Ceza HukukuEmsal Kararlar

Haksız Blokede Tazminat – Yargıtay 12. CD 2026/3460

Ceza soruşturmasında banka hesaplarına bloke konulması, eşyalara el konulması ve arama kararları çoğu zaman tutuklamanın gölgesinde kalır. Oysa beraat eden kişi bakımından bunlar da bağımsız birer tazminat sebebidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 07.04.2026 tarihli ve E.2022/6551, K.2026/3460 sayılı kararında tam da bunu vurgulamış; mahkemenin el koyma ve bloke taleplerini hiç karşılamadan karar vermesini bozma sebebi saymıştır.

Karar, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında sık rastlanan bir eksikliği ortaya koymaktadır: gözaltı ve tutukluluk kalemleri hesaplanırken, dava dilekçesinde ayrıca ileri sürülen el koyma ve bloke kalemlerinin sessizce atlanması.

Kısa özet: Davacı; haksız gözaltı, tutukluluk, haksız el koyma, haksız arama ve banka hesaplarına bloke konulması nedeniyle 5.000.000,00 TL maddi ve 3.000.000,00 TL manevi tazminat istemiştir. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 243 gün gözaltında ve tutuklu kalan davacı hakkında beraat kararı verilmiş ve karar 22.03.2018 tarihinde kesinleşmiştir. İlk derece mahkemesi 9.107,68 TL maddi ve 45.000,00 TL manevi tazminata hükmetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi manevi tazminatı artırarak istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Daire; maddi tazminatın eksik hesaplandığını, faiz başlangıcının hatalı belirlendiğini, el koyma ve bloke taleplerinin hiç karşılanmadığını ve manevi tazminatın ölçütlere uymadığını belirterek kararı 07.04.2026 tarihinde bozmuştur.

📁 Davanın konusu ve dayanağı

Karara göre tazminat talebinin dayanağı, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ceza dosyasıdır. Davacı 16.07.2016 – 16.03.2017 tarihleri arasında toplam 243 gün gözaltında ve tutuklu kalmış, yargılama sonunda beraatine hükmedilmiş, beraat hükmü 22.03.2018 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşen beraat hükmünün davacıya tebliğ edilmediği, buna karşın CMK’nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, aynı konuda açılmış başka bir dava bulunmadığı ve tutukluluk süresinin infaz görmediği tespit edilmiştir.

Davacının talebi yalnızca özgürlükten yoksun kalmaya dayanmamaktadır: dava dilekçesinde haksız arama kararı verildiği, eşyalarına haksız olarak el konulduğu ve iade edilmediği, banka hesaplarına haksız olarak el konulduğu ve bu nedenlerle zarara uğradığı da ileri sürülmüştür.

🧮 Maddi tazminat: hesap ve faiz başlangıcı

İlk derece mahkemesi 9.107,68 TL maddi tazminata hükmetmiş ve faizi ihraç tarihi olan 24.08.2016 tarihinden başlatmıştır. Daire bu hesabı iki yönden hatalı bulmuştur.

Birincisi hesabın tutarıdır. Kararda, kamu görevinden 24.08.2016 tarihinde tutuklu iken ihraç edilen davacının son maaşını Ağustos 2016’da aldığı; maddi zararın, ihraç edildiği ayı takip eden ayın 15. günü olan 15.09.2016 tarihinden tahliye tarihi olan 16.03.2017 tarihine kadar geçen süre için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiği belirtilmiştir. Bu yönteme göre ulaşılan tutar 8.084,34 TL’dir ve Daire bu miktarın altında kalacak şekilde eksik maddi tazminata hükmedilmesini hukuka aykırı bulmuştur.

İkincisi faiz başlangıcıdır. Daire, faiz başlangıç tarihinin 15.09.2016 olarak belirlenmesi gerekirken, ihraç işleminin kesinleşme tarihi olan 29.11.2016’nın esas alınmasını da bozma sebebi saymıştır.

🔒 El koyma ve bloke: CMK 141/1-(j)

Kararın en dikkat çekici bendi budur. Daire, davacının dava dilekçesiyle haksız arama, eşyalara el konulup iade edilmemesi ve banka hesaplarına el konulması iddialarını ileri sürdüğünü tespit ettikten sonra mahkemece yapılması gerekeni şöyle tarif etmiştir: söz konusu kararlar getirtilecek, CMK’nın 127 ve devamı maddelerine göre verilmiş bir el koyma kararı olup olmadığı tespit edilecek, el konulan eşyaların iade edilip edilmediği, edilmişse tarihi ve varsa zarar net biçimde belirlenecek; ardından CMK’nın 141/1-(j) maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı araştırılarak maddi tazminat talebi hakkında karar verilecektir.

