Katkı Payında Net Gelir Esası – Yargıtay 2. HD 2026/5258

Eşlerin birlikte çalışarak edindiği taşınmazlarda, mal rejiminin tasfiyesi çoğu zaman bir oran hesabına dönüşür: Kim, hangi gelirle, ne ölçüde katkıda bulundu? Bu hesap genellikle bilirkişi raporuyla yapılır ve raporun hangi rakamları karşılaştırdığı, sonucu doğrudan belirler. İzmir’de 2014 yılında açılan ve yedi yılı aşkın süren bir davada bilirkişi, eşlerden birinin net, diğerinin ise brüt gelirini esas alarak katkı oranlarını hesapladı. Mahkeme de bu rapora dayanarak hüküm kurdu.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 07.05.2026 tarihli ve E.2025/3925, K.2026/5258 sayılı kararıyla bu hesap yöntemini hatalı bulmuş ve hükmü oy birliğiyle bozmuştur. Daireye göre iki eşin katkı oranı karşılaştırılırken her ikisinin de net geliri esas alınmalıdır. Kararda ayrıca, bir taşınmazın karar tarihinden bir yılı aşkın süre önceki değerine göre hesap yapılmasının da yerinde olmadığı belirtilmiştir.
🏠 Uzun süren bir tasfiye davası
Dosyanın ilk derece mahkemesi İzmir 7. Aile Mahkemesidir. Dava 2014/288 esas numarasıyla açılmış ve 09.02.2021 tarihli, 2021/109 karar sayılı hükümle sonuçlanmıştır. Kararda dava türü “Katkı Payı, Değer Artış Payı ve Katılma Alacağı” olarak gösterilmiştir; dosyada bir asıl dava ve buna birleşen bir dava bulunmaktadır.
Yargıtay kararında aktarılan bilgilere göre tasfiyeye konu mallar şunlardır:
- Asıl davada bir parsel niteliğindeki taşınmaz,
- Asıl davada, edinilmesinde dava dışı başka bir bağımsız bölümün satışından elde edilen paranın kullanıldığı bir bağımsız bölüm,
- Birleşen davada bir bağımsız bölüm.
İlk derece mahkemesi, bu taşınmazların edinilmesinde tarafların çalışarak katkısının olduğunu kabul etmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, 2024/3 E., 2025/53 K. sayılı kararıyla istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Hüküm, davacı-davalı erkek vekili tarafından asıl ve birleşen dava yönünden temyiz edilmiştir.
📊 Bilirkişi raporundaki dengesizlik
Katkı payı hesabında temel soru, eşlerin malın edinilmesine hangi oranda katkıda bulunduğudur. Eşlerin her ikisi de çalışıyorsa bu oran, uygulamada çoğunlukla gelirlerin birbirine oranlanmasıyla belirlenir. Hesabın sağlıklı olması için karşılaştırılan iki rakamın aynı nitelikte olması gerekir.
Bu dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporu bu tutarlılığı sağlamamıştır. Yargıtay’ın tespitine göre raporda:
- davacı-davalı erkeğin net gelirleri dikkate alınmış,
- davalı-davacı kadının ise brüt gelirleri dikkate alınmış,
- katkı payı oranları bu iki farklı ölçüt karşılaştırılarak belirlenmiştir.
Brüt gelir, vergi ve sosyal güvenlik kesintileri yapılmadan önceki tutardır; net gelir ise kişinin eline geçen ve harcama ya da birikim için fiilen kullanabildiği miktardır. Bir eşin brüt, diğerinin net gelirinin karşılaştırılması, brüt geliri esas alınan eşin katkısını olduğundan yüksek gösterme sonucunu doğurur.
✂️ Birinci bozma nedeni: net gelir esası
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin tarafların çalışarak katkısı bulunduğuna dair kabulünü yerinde bulmuştur. Sorun katkının varlığında değil, oranındadır. Daire, katkı payı oranlarının hatalı belirlendiğini şu gerekçeyle açıklamıştır:
Hükme esas alınan raporda erkeğin net gelirleri dikkate alınmasına rağmen kadının brüt gelirleri esas alınmıştır. O hâlde mahkemece kadının da net gelirleri dikkate alınarak katkı payı oranlarının belirlenmesi gerekir. Bu yapılmadan karar verilmesi hatalı bulunmuş ve bozma nedeni sayılmıştır.
Kararın bu bölümü kısa olmakla birlikte açık bir ölçü koymaktadır: Gelir karşılaştırmasına dayanan katkı hesabında iki eş için aynı ölçüt kullanılmalıdır ve Daire bu ölçüt olarak net geliri göstermiştir.
📅 İkinci bozma nedeni: değerin güncelliği
Erkek vekilinin ikinci temyiz itirazı, asıl davadaki bağımsız bölümün değerine ilişkindir. Daire burada yerleşik ilkeyi hatırlatmıştır: Değer artış payı ve artık değere katılma alacağı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan mallar bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleriyle hesaba katılır (TMK m.227/1, 228/1, 232). Yargıtay uygulamasında tasfiye tarihi karar tarihidir; tasfiyeyi bölge adliye mahkemesi yapıyorsa bu tarih bölge adliye mahkemesinin karar tarihidir.
