Emsal Kararlarİcra Hukuku

Kayıt Kabulde 15 Günlük Süre – İst. BAM 17. HD 2026/549

İflas eden bir bankada altın, döviz ve Türk lirası hesapları bulunan bir mudi, alacağının bir kısmının iflas idaresince reddedildiğini öğrendiğinde, buna karşı dava açmak için ne kadar süresi vardır ve bu süre hangi günden itibaren işler? İflas idaresinin mudiye gönderdiği kabul-red bildirimi, dava süresini başlatan bir tebligat mıdır, yoksa yalnızca bir bilgilendirme mi? Bu sorunun cevabı, masaya başvuru sırasında küçük bir masraf avansının yatırılıp yatırılmadığına bağlıdır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, yaklaşık sekiz yıl süren ve yargı yolu tartışmasıyla Uyuşmazlık Mahkemesine kadar giden bir kayıt kabul davasını, bu ayrıntı nedeniyle usulden sonuçlandırmıştır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 16.04.2026 tarihli ve E.2022/970, K.2026/549 sayılı kararıyla, davayı kısmen kabul eden ilk derece mahkemesi kararını kaldırmış ve İİK’nın 235. maddesindeki on beş günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine oy birliğiyle karar vermiştir.

Kısa özet: Faaliyet izni 22.07.2016’da kaldırılan ve 16.11.2017’de iflasına karar verilen bir bankanın müşterisi olan davacı, döviz, altın ve TL hesaplarındaki bakiyeler için iflas masasına alacak kaydı yaptırmış; talebinin 319.678,01 TL’lik kısmı kabul, 143.816,43 TL’lik kısmı reddedilmiştir. Sıra cetveli 01.06.2018 ve 04.06.2018 tarihlerinde ilan edilmiş, iflas idaresinin kararı davacıya 11.06.2018’de tebliğ edilmiş, dava 22.06.2018’de açılmıştır. Davacı başvuru sırasında İİK 223 uyarınca tebliğ masrafı yatırmadığı için Daire, dava süresinin son ilan tarihinden başladığını, davanın son gün olan 19.06.2018’den sonra açıldığını kabul etmiştir. İlk derece mahkemesinin 24.959,54 TL’nin sıra cetveline kaydına ilişkin kararı kaldırılmıştır.

🪙 Mudinin talebi ve iflas idaresinin kararı

Karar metnine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 22.07.2016 tarihli ve 6947 sayılı kararıyla bankanın faaliyet izni, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107. maddesi uyarınca kaldırılmıştır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından açılan iflas davasında İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi bankanın iflasına, iflasın 16.11.2017 tarihinde saat 15.28 itibarıyla açılmasına ve tasfiyenin Fon tarafından yürütülmesine karar vermiştir.

Davacı, bankadaki döviz, altın ve Türk lirası cinsinden mevduat bakiyeleri için 21.12.2017 tarihli dilekçeyle iflas masasına başvurmuştur. İflas idaresi, banka kayıtlarına göre 319.678,01 TL’yi kabul ederek üçüncü sıraya kaydetmiş, 143.816,43 TL’lik kısmı ise reddetmiştir. Davacıya göre iflasın açıldığı tarihteki altın ve dolar kurlarıyla hesap yapıldığında bakiyesi 550.468,945 TL olmalıydı; ayrıca banka dekontlarıyla sabit olan mevcutların neden reddedildiği anlaşılamamıştı. Davacı, alacağın yeniden tespitini ve iflasın açılmasından sonra işleyecek faizin İİK 196 uyarınca hesaplanmasını istemiştir.

İflas idaresi ise öncelikle davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, esas yönünden de kabul edilen tutarın banka kayıtlarına uygun olduğunu savunmuştur.

🧭 Adli yargı mı, idari yargı mı? Uzun bir yolculuk

Dosyanın ilk aşamasında ilk derece mahkemesi, Fonun atadığı iflas idaresinin verdiği ret kararının idari nitelikte olduğunu, bu nedenle idari yargının görevli bulunduğunu kabul ederek davayı yargı yolu bakımından usulden reddetmiştir. Dosya ayrıca istinaf ve temyiz aşamalarından da geçmiştir.

Uyuşmazlık, Uyuşmazlık Mahkemesinin 05.04.2021 tarihli ve 2021/168 E., 2021/201 K. sayılı kararıyla çözülmüştür: Davanın çözümünde adli yargı görevlidir. Bu karar üzerine İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi yeniden yargılama yapmış, bilirkişi raporuna göre davacının iflas tarihi itibarıyla alacağını 344.637,55 TL olarak belirlemiş, bundan kabul edilen 319.678,01 TL’yi düşerek 24.959,54 TL’nin daha sıra cetveline kaydına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermiştir (24.11.2021, E.2021/395, K.2021/821).

📮 İflas idaresinin istinaf sebepleri

Kararı istinaf eden yalnızca davalı iflas idaresidir. İstinaf dilekçesinde iki ana itiraz yer almıştır:

  • Süre itirazı: Davacı kayıt başvurusunda İİK 223 gereğince tebliğ masrafı yatırmamıştır. Bu durumda kendisine bir tebligat yapılmış olsa bile dava süresi ilandan itibaren başlar. Sıra cetveli 01.06.2018’de ilan edilmiş, dava ise 22.06.2018’de açılmıştır.
  • Kur itirazı: Yabancı para ve altın cinsinden alacaklar, Fon Kurulunun 10.05.2018 tarihli ve 2018/260 sayılı kararı gereğince bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22.07.2016 tarihindeki kur ve altın fiyatı üzerinden hesaplanmalıdır; ilk derece mahkemesi ise 16.11.2017 tarihli kur ve fiyatı esas almıştır.

Daire, ilk itirazı yerinde bulduğu için ikincisine geçmemiştir.

📎 Karar metni: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi kararı, Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir.

⏱️ On beş günlük süre hangi günden başlar?

İİK’nın 235. maddesinin birinci fıkrasına göre sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren on beş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesinde dava açmak zorundadır; aynı hüküm 223. maddenin üçüncü fıkrasını saklı tutmaktadır. 223. maddenin üçüncü fıkrası ise masaya başvuran alacaklıların, tebligata elverişli adres göstermek ve tarifedeki yazı ve tebliğ masrafları için avans vermek suretiyle iflas idaresince alınacak kararların kendilerine tebliğini isteyebileceğini ve bu işlemi yaptırmış alacaklılar için kanun yollarının tebliğ tarihinden itibaren işleyeceğini düzenler.

Daire bu iki hükmü birlikte değerlendirerek şu ayrımı yapmıştır:

Alacaklının durumuDava süresinin başlangıcı
Başvuruda adres göstermiş ve tebliğ masrafı avansını yatırmışİflas idaresi kararının kendisine tebliğ edildiği tarih
Tebliğ masrafı avansını yatırmamışSıra cetvelinin İİK 166’daki usulle yapılan ilanlarından en sonuncusu

Kararın en önemli tespiti, masraf yatırmamış alacaklıya yine de bir bildirim yapılmış olmasının sonucu değiştirmemesidir. İİK’nın 234. maddesinin ikinci fıkrası, talebi kısmen veya tamamen reddedilen alacaklılara doğrudan haber verilmesini öngörür. Daire’ye göre bu hüküm uyarınca yapılan tebligat bilgi verme mahiyetindedir ve dava açma süresini başlatmaz. Süreyi tebliğ tarihine kaydıran şey, bildirimin kendisi değil, alacaklının 223. madde uyarınca masraf avansını yatırmış olmasıdır.

Daire ayrıca hak düşürücü sürenin bir dava şartı olduğunu ve yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

📅 Bu dosyanın takvimi

İflas idaresinin 17.07.2018 tarihli cevabi yazısında, kararın davacıya 11.06.2018 tarihinde tebliğ edildiği, ancak davacının masraf yatırmadığı belirtilmiştir. Daire’nin hesabı şöyledir:

  1. Sıra cetvelinin gazetede ilanı: 01.06.2018
  2. Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanı (son ilan): 04.06.2018
  3. İflas idaresi kararının davacıya bildirilmesi: 11.06.2018 (bilgi mahiyetinde)
  4. On beş günlük sürenin son günü: 19.06.2018
  5. Davanın açıldığı tarih: 22.06.2018

Bildirim tarihi esas alınsaydı dava süresinde açılmış sayılacaktı; ancak masraf yatırılmadığı için son ilan tarihi esas alınmış ve dava üç gün gecikmeli kabul edilmiştir. Daire, ilk derece kararını HMK 353/1-b-2 uyarınca kaldırarak, davanın HMK 114/2 ve 115/2 gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine hükmetmiş; yargılama giderleri ile 45.000,00 TL vekâlet ücretini davacıya yüklemiştir. Karar, tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olarak verilmiştir.

Aynı müflis bankanın tasfiyesinde, sıra cetveli kesinleştikten sonra yapılan başvurulara ilişkin kuralları ele alan bir Yargıtay kararı için iflas masasına geç alacak kaydı yazısına bakılabilir.

💱 Tartışılmadan kalan mesele: altın ve döviz hangi tarihin kuruyla?

Dosyanın esasını oluşturan uyuşmazlık, davacının altın ve döviz alacaklarının hangi tarihteki kur ve fiyat üzerinden Türk lirasına çevrileceğiydi. İlk derece mahkemesi iflasın açıldığı 16.11.2017 tarihini esas almış, iflas idaresi ise Fon Kurulu kararına dayanarak faaliyet izninin kaldırıldığı 22.07.2016 tarihini savunmuştu. Aradaki 24.959,54 TL’lik fark da bu tercihten kaynaklanıyordu.

Daire, davanın süresinde açılmadığını tespit ettiği için bu konuda bir değerlendirme yapmamıştır. Bu yönüyle karar, bir dava şartının esasa ilişkin tartışmanın önüne nasıl geçebileceğini göstermektedir. Yabancı para alacaklarının iflas masasına çevrilme tarihine ilişkin Yargıtay yaklaşımı için batık bankada döviz mevduatı kuru yazısı incelenebilir.

Kararın pratik önemi şu noktalarda toplanmaktadır:

  • Kayıt kabul davasında süre, alacaklının masaya başvururken masraf avansı verip vermediğine göre farklı günden başlar.
  • Masraf avansı verilmemişse iflas idaresinden gelen ret bildirimi süreyi başlatmaz; süre son ilandan işler.
  • Süre hak düşürücü niteliktedir ve davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden gözetilir.
  • Yargı yolu tartışmasıyla geçen yıllar, sürenin başlangıcına ilişkin bu tespiti değiştirmemiştir.

💬 Soru ve cevaplar

Davacıya ret kararı bildirildiği hâlde süre neden ondan başlamadı?

Daire’ye göre İİK 234/2 uyarınca reddedilen alacaklılara yapılan bildirim bilgi verme amacı taşır. Dava süresini tebliğ tarihinden başlatan ayrıcalık, yalnızca İİK 223/3 uyarınca adres göstererek tebliğ masrafı avansını yatıran alacaklılara tanınmıştır. Davacı bu avansı yatırmadığından süre son ilan tarihinden hesaplanmıştır.

Davacının 24.959,54 TL alacağı yok mu sayıldı?

Daire alacağın varlığı veya miktarı hakkında bir tespit yapmamıştır. Karar, davanın kanuni süre içinde açılmadığına ilişkin usulden ret kararıdır; ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporuna dayanan kabul kararı bu nedenle kaldırılmıştır.

Fon tarafından yürütülen iflas tasfiyesinde hangi yargı yolu görevli?

Bu dosyada ilk derece mahkemesi başlangıçta idari yargının görevli olduğunu kabul etmiş, ancak Uyuşmazlık Mahkemesi 05.04.2021 tarihli kararıyla davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuna hükmetmiştir. Dava bunun üzerine asliye ticaret mahkemesinde görülmüştür.

Sıra cetveline yalnızca sıra yönünden itiraz da aynı süreye mi tabi?

İİK 235’in son fıkrasına göre itiraz alacağın esasına veya miktarına ilişkin olmayıp yalnızca sıraya dairse, dava yoluyla değil şikâyet yoluyla icra mahkemesine götürülür. Bu dosyadaki itiraz ise reddedilen alacak miktarına ilişkin olduğundan ticaret mahkemesinde kayıt kabul davası olarak görülmüştür.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, iflas eden bir bankanın masasına başvuran ve tebliğ masrafı yatırmayan bir mudinin kayıt kabul davasına dayanır; başvuru şekli, ilan ve tebliğ tarihleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Bölge adliye mahkemesi kararı temyiz yolu açık olarak verilmiştir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu