Doçentlikte Önlisans Dersi Şartı – Danıştay 8. D 2026/1003

Doktorasını tamamlamış, ancak bir üniversitede kadrolu çalışmayan bir araştırmacı için doçentlik başvurusu, 2023 yazında yapılan değişikliklerle birlikte yeni bir engelle karşılaştı: Başvurabilmek için dört yarıyıl ya da iki yıl boyunca lisans veya lisansüstü düzeyde ders vermiş olmak gerekiyordu. Daha önce bir dönem önlisans dersi vermek yeterli sayılıyordu; yeni tabloda önlisans ise hiç anılmıyordu. Üstelik üniversitede iki yıl kadrolu çalışanlar, hangi düzeyde ders verdiklerine bakılmaksızın bu şartı karşılamış kabul ediliyordu. Danıştay’ın yanıtladığı soru şuydu: Doçentlik kriterlerini belirleme yetkisi, kadrolu olan ile olmayan aday arasında gerekçesiz bir ayrım yapılmasına izin verir mi?
Danıştay 8. Dairesi, 24.02.2026 tarihli ve E.2023/6088, K.2026/1003 sayılı kararıyla, doçentlik başvuru şartlarına ilişkin düzenlemenin “Eğitim-Öğretim” bölümünde “önlisans dersi vermiş olmak” ibaresine yer verilmemesi suretiyle oluşan eksik düzenlemeyi oyçokluğuyla iptal etmiş, dava konusu edilen diğer yedi ibare ve geçiş hükmü yönünden ise davayı reddetmiştir.
🎓 Dava konusu dokuz düzenleme
Doçentlik başvuru şartları her temel alan için ayrı puan tablolarıyla belirlenir. Davacı sendika, 2023 değişikliğindeki şu hususları dava konusu yapmıştır:
- “Lisansüstü Tezlerden Üretilmiş Yayın” ve “Bilimsel Toplantı” bölümlerinde, toplantının düzenleme komitesinde resmî olarak görevlendirilmiş akademisyen temsilcisi bulunması şartı,
- Kitap bölümlerinin puanlanması için editörün YÖKSİS veri tabanına kayıtlı öğretim üyesi olması şartı (iki ayrı bölümde),
- Yalnız ders kitabı dışındaki özgün bilimsel kitapların ve aynı kitaptaki bölümlerden yalnız birinin puanlanabilmesi; kitabın tüm bölümlerinin başvurulan bilim alanıyla ilgili olması zorunluluğu,
- Aynı bilimsel toplantıda sunulan en fazla bir çalışmanın puanlanabilmesi,
- “Eğitim-Öğretim” bölümünde en az 2 puan alma zorunluluğu,
- Aynı bölümde “önlisans dersi vermiş olmak” ibaresine yer verilmemesi nedeniyle eksik düzenleme,
- Değişikliklerin en az dört akademik yarıyıl sonra yürürlüğe gireceğine ilişkin bir geçiş hükmü bulunmaması.
📑 Sendikanın iddiaları ve idarelerin savunması
Davacı sendika, düzenlemelerin somut bir gerekçeye dayanmadığını, bilimsel kaliteyi artırma amacı taşımadığını, bazı çalışmaların şarta bağlanmasının eşitlik ilkesine ve Anayasa’nın 27. maddesindeki bilim ve sanat özgürlüğüne aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca “en az 2 puan” zorunluluğunun kadrosuz adaylarca karşılanamayacağını ve geçiş süresi tanınmamasının hukuki güvenliği zedelediğini savunmuştur.
Davalı idarelerden biri, davanın süresinde açılmadığını ve davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığını da ileri sürmüştür. Esasa ilişkin savunmada ise akademisyen temsilcisi şartının toplantının gerçekten akademik olduğundan emin olmak için getirildiği, YÖKSİS kayıtlı editör düzenlemesinin editör kapsamını genişlettiği için adayların lehine olduğu, ders verme şartlarının bilimsel kaliteyi artırmayı amaçladığı ve kriter değişikliklerinin Doçentlik Yönetmeliği’nin 3. maddesi uyarınca zaten ikinci başvuru döneminde uygulandığı belirtilmiştir. Kararda süre ve ehliyet itirazlarına ayrıca yer verilmemiş, Daire uyuşmazlığın esasını incelemiştir.
