️ Dosyanın seyri: Yargıtay’da ilk derece yargılaması
Sanık suç tarihinde bir il Cumhuriyet başsavcı vekilidir. Görevin niteliği nedeniyle soruşturma ve kovuşturma 2802 sayılı Kanun’da öngörülen usule göre yürütülmüş ve yargılama ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 7. Ceza Dairesinde yapılmıştır. Daire 10.10.2024 tarihli hükmüyle şu sonuçlara ulaşmıştır:
| Hüküm unsuru | 7. Ceza Dairesinin kararı |
|---|---|
| Suç ve uygulanan maddeler | Haksız mal edinme; 3628 s. Kanun m.13/1, 14 ve TCK m.62, 53 |
| Ceza | 2 yıl 11 ay hapis ve 33.333 TL adli para cezası |
| Hak yoksunluğu | 2 yıl süreyle TCK 53/1-a’daki hakları kullanmaktan yasaklanma |
| Zoralım | Bir bağımsız bölüm, bahçeli dubleks ev ve bir ofisin değerleri de gözetilerek zoralımı |
Hüküm, sanık müdafii ile sanığın eşi olan malen sorumlunun vekili tarafından temyiz edilmiş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı onama istemiyle dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir.
🗣️ Sanık ve malen sorumlu eşin itirazları
Temyiz dilekçelerinde ileri sürülen itirazlar iki eksende toplanmıştır: hesabın doğruluğu ve eşin mülkiyeti.
- Taşınmazların yerinde görülmeden değerlendirildiği, raporun üç vergi müfettişinden oluşan heyetçe hazırlandığı ve heyette yaşam tarzı ile harcamaları değerlendirebilecek bir bilirkişinin bulunmadığı,
- Satın alınan taşınmazların değerinin fahiş, satılanların ise yalnızca tapudaki bedel üzerinden hesaplandığı; bir yazlığın başka bir yazlıkla takas edilip üzerine para verilerek alındığının gözetilmediği,
- Eşin maaşının bir internet sitesi verisinden yaklaşık olarak belirlendiği,
- Taşınmazların büyük kısmının eşe kalan miras ve bu mirasın satışıyla edinildiği,
- Zoralımı istenen taşınmazlardan ikisinin eş adına kayıtlı olduğu; malen sorumlu eşin duruşmalardan haberdar edilmediği, iddianamede ve mütalaada bu taşınmazlar için müsadere istenmediği ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği.
⚖️ Ceza Genel Kurulunun değerlendirmesi
Genel Kurul, incelenen dönemi 01.01.2015-31.12.2019 olarak esas almış ve sanığın ailevi gelirleri ile asgari giderleri karşısında mal varlığındaki artışın tasarruf edilebilir miktarın on katından fazla olduğunu bilirkişi raporlarıyla sabit görmüştür. Kararda öne çıkan olgular şunlardır:
- Kaynağı açıklanamayan tutar: Sanığın ve ailesinin mal varlığındaki artışın 8.139.218,64 TL’lik kısmının kaynağı tespit edilememiştir.
- Geç mal bildirimi: Sanık ve malen sorumlu tarafından edinilen yedi taşınmaz ve iki otomobil, 06.01.2020 tarihli genel mal beyanında bildirilmiş; ancak kanuni süreye uyulmamıştır.
- Düşük değer beyanı: Genel mal beyanına konu dört taşınmaz ve iki taşıt gerçek değerinin altında gösterilmiştir.
- Hiç bildirilmeyen varlıklar: Malen sorumluya ait banka hesabındaki 269.146,74 TL ile çocuğa ait bir taşıt mal beyanında yer almamıştır.
- Nakit alımlar: Yüksek tutarlı alımlarda ispat aracı niteliğindeki bankanın aracı kılınması gerektiğini bilebilecek konumdaki sanık, taşınır ve taşınmazları nakit ödemeyle satın almıştır.
- Miras savunması: Eşe veraset yoluyla intikal eden taşınmazlar dışında, menkul veya nakit bir değerin intikal ettiğine dair kanıtlayıcı bilgi ya da belge sunulmamıştır.
Genel Kurul bu unsurları tek tek değil, “bir bütün hâlinde” ele almıştır. Mal bildirimlerindeki gecikme ve eksiklik ya da nakit ödeme tek başına suçu kurmamakta; ancak açıklanamayan artışla birlikte değerlendirildiğinde savunmanın inandırıcılığını zayıflatan olgular olarak hükmün gerekçesine yansımaktadır. Bu nedenle, söz konusu hususların gerekçede yer almasının hukuka aykırı olduğu yönündeki temyiz itirazı da karşılık bulmamıştır.
Genel Kurul ayrıca, delillerin silahların eşitliği ve yüz yüzelik ilkeleri çerçevesinde tartışıldığını, vicdani kanının kesin ve çelişmeyen verilere dayandığını ve eylemin doğru nitelendirildiğini belirterek temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir.
