Hak Düşürücü Değil, Zamanaşımı – Yargıtay 9. HD 2026/3955

On bir yıl boyunca davalı şirketlerin yurt dışındaki işyerlerinde mekanik kısım şefi olarak çalışan bir işçi, iş ilişkisi sona erdikten yaklaşık iki ay sonra fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil, ücret, prim ve yıllık izin alacakları için dava açar. Dosyanın kaderini belirleyen soru, alacakların miktarından önce gelir: Hangi ülkenin hukuku uygulanacak ve o hukuktaki kısa başvuru süreleri nasıl nitelendirilecektir? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu dosyada, uyguladığı yabancı iş kanunundaki süreleri daha önce bazı kararlarında hak düşürücü süre olarak görmüşken bu kez açıkça zamanaşımı süresi olarak nitelendirmiş ve bu değişikliğin yargılama giderine etkisini de ayrıca değerlendirmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 28.04.2026 tarihli ve E.2025/9245, K.2026/3955 sayılı kararıyla, duruşmalı inceleme sonunda bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.
🏗️ On bir yıllık yurt dışı çalışması ve talepler
Dava dilekçesine göre işçi, davalı şirketlere ait yurt dışındaki işyerlerinde 14.08.2009-21.07.2020 tarihleri arasında mekanik kısım şefi olarak çalışmıştır. Çalışma süresi boyunca fazla çalışma yaptığını, hafta tatillerinde ve ulusal bayram ile genel tatil günlerinde de çalıştığını, bunların karşılığının ödenmediğini ileri sürerek yıllık ücretli izin, ücret, prim, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir. Dava 14.09.2020 tarihinde açılmıştır; arabuluculuk başvurusu ise karar metnine göre 04.08.2020 tarihlidir.
Davalı şirketler; işçinin kendileri nezdinde çalışmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, zamanaşımı def’ini ileri sürdüklerini, ücretin fahiş gösterildiğini ve alacakların çalışılan ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalılardan biri, işçinin proje bazlı ve belirli süreli sözleşmeyle çalıştığını da öne sürmüştür.
🌍 Türk hukuku mu, çalışılan ülkenin hukuku mu?
İlk derece iş mahkemesi uyuşmazlığa Türk hukukunu uygulamış; fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve ücret alacaklarını kabul etmiş, yıllık izin ve prim taleplerini reddetmiştir.
Bölge adliye mahkemesi farklı sonuca ulaşmıştır. Tüm çalışmanın aynı ülkede geçtiğini, yurt dışı iş sözleşmesinin bulunduğu dönemde seçilen hukukun, diğer dönemlerde ise mutad işyeri hukuku olan o ülke hukukunun uygulanması gerektiğini belirtmiş; bu doğrultuda alınan bilirkişi heyeti ek raporunu esas almıştır. Davacının istinafını esastan reddetmiş, davalıların istinafını kabul ederek ilk derece kararını kaldırmış ve davayı yeniden kısmen kabul etmiştir. Karar metninde ülke adı anonimleştirilmiştir; uygulanan kanun “… Federasyonu İş Kanunu” olarak anılmaktadır.
Yargıtay bu noktada bölge adliye mahkemesine katılmıştır. Gerekçenin ilk ayağı, Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı MÖHUK’un 27/1 hükmünü iptal eden 05.11.2024 tarihli, E.2023/158, K.2024/187 sayılı kararının etkisidir. Daire’ye göre:
- İptal kararı 10.03.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve yayımdan altı ay sonra yürürlüğe girecek şekilde düzenlenmiştir; Anayasa m.153/5 uyarınca iptal kararları geriye yürümez.
- Bu süre dolmadan 04.06.2025 tarihli 7550 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle MÖHUK m.27 değiştirilmiş, yasal boşluk oluşmamıştır. Maddi hukuka ilişkin bu değişiklik, yürürlüğünden sonra ortaya çıkan olgu ve ilişkilere uygulanır.
- Sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ve hukuki güvenlik ilkesini zedeler.
- Kaldı ki MÖHUK m.24 ve 27/2 uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunmaktadır.
Somut olayda 2009-2010 ve 2015-2016 dönemlerine ait yurt dışı iş sözleşmelerinde hukuk seçimi yapılmıştır. Daire’nin yerleşik uygulamasına göre aynı ülkedeki iki çalışma dönemi arasında makul sayılabilecek boşluklar varsa hukuk seçimi aynı ülkede devam eden çalışmaya da sirayet edebilir. Giriş-çıkış kayıtlarında bu nitelikte boşluklar bulunduğundan, tüm çalışma süresine seçilen hukukun uygulanması isabetli görülmüştür. MÖHUK m.27 iptalinin zaman bakımından etkisi daha önce MÖHUK 27 iptali geriye yürümez kararında da ele alınmıştı.