Daire, ilk derece mahkemesinin davacının bu yöndeki talebini hiç karşılamadan eksik incelemeyle karar vermesini hukuka aykırı bulmuştur. Bu, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında el koyma ve bloke kalemlerinin ayrı bir inceleme konusu olduğunu gösteren net bir tespittir. El koymanın mülkiyet hakkı boyutu bakımından serideki uzun süren el koyma ve mülkiyet hakkı kararı da karşılaştırmalı olarak okunabilir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

⚖️ Manevi tazminatta ölçütler

Daire, manevi tazminat bakımından nesnel bir ölçüt bulunmadığını kabul etmekle birlikte hâkimin dikkate alması gereken unsurları saymıştır: davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faiziyle birlikte elde edilecek parasal değer.

Kararda, hükmedilecek miktarın hak ve nesafet ilkelerine uygun ve makul olması gerektiği belirtilmiş; belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmedilmesi bozma sebebi sayılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi manevi tazminatı artırarak düzeltme yoluna gitmiş olsa da, Daire bu artırımı yeterli görmemiştir.

🧩 Bozmanın kapsamı

Daire, davacı vekilinin sair temyiz sebeplerini reddetmiş; yukarıdaki üç bent yönünden temyiz istemlerini yerinde görerek Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararını CMK’nın 302/2. maddesi gereği ve tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle bozmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesi, temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması yönündeydi; Daire bu görüşe katılmamıştır.

Dava dosyası, CMK’nın 304/2-b maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiştir. Yargılama, bozma doğrultusunda devam edecektir.

📌 Kararın pratik değeri

Karar, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında talep kalemlerinin ayrı ayrı karşılanması gerektiğini göstermektedir. Gözaltı ve tutukluluk kalemi hesaplandığında dosyanın tamamlandığı varsayımı, kararda açıkça eksik inceleme sayılmıştır.

İkinci olarak karar, hesap yönteminin de denetlendiğini ortaya koymaktadır: maddi zararın hangi tarihten başlayacağı, hangi ücret esas alınarak hesaplanacağı ve faizin hangi tarihten işleyeceği ayrı ayrı incelenmiştir. Banka hesabına uzun süreli bloke konulmasının temel hak boyutu için serideki banka hesabında bloke kararı incelenebilir.

Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

El koyma nedeniyle tazminat hangi hükme dayanıyor?

Kararda CMK’nın 141/1-(j) maddesine atıf yapılmıştır. Mahkemeden istenen; ilgili kararların getirtilmesi, CMK’nın 127 ve devamı maddelerine göre verilmiş bir el koyma kararı olup olmadığının tespiti, el konulan eşyaların iade edilip edilmediğinin ve varsa zararın net biçimde belirlenmesi, ardından bu maddedeki şartların oluşup oluşmadığının araştırılmasıdır.

Maddi tazminat neye göre hesaplanıyor?

Bu dosyada, kamu görevinden ihraç edilen ve son maaşını Ağustos 2016’da alan davacı için zararın, ihracı takip eden ayın 15. gününden tahliye tarihine kadar geçen süre bakımından 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiği belirtilmiş ve bu yöntemle 8.084,34 TL’ye ulaşılmıştır.

Manevi tazminat miktarı nasıl belirleniyor?

Kararda nesnel bir ölçüt bulunmadığı kabul edilmekle birlikte; davacının sosyal ve ekonomik durumu, atılı suçun niteliği, olayın cereyan tarzı, tutuklu kalınan süre ve davanın kesinleşeceği tarihe kadar faiziyle elde edilecek parasal değer dikkate alınarak hak ve nesafete uygun makul bir miktarın tayin edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Beraat kararı tebliğ edilmemişse dava süresi işler mi?

Kararda, kesinleşen beraat hükmünün davacıya tebliğ edilmediği tespit edilmiş; buna karşın tutuklama tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan CMK’nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı belirlenerek yasal şartların oluştuğu kabul edilmiştir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Bozma kararı uyuşmazlığı kesin olarak sonuçlandırmaz. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu