Halka Arz Payına Kayyım – İst. BAM 12. HD 2025/2109

Şirket halka arz edilmiş, izahname SPK onayından geçmiş, paylar borsada işlem görmeye başlamıştır. Ancak ortaklardan biri, halka arz hazırlığı sırasında şirkete bıraktığı paylarının yıllar sonra hâlâ kendi yatırım hesabına aktarılmadığını görür. MKK kayıtları payların başka bir kuruluşta tutulduğunu gösterir; noter ihtarına da sonuç alınamaz. Bu noktada akla gelen yol, şirkete yalnızca bu virman işini yapmak üzere bir kayyım atanmasıdır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi bu yolun kapalı olduğunu söylemiştir.
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi, 22.12.2025 tarihli ve E.2025/1651, K.2025/2109 sayılı kararıyla, organları tam olan bir anonim şirkete, yönetim kurulunun yerine getirmediği bir işlemi yapmak üzere kayyım atanmasının istisnalar dışında mümkün olmadığını belirtmiş ve davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Karara göre payların haksız yere elde tutulduğu iddiası, şirkete karşı açılacak bir davada ileri sürülebilecek bir taleptir.
🧾 Dosyanın arka planı: halka arz ve hamiline paya dönüşüm
Davacı, davalı anonim şirketin %7,40 oranında pay sahibidir. Dava dilekçesine göre şirketin %44,12 oranındaki payı, SPK’nın 24.06.2021 tarihinde onayladığı izahname uyarınca 12.07.2021 tarihinde halka arz edilmiştir.
Halka arz sürecine ilişkin iki olgu dilekçede öne çıkarılmıştır:
- Ortakların tamamı, halka arz sırasında bir yıl içinde paylarını satmayacaklarına dair 04.06.2021 tarihli taahhütnameyi imzalamıştır.
- Halka arzdan önce nama yazılı B grubu payların tamamı (%96,15) hamiline paya çevrilmiş, bu durum KAP’ta yayımlanmıştır.
Davacıya göre kendisine ait 8.325.000 adet pay, MKK kayıtlarında bir yazılım şirketi nezdinde tutulmaktadır. Davacı, nama yazılı payların hamiline çevrildiği anda şirketin bunları Merkezi Kayıt Kuruluşu’na göndermesi gerektiğini, hamiline payların şirketin elinde tutulmasının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
📨 Ortağın talebi: yalnız virman için kayyım
Davacı, şirkete noter aracılığıyla ihtarname göndermiştir. Kararda ihtarnamenin 16.05.2024 tarihli olduğu ve 20.05.2024 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmiştir. Davacıya göre talep o tarihten bu yana yerine getirilmemiştir.
Bunun üzerine davacı, asliye ticaret mahkemesinden şunları istemiştir:
- Davalı şirkete kayyım atanması,
- Kayyıma, davacıya ait payların davacının şahsi hesabına virman edilmesini sağlayacak yetkinin verilmesi,
- Davacının payları üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesi için gereken hukuki imkânların sağlanması.
Talebin dikkat çeken yanı, şirket yönetiminin bütünüyle değiştirilmesini değil, tek bir işlemle sınırlı bir kayyımlık istemesidir.
🏢 Şirketin savunması
Davalı şirket vekili, kayyım atanması şartlarının oluşmadığını savunmuştur. Savunmada öne çıkan noktalar şunlardır:
- Şirketin tüm organları eksiksiz ve işler durumdadır.
- Davacının dayandığı emsal karar, TTK’nın genel kurulun toplantıya çağrılmasına izin verilmesine ilişkin düzenlemesine dayanmaktadır; bu dosyaya uymaz.
- Davacının talebi şirketin yönetimi ve temsiliyle ilgili değildir; salt kişisel menfaatine ilişkindir.
- Süreçte keyfilik yoktur; talep 07.06.2024 tarihli genel kurulda “şirket yönetimi tarafından değerlendirildiği” şeklinde cevaplanmıştır.
- Şirket yönetimi, mevzuata uygun ve hissedarlar arası eşitlik ilkesine göre hareket etmektedir.
⚖️ Asliye ticaret mahkemesi neden reddetti?
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 04.12.2024 tarihli ve 2024/487 E., 2024/889 K. sayılı kararıyla kayyım talebini reddetmiştir. Gerekçenin temel taşları şöyledir:
- Türk Ticaret Kanunu’nda kayyım atanmasına ilişkin (bu tür bir talebi karşılayan) bir düzenleme yoktur.
- Kararda TMK’nın 403. maddesine atıfla kayyımın belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı hatırlatılmıştır.
- TMK’nın 427. maddesine göre bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanır.
- Anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemece kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını öngören bir düzenleme yoktur; yönetim kurulunu seçmek ve görevden almak, TTK m.408/2-b uyarınca genel kurulun yetkisindedir.
- Yönetim kayyımı atanması, aynı zamanda yönetim yetkisinin kaldırılması anlamına gelir; şirketin yönetim kurulu ise hâlen mevcuttur.
Davacı vekili bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde payları teslim etme konusunda yönetim kurulunun takdir hakkı bulunmadığı ve mülkiyet hakkının korunması için mahkeme müdahalesinin zorunlu olduğu ileri sürülmüştür.
🔍 İstinaf dairesinin gerekçesi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi önce talebi nitelendirmiştir: Dava, davacıya ait hamiline payların halka arz sırasında şirkete teslim edildiği, ancak iade edilmediği iddiasıyla, iadenin yapılmasını teminen şirkete kayyım atanmasına ilişkindir.
Daire bundan sonra üç adımlı bir değerlendirme yapmıştır:
- Yetki yönetim kurulundadır: Anonim şirketlerde genel kurulun yetkisinde olmayan hususlarda şirketin temsil ve idaresi yönetim kurulu tarafından yerine getirilir.