Somut olayda mahkeme, karar tarihi 09.02.2021 iken bağımsız bölümün 10.01.2020 tarihinde belirlenen değerine göre hesap yapmıştır. Daire, bir yılı aşan bu farkı ilkeye aykırı bulmuştur. Bozma sonrasında ilk derece mahkemesinin, önceki karar bozulduğu için değerin güncelliğini yitirdiğini gözeterek yeni karar tarihine en yakın tarihteki sürüm değerini belirlemesi ve hesabı buna göre yapması gerekmektedir.
Tasfiye tarihine yakın değer meselesi sitede daha önce mal rejiminde dört yıllık değer kararıyla da ele alınmıştır; bu karar aynı ilkeyi bir yıllık farka uygulamaktadır.
Kararın sonuç kısmında Daire; bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararını ortadan kaldırmış, erkek vekilinin temyiz itirazlarını kısmen kabul ederek ilk derece mahkemesi kararını yukarıdaki iki gerekçeyle bozmuş, bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarını ise reddetmiştir.
📚 Katkı payı, değer artış payı, katılma alacağı
Dava türünde üç farklı alacak birlikte yer aldığı için kavramları ayırmak faydalıdır:
- Katkı payı alacağı: Uygulamada genellikle 01.01.2002 öncesi mal ayrılığı döneminde edinilen mallar için, bir eşin diğeri adına kayıtlı mala yaptığı katkının karşılığı olarak istenen alacaktır. Bu dosyada bozmanın birinci gerekçesi bu oran hesabına ilişkindir.
- Değer artış payı alacağı: TMK m.227’ye göre eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahiptir ve bu alacak malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır.
- Artık değere katılma alacağı: Edinilmiş mallara katılma rejiminde, eşin edinilmiş mallarından borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır.
Üç alacağın ortak noktası, sonucun büyük ölçüde iki değişkene bağlı olmasıdır: katkı oranı ve malın değeri. Bu kararın önemi, iki değişkenin her biri için ayrı bir hata tespit etmesinden gelir. Birinci bozma oranı, ikinci bozma değeri ilgilendirmektedir.
🧭 Kararın hesaplamaya etkisi
Karardan çıkan başlıca noktalar şöyle özetlenebilir:
- Katkının kabulü ile oranı ayrı denetlenir: Yargıtay, tarafların çalışarak katkısı bulunduğu kabulünü yerinde görmüş, yalnızca oran hesabını bozmuştur.
- Gelir karşılaştırmasında tek ölçüt: Bir eşin net, diğerinin brüt geliri esas alınamaz; Daire her iki eş için net gelirin dikkate alınmasını istemiştir.
- Raporun yöntemi de denetlendi: Hatalı yönteme dayanan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması, raporu benimseyen kararın bozulmasına yol açmıştır.
- Değer, karar tarihine yakın olmalıdır: Karar tarihinden bir yılı aşkın süre önceki değerle yapılan hesap kabul görmemiştir.
- Bozma sonrası değer yenilenir: Önceki karar bozulduğunda belirlenen değer de güncelliğini yitirir; yeni karar tarihine en yakın değer esas alınır.
Kararın sınırlarını da not etmek gerekir. Yargıtay, net gelirin hangi belgelerle tespit edileceğine veya hangi kesintilerin düşüleceğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama yapmamıştır. Karar, iki eş arasında ölçüt birliğini sağlamakla yetinmiştir. Ayrıca bozma, temyiz eden erkek tarafın itirazları üzerine verilmiştir; diğer itirazlar reddedilmiştir.
Mal rejimi tasfiyesinde üçüncü kişiler adına kayıtlı mallara ilişkin farklı bir mesele için üçüncü kişiden katılma alacağı kararına da bakılabilir.
❓ Soru ve cevaplar
Katkı oranı hesaplanırken brüt gelir mi, net gelir mi esas alınır?
Yargıtay eşlerin katkısının varlığını da tartışmaya açtı mı?
Taşınmazın değeri hangi tarihe göre belirlenir?
Bozmadan sonra eski bilirkişi değeri kullanılabilir mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; aile ve mal rejimi hukukuna ilişkin diğer karar değerlendirmeleri Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Kaynakta tarafların kimlikleri ve taşınmazların ada/parsel bilgileri anonimdir; bu bilgiler yazıya ve PDF’e alınmamıştır. Karar bozma niteliğinde olup alacak miktarları ilk derece mahkemesinin yeniden yapacağı hesapla belirlenecektir. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; malların edinilme tarihine, eşlerin gelir belgelerine, katkının türüne ve tasfiye tarihindeki değer tespitine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