✂️ İptal edilen kısım: Önlisans dersi ve kadro ayrımı
Kararın en dikkat çekici bölümü, ders verme şartının nasıl kurgulandığına ilişkindir. Karar metnine göre:
- 2023 Mart başvuru dönemine kadar uygulanan kriterlerde, adayın bir dönem önlisans dersi vermiş olması yeterli görülüyordu.
- Yeni düzenlemeyle adaylardan, doktoradan sonra dönemlik programlarda dört farklı yarıyılda veya yıllık programlarda iki farklı yılda lisans/lisansüstü ders vermiş olmaları istendi.
- Bu şartın istisnası olarak, doktora unvanından sonra yükseköğretim kurumlarında en az 2 yıl kadrolu öğretim elemanı olarak çalışanların şartı sağlamış sayılacağı kabul edildi.
Daire, bu yapının sonucunu şöyle tespit etmiştir: Kadrolu olarak iki yıl görev yapan kişi, önlisans, lisans veya lisansüstü ders verip vermediğine bakılmaksızın şartı karşılamaktadır; kadrolu olmayan kişi ise şartı yalnızca lisans veya lisansüstü ders vererek sağlayabilmektedir. Kararın ifadesiyle, “böyle bir ayrıma gidilmesinin nedenlerinin davalı idarelerce ortaya konulmadığı açıktır.”
Daire ayrıca, uzun süre uygulanan “önlisans dersi vermiş olmak yeterlidir” uygulamasına hangi hizmet gerekleri ve kamu yararı gerekçesiyle son verildiğinin somut bilgi ve belgelerle savunulamadığını belirtmiştir. Bu iki tespit birleşince, “önlisans dersi vermiş olmak” ibaresine yer verilmemesi nedeniyle eksik kalan düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmış ve bu kısım iptal edilmiştir.
Burada iptal edilen şey yazılı bir ibare değil, bir boşluktur: Ders verme şartının kendisi değil, önlisans derslerinin hesaba katılmaması hukuka aykırı bulunmuştur.
🧾 Reddedilen kısımlar ve gerekçeleri
Daire, diğer düzenlemelerin her birini ayrı ayrı incelemiş ve şu sonuçlara ulaşmıştır:
- Akademisyen temsilcisi şartı: Düzenlemenin bilimselliğin ve akademik değerlerin korunmasına yönelik olduğu; düzenleme komitesinde resmî olarak görevlendirilmiş akademisyen temsilcisi aranmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir (oyçokluğu).
- YÖKSİS kayıtlı editör şartı: 17.08.2023 değişikliğiyle editörün profesör olması ve üniversitesinden resmî izin alması şartı kaldırılmış, doçent ve doktor öğretim üyelerinin editörlüğündeki kitaplara da yer açılmıştır. Daire bunu adayların lehine bir genişleme olarak değerlendirmiş, editörlerin YÖKSİS’e kayıtlı öğretim üyeleriyle sınırlanmasını kamu yararına aykırı görmemiştir.
- Kitap bölümü sınırlaması: Akademik unvan süreçlerinde çalışmanın başvurulan bilim alanıyla doğrudan bağlantılı olmasının temel bir gereklilik olduğu; kitabın tüm bölümlerinin alanla ilgili olmasının aranmasının makul ve objektif bir ölçüt olduğu belirtilmiştir.
- Aynı toplantıda tek çalışma: Sınırlamanın, çalışmaların farklı akademik platformlarda sunulmasını teşvik ettiği ve akademik etkileşimi artırmayı amaçladığı kabul edilmiştir.
- “En az 2 puan” zorunluluğu: Öğretim üyeliğinin araştırmanın yanında öğrenci yetiştirmeyi de içerdiği, asgari akademik tecrübe birikiminin aranmasının liyakat ve kaliteye hizmet ettiği gerekçesiyle hukuka uygun bulunmuştur.
- Geçiş hükmü: Doçentlik Yönetmeliği’nin 3. maddesi, kriter değişikliklerinin kabul tarihinden sonraki ikinci başvuru döneminde uygulanacağını zaten öngördüğünden, ayrıca dört yarıyıllık bir geçiş süresi öngörülmemesi eksiklik sayılmamıştır.
