Okul Değiştirme Cezasında Kanunilik – AYM 2024/68293

İki lise öğrencisi, birkaç hafta arayla aynı disiplin cezasını alır: okul değiştirme. Birine yöneltilen suçlama okul içinde yöneticilere ve öğretmenlere sözlü saldırı, diğerine yöneltilen suçlama ise sosyal medyada başka bir öğrenciyi hedef alan paylaşımlardır. İki dosya iki farklı idare mahkemesinde, iki farklı sonuçla başlar ve bölge idare mahkemesinde aynı noktada biter: cezalar hukuka uygun bulunur. Anayasa Mahkemesi ise olayların ayrıntısına girmeden tek bir soruya cevap arar: Bu cezanın kanunda bir dayanağı var mıdır?
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 16.09.2026 tarihli ve 2024/68293 başvuru numaralı kararıyla, yalnızca yönetmelik hükmüne dayanılarak verilen okul değiştirme cezası nedeniyle Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar 30.10.2026 tarihli ve 33415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
🎒 İki öğrenci, iki dava, aynı ceza
Başvurucular olay tarihinde özel bir eğitim kurumunda lise öğrencisidir. Okul yönetimi her iki öğrenci hakkında da okul değiştirme cezası vermiştir; cezaların tarihleri 4.12.2023 ve 19.1.2024‘tür. Okul değiştirme, Yönetmelik’te öğrencinin yerleşim yeri öncelikli olmak üzere aynı tür veya derecedeki başka bir okula naklinin yapılması olarak tanımlanmaktadır. Yani ceza, öğrencinin kayıtlı olduğu okuldan ayrılmasını ve eğitimine başka bir okulda devam etmesini sonuçlar.
İki öğrenci ayrı ayrı bireysel başvuru yapmış, Komisyon konu yönünden hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle 2024/69948 numaralı başvuruyu 2024/68293 numaralı başvuru ile birleştirmiştir. Başvurucular nihai kararları Kasım-Aralık 2024’te öğrenmiş ve otuz günlük süre içinde, 27.12.2024 ve 30.12.2024 tarihlerinde Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
📘 Cezanın dayandığı yönetmelik hükümleri
Cezaların dayanağı, 7.9.2013 tarihli ve 28758 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve olay tarihinde yürürlükte olan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğidir. Karar metninde aktarılan hükümler şöyle özetlenebilir:
- Madde 163/1: Öğrencilere davranışlarının niteliğine göre kınama, okuldan kısa süreli uzaklaştırma, okul değiştirme veya örgün eğitim dışına çıkarma cezalarından biri verilir.
- Madde 164/3 (2019 ek cümlesiyle): Okul değiştirme cezasını gerektiren fiiller sayılmıştır. Dosyada uygulanan bentler, okul yöneticilerine, öğretmenlerine, çalışanlarına ve arkadaşlarına kaba ve saygısız davranmayı düzenleyen (ğ) bendi ile bilişim araçları veya sosyal medya yoluyla eğitim ve öğretimi engellemeyi, kişilere ağır derecede maddi ve manevi zarar vermeyi düzenleyen (m) bendidir.
Hükümlerin içeriği oldukça ayrıntılıdır; fiiller tek tek sayılmış, ceza türleri kademelendirilmiştir. Anayasa Mahkemesinin sorunu bu ayrıntıda değil, bu ayrıntının hangi hukuki araçla getirildiğinde görmesi kararın anlaşılmasında belirleyicidir.
⚖️ İdari yargı aşaması
Öğrenciler cezaların iptali için idare mahkemelerinde dava açmıştır. İki dosyanın seyri farklıdır:
- Birinci dosya (İstanbul 8. İdare Mahkemesi, E.2024/111, K.2024/1271): Mahkeme, öğrencinin okul içinde yönetici ve öğretmenlere sözlü saldırılarda bulunduğunu ve onları tehdit ettiğini sabit kabul ederek davayı reddetmiştir. Bölge idare mahkemesi istinaf başvurusunu 27.11.2024 tarihinde kesin olarak reddetmiştir.
- İkinci dosya (Ankara 14. İdare Mahkemesi, E.2024/139, K.2024/899): Mahkeme, sosyal medya yoluyla eğitimi engelleme ve kişilere ağır derecede zarar verme şeklindeki disiplin suçunun tipiklik şartının gerçekleşmediğini belirterek cezayı iptal etmiştir. İdarenin istinafı üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi (E.2024/3574, K.2024/3476), paylaşımların başka bir öğrenciyi tehdit edici ve hakaret içeren ifadeler taşıdığını, bu öğrencinin eğitim hakkını kullanmasını engelleyecek nitelikte olduğunu kabul ederek 6.11.2024 tarihinde davayı kesin olarak reddetmiştir.
Dikkat çekici olan, her iki derece mahkemesinin de tartışmayı fiilin sübutu ve Yönetmelik’teki tanıma uyup uymadığı üzerinden yürütmesidir. Cezanın kanuni dayanağı, karar metnine yansıyan kadarıyla, idari yargı aşamasında ayrıca ele alınmamıştır.
Eğitim hakkını farklı bir açıdan ele alan bir başka değerlendirme için kovuşturma gerekçesiyle okuldan ilişik kesilmesi kararına bakılabilir.
🧭 Anayasa Mahkemesinin tek ölçütü: kanunilik
Başvurucular okullarına gidemediklerini belirterek eğitim hakkının, okula girişlerinin yasaklanması nedeniyle de kişi özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, olayların hukuki nitelendirmesiyle bağlı olmadığını hatırlatarak bu şikâyetleri, mevcut bir eğitim kurumuna ulaşamama niteliğinde gördüğü için bir bütün hâlinde eğitim hakkı kapsamında incelemiştir.
