Yurt Dışı Şirketle İzinsiz Forex – Yargıtay 7. CD 2024/8652

Şirket İngiltere’de kurulu, oradaki kurallara uygun çalışıyor; Türkiye’de ofis yok, müşteriler paralarını doğrudan yurt dışındaki hesaba gönderiyor. Yatırım vaadiyle para toplayan pek çok yapının savunması bu anlatıma benzer. Türkiye’de yaşayan kişilere ulaşıp onlarla portföy yönetimi sözleşmesi imzalayan, paraları yabancı bir şirketin yurt dışındaki hesaplarına aktaran kişi, Sermaye Piyasası Kurulundan izin almadığı için Türk ceza hukukuna göre sorumlu olur mu? Yoksa faaliyetin yurt dışı merkezli olması bu sorumluluğu ortadan kaldırır mı?
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 14.10.2024 tarihli ve E.2024/768, K.2024/8652 sayılı kararıyla, SPK izni olmadan portföy yönetimi faaliyeti yürüterek piyasadan para topladığı kabul edilen sanık hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünü oy birliğiyle onamıştır.
📄 İddianamedeki anlatım
Karar metnine göre soruşturmada şu olgular tespit edilmiştir:
- Sanık, yatırım yapmak isteyen ve çeşitli yollarla kendisine ulaşan vatandaşlara yurt dışında büyük miktarda portföy yönettiklerini, bu şekilde yatırımlarını işletebileceklerini söylemiştir.
- Bu şekilde temin edilen müşterilerle sözleşmeler imzalanmıştır.
- Müşterilerin paraları, İngiltere’de mukim Golden Door Capitals isimli şirketin yine İngiltere’deki hesaplarına aktarılmıştır.
- Portföy yönetimi ve sermaye piyasasında faaliyet göstermek için Sermaye Piyasası Kurulundan alınmış bir izin bulunmamaktadır.
Bu tespitler üzerine, karar incelemesi dışında kalan bir başka sanıkla birlikte sanık hakkında 6362 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. Dosyanın Yargıtaya ilk gelişi bu karar değildir: Daire kararında, temyiz edilen hükmün bozma üzerine kurulan hüküm olduğu belirtilmektedir. Asliye ceza mahkemesinin 2022/226 E., 2023/551 K. sayılı kararı, bozmadan sonra verilen bu yeni hükümdür.
🇬🇧 “Faaliyetimiz İngiltere’de” savunması
Sanık, suçlamayı kabul etmemiştir. Savunmasının ana hatları şöyledir:
- Şirketi İngiltere’de bulunmaktadır ve oradaki düzenlemelere uygun faaliyet göstermektedir.
- Türkiye’de bir faaliyetleri yoktur.
- Türkiye’den müşterileri bulunmakla birlikte bu kişiler paralarını İngiltere’deki şirkete göndermiştir.
Bu savunma, faaliyetin hukuken nerede icra edildiği sorusunu gündeme getirir. Sanığın beyanında dahi müşterilerin Türkiye’den olduğu kabul edilmektedir. Karar metnine göre müşteriler sanığa “çeşitli yollarla” ulaşmış, sözleşmeler sanıkla yapılmış ve sanık bu kişilere yatırımlarını işletebileceklerini anlatmıştır. Paranın son durağının yurt dışındaki bir hesap olması, müşterinin bulunması, ikna edilmesi ve sözleşmenin kurulması aşamalarını ortadan kaldırmamaktadır.
Daire, savunmayı ayrıca tartışan uzun bir gerekçe yazmamış; ancak tüm dosya kapsamına göre sanığın SPK izni olmadan portföy yönetimi faaliyeti yürütüp piyasadan para topladığını kabul eden ilk derece mahkemesi kabulünü hukuka uygun bulmuştur. Bu sonuç, yabancı bir şirketin varlığının veya yurt dışında kurulmuş olmasının, Türkiye’deki kişilere yönelik faaliyeti SPK izni yükümlülüğünün dışına çıkarmadığı yönündeki kabulü yansıtmaktadır.
📊 Bilirkişi faaliyeti nasıl nitelendirdi?
Yargılamada alınan bilirkişi raporu, uyuşmazlığın teknik yönünü açıklığa kavuşturmuştur. Rapora göre:
- Sanıkların faaliyeti, sermaye piyasası faaliyeti olarak, oluşturdukları portföy ile FOREX işlemleri gerçekleştirmek şeklinde nitelendirilebilir.
- Bu faaliyet ancak Sermaye Piyasası Kurulunun izniyle gerçekleştirilebilir.
- Sanıkların bu yönde bir izni bulunmamaktadır.
Raporun önemi, faaliyetin adının değil içeriğinin esas alınmasıdır. Müşterilerden toplanan paralarla bir portföy oluşturulması ve bu portföyle döviz piyasasında işlem yapılması, 6362 sayılı Kanun’un düzenlediği yatırım hizmetleri arasında sayılan portföy yöneticiliği kapsamında değerlendirilmiştir. Yurt dışındaki forex şirketlerine yatırımcı yönlendirmesinin idari yaptırım boyutu için yurt dışı forex şirketine yönlendirme yazısına bakılabilir.