- Doğru yol şirkete karşı davadır: Şirket, ortağa ait hisseleri haklı bir neden olmaksızın elinde tutuyorsa, bu talep şirkete karşı açılacak bir davada ileri sürülebilir.
- Yönetimde boşluk yoksa kayyım yoktur: Şirket yönetiminde bir boşluk bulunmazken, payların iadesi istemini yerine getirmek üzere kayyım tayin edilemez.
Davacının dayandığı emsal karar da ayrıca ele alınmıştır. Daireye göre o karar, kararda TTK’nın 413. maddesi olarak anılan, genel kurula çağrı yapmak üzere kayyım atanması istemine ilişkindir; kanunda açıkça düzenlenen bu hâl somut uyuşmazlığa emsal oluşturmaz. Genel kurulun mahkeme izniyle toplantıya çağrılması ve bu amaçla kayyım atanması, yürürlükteki metinde TTK m.412‘de düzenlenmiştir; bu maddedeki kayyım, gündemi düzenleme ve çağrıyı yapma görevleriyle sınırlıdır.
Sonuç olarak daire, organları tamam olan bir anonim şirkete, yönetim kurulunun yerine getirmediği bir işlemi yapmak üzere kayyım tayininin istisnalar haricinde mümkün olmadığını belirtmiş ve istinaf başvurusunu HMK m.353/1-b-1 uyarınca oy birliğiyle esastan reddetmiştir. Karar, dosya üzerinden verilmiş; tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yolunun açık olduğu belirtilmiştir.
📚 Kayyım hangi hâllerde gündeme gelir?
Karar, kayyımlığın ticaret hukukundaki sınırlı yerini hatırlatıyor. Dosyada geçen hükümler bir araya getirildiğinde şu tablo ortaya çıkar:
- TMK m.403/2: Kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır. Bu genel tanım, tek başına her işlem için şirkete kayyım atanabileceği anlamına gelmemektedir.
- TMK m.427/4: Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanır. Bu dosyada şirketin yönetim kurulu mevcut olduğundan bu şart oluşmamıştır.
- TTK m.412: Pay sahiplerinin çağrı veya gündem istemleri reddedilir ya da yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmezse, mahkeme genel kurulun toplantıya çağrılmasına karar verebilir ve çağrıyı yapmak üzere kayyım atayabilir. Bu kayyımın yetkisi toplantı hazırlığıyla sınırlıdır.
Payların kayden izlenmesine ilişkin temel hüküm ise 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.13‘tür. Maddeye göre sermaye piyasası araçlarının senede bağlanmaksızın elektronik ortamda kayden ihracı esastır; kaydi araçlar nama veya hamiline yazılı olmalarına bakılmaksızın isme açılmış hesaplarda izlenir ve bu araçlara ilişkin haklar MKK tarafından izlenir. İstinaf kararı bu hükmü tartışmamıştır; ancak davacının neden “virman” istediğini anlamak açısından bu çerçeve önemlidir. MKK kayıtlarıyla pay sahipliği arasındaki ilişkiyi ele alan bir başka örnek, sahibi bilinmeyen hamiline pay yazısında incelenmiştir.
💡 Kararın yatırımcı açısından anlamı
Bu dosya, halka arz işlemleri tamamlandıktan sonra payın ortağın hesabına ulaşmadığı iddiasının hangi usulle ileri sürüleceği sorusuna bir cevap vermektedir. Karardan çıkan sonuçlar şöyle sıralanabilir:
- Kayyım, eksik bir işlemi tamamlatma aracı olarak görülmedi: Daire, yönetim kurulunun yapmadığı tek bir işlem için de olsa organları tam bir şirkete kayyım atanmasını kural olarak kabul etmemiştir.
- Talep reddedilmedi, yeri gösterildi: Gerekçede, payların haklı neden olmaksızın elde tutulması hâlinde bunun şirkete karşı açılacak bir davada ileri sürülebileceği açıkça belirtilmiştir.
- “Sınırlı kayyım” vurgusu sonucu değiştirmedi: Davacının kayyımın yalnız virmanla sınırlı tutulmasını istemesi, yönetimde boşluk bulunmaması karşısında belirleyici görülmemiştir.
- “İstisnalar haricinde” ifadesi: Daire kapıyı tamamen kapatmamış, kuralın istisnaları olabileceğini belirtmiştir; ancak bu istisnaların neler olduğu kararda açıklanmamıştır.
Halka arz sürecindeki taahhütlerin ve yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden doğan farklı bir uyuşmazlık, halka arz gerçekleşmeyince iade ve faiz kararında ele alınmıştır. Orada mesele paranın iadesiyken, bu kararda mesele payların ortağın hesabına aktarılmasının hangi yargısal yolla sağlanacağıdır.
❓ Sık sorulan sorular
Ortak, paylarının hesabına aktarılması için şirkete kayyım atanmasını isteyebilir mi?
Daire, payların şirkette tutulmasını hukuka uygun buldu mu?
Genel kurula çağrı için atanan kayyımla bu talep arasındaki fark nedir?
Bu karar kesinleşmiş midir?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; sermaye piyasası ve pay sahipliği uyuşmazlıklarına ilişkin diğer karar değerlendirmeleri Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) sisteminde yayımlanan istinaf kararından derlenmiştir. Kaynakta taraf ve şirket unvanları anonimdir; ihtarname numarası yazıya ve PDF’e alınmamıştır. Karar bir istinaf kararıdır ve metinde temyiz yolunun açık olduğu belirtilmiştir. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; payların türüne, kaydileştirme sürecine, şirket organlarının durumuna ve seçilen dava yoluna göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




