Teslim Alınamayan Uyuşturucu – Yargıtay CGK 2026/392

Kolluk, bir TIR’ı İstanbul’dan Mersin’e kadar teknik ve fiziki takiple izler. Dorsede, kolilere sarılmış yüklü miktarda esrar vardır. Malı teslim alacak kişiler buluşma noktasına gelir, takip edildiklerini fark eder, yükü almadan uzaklaşır; bir başkası TIR’ı başka yerlere yönlendirmeye çalışır. Sonunda herkes yakalanır, ama uyuşturucu hiçbir zaman “alıcıların” eline geçmemiştir. Ceza hukuku açısından soru basittir ve sonucu ağırdır: Bu durumda uyuşturucu ticareti suçu tamamlanmış mıdır, yoksa teşebbüs aşamasında mı kalmıştır?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.06.2026 tarihli ve E.2025/234, K.2026/392 sayılı kararıyla, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle hükmü bozan 10. Ceza Dairesi kararını oy çokluğuyla kaldırmış; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul ederek suçun tamamlandığını kabul eden bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.
🚛 Pozantı’dan Mezitli’ye: takip edilen TIR
Soruşturma, Mersin’de uyuşturucu dağıtımı yapıldığı yönündeki istihbarat üzerine başlatılmış; sanık ve bağlantılı dosya sanıkları hakkında CMK m.135 uyarınca iletişimin tespiti kararları alınmıştır. Elde edilen bilgilere göre bir TIR, 28.12.2018 tarihinde İstanbul’dan Mersin’e yüklü miktarda uyuşturucu getirecek, teslimat Adana-Mersin yolu üzerindeki bir sanayi bölgesinde yapılacaktır.
Kolluk görevlileri gece boyunca tertibat almış, teslim almaya gelen kişileri araçlar ve ticari taksiler arasında izlemiştir. Kararda aktarılan fiziki takip tutanağına göre bu kişiler, takip edildiklerini fark ettikleri anlaşılınca TIR’ın yanına yaklaşmadan uzaklaşmış; sanık da telefonla devreye girerek aracın takipten kurtarılması için TIR’ı ve diğerlerini başka teslim yerlerine yönlendirmeye çalışmıştır. Sabah saatlerinde taksideki kişiler ve TIR şoförü yakalanmış, narkotik köpeğinin tepki verdiği dorsede yapılan aramada şu bulgular elde edilmiştir:
- Dört koli içinde, yüz paket hâlinde, daralı ağırlığı 109.160 gram gelen esrar,
- Kriminal rapora göre net 96.540 gram kenevir bitkisi; bundan 57.924 gram esrar elde edilebileceği,
- Dorsenin ön tarafında aseton, hidroklorik asit ve sülfürik asit bulunan toplam otuz varil.
Sanık olay günü yakalanamamış, hakkında yakalama kararı çıkarılmış ve 03.06.2021 tarihinde Diyarbakır’da yakalanmıştır. Koliler üzerinde yapılan incelemede vücut izine rastlanmamıştır.
📑 Mahkûmiyet, düzeltme, bozma ve itiraz
Dosyanın Ceza Genel Kurulu önüne gelişi dört aşamalıdır:
- İlk derece: Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi 01.11.2022 tarihli ve 254-363 sayılı kararıyla sanığı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan TCK m.188/3-5 ve m.43 (zincirleme suç) uygulanarak hapis ve 189.673 TL adli para cezasıyla cezalandırmıştır.
- İstinaf: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi 14.07.2023 tarihli ve 2929-883 sayılı kararıyla, ayrı yakalama eylemleri sabit kabul edilerek zincirleme suç hükmü uygulanmasını hukuka aykırı bulmuş; TCK m.43’e ilişkin kısmı hükümden çıkarmış, adli para cezasını 150.000 TL’ye indirmiş ve başvuruyu düzelterek esastan reddetmiştir.
- Temyiz: Yargıtay 10. Ceza Dairesi 09.10.2024 tarihli ve 7911-23767 sayılı kararıyla, uyuşturucunun sanıkların hâkimiyet alanına geçmediğini ve eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını belirterek TCK m.35 uyarınca indirim yapılmamasını bozma nedeni yapmıştır.
- İtiraz: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 06.01.2025 tarihli itirazında, uyuşturucunun İstanbul’dan sanıklar adına getirildiğini ve Mersin’de buluşulamamasının suçu teşebbüse dönüştürmeyeceğini savunmuştur. Özel Daire 22.01.2025 tarihinde itirazı yerinde görmeyince dosya Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir.
⚖️ Ceza Genel Kurulunun önündeki tek soru
Suçun sabit olduğu konusunda Özel Daire ile Başsavcılık arasında görüş ayrılığı yoktur. Uyuşmazlık yalnızca şudur: sanığa isnat edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçu teşebbüs aşamasında mı kalmıştır?
Kurul önce iki hükmü yan yana koymuştur. TCK m.188/3, uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya bulunduran kişiyi on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırır. TCK m.35/1 ise, işlemeyi kastettiği suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamayan kişinin teşebbüsten sorumlu olacağını düzenler.
Kurul, icra hareketinin başladığı anın belirlenmesinde Yargıtayın uyguladığı objektif teoriyi hatırlatmıştır: Suç tanımındaki unsur niteliğindeki hareketler gerçekleştiğinde icra başlar; bir hareketin icra hareketi sayılıp sayılmayacağı, suçun konusuyla yakın bağlantısı ve konu bakımından yarattığı tehlike dikkate alınarak değerlendirilir. Bunun ardından kararın belirleyici cümlesi gelir: TCK m.188/3’teki suç kural olarak teşebbüse elverişlidir; ancak seçimlik hareketlerden herhangi birinin icrası tamamlandığında suç da tamamlanır, diğer seçimlik hareketlerin teşebbüste kalması bu sonucu değiştirmez.
🔐 Çoğunluk: madde baştan beri kimin elindeydi?
Çoğunluk görüşü, uyuşturucunun Mersin’de “teslim alınıp alınmadığına” değil, temin edildiği andan itibaren kimin hâkimiyetinde olduğuna odaklanmıştır. Bu sonuca götüren deliller kararda şöyle sıralanır:
- Aralık 2018 başından itibaren yapılan ve iletişimin tespiti tutanaklarına geçen görüşmeler; “müjdeli haberi yirmi yedisinde kesin vereceğim” gibi sevkiyatı önceden haber veren konuşmalar,
- TIR şoförünün kullandığı hattın numarasının, bağlantılı dosya sanıklarından birinin telefon rehberinde kayıtlı olması,
- Bağlantılı dosya sanıklarından birinin, kolilerde uyuşturucu bulunduğunu bildiğini, sanığın uyuşturucu ticareti yaptığını ve iletişim için numaraların sanık tarafından paylaşıldığını anlatan savunması,
- Sanığın, takip fark edildikten sonra TIR’ı ve diğer kişileri farklı teslim yerlerine yönlendirmeye çalışması.
Kurul bu delillerden, uyuşturucunun sanık ve birlikte hareket ettiği kişilerce temin edildiği, temin ve nakil sürecini birlikte organize ettikleri ve maddenin TIR şoförleri tarafından onların nam ve hesabına İstanbul’dan Mersin’e nakledildiği sonucuna varmıştır. Madde temin sürecinden itibaren sanıkların hâkimiyet ve tasarrufunda bulunduğuna göre, suç icrasına başlanmış ve tamamlanmıştır. Başsavcılık itirazı kabul edilmiş, bozma kararı kaldırılmış ve bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.