🔄 Süre değişmedi, niteliği değişti
Kararın asıl yeni yönü, uygulanan yabancı iş kanununun 392. maddesine ilişkindir. Karar metnine aktarılan hükme göre çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde; ücretlerin ve diğer ödemelerin ödenmemesi veya eksik ödenmesine ilişkin uyuşmazlıklarda ise bu tutarların ödenmesi için belirlenen tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurabilir. Hüküm, sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması hâlinde mahkemece yeniden başlatılabileceğini de öngörmektedir.
Daire şu tespiti yapmıştır: “Dairemizce daha önce bazı kararlarda … 392. maddesinde belirtilen sürelerin, hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.” Somut olayda uygulanacak süre, çalışmanın sona erdiği tarihte yürürlükte olan hükme göre bir yıllık zamanaşımı süresidir.
🧮 Bir yıl nasıl hesaplanacak?
Daire, hesaplamaya ilişkin şu ölçütleri koymuştur:
- İş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olmayan ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ve hafta tatili alacakları belirsiz alacak davası şeklinde istenmiştir; bunlarda zamanaşımı her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıldır.
- Davalılar cevap dilekçesinde zamanaşımı def’ini usulüne uygun biçimde ileri sürmüştür.
- Bölge adliye mahkemesinin esas aldığı bilirkişi ek raporunda dava tarihi yerine arabuluculuk başvuru tarihi olan 04.08.2020’den önceki bir yıllık sürede muaccel olan alacaklar yönünden hesaplama yapılması, ayrıca Covid-19 salgını nedeniyle uzayan sürelerin ve arabuluculukta geçen sürelerin nazara alınmaması hatalıdır.
Türk hukukunda da 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinin 17. fıkrası, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının duracağını ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini düzenlemektedir. Karar, yabancı hukuktaki kısa sürenin hesabında bu dönemlerin dışarıda bırakılamayacağını kabul etmiştir.
🧾 Önceki içtihada güvenen işçi ve vekâlet ücreti
Kararın dördüncü bendi, içtihat değişikliklerinin yargılama giderine etkisi bakımından dikkat çekicidir. Daire, davanın 14.09.2020 tarihinde açıldığını vurgulayarak, yabancı hukuktaki zamanaşımının uygulanması sonucu reddedilen miktar da dâhil edilerek “Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi”ni hatalı bulmuş ve bunu ayrı bir bozma nedeni yapmıştır.
Bu yaklaşım, işçinin dava açtığı tarihte yerleşik görünen bir uygulamaya göre hareket ettiği durumlarda, sonradan değişen değerlendirmenin yargılama giderleri yoluyla işçi aleyhine sonuç doğurmaması gerektiği düşüncesine dayanmaktadır. Duruşmalı incelemede her iki taraf lehine de 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretine hükmedilmiştir.
📌 Niteleme farkının pratik sonuçları
Bir sürenin hak düşürücü mü zamanaşımı mı sayılacağı teorik bir ayrım gibi görünse de dosyanın sonucunu doğrudan etkiler:
- Re’sen dikkate alma: Hak düşürücü süre mahkemece kendiliğinden gözetilir; zamanaşımı ise ancak karşı tarafın usulüne uygun def’i ile sonuç doğurur. Bu dosyada Daire, def’in cevap dilekçesinde usulüne uygun biçimde ileri sürüldüğünü ayrıca belirtmiştir.
- Durma ve uzama: Daire, arabuluculukta ve salgın döneminde geçen sürelerin hesaba katılmasını istemiştir; bu da sürenin zamanaşımı mantığıyla hesaplanmasının bir sonucudur.
- Alacak bazında hesap: Aylık muaccel olan alacaklarda bir yıllık süre her ay için ayrı işler; tüm alacak tek bir tarihe bağlanmaz.
- Yargılama gideri: Değişen içtihada güvenle açılmış davalarda reddedilen kısım üzerinden işçi aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği kabul edilmiştir.
Yurt dışında çalışan işçilerin alacaklarına ilişkin başka bir yön, ücretin hangi para birimiyle ödeneceğidir; bu konu yurt dışı işçide USD mi Euro mu kararında incelenmiştir.
❔ Sorular
Yargıtay bu davada neden Türk hukukunu uygulamadı?
Yabancı kanundaki bir yıllık süre hak düşürücü mü sayıldı?
Arabuluculukta geçen süre hesaba katılır mı?
Davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi neden bozma nedeni oldu?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; iş hukukuna ilişkin diğer karar değerlendirmeleri Emsal Kararlar sayfasında bulunabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Kaynakta yer alan taraf ve avukat bilgileri anonimdir; karar metninde ülke adı da gizlenmiştir. Bozma sonrasında hesaplama ilk derece mahkemesince yeniden yapılacaktır. Yurt dışında geçen çalışmalarda uygulanacak hukuk; sözleşmedeki hukuk seçimine, çalışma dönemlerine, çalışma tarihine ve ilgili ülke mevzuatına göre değişebilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




