Silahsız Sanık Fail mi Yardımcı mı? – Yargıtay CGK 2026/446

Üç kişi aynı öfkeyle aynı kapıya yürür. Biri taş alır, biri karşısındakine yumruk atar, üçüncüsü ise belindeki tabancayı çekip ateş eder. Ortaya iki ölüm ve bir yaralanma çıkar. Tetiği çeken kişinin sorumluluğu tartışmasızdır; asıl soru, eli silahsız olan iki kişi için sorulur: Onlar da öldürme fiilinin ortak sahibi, yani müşterek fail midir, yoksa yalnızca silahlı olanın kararını güçlendiren yardım edenler mi? Ayrım, ceza miktarında yıllar fark yaratır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 01.07.2026 tarihli ve E.2024/504, K.2026/446 sayılı kararıyla, iki sanığı müşterek fail sayarak ikişer kez 25 yıl hapis cezasına çarptıran ilk derece mahkemesinin direnme hükmünü bozmuştur. Kurula göre olay yerinde taş alıp tepki göstermek ve maktullerden birine yumruk atmak, silahlı failin işlediği öldürme suçları üzerinde ortak hâkimiyet kurmak anlamına gelmez; bu sanıklar TCK m.39 kapsamında yardım eden sıfatıyla sorumludur. Üçüncü maktule ilişkin lehe kanun karşılaştırması da hukuka aykırı bulunmuştur.
🏗️ Kooperatifte başlayan husumet
Karar metnine göre inşaat işiyle uğraşan sanıklar ve dosyası ayrılan (inceleme dışı) diğer sanık, 1996 yılında arsa sahibi olan maktullerden biriyle inşaat yapmak üzere anlaşmış, inşaata 1998 yılında başlanmıştır. Kooperatifin başkanı inceleme dışı sanık, diğer iki sanık ise yönetim kurulu üyesidir. İnşaatın zamanında bitirilememesi üzerine arsa sahibi maktul rahatsızlığını dile getirmiş, 2005 yılındaki genel kurulda mevcut yönetim görevden alınmış ve yönetim kurulu başkanlığına bu maktul seçilmiştir.
Eski yönetim bu sonuçtan arsa sahibi maktulü sorumlu tutmuş, husumet olay gününe kadar sürmüştür. Olay günü yeni yönetim, kooperatife ait kilitli bir ofisin kapısını çilingirle açtırarak yerleşmeye başlamıştır. Bunu haber alan sanıklar, hesap sormak için yeni ofise gitmiştir.
Derece mahkemelerince kabul edilen oluşa göre sanıklardan biri “Kime sordunuz da dükkânı açtınız?” diyerek tepki göstermiş ve yerden taş almış, diğeri ise maktullerden birine hakaret ederek yumrukla vurmuştur. Bu sırada arkalarında bulunan inceleme dışı sanık, katılana doğru tabancasını ateşlemiş, katılan kaçarak bir iş yerine sığınmıştır. Ardından iki maktul vurulmuş, fail “Başka var mı?” diyerek havaya ateş etmiştir. İnceleme dışı sanık daha sonra yakındaki evine yürüdüğü üçüncü maktulü de vurarak öldürmüş; bu sırada sanıklardan biri de onunla birlikte maktulün evine doğru gitmiştir.
Sanıklar olaya karışmadıklarını ve silah kullanmadıklarını savunmuştur; tanıklar sanıkların elinde silah görmediklerini belirtmiştir.
⚖️ Mahkeme ile Özel Daire arasındaki ayrılık
Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesi, iki sanığı iki maktule karşı kasten öldürme suçundan TCK m.37 ve 81/1 uyarınca ikişer kez 25’er yıl, katılana karşı kasten öldürmeye teşebbüsten 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırmıştır. Üçüncü maktulün evine birlikte giden sanık hakkında ise o maktule yönelik eylem nedeniyle yardım eden sıfatıyla 8 yıl 4 ay hapis cezası verilmiştir. İstinaf başvuruları esastan reddedilmiştir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 11.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla bozma kararı vermiştir. Daireye göre sanıkların eylemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde suç üzerinde müşterek hâkimiyet kurulduğu söylenemez; sanıklar olay yerinde manevi destek vererek inceleme dışı sanığın suç işleme kararını kuvvetlendirmiş ve birlikte olay yerinden ayrılmıştır. Bu nedenle haklarında TCK m.39/2-c kapsamında yardım eden olarak hüküm kurulmalıdır.
İlk derece mahkemesi 21.12.2023 tarihinde bozmaya direnmiştir. Mahkemeye göre sanıklar baştan beri silahlı sanıkla birlikte hareket etmiş, silahtan haberdar olmadıkları savunması inandırıcı değildir ve fikir ve eylem birliği içinde fiil üzerinde hâkimiyet kurmuşlardır. Özel Daire direnmeyi yerinde görmeyince dosya Ceza Genel Kuruluna gelmiştir.
🧭 Müşterek failliğin ölçütü: fiil üzerinde hâkimiyet
Genel Kurul, yerleşik kararlarına atıfla şu ölçütleri hatırlatmıştır:
- Müşterek faillik (TCK m.37/1): Suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştirenlerin her biri fail olarak sorumludur. Bunun için birlikte suç işleme kararı ile birlikte fiil üzerinde ortak hâkimiyet gerekir; fiilin icrası veya sonuçsuz kalması her bir ortağın elinde olmalıdır.
- Yardım etme (TCK m.39): Kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen, ancak suça maddi veya manevi katkı sağlayan kişi yardım eden olarak sorumlu tutulur. Yardımı müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır.
- Bütünsel değerlendirme: Katılma düzeyi belirlenirken olay öncesi, sırası ve sonrasındaki davranışlara birlikte bakılmalıdır.
5237 sayılı TCK m.39/1’e göre suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suç müebbet hapis cezasını gerektiriyorsa on yıldan on beş yıla, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiriyorsa on beş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. Bu nedenle nitelendirme, doğrudan ceza miktarını belirler.
🔍 Genel Kurulun değerlendirmesi
Genel Kurul, sanıkların olay yerine birlikte gittiklerini kabul etmekle birlikte, iki ayrı tabancayla maktulleri öldüren ve katılanı öldürmeye teşebbüs eden kişinin inceleme dışı sanık olduğu konusunda tartışma bulunmadığını vurgulamıştır. Buna göre sanıklardan birinin tepki gösterip eline taş alması, diğerinin maktullerden birine hakaret edip yumrukla vurmasından ibaret eylemleri, inceleme dışı sanığın işlediği suçlar üzerinde müşterek hâkimiyet kurmak olarak değerlendirilemez.
Bununla birlikte Kurul, sanıkları sorumluluktan da kurtarmamıştır. Olay sırasında orada bulunup bu davranışları sergileyen sanıkların silahlı sanığa manevi destek verdiği, suçların işlenmesine yardımda bulunarak onun suç işleme kararını kuvvetlendirdiği ve böylece TCK m.39/2-c kapsamında yardım eden sıfatıyla katıldıkları kabul edilmiştir. Direnme hükümleri, sanıkların iştirakinin yardım düzeyinde kaldığının gözetilmemesi nedeniyle bozulmuştur.
Bu sonuca üç Genel Kurul üyesi katılmamıştır. Karşı oydaki üyeler, direnme gerekçesinin isabetli olduğunu ve sanıkların TCK m.37 kapsamında müşterek fail olarak katıldıklarını düşünmüştür.