🗳️ Karşı oylar ve Danıştay Savcısının düşüncesi
Karar oy birliğiyle verilmemiştir. İki ayrı karşı oy yazısı bulunmaktadır:
Akademisyen temsilcisi şartına ilişkin karşı oy (iki üye): Doçent adaylarının sunduğu çalışmaların zaten Üniversitelerarası Kurulca oluşturulan jüri tarafından bilimsel yeterlilik yönünden denetlendiği; bu denetim varken toplantının düzenleme komitesinde görevlendirilmiş temsilci aranmasının kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka uygun olmadığı ve bu kısmın da iptali gerektiği savunulmuştur.
Önlisans dersine ilişkin karşı oy (bir üye): Akademik kariyerin birikimli olarak ilerlediği, doçent adaylarından yalnız lisans ve lisansüstü ders verme şartı aranmasının bilimsel kaliteyi artırma amacına yönelik olduğu ve bu kısım yönünden de davanın reddi gerektiği belirtilmiştir.
Danıştay Savcısının düşüncesi ise kararın sonucundan bir noktada ayrılmaktadır. Savcı, önlisans eksikliği yanında “en az 2 puan almak zorunludur” ibaresinin de iptal edilmesi gerektiğini; çünkü kadrolu olmayan adayların ders verecek bir üniversite bulamamaları veya görevlendirilmemeleri hâlinde bu şartı sağlayamayacaklarını ve zorlaştırmanın bilimsel gerekçesinin ortaya konulamadığını belirtmiştir. Daire bu görüşe katılmamış, 2 puan zorunluluğunu oy birliğiyle hukuka uygun bulmuştur. Tetkik hâkimi ise davanın tamamen reddi yönünde görüş bildirmiştir.
⚖️ Takdir yetkisinin denetimi: Kararın yöntemi
Kararın hukuki dayanağı, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 24. maddesidir. Bu hükme göre doçentlik başvurusu için adayın, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışma yapmış olması gerekir; yayın ve çalışmalara ilişkin esas ve usuller ise yönetmelikle belirlenir.
Daire, davalı idarelerin bu şartları belirleme yetkisine sahip olduğunun “tartışmasız” olduğunu kabul etmiş; ancak yetkinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılıp kullanılmadığının denetleneceğini vurgulamıştır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesinin, kanun koyucunun takdir yetkisini adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütleriyle kullanması gerektiğine ilişkin yaklaşımının, türev nitelikte düzenleme yapan idarenin işlemlerinin denetiminde de ölçüt alınabileceğini belirtmiştir.
Sonuçta amaçla bağlantısı açıklanabilen koşullar ayakta kalmış; iptal gerekçesinde ise iki unsur birlikte kullanılmıştır: gerekçesiz ayrım ve köklü bir uygulamadan dönülmesinin somut bilgi ve belgeyle açıklanamaması.
Akademik personel rejimine ilişkin düzenleyici işlemlerde haklı beklenti tartışması için dikey geçişte mimarlığın kaldırılması yazısına, yönetmelik değişikliğiyle hak kaybı meselesi için ise yönetmelik iptali ve haklı beklenti yazısına göz atılabilir.
🔎 Merak edilenler
Bu kararla doçentlikte ders verme şartı tamamen kalktı mı?
Kadrolu öğretim elemanları ile kadrosuz adaylar arasındaki fark neden önemli bulundu?
Bilimsel toplantıda akademisyen temsilcisi şartı neden iptal edilmedi?
Kriter değişikliklerinin hemen uygulanması hukuki güvenliğe aykırı mı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer içtihat değerlendirmelerine ise Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 8. Dairesinin ilk derece sıfatıyla verdiği ve mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden yayımlanan kısmen iptal kararından derlenmiştir. Taraf ve üye adları kaynakta anonimdir. Karar temyiz yoluna tabidir ve kesinleşme durumu yazının hazırlandığı tarihte karar metninden anlaşılamamaktadır. Doçentlik kriterleri sonraki dönemlerde değişmiş olabilir; mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