🗳️ Yedi üyenin karşı oyu
Karar oy çokluğuyla verilmiş, yedi Ceza Genel Kurulu üyesi eylemin teşebbüste kaldığı görüşüyle karşı oy kullanmıştır. Karşı oyun dayandığı tespitler, çoğunluğun kurduğu “baştan beri hâkimiyet” zincirini delil düzeyinde sorgular:
- Teslim alacak kişilerin, uyuşturucunun teminine yönelik suç tarihi ve öncesinde telefon görüşmesi bulunmamaktadır; görüşmeler TIR Mersin’e girdikten sonra başlamış ve teslim alınmaya ilişkindir.
- Baz istasyonu kayıtlarında, uyuşturucunun temin edildiği yer olarak görülen İstanbul’a dair bir sinyal kaydı yoktur.
- TIR şoförlerinin, sanık ve diğerleri tarafından İstanbul’a gönderildiğini veya onların nam ve hesabına hareket ettiğini gösteren bir görüşme tespit edilmemiştir; şoförler kolileri kimliğini bilmedikleri kişilerden aldıklarını söylemiş, teşhis yapılmamıştır.
- Koliler üzerinde vücut izi saptanmamıştır.
Karşı oya göre ilk derece mahkemesinin “uyuşturucuyu İstanbul’dan temin etmek üzere hazırlık içine girdikleri” yönündeki kabulü varsayıma dayanmaktadır. Sanık ve diğerleri maddenin alıcısı konumundadır; malı teslim alamamışlar, sanığın yönlendirme çabasına rağmen teslim gerçekleşmemiştir. Bu durumda elverişli hareketlerle icraya başlanmış, ancak elde olmayan nedenlerle suç tamamlanamamıştır.
🔍 Kararın ortaya koyduğu ölçütler
Çoğunluk ile karşı oy arasındaki fark, hukuk kuralından çok olayın nasıl okunduğuyla ilgilidir. Her iki görüş de seçimlik hareketli bir suçta tek bir hareketin tamamlanmasının yeterli olduğunu kabul eder. Ayrıştıkları nokta, sanığın hangi seçimlik hareketin faili olduğudur:
- “Alıcı” okuması: Sanık yalnızca satın alacak veya kabul edecek kişiyse ve mal eline geçmeden yakalanmışsa, “satın alma/kabul etme” hareketi tamamlanmamıştır; teşebbüs tartışması açılır.
- “Sahip ve organizatör” okuması: Madde temin aşamasından itibaren sanık ve arkadaşlarına aitse ve onların hesabına taşınıyorsa, nakil ve bulundurma hareketleri onlar adına zaten gerçekleşmiştir; son teslimin yapılamaması suçu teşebbüse indirmez.
Bu nedenle benzer dosyalarda sonucu çoğu zaman iletişim kayıtlarının zamanlaması, baz bilgileri, nakliyecinin kimin adına hareket ettiğini gösteren deliller ve teslim öncesi görüşmeler belirler. Teşebbüs kabulü TCK m.35/2 uyarınca cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilmesi sonucunu doğurduğundan, bu delil ayrımı hükmedilecek ceza üzerinde doğrudan etkilidir.
Uyuşturucu suçlarında farklı bir nitelendirme sorunu için ticaret mi kullanma mı ayrımına ilişkin CGK kararına, teşebbüsün başka bir suç tipindeki görünümü için savcıya rüşvet teklifinde teşebbüs kararına bakılabilir.
❓ Sorular ve cevaplar
Uyuşturucu ticaretinde teşebbüs mümkün müdür?
Uyuşturucu teslim alınmadan yakalanılırsa suç tamamlanmış sayılır mı?
Bölge adliye mahkemesi kararında hangi düzeltme yapılmıştı?
Karar oy birliğiyle mi verildi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; ceza hukukuna ilişkin diğer güncel kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş olup somut dosyadaki iletişim kayıtları, fiziki takip tutanakları ve savunmaların değerlendirilmesine dayanır. Suçun tamamlanıp tamamlanmadığı; sanığın olaydaki rolüne, maddenin kimin hâkimiyetinde bulunduğuna ve delillerin içeriğine göre her dosyada ayrıca belirlenir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