📚 İkinci mesele: 765 sayılı TCK ile karşılaştırma
Olay, 5237 sayılı TCK yürürlüğe girmeden önce gerçekleştiği için mahkeme, TCK m.7 uyarınca suç tarihindeki 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu ile yeni kanunu karşılaştırarak sanıklar lehine olanı uygulamak zorundaydı. İlk derece mahkemesi bu karşılaştırmayı şöyle kurmuştur:
| Hüküm | 765 sayılı TCK’ya göre (mahkemenin hesabı) | 5237 sayılı TCK’ya göre verilen ceza |
| İki maktule karşı kasten öldürme | m.450/5 ağırlaştırılmış müebbet; iyi hâl indirimiyle müebbet ağır hapis | İkişer kez 25 yıl hapis (lehe kabul edildi) |
| Katılana karşı teşebbüs | m.448 ve 62 ile indirimli süreli ağır hapis | 7 yıl 6 ay hapis (lehe kabul edildi) |
| Üçüncü maktule yardım | m.450/5 kapsamında müebbet ağır hapis | 8 yıl 4 ay hapis (lehe kabul edildi) |
Genel Kurul, üçüncü maktule yönelik yardım hükmündeki karşılaştırmayı hatalı bulmuştur. Mahkeme, sanığın 765 sayılı TCK m.450/5’teki “birden ziyade kimseler aleyhine adam öldürme” suçunu işlediğini varsayarak karşılaştırma yapmıştır. Oysa bu hükmün uygulanabilmesi için öldürmelerin aynı kasıt ve eylem planı altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin önce tartışılması ve m.450/5’in uygulama koşullarının ortaya konulması gerekir. Bu yapılmadan kurulan lehe kanun değerlendirmesi isabetli değildir. Bu mesele oy birliğiyle bozma nedeni sayılmıştır.
🧩 Kararın ceza yargılamasındaki yeri
Sitede daha önce incelenen olay yerinde bulunmanın tek başına yardım sayılmadığı CGK 2026/300 kararında mesele yardım ile hiç sorumlu olmama arasındaki sınırdı. Tasarlayarak öldürmede yol gösteren akrabaya ilişkin CGK 2026/323 kararında ise faile yol gösteren sanık yardım eden sayılmıştı. CGK 2026/446 ise yelpazenin öteki ucundadır: Sanıkların suça katıldığı kabul edilmiş, ancak bu katkının müşterek faillik düzeyine çıkmadığı belirlenmiştir.
Karardan çıkan başlıca tespitler şöyle özetlenebilir:
- Failler aynı amaçla olay yerine birlikte gelse bile, ölüm sonucunu doğuran icrai hareketi tek kişi gerçekleştiriyorsa diğerlerinin müşterek fail sayılması için ayrıca fiil üzerinde ortak hâkimiyet aranmaktadır.
- Taş almak ve yumruk atmak gibi silahsız saldırı davranışları, silahlı failin öldürme fiiline ortaklık değil, onun kararını güçlendiren manevi katkı olarak nitelendirilmiştir.
- Eski ve yeni ceza kanunlarının karşılaştırılmasında, eski kanunun ağırlaştırıcı hükmünün koşulları somut olayda tartışılmadan yapılan hesap bozma nedeni olmuştur.
Kararın sonucu, sanıkların beraati değildir; dosya, iştirak düzeyi yardım olarak kabul edilerek ve lehe kanun karşılaştırması yeniden yapılarak hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
💬 Sık sorulan sorular
Ceza Genel Kurulu sanıkların hiç sorumlu olmadığını mı söyledi?
Müşterek fail ile yardım eden arasındaki ceza farkı nedir?
Karar oybirliğiyle mi verildi?
Lehe kanun değerlendirmesinde mahkemenin hatası neydi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, ceza hukukuna ilişkin diğer karar değerlendirmeleri Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından ve kararda özetlenen derece mahkemesi ile Özel Daire gerekçelerinden derlenmiştir. Kaynakta kimlikler anonimdir; sağlık bilgileri ve doktrin atıfları yazıya ve PDF’e alınmamıştır. Karar, kendi dosyasının olgularına ve delillerine dayanır; dosya yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Benzer görünen bir dosyada iştirak düzeyi, delillere ve her sanığın katkısına göre farklı belirlenebilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