🏛️ Dairenin onama gerekçesi
Sanık ve müdafii, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. Yargıtay 7. Ceza Dairesi gerekçesinde şu noktaları vurgulamıştır:
- Tüm dosya kapsamına göre sanığın SPK’dan izni olmadığı hâlde portföy yönetimi faaliyetleri yürüterek piyasadan para topladığı anlaşılmaktadır.
- Bu nedenle sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilmesinde isabetsizlik yoktur.
- Sanık hakkında, sonradan yürürlüğe giren ve lehe hükümler içeren 6362 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
- İddia ve savunmalar delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışılmış, vicdani kanaat dosyadaki belge ve bilgilere dayanmış, suç vasfı ve yaptırım doğru belirlenmiştir.
Bu gerekçeyle sanık ve müdafiin temyiz sebepleri reddedilmiş, hüküm Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle onanmıştır. Gerekçedeki “sonradan yürürlüğe giren ve lehe hükümler içeren” ifadesi, eylemin önceki kanun döneminde başladığını ve mahkemenin iki kanunu karşılaştırarak sanık lehine olanı uyguladığını göstermektedir.
📘 6362 sayılı Kanun’da izin sistemi
Kararın dayandığı izin sistemi, 6362 sayılı Kanun’un birkaç maddesinin birlikte okunmasıyla ortaya çıkar:
- m.37/1-(ç): Portföy yöneticiliği, Kanun kapsamındaki yatırım hizmetleri ve faaliyetleri arasında sayılmıştır.
- m.39/1: Yatırım hizmetlerinin ve faaliyetlerinin düzenli uğraşı, ticari veya mesleki faaliyet olarak icra edilebilmesi için Kuruldan izin alınması zorunludur ve bu hizmetler ancak yatırım kuruluşları tarafından yerine getirilebilir.
- m.39/5: Özel kanunlarıyla yetkili kılınmış olsalar dahi Kanunda sayılan şartları taşımayan ve Kurulca izin verilmeyen kişi ve kuruluşlar yatırım hizmetleri ve faaliyetlerinde bulunamaz.
- m.109/2: Sermaye piyasasında izinsiz olarak faaliyette bulunanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Somut olayda sanığın savunması, faaliyetin yabancı bir ülkenin düzenlemelerine uygun olduğu iddiasına dayanmıştır. Ancak Kanun’un aradığı izin Sermaye Piyasası Kurulunun iznidir; Daire de değerlendirmesini SPK izninin yokluğuna dayandırmıştır. İzinsiz forex faaliyetine para toplayarak katkı sağlayan kişinin sorumluluğuna ilişkin farklı bir kararın değerlendirmesi için izinsiz forex’te yardım eden yazısı incelenebilir.
🆕 Kripto varlık hizmet sağlayıcıları için ayrı suç tipi
İncelenen karar forex ve portföy yönetimine ilişkindir. Benzer “yurt dışı merkezli platform” savunmaları bugün kripto varlık alanında da sık görülmektedir. 26.06.2024 tarihli ve 7518 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle 6362 sayılı Kanun’a eklenen m.109/A, izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığını ayrı bir suç olarak düzenlemiştir:
- İzin almaksızın kripto varlık hizmet sağlayıcı olarak faaliyet yürüttüğü tespit edilen gerçek kişiler ve tüzel kişilerin yetkilileri,
- üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Bu düzenleme, m.109/2’deki genel izinsiz faaliyet suçunun yanında kripto varlık alanı için özel bir hüküm getirmiştir. İncelenen kararda m.109/A uygulanmamıştır; hüküm, eklenmesinden önceki bir eyleme ve forex/portföy yönetimine ilişkindir. Bununla birlikte kararın, Türkiye’deki kişilere yönelik faaliyette SPK izninin yokluğunu belirleyici sayan yaklaşımı, kripto alanındaki tartışmalar için de dikkate değerdir.
🙋 Sık sorulan sorular
Şirketin İngiltere'de kurulu olması sanığı sorumluluktan kurtardı mı?
Faaliyet neden sermaye piyasası faaliyeti sayıldı?
Kararda geçen 'lehe hükümler' ifadesi ne anlama geliyor?
Kripto varlık platformları için aynı suç mu uygulanır?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından ve kararda özetlenen ilk derece yargılamasından derlenmiştir. Sanıkların ve müşterilerin kimlikleri yazıya alınmamıştır; şirket adı karar metnindeki hâliyle aktarılmıştır. Mevzuat hükümleri yazının hazırlandığı tarihteki metinleriyle verilmiştir. Kararın sonucu somut dosyadaki delillere dayanmaktadır; farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