🏠 Eş adına kayıtlı mal ve zoralım
Kararın uygulama açısından en önemli cümlesi zoralımla ilgilidir. Malen sorumlu eş, taşınmazların kendi adına kayıtlı olduğunu ve bunların sanığın malı gibi zoralıma konu edilemeyeceğini savunmuştur. Genel Kurul ise şu sonuca varmıştır:
Sanığın kaynağını açıklayamadığı taşınmazların evlilik birliği içerisinde salt eşinin adına kayıtlı olması, malen sorumluyu iyiniyetli üçüncü kişi konumuna getirmez.
Bu yaklaşımın arka planında 3628 sayılı Kanun’un 14. maddesindeki zoralım kuralı vardır: Hükmün konusu, haksız edinilen maldır; tapudaki malik sıfatı tek başına belirleyici değildir. Evlilik birliği içinde edinilen ve kaynağı açıklanamayan bir malın eş adına tescil edilmesi, malın haksız edinilmiş niteliğini değiştirmemektedir. Karar bu noktada, eş adına kayıtlı mallar için ayrıca bir kaynak açıklaması beklendiğini de göstermektedir; miras savunmasının yalnızca intikal eden taşınmazlar bakımından kabul görmesi bunun örneğidir.
Malen sorumlunun duruşmalardan haberdar edilmediği ve müsadere isteminde bulunulmadığı yönündeki itirazlar da Genel Kurulca yerinde görülmemiştir. Mülkiyet hakkı açısından elkoyma işlemlerinin gerekçesine ilişkin farklı bir bakış için eşlerin mallarına gerekçesiz elkoyma yazısına bakılabilir.
🧭 Karşı oy ve farklı gerekçe
Karar oy çokluğuyla verilmiş ve iki ayrı görüş metne yansımıştır:
- Farklı gerekçeyle onama: Bir üye, eylemlerin dört yıla yayılması ve taşınmazların farklı tarihlerde edinilmesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğini, ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bunun bozma nedeni yapılamayacağını belirtmiştir.
- Karşı oy: Bir üye, emlak bilirkişisi, hukukçu bilirkişi ve Sayıştay denetçisinden oluşan üç kişilik bağımsız bir heyetten rapor alınması gerektiğini; mevcut raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını ileri sürerek eksik inceleme gerekçesiyle karşı oy kullanmıştır.
Genel Kurul ayrıca, 3628 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca sanığın müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanması gerekirken yalnızca 2 yıl süreyle TCK 53/1-a’daki haklardan yasaklandığını tespit etmiştir. Ancak hüküm yalnızca sanık ve malen sorumlu tarafından temyiz edildiği için bu aykırılık, aleyhe bozma yasağı gereğince bozma nedeni yapılmamıştır. Bu not, aleyhe temyizin bulunmadığı dosyalarda tespit edilen hataların sanığın durumunu ağırlaştıracak biçimde düzeltilemeyeceğini somut biçimde göstermektedir.
💬 Sık sorulan sorular
Haksız mal edinme hangi durumda kabul ediliyor?
3628 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre, kanuna veya genel ahlaka uygun şekilde sağlandığı ispat edilemeyen mallar ve gelirle uyumlu görülmeyen harcamalar şeklindeki artışlar haksız mal edinme sayılır. Bu dosyada belirleyici olan, beş yıllık dönemde kaynağı açıklanamayan 8.139.218,64 TL’lik artış olmuştur.
Mal eş adına kayıtlıysa zoralım yapılabilir mi?
Ceza Genel Kurulu bu dosyada yapılabileceğini kabul etmiştir. Kaynağı açıklanamayan taşınmazın evlilik birliği içinde yalnızca eş adına kayıtlı olması, eşi iyiniyetli üçüncü kişi konumuna getirmemiş ve zoralım kararı onanmıştır.
Eşe kalan miras savunması neden yeterli görülmedi?
Karara göre eşe veraset yoluyla intikal eden taşınmazlar dışında, nakit veya menkul bir değerin intikal ettiğine dair kanıtlayıcı bir belge sunulmamıştır. Bu nedenle miras, açıklanamayan artışın kaynağı olarak kabul edilmemiştir.
Kamu hizmetlerinden yasaklanma neden müebbet olarak düzeltilmedi?
Genel Kurul, Kanun’un 15. maddesi gereğince müebbet yasaklama gerektiğini belirtmiş; ancak hükmü aleyhe temyiz eden bulunmadığından bu hatayı bozma nedeni yapmamıştır. Sonuçta 2 yıllık hak yoksunluğu içeren hüküm olduğu gibi onanmıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfasından ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, belirli bir kamu görevlisinin belirli bir dönemdeki mal varlığı artışına ve bu dosyadaki bilirkişi hesaplarına dayanmaktadır; gelir kaynakları, mal bildirimleri ve delil durumu farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



