Off-Shore Mevduatta Temerrüt Faizi – Danıştay VDDK 2025/453

Yirmi yıla yaklaşan bir alacak kovalamacasının sonunda tasarruf sahibine ödenen faiz, bu kez vergi dairesinin gündemine girer. 1999 yılında vadeli döviz hesabı açılmak üzere bir bankaya teslim edilen birikim, sahte talimatlarla Kuzey Kıbrıs’taki bir kıyı (off-shore) bankasına aktarılmış; tasarruf sahipleri parayı ancak yıllar süren bir ticaret davası ve icra takibiyle geri alabilmiştir. Takipte tahsil edilen faiz için gelir vergisi ve vergi ziyaı cezası salınınca uyuşmazlık şu soruya dönüşmüştür: Mahkeme kararıyla ödenen temerrüt faizi, Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesi anlamında menkul sermaye iradı mıdır?
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 18.06.2025 tarihli ve E.2023/965, K.2025/453 sayılı kararıyla, vergi mahkemesinin faiz kısmına ilişkin cezalı tarhiyatı kaldıran ısrar kararına yöneltilen davalı idarenin temyiz istemini oyçokluğuyla reddetmiştir. Kararda karar düzeltme yolu açık bırakılmıştır.
⚖️ Uyuşmazlığın özü: hangi faiz vergilenir?
Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesi, sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kâr payı, faiz, kira ve benzeri iratları menkul sermaye iradı olarak tanımlar. Maddenin ikinci fıkrası, “kaynağı ne olursa olsun” menkul sermaye iradı sayılan kalemleri tek tek sayar. Kararda bu fıkranın iki bendi öne çıkar: (6) numaralı bentteki her nevi alacak faizleri ve (7) numaralı bentteki mevduat faizleri.
Taraflardan biri, tasarruf sahibine ödenen faizi yatırılan anaparanın getirisi olarak görmüştür. Diğeri ise bu faizin, paranın zamanında iade edilmemesinden doğan zararın karşılığı olan bir temerrüt faizi olduğunu savunmuştur. Uyuşmazlık, bu iki nitelendirmeden hangisinin doğru olduğu üzerinde düğümlenmiştir.
🏦 Birikimin off-shore hesaba gidişi
Kararda aktarılan olaylara göre davacı ve iki kişi, ortak birikimleri olan 120.000 DM‘yi vadeli hesap açılmak üzere bir anonim şirket niteliğindeki bankaya tevdi etmiştir. Banka daha sonra Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmiştir. Paranın iadesi için yapılan başvuru; paranın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde mukim bir bankaya aktarıldığı, off-shore hesaba aktarılan paranın devlet güvencesi bulunmadığı için ödenemeyeceği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Tasarruf sahipleri, böyle bir talimat vermediklerini ve paranın büyük olasılıkla sahte belgeyle aktarıldığını ileri sürerek alacak davası açmıştır. Asliye ticaret mahkemesinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, off-shore aktarım talimatlarındaki imzaların davacıların eli ürünü olmadığı ve sahte olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme şu hesabı yapmıştır:
- 120.000 DM’nin karşılığı 61.355,03 Euro; hesabın açıldığı 25.11.1999’dan vade sonu olan 27.12.1999’a kadar işleyen faiz 1.042,19 Euro, toplam 62.397,22 Euro.
- Bunun 1.000 Euro’luk kısmına dava tarihi olan 12.06.2002’den, vade faizi mahsup edilen bakiye 60.355,03 Euro‘ya ise ıslah tarihi olan 09.02.2007’den itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesine göre değişken oranlı Euro temerrüt faizi.
Bu alacak icra yoluyla tahsil edilmiştir. Dördüncü Dairenin kararında, faizin 11.06.2010 tarihinde ödendiği belirtilmiştir. Vergi idaresi ise icra yoluyla elde edilen faizin alacak faizi olduğunu ve beyan edilmediğini kabul etmiş; takdir komisyonu, icra yoluyla ödenen tutarın tamamını matrah olarak takdir etmiş ve davacı adına 2010 yılı için gelir vergisi ile bir kat vergi ziyaı cezası salınmıştır.
Off-shore bankacılık uyuşmazlıklarının idari yargı boyutuna ilişkin başka bir örnek için sitedeki off-shore mevduatta iflas masası ve idari dava yazısına bakılabilir.
🔁 Vergi mahkemesi ile Dördüncü Daire arasındaki gidiş-geliş
Dosya, idari yargıda birkaç tur dolaşmıştır:
- İlk karar: İdarenin savunmasından cezalı tarhiyatın düzeltme fişiyle terkin edildiği anlaşıldığından vergi mahkemesi, davanın konusuz kaldığına hükmetmiştir.
- İlk bozma: Danıştay Dördüncü Dairesi, idarenin temyiz dilekçesinde yalnızca anaparadan kaynaklanan kısmın terkin edildiği, faiz kısmının terkin edilmediği belirtildiğinden, terkin edilmeyen kısım yönünden işin esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.
- Bozmaya uyma kararı: Vergi mahkemesi, anapara kısmı için karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Faiz kısmı için ise faizin, davacının döviz hesabındaki paraya bankaya 1999’da el konulması ve fona devredilmesi nedeniyle erişememesi, paranın zamanında iade ve ödenmemesi yüzünden uğradığı zarar karşılığında hükmedilen temerrüt faizi olduğunu, temerrüt faizinin GVK 75 uyarınca menkul sermaye iradı sayılamayacağını belirterek cezalı tarhiyatı kaldırmıştır.
