Dayanılmayan Kıskançlık Vakıası – Yargıtay HGK 2026/524

Boşanma dilekçelerinde geçen tek bir cümle, bazen dava boyunca taşınan bir “kusur” hâline gelebilir. Bu dosyada erkek eş, eşine uyguladığı fiziksel şiddet iddiasına cevap verirken olay günkü tartışmanın nasıl başladığını anlatmış ve kadının kendisine “Senin saçların temiz, kimde yıkandın, nerede yıkandın?” dediğini yazmıştır. Bölge adliye mahkemesi bu cümleden ve bir tanığın anlatımından yola çıkarak kadına “kıskançlık yapmak suretiyle psikolojik şiddet uygulama” kusuru yüklemiş, eşleri eşit kusurlu bulmuş ve kadının tazminat taleplerini reddetmiştir. Mesele, dilekçede boşanma sebebi olarak ileri sürülmeyen bir olgunun, tanık beyanıyla kusura dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 23.09.2026 tarihli ve E.2025/463, K.2026/524 sayılı kararıyla, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin direnme kararını oy birliğiyle ve kesin olarak bozmuştur. Kurula göre usulüne uygun şekilde dayanılmayan bir vakıa hakkında tanık beyanından hareketle tarafa kusur yüklenemez; erkek ağır, kadın az kusurludur.
📝 Dilekçelerde ne ileri sürüldü?
Taraflar 21.12.2008 tarihinde evlenmiş, bu evlilikten iki çocukları olmuştur. Kadın eşin dava dilekçesindeki iddialar şunlardır: Erkeğin annesi altı yıl boyunca eşlerle birlikte yaşamış ve sürekli tartışma çıkarmıştır; kadın iki aylık hamileyken evden kovulmuştur; erkek yurt dışı gezilerine tek başına gitmiş, hac kurasına eşi yerine annesiyle başvurmuştur; evliliğin başından itibaren fiziksel, psikolojik, sözel ve ekonomik şiddet uygulamış, sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiştir. Kadın boşanma, velayet, nafaka ile 200.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminat istemiştir.
Erkek eş cevap ve karşı dava dilekçesinde kadının kendisine hakaret ettiğini, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunu, yatak odasına ilişkin aile sırlarını dışarıya yansıttığını, çocuklara şiddet uyguladığını, birlik görevlerini yerine getirmediğini ve sosyal medya bağımlısı olduğunu ileri sürmüş; boşanma, velayet ve 250.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir.
Dikkat çeken nokta, erkeğin dilekçesinde kıskançlığın bir boşanma sebebi olarak sayılmamış olmasıdır. Tartışmalı cümle, dilekçenin “Davaya Cevaplarımız” bölümünde, kadının ileri sürdüğü fiziksel şiddet olayına verilen cevabın içinde yer almaktadır.
⚖️ İlk derece ve istinaf: ağır kusurdan eşit kusura
İlk derece mahkemesi 27.06.2022 tarihli ve 2019/682 E., 2022/623 K. sayılı kararında, eşlerin daha önce ayrılık yaşayıp barıştıklarını, barışmayla önceki kusurların hoşgörüyle karşılandığını ve hükme esas alınamayacağını belirtmiştir. Toplanan delillere göre erkek eşine fiziksel şiddet uygulamış, kadın da telefonuyla uzun süre meşgul olarak birlik görevlerini ihmal etmiştir. Mahkeme erkeği ağır, kadını az kusurlu bularak iki davayı da kabul etmiş, velayeti anneye vermiş, çocuklar için tedbir ve iştirak nafakasına, kadın için 300,00 TL tedbir nafakasına ve 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminata hükmetmiş, yoksulluk nafakası talebini reddetmiştir.
Kararı yalnız erkek istinaf etmiştir. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 29.05.2023 tarihli ve 2023/619 E., 2023/1232 K. sayılı kararıyla ilk derece mahkemesinin kadına yüklediği kusurların istinaf edilmeden kesinleştiğini belirtmiş, ancak bunlara iki kusur daha eklemiştir:
- Kadının yatak odasına dair mahremiyeti başkalarıyla paylaşması,
- Kadının kıskançlık yapmak suretiyle eşine psikolojik şiddet uygulaması.
Bu eklemelerle eşler eşit kusurlu sayılmış; eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesiyle kadının maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilmiştir.
🔄 Bozma ve direnme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 01.10.2024 tarihli ve 2023/8156 E., 2024/6630 K. sayılı kararıyla, erkeğin kadının kıskançlık yaptığı yönündeki vakıaya dayanmadığını, bu nedenle kıskançlık kusurunun kadına yüklenemeyeceğini belirterek kararı bozmuştur. Daireye göre erkek ağır, kadın az kusurludur ve kadın yararına tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile hakkaniyet ilkeleri gözetilerek uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmelidir.
Bölge adliye mahkemesi bu bozmaya uymamıştır. Direnme gerekçesine göre erkek, karşı dava dilekçesindeki “senin saçların temiz kimde yıkandın, nerede yıkandın” ithamıyla kıskançlık vakıasına dayanmıştır; psikolojik şiddetin tanımı kişiyi kontrol etmeye yönelik duygusal ve zihinsel tacizi kapsar, kıskançlık da bunun türlerindendir ve kadının bu davranışı dinlenen bir tanığın beyanıyla ispatlanmıştır. Direnme kararını kadın vekili temyiz etmiştir.
📜 Hukuk Genel Kurulu: vakıaya bağlılık ve HMK m.141
Kurul önce TMK m.166/1 ve m.174’ü, ardından uyuşmazlığın çözümünde belirleyici gördüğü HMK m.141‘i ele almıştır. Bu hükme göre taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle iddia ve savunmalarını serbestçe genişletebilir veya değiştirebilir; dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ise iddia ve savunma genişletilemez, değiştirilemez. Islah ve karşı tarafın açık muvafakati saklıdır. Kurul, düzenlemenin amacını uyuşmazlığın ön inceleme aşamasında netleşmesi ve tahkikatın yalnız ileri sürülmüş vakıaların doğruluğunun araştırılmasına yönelmesi olarak açıklamıştır.
Somut olayda Kurul, erkeğin dilekçesini bütün olarak okumuştur. Tespitleri şöyledir:
- Tartışmalı cümle, dava dilekçesindeki fiziksel şiddet vakıasına karşı yapılan savunmanın parçasıdır; olay günü tartışmanın neden çıktığını açıklamaya yöneliktir.
- Dilekçede, bu olaydan önce veya sonra benzer davranışlar bulunduğu, kadının eşi üzerinde baskı veya denetim kurduğu ya da kıskançlık kaynaklı tartışmaların evlilik birliğini ne ölçüde sarstığı yönünde hiçbir iddia yoktur.
- Bu nedenle erkek, “kadının kıskançlık yaptığı” vakıasına usulüne uygun şekilde dayanmamıştır.
Kurulun sonucu açıktır: Tek bir ifade kusur sonucuna ulaşmak için yeterli değildir ve dayanılmayan bir vakıa hakkında tanık beyanlarından yola çıkılarak tarafa kusur yüklenmesi doğru değildir.
💭 Kıskançlık ne zaman boşanmaya sebep kusurdur?
Kararın genel ilke niteliği taşıyan bölümü, kıskançlığın hangi durumda TMK m.166 anlamında kusur sayılacağına ilişkindir. Kurul, Yargıtay uygulamasını şöyle özetlemiştir: Kıskançlık niteliğindeki eylemlerin evlilik birliğini temelinden sarsacak somut davranışlara dönüşmesi ve bunun delillerle açıkça ortaya konulması gerekir.
- Tek başına kusur sayılmayanlar: Eşler arasında olağan sayılabilecek, zaman zaman hissedilen kıskançlık duygusu; rahatsızlığın dile getirilmesi; eşe duyulan güvensizliğin ifade edilmesi.
- Süreklilik ve yoğunluk kazanınca kusur sayılabilecekler: Eşi sürekli başka kişilerle ilişkilendirmek, sadakatinden devamlı şüphe etmek, sosyal hayatını kısıtlamak, nereye gittiğini ve kiminle görüştüğünü sürekli denetlemek, dışarı çıkmasına izin vermemek, üçüncü kişilerle iletişimini kontrol etmek ve bu nedenlerle sürekli tartışma çıkarmak.
Kurul ayrıca tarafların dilekçelerinde kıskançlığın nasıl ortaya çıktığını, ne zaman gerçekleştiğini ve evlilik birliğini nasıl sarstığını somutlaştırması gerektiğini vurgulamıştır. Kararın bu kısmı, kıskançlık iddiasının hem vakıa olarak ileri sürülmesini hem de içeriğinin somut olaylarla doldurulmasını aynı anda aradığını göstermektedir.
💰 Kusur dengesinin TMK m.174 tazminatına etkisi
Kıskançlık kusuru çıkarıldığında geriye kalan tablo, Kurulun da uyuşmazlık konusu olmadığını belirttiği kusurlardan oluşur: Erkeğin eşine fiziksel şiddet uygulaması; kadının telefonla uzun süre meşgul olarak birlik görevlerini ihmal etmesi ve yatak odasına dair mahremiyeti başkalarıyla paylaşması. Kurula göre bu davranışlar kıyaslandığında kusurlar denk değildir; erkek ağır, kadın az kusurludur.
Bu kusur belirlemesi tazminat sonucunu doğrudan değiştirir. TMK m.174/1 uyarınca maddi tazminatı kusursuz veya daha az kusurlu taraf isteyebilir; m.174/2 uyarınca manevi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafa, kusurlu olan diğer taraftan ödenir. Eşit kusur kabulü kadının taleplerini baştan engellemişti; Kurulun “ağır-az” tespitiyle bu engel kalkmış, direnme kararı HMK m.371 uyarınca bozulmuş ve dosya HMK m.373/2 uyarınca bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.
Kusur tartışmasının farklı görünümleri için şiddet uygulayan eşin ağır kusuruna ilişkin HGK kararına ve istinaf aşamasında kusurun kesinleşmesi sorununu ele alan HGK 2026/410 kararına bakılabilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü, kusurun ağırlığından önce hangi vakıanın yargılamaya usulüne uygun biçimde getirildiği sorusunun çözülmüş olmasıdır.
🙋 Merak edilenler
Dilekçede geçen her ifade kusur vakıası sayılır mı?
Tanık kıskançlıktan söz ederse bu kusur olarak kabul edilebilir mi?
Olağan kıskançlık boşanma sebebi midir?
Kadının tazminat talebi bu kararla kabul edildi mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; aile ve boşanma hukukuna ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Kararda kusur değerlendirmesi, tarafların dilekçe içerikleri ve dosyadaki delillere göre yapılmıştır. Benzer görünen bir boşanma davasında sonuç; ileri sürülen vakıalara, bunların hangi aşamada ve ne ölçüde somutlaştırıldığına, tanık anlatımlarına ve diğer delillere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