Esas incelemede Mahkeme, daha önce benzer bir şikâyeti incelediği B. No: 2020/34927 (6.3.2024) sayılı kararına atıf yapmıştır. O kararda varılan tespitler şunlardır:
- Yönetmelik’in “Dayanak” başlıklı 3. maddesinde gösterilen kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde ortaöğretim öğrencilerine uygulanabilecek disiplin suç ve cezalarına ilişkin bir hüküm yoktur.
- Disiplin cezası yalnızca bir yönetmelik hükmüne dayanılarak verilmiştir.
- Öğrenci disiplin suçlarının genel ilkelerini ortaya koyan, çerçevesini çizen ve cezayı gerektiren eylemleri genel hatlarıyla da olsa belirleyen, amaç ve kapsamı öngörülebilir bir kanuni düzenleme bulunmamaktadır.
- Bu nedenle müdahale kanunilik şartını taşımamaktadır.
Mahkeme, eldeki başvuruda da cezaların tek dayanağının Yönetmelik olduğunu, önceki kararda dayanılan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığını belirtmiştir. Müdahalenin kanuni dayanağı olmadığı sonucuna varıldığı için meşru amaç ve ölçülülük incelemesine geçilmemiştir. Bu, kararın en önemli yönlerinden biridir: Öğrencilerin eylemlerinin ağırlığı, tehdit veya hakaret iddialarının doğruluğu ya da cezanın orantılı olup olmadığı Anayasa Mahkemesi tarafından tartışılmamıştır. Sonuç, yalnızca cezanın hangi normla getirildiğine bağlanmıştır.
Anayasa’nın 42. maddesindeki eğitim hakkına yapılan müdahalenin kanunla öngörülmesi gerektiği yaklaşımı, idari yaptırımların yönetmelikle düzenlenmesine ilişkin diğer kararlarla da paralellik taşır. Benzer bir kanunilik değerlendirmesi için yönetmelikle yetki belgesi iptali kararı incelenebilir.
🗂️ Ayrımcılık ve ifade özgürlüğü iddiaları
Başvurucular ayrıca kişisel özellikleri nedeniyle ayrımcılığa uğradıklarını ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 10. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. maddesi kapsamındaki iddiaların başka bir temel hakla bağlantılı olarak ele alınması gerektiğini, ayrıca başvurucunun farklı muamelenin ayrımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerektiğini hatırlatmıştır. Somut olayda böyle bir delil sunulmadığından bu kısım açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulunmuştur.
Sosyal medya paylaşımı nedeniyle ceza alan başvurucunun ifade özgürlüğü şikâyeti ise ayrıca incelenmemiştir. Mahkemeye göre eğitim hakkı ihlali yeniden yargılamayı gerektirdiğinden, bu şikâyet yeniden yapılacak yargılamada derece mahkemelerince ele alınabilecektir.
🔁 Giderim: yeniden yargılama ve tazminat
Hüküm fıkrasında şu sonuçlara yer verilmiştir:
- Eğitim hakkının ihlal edildiğine,
- Kararın yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesine iletilmek üzere Ankara 14. İdare Mahkemesi ile İstanbul 8. İdare Mahkemesine gönderilmesine,
- Başvuruculara ayrı ayrı net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine (başvuruculardan biri 100.000 TL istemişti; fazlası reddedildi),
- 3.518,70 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 43.518,70 TL yargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine.
Mahkeme, 6216 sayılı Kanun’un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken işin, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp ihlal kararındaki ilkelere uygun biçimde yeni bir karar vermek olduğunu vurgulamıştır.
🔍 Kararın kapsamı ve sınırları
Karar, okul disiplininin gereksiz olduğu ya da öğrencilerin eylemlerinin kabul edilebilir bulunduğu anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi bu konulara hiç girmemiştir. Kararın ortaya koyduğu şey, ortaöğretim öğrencilerine eğitim hakkını sınırlayan nitelikte disiplin cezası verilecekse, bu cezaların çerçevesinin kanunla çizilmesi gerektiğidir.
Kararın bir başka yönü, aynı yaklaşımın 2024 tarihli önceki karardan sonra da sürdürülmesidir. Mahkeme, olay tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik’in kanuni dayanak sorununu ikinci kez tespit etmiş ve önceki içtihattan ayrılmak için bir neden görmemiştir. Olay tarihinden sonra yapılmış olabilecek mevzuat değişiklikleri karar metninde ele alınmamıştır; yeni tarihli cezalar bakımından değerlendirme, o tarihte yürürlükte olan kanun ve yönetmelik metnine göre yapılacaktır.
Öğrenci disiplin cezalarının kayıtlardan silinmesi meselesi farklı bir sorudur; bu konuda öğrenci cezasının sicilden silinmesi kararına bakılabilir.
❓ Sık sorulan sorular
Anayasa Mahkemesi öğrencilerin eylemlerini haklı mı buldu?
Yönetmelikte ayrıntılı düzenleme olması neden yeterli görülmedi?
Başvurucular ne kadar tazminat aldı?
Ayrımcılık şikâyeti neden incelenmedi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; Anayasa Mahkemesi ve idari yargı kararlarına ilişkin diğer değerlendirmeler Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Resmî Gazete’de ve Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Başvurucuların, vekillerin, heyet üyelerinin ve raportörün adları ile özel nitelikli kişisel veriler yazıya ve PDF’e alınmamıştır. Karar, olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine ilişkindir. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; cezanın tarihine, dayanağı olan mevzuatın o tarihteki hâline, okul türüne ve başvuru yollarının tüketilip tüketilmediğine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