- İkinci bozma: Dördüncü Daire, 21.10.2021 tarihli ve E.2021/1009, K.2021/5396 sayılı kararıyla bu kez esastan bozmuştur. Daireye göre off-shore bankalar, kanuni ve iş merkezi yurt dışında olsa da mevduat toplama işi yaptıkları için GVK 75/2-(7) anlamında “banka” kapsamındadır; bunlardan TL cinsinden elde edilen faiz tutarı ne olursa olsun beyan edilmelidir. Ödenen faiz, 25.11.1999’da yatırılan anaparanın karşılığıdır ve nakdi sermayeden elde edildiği için menkul sermaye iradıdır.
- Israr: Vergi mahkemesi, anapara yönündeki hüküm fıkrasının temyiz edilmeyerek kesinleştiğini belirtmiş ve faiz kısmı için önceki kararında ısrar etmiştir.
🏛️ Kurul ne dedi?
Davalı idare, ısrar kararını temyiz ederek faizin nakdi sermayeden elde edildiği için menkul sermaye iradı sayılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı cevap vermemiş, Danıştay Tetkik Hâkimi ise temyiz isteminin reddi gerektiği görüşünü bildirmiştir.
Vergi Dava Daireleri Kurulu, İYUK’un 49. maddesindeki bozma sebeplerini hatırlatarak temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığına karar vermiş ve temyiz istemini reddetmiştir. Karar oyçokluğuyla verilmiş; karşı oyda, ısrar kararının Dördüncü Dairenin gerekçesi uyarınca bozulması gerektiği belirtilmiştir. Hüküm fıkrasında, 2577 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen 54. maddesi gereğince tebliğden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık tutulmuştur.
Kurul ayrıntılı bir gerekçe yazmamıştır. Bu nedenle kararın içeriği, ayakta kalan vergi mahkemesi gerekçesiyle birlikte okunmalıdır: Faiz, paranın geç iadesinden doğan zararın karşılığı olarak hükmedilmiş bir temerrüt faizidir ve vergi mahkemesine göre GVK 75 kapsamına girmez.
🔍 Mevduat faizi ile temerrüt faizi ayrımı
Dosyadaki iki yaklaşım, aynı ödeme için farklı kaynaklara bakar:
- Dördüncü Dairenin yaklaşımı: Ödemenin dayanağı yatırılan anaparadır. Off-shore banka da mevduat toplayan bir kuruluştur; dolayısıyla ödenen faiz mevduat faizi ya da alacak faizi niteliğinde bir menkul sermaye iradıdır.
- Vergi mahkemesinin yaklaşımı: Ödemenin dayanağı mahkeme kararıdır ve bu karar, paranın zamanında iade edilmemesi nedeniyle 3095 sayılı Kanun’a göre temerrüt faizine hükmetmiştir. Bu faiz, sermayenin işletilmesinin getirisi değil, borçlunun temerrüdünden doğan zararın karşılığıdır.
Hesap tablosu da bu ayrımı destekleyen bir görünüm sunar: Mahkeme, vade sonuna kadar işleyen 1.042,19 Euro’luk akdi faizi anaparaya eklemiş, sonraki dönem için ise ayrıca temerrüt faizine hükmetmiştir. Uyuşmazlık konusu olan, icra yoluyla ödenen bu faizin vergilendirilmesidir. Vergi mahkemesinin kararında anapara kısmının vergilendirilmesi, idarenin düzeltme fişiyle terkini nedeniyle tartışma dışında kalmıştır.
Menkul sermaye iratlarında vergilendirme hatası ile hukuki ihtilaf ayrımına ilişkin bir başka Kurul kararı için sitedeki DİBS faizinde stopaj iadesi yazısı incelenebilir.
💼 Yatırımcı açısından anlamı
Batık bankalar, off-shore aktarımlar veya geç ödenen yatırım alacakları nedeniyle yıllar sonra tahsilat yapan kişiler için karar, tahsil edilen tutarın bileşenlerinin ayrı ayrı nitelendirilmesi gerektiğini gösterir. Anapara, sözleşmeye dayalı vade faizi ve mahkemece hükmedilen temerrüt faizi aynı icra dosyasında tahsil edilse de vergi hukuku bakımından aynı muameleye tabi tutulmayabilir.
Bununla birlikte kararın sınırları da açıktır:
- Kurul kendi gerekçesini yazmamış, yalnızca ısrar kararını bozmayı gerektiren bir neden görmemiştir.
- Karar oyçokluğuyla verilmiş ve karar düzeltme yolu açık bırakılmıştır.
- Dördüncü Dairenin, off-shore bankalardan TL cinsinden elde edilen faizlerin beyanı gerektiği yönündeki görüşü, kararda karşı oy sahiplerince benimsenmiştir.
- Uyuşmazlık 2010 yılına ve o tarihteki mevzuata ilişkindir; güncel dönemlerde beyan sınırları ve tevkifat rejimi farklı değerlendirmelere konu olabilir.
💬 Merak edilenler
Kurul temerrüt faizinin hiçbir zaman vergilendirilemeyeceğini mi söyledi?
Anapara için salınan vergi ne oldu?
Off-shore bankalar vergi hukukunda banka sayılıyor mu?
Bu karar kesin mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun resmî ictihat arşivinde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, kararda aktarılan yargılama sürecine dayanır; taraf, banka ve mahkeme bilgileri kaynakta anonimdir. Kurul kararı ısrar kararına yöneltilen temyiz isteminin reddine ilişkin olup oyçokluğuyla verilmiş ve karar düzeltme yolu açık bırakılmıştır. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar karar metninde aktarıldığı kadarıyla bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara ve dönemlere ait dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



